- IMKB
% - Altın
6821.54
%0.49 - Dolar
48.4656
%0 - Euro
56.401
%0.04
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 23:48 - KAHRAMANMARAŞ’TA BIÇAKLI KAVGA: 2 YARALI
- 22:58 - ALEVLER EVLERE ULAŞTI: MAHALLELİ YANGINLA SAVAŞTI
- 22:03 - KÖPEĞİ TRAKTÖRE BAĞLAYARAK SÜRÜKLEDİ
- 21:58 - AK PARTİ MERSİN İL BAŞKANI ALDEMİR: "DEVLETİMİZ TÜM İMKANLARIYLA SAHADA"
- 21:53 - ALANYASPOR, GÖZTEPE MAÇI HAZIRLIKLARINA BAŞLADI
- 21:23 - AKSU BELEDİYE BAŞKANI YILDIRIM: "YÖN DEĞİŞTİREN RÜZGAR ÇALIŞMALARI GÜÇLEŞTİRİYOR"
- 21:03 - KUMLUCA’DAKİ ORMAN YANGININDA 10 EV ZARAR GÖRDÜ, KARADAN MÜDAHALE DEVAM EDİYOR
- 20:56 - ANAHTAR PARTİ ANTALYA'DA İKİ ÖNEMLİ ATAMA
- 20:03 - ANTALYA VALİSİ ŞAHİN: "AKSU YANGINI DEVAM EDİYOR, KUMLUCA YANGINININ ENERJİSİ DÜŞÜRÜLDÜ"
- 19:18 - KOZAN’DAKİ YANGIN İMAMOĞLU İLÇESİNE İLERLEDİ
- 19:14 - DERE'DEN İMALATÇI ESNAFA 31 EKİM ÇAĞRISI
- 18:34 - BİR MAHALLEYE TAHLİYE KARARI
- 18:23 - MERSİN’DE ORMAN YANGININA 230 PERSONEL, 2 UÇAK VE 5 HELİKOPTERLE MÜDAHALE
- 18:03 - ANTALYA’DA ALEVLERLE MÜCADELE SÜRÜYOR: ANTALYA-ISPARTA YOLU TRAFİĞE KAPATILDI
- 17:33 - KAHRAMANMARAŞ’TA GÖĞSÜNDEN ÇIKARDIĞI TABANCAYLA 2 KADINI YARALADI
MUHARREM YELLİCE / KONUK YAZAR


MEVLİD’DEN MENZİL’E, AYRILIKÇILIKTAN UMUT HAKKINA
Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri, laiklik ve üniter devlet kolonları üzerine atılmıştır. 1932 yılında Mustafa Kemal Atatürk döneminde ezanın Türkçeye çevrilmesi, ibadetin anlaşılabilirliği ve millîleşme politikalarının bir parçası olarak hayata geçirilmiştir. Bu uygulama, laiklik ilkesinin din üzerindeki düzenleyici rolünün bir yansımasıydı. Ancak 1950’de Adnan Menderes liderliğindeki Demokrat Parti iktidarıyla birlikte ezan yeniden Arapça aslına döndürüldü. Aynı yıllarda devlet radyolarında mevlit yayınlarının başlaması ve dinî yapıların kamusal alandaki görünürlüğünün artması, Cumhuriyet’in ilk dönemindeki laiklik anlayışından farklı bir yönelime işaret eden gelişmeler olarak ortaya çıkmıştır.
Arapça ezan ve mevlit ile açılan gedikten içeri sızan siyasal İslam, 1980 sonrası “Türk-İslam Sentezi” ile devleti bir tarikatlar ve cemaatler koalisyonuna dönüştürdü. Nakşiliğin Halidi kolundan türeyen Menzil ve benzeri yapılanmalar, sadece inanç grupları değil, devletin bürokrasisine sızmış paralel iktidar odakları haline geldi. Laiklikten verilen her ödün, vatandaşlık bağını zayıflatırken “müritlik” bağını güçlendirdi. Bugün Anayasa’nın 4. maddesinin tartışmaya açılması, 70 yıl önce Arapça ezan ve mevlit ile başlayan o tavizkâr siyasetin nihai hedefidir.
Hâlbuki Türk-İslam sentezcilerinin kabul ve takdir ettikleri Ziya Gökalp, vatanı Türkçe ezanların okunduğu yer olarak tanımlamış ve şöyle demiştir:
Bir ülke ki camiinde Türkçe ezan okunur,
Köylü anlar manasını namazdaki duânın.
Bir ülke ki mektebinde Türkçe Kur’an okunur,
Küçük büyük herkes bilir buyruğunu Hüdâ’nın.
Ey Türkoğlu, işte senin orasıdır vatanın!
Türk-İslam sentezci düşüncenin banisi Osman Yüksel Serdengeçti, Ziya Gökalp’ın Türkçülüğün Esasları adlı eserini Serdengeçti Yayınları’ndan bastıran kişidir.[1] Sonuçta Cumhuriyet değerlerine atılan sağ yumruk böyleydi.
Sol ne yaptı?
Bu kuşatmada sadece dinsel yapılar değil, solun belirli bir kanadı da “ulus-devlet” karşıtlığında katalizör görevi gördü. 1968 kuşağının “Halkların Kendi Kaderini Tayin Hakkı” (HKKTH) gibi evrensel kavramları Türkiye’nin üniter yapısına karşı bir koçbaşı gibi kullanarak 1990’larda PKK terörünün ideolojik altyapısını oluşturdu.
Bulgaristan yönetimi, 1984–1985 yıllarında Bulgaristan’da yaşayan Türklere zorla Slav ismi vermeye çalıştı. Türkçe isimler ve ibadet etme hakkı yasaklandı. Kabul etmeyenlerin mallarına el kondu, baskı uygulandı. Aziz Nesin hemen bir kitap yazdı: Bulgaristan’da Türkler, Türkiye’de Kürtler. [2] Piyasaya sürüldü, finanse edildi ve milyonlar sattı.
Aziz Nesin gibi aydınlar, Bulgaristan’da hiçbir isyan çıkarmayan soydaşlarımıza yapılan baskılarla Türkiye’nin terörle mücadelesini bir tutarak büyük bir “militarist” savrulmaya imza attılar. Nesin’in bu benzetmesi, aslında üniter yapıyı korumaya çalışan devlet refleksini “ezme” olarak niteleyerek emperyalizmin bölge planlarına entelektüel bir kılıf dikmekti. Nesin ve takipçileri, insan hakları maskesi altında devletin meşru müdafaa hakkını itibarsızlaştırırken, ayrılıkçı terörün meşrulaşmasına giden yolu döşediler.
Yaşar Kemal, devletin Kürtlerin yaşadığı ormanları yaktığı yönünde ifadeler kullandı. Buna benzer sözleri birçok ünlü isim de dile getirdi. Orhan Pamuk ise, Türklerin bir buçuk milyon Ermeni’yi öldürdüğünü söyledi. Eğer Türk milleti insanları biçen bir yapıda olsaydı, yüzyıllarca imparatorluklara yöneticilik yapmış Türk boylarıyla bugün dünyada Türk’ten başka bir ırk yaşamazdı.
Zaman zaman nankör çıktı büyütüp okuttuğum,
Gölge vermedi çok kere diktiğim ağaç...
Devlet denince hep vergi geldi aklıma,
Jandarma deyince kırbaç...[3]
Geldiğimiz noktada, tarikatların laikliği bitirme çabası ile ayrılıkçı hareketlerin üniter yapıyı parçalama hedefi, uluslararası emperyalizmin laboratuvarında birleşmiştir. 1950’lerde devlet radyosundaki mevlit ve Arapça ezanla başlayan süreç, 1990’ların terör sarmalıyla birleşmiş ve bugün terörist başı için “Umut Hakkı” talep edilen karanlık bir eşiğe ulaşmıştır.
Emperyal güçler; bir yandan laikliği tasfiye eden dini yapıları (FETÖ, Menzil vb.) desteklerken, diğer yandan üniter yapıyı hedef alan silahlı örgütleri (PKK) ve onların sivil uzantılarını beslemiştir. Hedef tektir: Ortadoğu’da dirençli bir ulus-devlet olan Türkiye’yi, cemaatlere ve etnik kantonlara bölünmüş, yönetilebilir bir yapıya dönüştürmek.
Üniter ve laik yapıya yapılan saldırı iki koldan ilerlemiştir: Biri inançları siyasallaştırarak devleti içten çürütmüş, diğeri etnik kimlikleri silahlandırarak sınırları tartışmaya açmıştır. “Umut Hakkı” gibi dayatmalar ve Anayasa’nın ilk dört maddesinin tartışmaya açılması, bu 70 yıllık kuşatmanın zafer çığlığıdır.
Ancak kurtuluş hâlâ mümkündür. Çözüm ne tarikatların karanlığında ne de etnik ayrılıkçılığın “demokrasi” görünümlü tuzaklarındadır. Çözüm; eğitimi tarikatlardan temizleyip akla teslim etmekte, üniter yapıyı ise hiçbir etnik pazarlığa kurban etmeden “eşit vatandaşlık” temelinde savunmaktadır. 1923’ün kurucu iradesi ve laik Cumhuriyet, emperyalizmin bu çok katmanlı sarmalından çıkışın tek anahtarıdır.
YANGINDAN SONRA DEĞİL, YANGINDAN ÖNCE!MEHMET YENİKAYNAK
ANTALYASPOR'DA ÇİRKİN OYUNLAR…..TURGAY ALP
CELALETTİN ARİF DEMİREL’İN TANIKLIĞI İLE KEMAL TAHİRAHMET İLBARS
DELİ KADİR'İN İNANILMAZ LEZZETLİ BURDUR ŞİŞLERİBİHTER GÖRDÜ
OLMAYACAKSA MEVLÜT İLE OLMASINKAHRAMAN KÖKTÜRK
ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER/ADLON'UN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİNİZAMETTİN ŞEN
KÖYDE SANATIN İZİGÖZDE SARI
KURTULUŞ SAVAŞI VE YERLİ RUMLARŞENER METE
YENİ PARTİ’Yİ DOĞURAN SÜREÇEŞREF URAL
KOLEKTİF BİR NARSİZM; MİLLİYETÇİLİĞİN AHLAK EŞİĞİTARIK ÇELENK
ÖMÜR, TÜRKÇE'NİN MAKRO KOZMOZUNDA TEK BİR NEFESTEN BAŞKA NE Kİ?BAHAR UYSAL HAMALOĞLU
RADİ FİŞ İLE NÂZIM HİKMETYUNUS YAŞAR
YOLCULUKOYA ÖZGÜR
ELİNE İNCİR SÜTÜ BULAŞSINRAZİYE GÖK AKTAŞ
30 AĞUSTOS 1922 VE SONUÇLARI-3PROF DR RAMAZAN DEMİR
"SUÇ YOKKEN SUÇLU ARAYANLAR, SUÇ VARKEN SUÇLU BULAMIYORLAR"MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
YENİ DÜNYA DÜZENİNDE KADINIŞIK YARGIN
KANT’TAN ATATÜRK’E AKLIN ÖZGÜRLEŞMESİMUHARREM YELLİCE
BU DURUM ANTALYASPOR'A FIRSATVEDAT GÜRHAN
HACİVAT LİGHT YEŞİL!..GAZANFER ERYÜKSEL
BİZİ YORAN GERÇEK Mİ, BEKLENTİLERİMİZ Mİ?NİNA ŞAHİN
BEN 12 EYLÜL’Ü SEÇTİM. PEKİ, YA SEN?HASAN YAKUP CANGÜVEN
KİMBİLİR BELKİ DE…OYA BOYSAN
MENÜDEKİ FİYAT OYUNLARINA DİKKAT!AV İBRAHİM GÜLLÜ
ANTALYASPOR'DA BÜLENT KORKMAZ DÖNEMİ SONA ERDİ
HERLİNGS DÜNYA MOTOKROS ŞAMPİYONU
KOCAGÖZ, ZABITA TEŞKİLATI'NIN KURULUŞ YILDÖNÜMÜNÜ KUTLADI
5 YILDIZLI OTEL KONFORLU YURT
100. YIL CADDESİ'NDE YENİLEME ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR
DOKUMA ETAP 2 İÇİN ORTAK AKIL VURGUSU
ALTINPORTAKAL'DA ULUSAL BAŞVURULAR SONA ERDİ
TANZANYALI 'ARAP OSMAN'IN BAŞPEHLİVANLIK HAYALİ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim






