Bugün 09 Mart 2026 Pazartesi
  • Antalya7 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    7279.93
    %-0.29
  • Dolar
    44.0422
    %-0.06
  • Euro
    51.2132
    %0.12

HASAN YAKUP CANGÜVEN / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
HASAN YAKUP CANGÜVEN / KONUK YAZAR

SAYIN MANSUR YAVAŞ’A AÇIK MEKTUP

09 Mart 2026 Pazartesi 21:09

SOSYAL BELEDİYECİLİK ANLAYIŞI VE 61–64 YAŞ SERBEST KART ULAŞIM SORUNU

Sayın Başkanım;

Şubat ayında, Ankara Büyükşehir Belediyesi encümen kararıyla 61–64 yaş arası vatandaşlara tanınan ulaşım hakkı kapsamında kişiselleştirilmiş ulaşım kartımı başvurudan yalnızca birkaç dakika sonra teslim aldığımda, bunun sadece basit, sıradan teknik bir işlem değil, hayatımın büyük bir bölümünü geçirdiğim bu şehirle kurduğum bağın somut bir nişanesi olduğunu hissettim.

Gazi Mustafa Kemal Bulvarı’nda Ankara Üniversitesi Vehbi Koç Öğrenci Yurdu’nun (Maltepe) hemen karşısında bulunan Tarım Kredi Kooperatifleri Ankara Bölge Birliği’nde memuriyete başladığım 1988 yılından itibaren sabahın erken saatlerinde duraklarda bekleyişim, kalabalık EGO otobüsleri ve Özel Halk Otobüslerinde yolcuların “Arkadaşlar bir adım daha, son bir kişi kaldı. Kaptan orta kapanmadı, aç-kapa yapar mısın? Arkadaşlar, parasını göndermeyen, para üstü bekleyen var mı? Dikkatli olun, kapı içeri doğru açılır, çarpılmayın.” gibi sözlerle aralarında kurdukları iletişim ve insani dayanışmanın, koşuşturmanın, verilen hayat mücadelesinin ve alın terinin hatırası vardı o kartın içinde. Bu sebeple 61-64 yaş serbest geçiş kartı benim için, günün belirli saatlerinde (10:30-15:00) tahdit edilmiş, teknik anlamda sınırlı bir ulaşım hakkı değil; hayatla bağımı diri tutan, şehirle irtibatımı sürdürmeme vesile olan ve toplumsal dolaşımın içinde kalmamı sağlayan kıymetli bir imkandır.

Ancak kartı ilk kullandığım gün, meselenin kartı almakla bitmediğini; belirlenen saat aralıklarının günlük hayatın tabii ritmiyle örtüşmemesi sebebiyle bu hakkın fiilî kullanımında ciddi güçlükler yaşandığını bizzat tecrübe ettim. Zaten bu mektubu kaleme alırken konuya teorik bir yerden değil; bizzat yaşayan, o sarı kartı cebinde taşıyan, saatine bakarak durağa koşar adımlarla yürüyen, bir seferi kaçırdığında ya tam abonman kartını kullanmak zorunda kalan ya da uzun bekleyişin ağırlığını hisseden bir Ankaralı olarak yaklaşıyorum. Bu sebeple dile getirdiğim sorunu bir gözlemin değil, doğrudan bu sorunu yaşamış bir tecrübenin ifadesi olarak değerlendirmenizi bekliyorum. Çünkü otobüslerle ve raylı sistem hatlarıyla kurulan bağ artık basit bir ulaşım meselesi değil; bu karta sahip olan herkesin her gün karşılaşabileceği ulaşımdaki serbest kart kullanım kısıtlama sorununun ta kendisidir.

Sayın Başkanım,

Bilindiği üzere 04.03.2014 tarih ve 28931 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Ücretsiz veya İndirimli Seyahat Kartları Yönetmeliği” ile toplu taşıma hizmetlerinden ücretsiz veya indirimli yararlanacak kesimlere ilişkin usul ve esaslar belirlenmiş; Yönetmeliğin 5’inci maddesi uyarınca 65 yaşını doldurmuş vatandaşlara “kişiselleştirilmiş akıllı elektronik ulaşım kartı” verilmek suretiyle toplu taşıma hizmetlerinden ücretsiz yararlanma imkânı tanınmıştır. Anılan maddenin üçüncü fıkrasında ise, toplu taşıma hizmetini sunan kurum ve kuruluşlar ile belediyeler ve bunlara bağlı şirket, birlik, müessese ve işletmeler tarafından 60–65 yaş aralığında bulunan vatandaşların toplu taşıma hizmetlerinden ücretsiz veya indirimli olarak yararlandırılmasına yönelik düzenleme yapılabileceği açıkça hüküm altına alınarak bu hususta yerel yönetimlere takdir ve düzenleme yetkisi verilmiştir.

Bu yetkiye dayanılarak Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından alınan karar doğrultusunda; Ankara’da ikamet eden ve 61 yaşını doldurmuş (61–64 yaş arası) vatandaşlara 10.30–15.00 ile 19.00–24.00 saat dilimlerinde EGO Genel Müdürlüğü’ne bağlı otobüsler, Özel Halk Otobüsleri ile raylı sistem hatlarından (Metro ve Ankaray) ücretsiz yararlanma hakkı sağlayan “kişiselleştirilmiş akıllı elektronik ulaşım kartı” uygulamasının hâlen devam ediyor olması, sosyal belediyecilik anlayışı bakımından son derece kıymetli ve takdire şayan bir hizmettir.

Ancak hukukî bir imkânın tanınmış olması kadar, sosyal devlet ilkesinin doğal bir gereği olan bu imkânın hayatın olağan akışıyla ne ölçüde örtüştüğünün fırsat eşitliği perspektifiyle ne ölçüde uyumlu olduğunda ortaya çıkar.

Sayın Başkanım,

Ortalama yaşam süresinin uzadığı, 61-64 yaş grubunun önemli bir kısmının üretim hayatı içinde yer almaya devam ettiği ve emekli gelirlerinin günümüz ekonomik şartları karşısında yetersiz kaldığı bir toplumsal zeminde ulaşım meselesi teknik bir hizmet başlığı olmaktan çıkmış; bireyin kente katılma hakkının, sosyal hayata erişiminin ve insan onuruna yakışır yaşam idealinin asli unsurlarından biri hâline gelmiştir.

Bugün 61–64 yaş aralığındaki vatandaşlarımızın çok önemli bir bölümü:

  • Aile içi dayanışmanın yükünü taşımakta,
  • Bakıcı ve kreş ücretlerinin yüksekliği ve güvenlik kaygıları nedeniyle torunlarının bakımında aktif rol almakta,
  • Sivil toplum faaliyetlerine gönüllü olarak katılmakta,
  • Kültürel hayatın sürekli takipçisi ve aktif müdavimliğini sürdürmekte,
  • Şehirle güçlü ve canlı bağ kurmaya devam etmektedir.

Sayın Başkanım,

Ankara Büyükşehir Belediyesinin 61-64 yaş arası vatandaşlara günün belirli saatlerinde sunduğu ulaşımdan ücretsiz yararlanma uygulaması, kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör ve serbest meslek mensuplarının mesai başlangıç ve bitiş saatleri ile (pik saatler) doğrudan çakışmıyor olsa da;

  • Günlük hayatın tabii ritmiyle örtüşmeyen dar bir zaman aralığına sıkıştığı için vatandaşlar üzerinde ulaşım aracına yetişme telaşı ve kaygısı oluşturmakta ve mağduriyete yol açmakta,
  • Öğleden hemen sonra saat 15.00’te kaçırılan bir seferin ardından ücretsiz geçişten yeniden yararlanabilmek için dört saat gibi uzun bir süre bekleme zorunluluğu sebebiyle ciddi bir zaman kaybı ve psikolojik baskı doğurmaktadır.

Bu durum sosyal belediyecilik ilkesinin özünde yer alan hizmete erişimde eşitlik ve insan odaklı yönetim anlayışı çerçevesinde konunun yeniden değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır.

Dolayısıyla yapılacak yeni bir düzenleme yalnızca belirli bir yaş grubuna tanınan bir kolaylık olmayacak, aynı zamanda;

  • Toplu taşımayı teşvik ederek kullanım oranını yükseltecek,
  • Özel araç kullanımını azaltarak, trafik yoğunluğu ve karbon salınımını düşürecek,
  • Bu yaş grubunun şehir içi hareketliliğini artırarak, kuşaklararası dayanışmayı güçlendirecek,
  • Gönüllülük esasına dayalı olan sivil toplum faaliyetlerini artıracak,
  • Şehrin ekonomik ve kültürel canlılığına doğrudan katkı sağlayacaktır.

Bu yönüyle meseleye, bireysel bir talebin ötesinde; şehir ekonomisi, çevre politikası ve toplumsal bütünleşme perspektifinden bakmanızı istirham ediyorum.

Sayın Başkanım,

Anayasa’nın 2’nci maddesinde ifadesini bulan sosyal hukuk devleti ilkesi ve 10’uncu maddesindeki eşitlik hükmü birlikte değerlendirildiğinde; kamu hizmetlerinden yararlanma imkânının hayatın gerçekleriyle uyumlu hâle getirilmesi bir tercih değil, doğrudan doğruya kamusal sorumluluktur. Yerel yönetimlerin 5216 ve 5393 sayılı kanunlardan doğan tarife belirleme yetkisi de bu sorumluluğun hukukî zeminini oluşturmaktadır.

Bu çerçevede yapılabilecek düzenlemenin yalnızca saat aralıklarının değiştirilmesi şeklinde değil, mali sürdürülebilirliği de gözeten dengeli bir modelle ele alınması mümkündür.

Bu kapsamda 61–64 yaş grubuna tanınan ücretsiz ulaşım hakkına ilişkin saat sınırlamasının; çalışma hayatının ritmi, sosyal hareketlilik dinamikleri ve günlük yaşam pratikleri dikkate alınarak söz konusu uygulamanın vatandaşların ulaşım hizmetlerinden daha etkin ve verimli biçimde yararlanmasını sağlayacak şekilde esnek zaman dilimleriyle düzenlenmesi veya alternatif kullanım modellerinin geliştirilmesi yönündeki seçeneklerin ele alınmasının yerince olacağı kanaatindeyim.

Makamınızca da uygun görülmesi hâlinde, mevcut uygulamanın gözden geçirilerek yeniden düzenlenmesi ve alternatif çözüm seçeneklerinin değerlendirilmesi hususunun belediyenizin ilgili ve yetkili birimlerince incelenerek;

  1. Mevcut Uygulamanın Muhafazası:

00.00–10.30 ile 15.00–19.00 saatleri dışında serbest olacak şekilde mevcut sistemin korunması; bu imkândan mevcut şartlarla yararlanmayı tercih edenler bakımından herhangi bir değişikliğe gidilmemesi.

  1. Hafta Sonu Saatlerinin Genişletilmesi:
    00.00–10.30 ile 15.00–19.00 saatlerindeki mevcut uygulamanın muhafaza edilmesiyle birlikte, yalnızca hafta sonlarında uygulanmak üzere saat kısıtının tamamen kaldırılarak kullanım hakkının günün tamamına yayılması; bu kapsamda, hafta sonuna mahsus genişletilmiş zaman diliminden yararlanmak isteyenler için ayrıca belirlenecek makul bir kart/abonelik bedelinin tespit edilmesi.
  2. Kısmi Genişletme Modeli:

00.00–09.00 ile 17.00–19.00 saatleri dışında serbest olacak şekilde yeniden yapılandırılması; bu genişletilmiş zaman diliminden yararlanmak isteyenler için mali sürdürülebilirlik ilkesi gözetilerek yıllık bir kart kullanım bedelinin buna göre ihdas edilmesi.

  1. Tam Serbestlik Modeli:

Son olarak ise saat kısıtının tamamen kaldırılarak kullanım hakkının günün tamamına yayılması; buna karşılık kamu mali dengeleri ve bütçe disiplininin korunması suretiyle makul ve erişilebilir düzeyde yıllık bir kart kullanım bedelinin belirlenmesi.

Hem sistemin finansal yükünü öngörülebilir ve yönetilebilir hâle getirecek, hem sosyal belediyecilik vizyonu ve şehir hayatının gerçekleri bakımından yerinde olacak hem de kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması ilkesi ile uyumlu bir çözüm olacaktır.

Sayın Başkanım,

Mesele; yalnızca bir ulaşım kartı meselesi değil, ömrünü bu şehre vermiş bir kuşağın hayatla bağını diri tutmaktır.

Mesele; bu insanları Ulus’un kalbinde, Hacı Bayram’da kılınacak öğle namazının ardından alacakları iki ekmekle sessizce evlerine uğurlamak değildir.

Mesele; bu insanları şehir hayatının dışına itmemek, bu yaş kuşağını evine hapsetmemektir.

Mesele; sosyal belediyeciliği günlük hayatın içinde görünür kılmaktır.

Sayın Başkanım,

Unutulmamalıdır ki sosyal belediyecilik ekonomik imkânları sınırlı vatandaşını şehir hayatına katılabildiği ölçüde güçlüdür. Bir büyükşehir; yalnızca açtığı yollarla, düzenlediği bulvarlarla, kurduğu üst geçitlerle, uyguladığı imar planları ve yapı ruhsatlarıyla, topladığı çöplerle, asfaltladığı cadde ve sokaklarla, hızlandırdığı altyapı çalışmalarıyla, suyu bir kaynaktan tüketim yerlerine taşıdığı isale-terfi hatlarıyla, kapsayıcılık alanı çok geniş olan trafik hizmetlerine getirdiği çözümlerle ya da park, bahçe ve meydanlara verdiği isimlerle değil; bağrında yaşayan insanların hayatını kolaylaştırabildiği, onların günlük hayatına dokunabildiği ölçüde de büyüktür.  Takdir edersiniz ki, şehir yönetimleri için en güçlü yatırım kalemlerinden biri de, şüphesiz şehir halkından aldığı hayr ve duadır. Vatandaşının duasını alan bir şehir yönetimi, aslında kendi yönetim geleceğini de imar etmiş olur.

Sayın Başkanım,

Ankara’da yaşayan 61–64 yaş arası vatandaşlar için alacağınız yeni bir karar; yalnızca bir saat düzenlemesi ya da kısıtının kaldırılması değil, şehrin vicdanına atılmış bir imza olacaktır.

Gelin; ömrünü bu şehre adamış insanların duasını alın.

Gelin; Ankara’yı sadece yolları, bulvarları, caddeleri, parkları, kavşak ve meydan düzenlemeleri ile, yükselen çok katlı bina ve betonlaşan yapılarıyla değil, insanına verdiği değerle daha da büyütün.

Gelin; 29 büyükşehir belediyesine rol model olun.

Saygılarımla.

 

Bu yazı toplam 205 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim