Bugün 16 Nisan 2026 Perşembe
  • Antalya15 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6811.86
    %0
  • Dolar
    44.5989
    %0
  • Euro
    52.3513
    %0

TARIK ÇELENK / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
TARIK ÇELENK / KONUK YAZAR

NİÇİN KÖYLÜLÜK?

16 Nisan 2026 Perşembe 02:12

Uzun süredir gündeme getirdiğim köylülük tartışmalarının hep içindeyim. Zira bir yönüyle kısır iç çekişmelerin, kimlik kapanının, çevre duyarsızlığının, tarihsel dizilerimizdeki trajikomik anakronizmin, devrimler veya reformlar arka planındaki fikirsizliğin, taklitçiliğin ve benzer pek çok konunun arkasında bu toplumsal-sosyolojik gerçekliğin bulunduğu inancındayım. Bilindiği gibi bunu Açık (kent görgüsünden yoksun) ve Gizli (kent görgülü görünümlü) köylülük olarak tasnif etmekteyim. Gizli köylülükte kendini uygar olarak görüp anlam ve anlama duygusundan yoksun kültürsüz kesimi kastetmekteyim ki bu durum ki yozlaşmanın bir başka sebebidir.

Köylülük terimi doğal olarak bir alınganlık yaratmakta. Bu anlaşılabilir bir şey. Tabi ki burada kastettiğimiz köylülük İzmir’in Şirince veya Bursa’nın Cumalıkızık köylülüğü değildir. Orta ve Kuzey Avrupa’daki üretim, muhafazakârlık veya aristokrasinin alt yapısını teşkil eden köylülük de değildir. Köylülük ifadesi yerine belki mülksüzlüğün, sosyolojik oturmamışlığın temsili olan “taşra” terimi üzerinde de çalışılabilirdi. Ancak “köylülük” teriminin çağrışımı dil felsefesi açısından daha etkileyiciydi.

Biz küçükken Erzurum’da taşra veya köylülük denildiğinde, kentin üretim giriftliği içinde taşradan gelenlerin kentin yazılı olmayan hukuk kurallarına ve görgüye uyum yabancılığı olarak anlardık.

Ülkemizde Yaban romanından bu yana zihniyet olarak söz konusu köylerde köklü bir değişim olmamıştır. Köylerin önemli bir kısmı zenginleşmiş, kente göç etmiş ama zihniyetini taşımıştır. Kentlerde kimlik oluşamamış, kentler adeta mega taşraya dönüşmüştür.

Bizim kastettiğimiz tür köylülüğün kolektif bilinç arka planında göçerlik ve yağmacılık kültürü vardır. Bu hususlar bu zihniyetin oluşumunu belirleyen ana unsurlardır. Çıktılar arasında görgü ve evrensel etik sorunları mevcuttur.

Bu zihniyet probleminin ana unsurları olarak şunları sayabiliriz; tanımadığı veya öteki kabul ettiği insanlarla ilişki kurma sorunu, farklı fikirlere tahammülsüzlük, zaman-mekân algısındaki kırılma nedeniyle plansızlık, kuralları içselleştirememe, ilişkiyi doğrudan kurma- maçoluk-nerede nasıl konuşacağını bilememe gibi durumlar. İlişkide konum ve statünün belirleyiciliği, buna eşlik eden kabalık ve hava atma güdüsü de eklenebilir. Anlama veya merak duygusunun eksikliği doğrudan taklide yöneltmekte, taklidin de başarı sayılması sonucunu doğurmaktadır. Görünürlük veya gösterişte sanat ve estetik yerine gücün konumlandırılması, ki burada sanat-estetiğin gösterişten ziyade anlamlandırma enstrümanı olmaması da eklenebilir, gücün haklılıkla karıştırılması, kısa vadeli ve pratik güç odaklı davranış biçiminde ısrar edilmesi ve bu süreçte görgünün üretilememesi dikkat çekicidir. Eleştirilerden ders çıkarmak yerine bunların kimliksel ve kişisel algılanması da bu çerçevenin bir parçasıdır.

İster dindar ister seküler olsun, açık veya gizli köylülüğünü dönüştürememiş toplumlarda elit üretimi beklemek hayalciliktir. Yozlaşma kaçınılmazdır. Statü temelli düzende meslek, üretim, yaratıcılık velhasıl görgü olmaz. Olsa olsa gizli köylülük kendini yeniden üretir.

Şerif Mardin köylülüğe veya bu zihniyete, dar aidiyet kalıplarına sıkışmak olarak işaret eder. Kurum yerine kişisel ilişkilere dayanma, ilkeden ziyade aidiyetin ve gösterişin öne çıkması durumu, bu tanımın bir bakıma somutlaşmış halidir.

Köylülük nasıl dönüşür, görgü nasıl kazanılır veya üretilir bunlar ayrı yazıların konusu, cevapları da kolay üretilmesi zor olan hususlar. Ancak bunun cevabının öncelikle toplumsal, zihinsel, mekânsal ve zamansal kapalılıktan kurtulmaktan geçtiğini görmek gerekmekte. Anahtar da merak duygusu. İtalyalı veya Britanyalı seyyahlarda ana motivasyon saiki ticaret veya casusluk değildi. İngiliz oryantalistler konaklarını veya uçsuz bucaksız arazileri olan şatolarını Ortadoğu çöllerine veya Galapagos adalarına merak ettikleri için terk edip bırakıp gittiler. Merak bir şekilde öteki ile ilişki kurabilmeyi ve onu anlamayı da örgütler ayrıca kişiye esneklik de kazandırır.

Köylü bir zihniyetin en azından yöntemde kozmopolitleşmesi ve müphemleşebilmesi gerekir. Hayata ve ilahiyata soyut bakabilmeyi öğrenmesi gerekir. Bazen ülkemiz eğitim sisteminde dil öğrenim yetersizliğinin kasıtlı köylülükten kaynaklandığını sistem düşündürttürüyor. Zira dil öğrenimi merak dürtüsü olup dil öğrenen insan ötekini tanımaya başlayıp kendi anlam dünyasını geliştirebilecektir.

Sonuç olarak, mesele köy ya da şehir meselesi değildir; mesele bir zihniyet meselesidir. Köylülük dediğimiz olgu, coğrafi değil kültürel ve metodolojik bir yetersizliğe kabalığa işaret eder. Eğer bir toplum görgüyü, yani estetik inceliği, düşünce derinliğini ve kurumsal davranış biçimini üretemiyorsa; modernleşme yalnızca yüzeyde kalır.

Bu yüzden asıl soru şudur: Biz hâlâ köylülüğü tartışmalarını neden ciddiye alamıyoruz? Yoksa onu dönüştürecek bir zihniyet devriminin sonuçları mı bizleri ürkütmekte?

 

Perspektif'ten alıntılanmıştır.

Bu yazı toplam 130 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim