Bugün 07 Mart 2026 Cumartesi
  • Antalya16 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    7301.11
    %0
  • Dolar
    44.0611
    %0
  • Euro
    51.1902
    %0

NURİ SEZEN / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
NURİ SEZEN / KONUK YAZAR

TÜRKLERDE İSLAM KÜLTÜRÜ

07 Mart 2026 Cumartesi 15:57

 

Bilindiği gibi İslam ilahi bir din. Kültürse toplumların yarattığı değerler.

Millet olmak, özgün bir yaşama biçimine, büyük bir tarihe sahip olmak demektir. Değişen şartlara ayak uydurabilmiş, yaşama gücünü devam ettirebilmiş büyük topluluklar bu ünvana sahip olabilir.

Biz Türkler bilinmeyen bir tarihten beri varız. Varlığımız, geleneklerimiz, dilimiz, yaşama biçimimiz, dünya görüşümüz, destanlarımız, mitolojimiz var. Türkleri çıkar dünya tarihinden pek bir şey kalmaz derler. Bu da geçmişe nasıl bir mühür vurduğumuzun ifadesi olsa gerek. Millet olarak bugüne kadar geliş seyrimizde önemli dönemeçlerden geçtik. Bunların en etkili olanı İslam dinine girişimiz bir de NATO’ya girişimiz olsa gerek

Türk dünyası çok geniş bir coğrafyaya sahip. Ata dinimiz yanında çeşitli dinlere girmişi çıkmışı olan Türklerin kahir ekseriyeti İslam dinine girmiş Müslüman sayılır. Çeşitli milletler evrensel din İslam’ı farklı yorumlarla yaşıyorlar. O milletin geleneksel kültürü ve çeşitli mezhep, cemaat anlayışları İslam’ı yaşamada farklılıklar ortaya koyduğu da açık.

Biz Türklerin, bazılarının eleştirel bakışları olsa da, bir Türk İslam kültürü ortaya koyduğumuz bir gerçek. Kaynağını dini naslara dayadığımız bize has bir kültürümüz var!

İslam’ın değişmez nasları olan bir dinse, uygulamalardaki yaşam biçimleri ise kültürdür.

Türkün İslam kültürü diyebileceğimiz bu kültüre gelelim:

Hz. Muhammed’in peygamber oluşundan Emevî dönemine kadar geçen dönem, İslam’ın gerçek anlayışının uygulandığı dönemdir. Bu dönem İslam’ın sadeliğine uygun, gösterişten uzak bir anlayış gösterir. İslami ibadet, yaşam biçimleri, mekanları doğal ve sadedir. Emevî dönemimde Hristiyan Sanatı ile karşı karşıya gelen Müslümanlar, Hristiyanlığın gösterişe dayalı, abidevi kiliseleri ile yarışırcasına, bir üstünlük yarışına girmiş görünüyor. Emevî’ye Camii gibi gösterişli yapılar bu tarihten sonra İslam’da görülmeye başladı.

İslam’da ibadet biçimi Hristiyanlıktan farklıydı. İslam; zamandan, mekândan uzak, doğmamış, doğurmamış, başlangıcı ve sonu olmayan, hiçbir şeye benzemeyen bir kavram olarak Allah’ı tanımlar. Hristiyanlıkta görülen ruhban sınıfı, ibadette araçları aracıları kaldırılmış. Böyle bir dinde Tanrının somutlaştırılması düşünülemez. Bu nedenle İslam Sanatı soyut ve dekoratiftir.

Temizlik, abdest, ibadet, sosyal yardımlaşma, ezan gibi değerlerin gereği İslam Sanatının esaslarını belirler.

Hristiyan kiliselerinin deriliğine karşı camilerin genişliğine planlanmış olması cemaatin saf düzeninden kaynaklanır.

 Temizlik için: hamamlar, tuvaletler (önce tuvalet sonra cami yapılırmış.)

Abdest için: şadırvanlar

İbadet için mescitler camiler

Sosyal yardımlar için: imarethaneler, köprüler, yollar, hanlar,

Aşevleri, bimarhaneler

İlim için: Medreseler

Ezan için: minareler

Sanata verilen değer: güzel yazı- hat, süsleme, ebru, vitray, çini, halı, kilim vs. gösterilebilir.

 Birçok kültürde ibadete araç edilen resim, heykel gibi sanat ürünleri İslam aleminde putçuluk çağrışımı yapmasından korkulmuş, hâlbuki yasak olan resim heykel değil putçuluktur. Tapınma gayesi taşıyan şeyler puttur. Heykeli üç boyutlu bir form olarak görürsek İslam mezar taşları heykel değeri taşır. Günümüzün soyut heykellerini aratmaz. İslam’da batı tarzı resimler yerine perspektif ve ışığın bilerek kullanılmadığı tasvir amaçlı minyatür denen resimler görülür.

Aynı dini kabul etmiş Türkler, Araplar, Farisiler ve diğer farklı milletlerde aynı fonksiyonu gören eserlerinde sanat farklılıklarına rastlanır. Bunun nedenleri:

1-gelenekteki farklılıklar

2-Genlerdeki farklılıklar

3-Coğrafi farklılık

4-Kullanılan malzemelerdeki farklılıklar

5-büyük sanatçıların yetişmiş olması (Mimar Sinan gibi. Sinan olmasa Osmanlı mimarisi bu kadar gelişir miydi?)

6- Ekonomik yapı

7-Yönetim biçimi, siyasal yaklaşım.

İslam’da sevap kazanma, günahlardan kaçma, topluma hizmet, helal kazanç, paylaşım, ilim Allah’ın emridir. İslam bu dünyada yaptıklarımızdan, yapmadıklarımızdan da insanı sorumlu tutar. Günahkâr olanlar cehennem ateşiyle tahdit edilir, sevaplara karşı cennet vadedilir. Öldükten sonra sevap kazanma üç şartla mümkün görülür:

  1. Kişinin yapmış olduğu hayır hasenatın toplumsal hizmetinin devam etmesi. (Vakıf hizmetlerinin çıkış sebebi)
  2. İlim tahsil ettirdiği kişilerin ilme hizmetlerinin devamı
  3. Hayırlı evlat yetiştirmek

Bu üç konuda yapılan hizmetlerin devamı süresince ölümden sonra da kişinin sevap hanesine sevapların yazılacağı müjdelenmiş.

Bu nedenle Müslüman öldükten sonra da sevap kazanmak için gücüne göre hayırlar, hayır kurumları yaptırır, çocuk okutur, hayırlı evlat yetiştirir.

İslam sadece iyilik, doğruluk ve ibadetten ibaret değil. Göklerin, yıldızların, yeryüzündeki bitkilerin, hayvanların, denizlerin güzelliklerinden ibretliklerinden de bahseder. Güzelliği sadece maddede değil, sözde, davranışta, içte arar. İslam güzel ahlak olarak tanımlanır. İslam’ın kelime anlamı barıştır. Barış güzelliktir.

İslam’ın Türk Kültür hayatındaki yansımaları:

Köy Odalar, Köy Misafirhaneleri, düğünler, adetler, yardımlaşma, imece, hasta ziyaretleri, Türbeler, gelmişe geçmişe dualar, selamlaşma, sılayı rahim, mezar ziyaretleri, hayvan sevgisi ( hiçbir canlıyı ateşe atmazlar), açları doyurma, çıplakları giydirme, birlik beraberlik, dayanışma, gurbetçiyi, yolcuyu garip sayıp yardımcı olma, düşenin elinden tutma, misafire hürmet, kurdun kuşun hakkını vermek ( tarladaki ekinin bir kısmını kurda kuşa bırakmak gibi), suyu kirletmemek, ağaçları korumak, yol üzeri hanlar yapmak, hamamlar yapmak, askıda ekmek bırakmak (çok eski gir gelenek), meyve ağaçları hayır etmek, kurban eti dağıtmak, ziyafetler, çocukları sevindirmek, ilk defa tıraş olan çocuğa, sünnet, evlilik, çocuğu olan aileye, cenazesi olan aileye, askere giden gençlere, cenaze taziyeleri, çeşme, mescit yapma, mevlit okutma, sadaka dağıtma, çocuk giydirme, toplu sünnet gelenekleri, belediyelerin cenaze hizmetleri, imece yol yapımı, selamlaşma gibi bir çok değerler.

 Kaybolmaya yüz tutmuş bu değerlerin yerine şimdi ne kondu?

Yerine sağlıklı bir şey koyamadıysak, millet olmaktan çıkıp, güruhluğa doğru gittiğimizin işaretidir.

Tarihi süreç değişimi beraberinde getirir ama, değişim iyi yönde olursa işe yarar.

Toplumsal bağları gevşetip bireyselliğin egosuna teslim olursak, beraber yaşamak çıkar ilişkilerinden öteye gidemez. Böyle toplumlarda “kurtlar kanunu” geçerli olur. Güçlüler gücü bitene kadar mutlu, zayıflar ölene kadar mutsuzdur.

Birimiz hepimiz için, hepimizin birimiz için yaşayacağı, mutluluğun paylaşılacağı bir dünya dileğiyle iyi bayramlara doğru.

Bu yazı toplam 125 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim