Bugün 31 Ağustos 2026 Pazartesi
  • Antalya29 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6890.07
    %-0.26
  • Dolar
    48.258
    %0.02
  • Euro
    56.0901
    %0.25

BİHTER GÖRDÜ / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
BİHTER GÖRDÜ / KONUK YAZAR

AYNAROZ YARIMADASI VE MUSAHİPZADE CELAL BEY

31 Ağustos 2026 Pazartesi 22:30

Herkese merhaba. Aynaroz Kadısını bilir misiniz sevgili okur? Aynaroz, Yunanistan sınırları içinde yer alan, kadınların ve dişi hayvanların girmesinin yasak olduğu, yalnızca keşişlerin yaşadığı özerk ve kutsal bir dağı olan yarımadanın ismi.

Nasıl yani derseniz? Aranızda Yunanistan’a gidip gelenler varsa hatırlarlar. Yunanistan’ın kuzeyinde üç parmaklı bir yarımada var. Bu üç parmağın en doğusundaki yarımadanın özerk olduğunu bilen var mı aranızda? 

Üstelik, özerkliği Bizans İmparatorluğu döneminde başlayan yarımada, Osmanlı İmparatorluğu döneminde de bu özerkliğini korur. II. Dünya Savaşı’nda Alman işgali yıllarında da özerkliğine saygı gösterilen yegane yerdir Aynaroz.    

Osmanlı döneminde bu bölgede görev yapan kadılar sayesinde tanımışız bizlerde bu Aynaroz yarımadasını sevgili okur.

Nerden mi aklıma geldi bu Aynaroz Kadısı? Bugün Milli Edebiyat dönemi oyun yazarlarımızdan değerli Musahipzade Celal Beyin doğumgünü, kendisini yad edelim istedim.

Size Musahipzade Celal Beyin Aynaroz Kadısı isimli eserinden bir parça bahsedeyim. Aynaroz Kadısı namıdiğer Kadı Yakup, rüşvet alan, hilekar, dalavereci, çıkarcı ve açıkgözlü bir Osmanlı yargıcıdır.

Eser, hem Müslüman hem de Hıristiyan din adamlarının paraya ve kadına düşkünlüğünü anlatırken, dönemin adalet sistemindeki bozuklukları da mizahi bir dille eleştirir.

Musahipzade Celal’in 1927’de yayınladığı bu eseri, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde iyi işlemeyen adalet kurumu ile temsilcilerinin hukuka ve ahlaka uymayan davranışlarını anlatır.

Aynaroz Kadısı aynı zamanda, Necdet Mahfi Ayral’ın aynı adlı tiyatro eserinin senaryolaştırılıp Muhsin Ertuğrul’un yönetmenliğini yaptığı 1938 yapımı bir Türk filmidir.

Şeyhülislamın yürüttüğü bir davada reşit olmayan bir Rus kızına kalan mirasın hileyle ele geçirilme sürecini konu edinen bir komedidir. Bazı önemli sahneleri Yunanistan’da çekilen filmin ilk gösterimi 1938’de Beyoğlu’ndaki İpek ve Melek sinemalarında yapılır.  

Afişlerini görseniz çok şirin, üzerinde “Türkçe sözlü ve şarkılı” ifadesiyle reklamı yapılmış bu filmin, müziklerini de Cemal Reşit Rey yapar.

Söz Musahipzade Celal’den açılmışken, onun “Lale Devri” isimli oyununa da gelin birlikte bakalım. Güfteleri şair Nedim’in şiirlerinden seçilen, Osmanlı İmparatorluğu’nun 1718-1730 yılları arasındaki dönemini konu alan 3 perdeli şarkılı tarihi operetimizdir.

İstanbul’da ramazan ayında kadınların da gece tiyatroya gelip izlemesine izin verilen oyun olması bakımından Türk tiyatro tarihinde bir ilktir Lale Devri. 

Musahipzade Celal, Türkiye’ye özgü denebilecek bir müzikal komedi türünün ilk tiyatro oyunu yazarıdır. Musahipzade oyunlarında özellikle 18. yüzyıl Osmanlı toplumundaki idari bozuklukları ve dini sömürüyü malzeme olarak kullanır.

Sosyal tenkide büyük önem veren Musahipzade Celal’in 1919-1924 yılları arasında yazdığı oyunların hepsi Osmanlı Operet Heyeti tarafından sahnelenir.    

Türk edebiyatında tiyatro alanında ilk eserlerin verilmeye başladığı II. Meşrutiyet döneminde yetişmiş ve sadece tiyatro alanında eser vermiş, hem milli edebiyatımızın hem de Cumhuriyetimizin en önemli tiyatro yazarlarından biri olan Musahipzade Celal, iyiki doğmuş. İyiki bu topraklardan geçmiş.

Düşünsenize o günlerde yaşananlar bir güldürü ile anlatılsa da ne kadar talihsiz. İyiki biz o dönemde yaşamıyoruz sevgili okur ve yazdıklarımın kesinlikle bizim yaşadığımız dönemle uzaktan yakından bir ilgisi yok. Kadınlarımız artık özgür.

Yaşasın Özgürlük. Hem de çok yaşasın Cumhuriyet.

Daha dün gibi, büyükanne ve büyükbabalarımızın Kurtuluş Savaşı’nı yaşadığı, dedelerimiz ve ninelerimizin yaşadıklarını bize aktarmaları sayesinde birinci ağızdan öğrenme şerefine ulaşan bir nesil olarak, böyle hür, böyle başımız dik yaşayabiliyorsak, Başkomutanımız Atatürk sayesindedir.

Çünkü, yüce Atatürk en imkansız koşullarda vatanımızı ve onurumuzu düşmanlardan kurtardı.

Şimdi de sözü Antalya’nın en büyük kültür parklarından olan Atatürk Kültür Parkı’na getirmek istiyorum. Çünkü orada yaz boyunca Antalya Açıkhava Etkinliklerini takip etmek benim için inanılmaz güzel, İstanbul’u aratmıyor.

Dünyada iyi yönetilen parklara ve yeşil alanlara verilen Yeşil Bayrak ödülü sahibi olan Atatürk Kültür Parkı, bu anlamda Antalya’da beni ikinci evimde gibi hissettiriyor.

Biyoçeşitlilikten sürdürülebilirliğe, çevreye duyarlılıktan, kullanıcı memnuniyetine kadar bir sürü kriteri yerine getirse de bana göre en özel misyonu Antalya’nın en kaliteli sanat organizasyonlarına ev sahipliği yapıyor olması.

Konyaaltı Caddesi ile ünlü Antalya Falezleri arasında yer alan Atatürk Kültür Parkı, şehrin karmaşasından uzaklaşıp, doğanın kucağında huzur bulmak isteyenler için ideal yer.

Dedim ya sadece doğal güzellikleri ile değil, aynı zamanda kültür sanat etkinlikleri için de önemli bir merkez. İçinde fuarlar, festivaller düzenleniyor. Özel bir kütüphanesi var. Şehirdeki kültürel etkinliklere hakkıyla ev sahipliği yapıyor Atatürk Kültür Parkı.

Atatürk Kültür Parkı'nın çevresi ağaçlarla çevrili yemyeşil, içinde minik göletler bulunan Kuğulu Park, tarihi bir anıta ev sahipliği yapan I. Gıyasettin Keyhüsrev Anıtı, amfi tiyatrosu, küçük şelaleleri ve havuzları içeren Yavuz Özcan Parkı, Recep Bilgin Parkı, Mehmetçik Parkı, Tophane Parkı ve Karaalioğlu Parkı gibi başka parklarla da çevrili. Bu nedenle Atatürk Kültür Parkı, ziyaretçilerine hem doğa hem de kültürel açıdan zengin deneyimler sunuyor.

Antalya'nın güzelliklerini keşfetmek isteyenler için Atatürk Kültür Parkı, dinlenmek, gezinmek ve şehrin kültürel yaşamına katılmak için mükemmel mekanlarla dolu.

Şehrin bu yeşil cennetinde zaman geçirmek, Antalya'nın benzersiz atmosferini daha derinden hissetmemi sağlıyor.

Özellikle 32 yıldır Antalya’da sanatın nabzını tutan “Hedef Sanat” ekibinin özverili emekleriyle gerçekleşen “Antalya Açıkhava Etkinlikleri”ni takip etmeye bayılıyorum. Emeği geçenlere sonsuz teşekkürlerimle, iyiki varsınız.  

Binlerce yıllık tarihi, kültürü, Akdeniz’e özgü o güzelim gastronomisiyle, her seferinde bir başka yönünü keşfetmemi sağlayan deneyim çeşitliliğiyle, 20’li yaşlarımdan beri vazgeçilmezim Antalya’yı seviyorum.

Bu yazı toplam 90 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim