- IMKB
% - Altın
6846.2
%-0.79 - Dolar
48.2713
%0.01 - Euro
55.9986
%-0.25
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 11:28 - BURDUR CUMHURİYET BAŞSAVCISI ÜNLÜSOY: "ADALET YALNIZCA MAHKEME SALONLARINDA VERİLEN KARARLARLA SINIRLI DEĞİLDİR"
- 11:23 - MURATPAŞA’DA ÇÖP KONTEYNERLERİNDE HİJYEN MESAİSİ
- 11:23 - BAŞKAN KOCAGÖZ ENGELLİ VATANDAŞIN AKÜLÜ SANDALYE TALEBİNİ SAATLER İÇİNDE YERİNE GETİRDİ
- 11:13 - YÜREĞİR BELEDİYESİ HİZMET FİLOSUNA 4 YENİ ARAÇ DAHA KAZANDIRDI
- 11:13 - MERSİN’DE EMEKLİLER DENİZ VE GÜNEŞİN TADINI ÇIKARDI
- 11:08 - ANTALYA’DA FRANSIZ TURİSTİN 3 SAATLİK VİCDAN NÖBETİ
- 11:08 - TARSUS’TA YENİ ADLİ YIL BAŞLADI
- 10:58 - MERSİN TURİZMDE MARKA KENT OLMA YOLUNDA İLERLİYOR
- 10:48 - ANTALYA’DA YENİ ADLİ YIL ‘ADALET’ VURGUSUYLA AÇILDI
- 10:43 - JANDARMADAN KAÇAK SİLAH OPERASYONU: 4 GÖZALTI
- 10:38 - SERİK’TE EVRAKTA SAHTECİLİK VE NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK OPERASYONUNDA 4 KİŞİ TUTUKLANDI
- 10:33 - OSMANİYE’DE MISIR TARLALARINDA HASAT HEYECANI
- 10:28 - MANAVGAT’TA YOLUN KARŞI TARAFINA GEÇMEYE ÇALIŞAN YAYAYA OTOMOBİL ÇARPTI
- 10:22 - 'DOLANDIRICILIK' VE 'EVRAKTA SAHTECİLİK' OPERASYONUNA 4 TUTUKLAMA
- 10:08 - MANAVGAT’TA FECİ KAZA KAMERADA: 1 YARALI
NİZAMETTİN ŞEN / KONUK YAZAR


ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER-4
Berlin Adlon Hotel; Savaşın Gölgesinde Bir İmparatorluk Oteli
Berlin’in simgesi Brandenburg Kapısı, Prusya Kralı II. Friedrich Wilhelm'in emriyle mimar Carl Gotthard Langhans tarafından 1788-1791neoklasik tarzda inşa edilmiştir. Kapının tepesindeki Quadriga (Zafer Tanrıçası heykeli) Napolyon tarafından savaş ganimeti olarak 1806 da Paris'e götürüldü, ancak 1814'te geri getirilmiştir.1961 de Berlin Duvarı’nın inşasıyla kapı sınır oluşturdu ve yaya geçişine 1989’a kadar kapalı kaldı.

Fotoğraf: Melek Wojta
Ve hemen karşısında Hotel Adlon bir yanında Unter den Linden’in kent yaşamı, diğer yanında Pariser Platz’ın anıtsal görünümü. Adlon’u yalnızca bu ayrıcalıklı adresiyle anlatmak, hikâyesinin önemli bir bölümünü dışarıda bırakır. Çünkü bu otel, yirminci yüzyılın başında Almanya’nın kendisini dünyaya nasıl göstermek istediğini de anlatıyordu. Mimarlık, zanaat, teknik donanım ve hizmet aynı çatı altında buluşuyor; konaklama, bir ülkenin gelişmişlik iddiasının parçası oluyordu.

Solda orijinal Hotel Adlon. Bugünkü otel, eski otelin fasadı benzetilerek 1997’de yapıldı. Fotoğraf: Melek Wojta
F
Lorenz Adlon’un girişimiyle 1907’de açılan, Carl Gause ve Robert Leibniz’in tasarladığı otel, 26 Ekim’de II. Wilhelm’in katıldığı törenle misafirlerini kabul etti. İnşaatın arkasındaki düşünce, Berlin’e bir konaklama tesisi daha kazandırmaktan genişti. Başkent, uluslararası seçkinleri ağırlayacak, siyaset ve toplum yaşamına sahne olacak bir büyük otel istiyordu. Adlon bu beklentinin karşılığıydı.
1908 tarihli Innendekoration dergisinde A. Jaumann imzasıyla yayımlanan değerlendirme, oteli New York, Paris ve Londra’nın lüks otelleriyle rekabet edecek bir temsil yapısı olarak ele alır. Bu yaklaşım, dönemin ulusal gururunu da taşır; dolayısıyla yazıyı hem mimari bir belge hem de Almanya’nın kendisini sunma biçiminin tanıklığı olarak okumak gerekir. Adlon’un dış cephesindeki ölçülülük ile iç mekânlarındaki zenginlik, bu temsil anlayışının iki yüzüdür. (A. Jaumann, “Das Hotel Adlon in Berlin”, 1908, s. 1–12)
Mustafa Kemal Paşa’nın Adlon’a gelişi ise otelin açılışından on yıl sonra, dünya savaşının ağır koşulları içinde gerçekleşti. Veliaht Vahdeddin başkanlığındaki heyet, Almanya gezisinin Berlin durağına 23 Aralık 1917’de ulaştı. Friedrichstraße İstasyonu’ndaki karşılamanın ardından Adlon’a geçildi. Otelde Osmanlı bayrağı dalgalanıyor, heyet için süitler hazırlanıyordu. Mustafa Kemal, bu yolculuğa Çanakkale’deki başarılarıyla tanınan bir Osmanlı generali olarak katılıyordu.
Berlin’deki temasların tamamı otelde yapılmadı. Adlon’da Alman Dışişleri mensuplarıyla öğle yemeği yenirken, program saray ve büyükelçilik ziyaretleriyle devam etti. Otelin toplantı mekânı olarak belgelenen önemli işlevlerinden biri, 31 Aralık 1917’de yani yılbaşı balosu öncesinde, Vahdeddin’in konuşmasıyla başlayan basın toplantısıydı. Bu nedenle Adlon’u heyetin konaklama ve bazı diplomatik temaslarının adresi olarak değerlendirmek yerindedir; Almanya gezisindeki bütün görüşmelerin merkezi olarak göstermek yeterli değildir. II. Wilhelm ve Alman askerî yöneticileriyle karargâh aşamasında yapılan görüşmeler, Bad Kreuznach bölümünün bağlamında tutulmalıdır.
Berlin günlerinde Naci Bey’in veliahdın yaverliği hakkındaki tereddüdünü Mustafa Kemal’e açması da dikkate değerdir. Mustafa Kemal, geleceğin hükümdarına gerçeği söyleyebilecek yakınlıkta bulunmayı ülke yararına bir görev olarak değerlendirmişti. Bununla birlikte bu konuşmayı belirli bir Adlon odasına yerleştirecek bir kayıt elimizde yoktur. (Uğur Berk Kalelioğlu, 2024, özellikle s. 31–33)
Ingeborg Böer, Ruth Haerkötter ve Petra Kappert’in hazırladığı, De Gruyter tarafından yayımlanan Türken in Berlin 1871–1945 kitabı, Mustafa Kemal’e ayrılan bölüme şu başlığı verir: “Vom deutschen Hauptquartier ins weihnachtliche Adlon.” Türkçesiyle, “Alman karargâhından Noel atmosferindeki Adlon’a.” Bu, kitabın bölüm başlığıdır. Fakat yolculuğun iki farklı ortamını yan yana getirmesi bakımından anlamlıdır: savaşın yönetildiği karargâh ve başkentin konuklarını ağırlayan otel. (De Gruyter, 2002, bölüm başlangıcı s. 185)
Mustafa Kemal’in karşılaştığı otelin konforunu anlamak için bugünkü Adlon’un odalarına bakmak yeterli değildir. Asıl başvuru noktası, dönemin belgeleridir. 1908 tarihli dergi, 305 oda, 400 yatak ve 140 banyo kaydeder. Bu rakamlar önemlidir: Adlon’un lüksü, bugünkü anlamda her odanın bağımsız banyoya sahip olduğu varsayımıyla anlatılamaz. Oda ve banyo sayıları farklıdır; dönemin konfor düzeni kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.
Büyük konaklama birimlerinde şömineli salon, yatak odası, banyo, giyinme alanı ve giriş bölümü bulunuyordu. Dolapların içinde giysiler, şapkalar, yakalıklar ve kravatlar için ayrılmış gözler vardı. Kullanılmış çamaşırlarla ayakkabıların konulduğu bölümlerin ayrıca havalandırılması, ayrıntılara gösterilen dikkati ortaya koyuyordu. Giriş bölümleri yalnızca eşya bırakmak için değildi; koridordan gelen sesi azaltmaya da yarıyordu.

Telefon, elektrikli saat, sıcak ve soğuk su, ayarlanabilir ısıtma, emişle temizlik sistemi ve havlu ısıtma düzeni, derginin sıraladığı olanaklar arasındaydı. Kayıtlara geçen fotoğraflarda da göreceğiniz kış geceleri için sıçak su torbası yerine kullanılan seramik. Haberleşmede mektup kanalları ve pnömatik posta tesisatı kullanılıyordu. Bunlar, lüksün yalnızca pahalı mobilya ve süsleme anlamına gelmediğini gösterir. Konuk için zaman kazanmak, temizliği kolaylaştırmak, sıcaklığı denetlemek ve hizmeti hızlandırmak da bu anlayışın içindeydi.
En ilginç ayrıntılardan biri, hizmet çağrılarının ses yerine ışıkla iletilmesiydi. Konuk düğmeye bastığında kırmızı veya yeşil bir lamba yanıyor, hizmet verilene kadar yanmayı sürdürüyordu. Aynı işaret bir kontrol noktasında da izlenebiliyordu. Böylece misafirin isteği personele ulaştırılırken koridorların zil sesleriyle dolması önleniyordu. Yüzyılı aşkın süre önce sessizliğin hizmet tasarımının bir parçası olarak düşünülmesi, bugünün otelcileri için de üzerinde durulacak bir ayrıntıdır.
Otelin girişindeki ayrı bagaj asansörü de aynı anlayışı tamamlıyordu. Bavulların ana salonlardan ve merdivenlerden taşınmaması düşünülmüştü. Konukların gördüğü zarif mekânların gerisinde, eşya ve personel hareketini düzenleyen başka bir çalışma düzeni vardı. Adlon’da lüks, görünür yüz kadar bu görünmeyen işleyişe de dayanıyordu.

Yemek salonları da değişen ihtiyaçlara cevap verebiliyordu. Yaklaşık otuz metre boyunca sıralanan üç restoran bölümü, aradaki kapılar kaldırılarak tek salona dönüştürülebiliyor; gerektiğinde hareketli bölmelerle daha küçük alanlar oluşturulabiliyordu. Mutfak bağlantısı, salonun yanında uzanan servis koridoruyla sağlanıyordu. Bugün toplantı ve ziyafet işletmeciliğinde önem verdiğimiz mekân esnekliği, Adlon’un ilk yıllarında da tasarımın içindeydi.

Mermer, bronz, mozaik ve değerli ahşaplar bu düzenin görsel zenginliğini oluşturuyordu. Ana salon, kış bahçesi, Goethe Bahçesi, okuma ve yazı salonları farklı kullanım biçimlerini aynı yapı içinde birleştiriyordu. Konuk burada yalnızca uyumuyor; yemek yiyor, yazışıyor, görüşüyor ve başkalarıyla karşılaşıyordu. Dönemin fotoğrafları bu nedenle dekorasyon belgesinden fazlasıdır: otelin gündelik yaşamı nasıl örgütlediğini de gösterir. Innendekoration, 1908, s. 6–12
Ancak 1908’in teknik olanaklarını ve gösterişli salonlarını, 1917’nin savaş koşullarından ayrı düşünmemek gerekir. Heyetin dönüş yolculuğu için yiyecek temininde yaşanan güçlük ve otel yönetimiyle Dışişlerinin yardımı, lüks bir otelin bile savaş ekonomisinin dışında kalamadığını gösterir. Kalelioğlu, 2024, s. 33
Bu bölüm için sürdürdüğümüz araştırmada, Mustafa Kemal–Vahdeddin heyetini 1917 Berlin ziyareti sırasında Adlon’da gösterdiği doğrudan ve güvenilir biçimde tanımlanmış bir fotoğrafa henüz ulaşamadık. Bu eksikliği başka tarihlerde çekilmiş görüntülere yeni kimlikler vererek kapatamayız. Otelin tarihî fotoğrafları, Mustafa Kemal’in konakladığı yapının çevresini ve mekânlarını anlatabilir; fakat belirli bir odada kaldığını ya da belirli bir salonda toplantı yaptığını tek başına kanıtlayamaz.
Bugün Brandenburg Kapısı yanında yükselen Adlon da 1917’deki binanın kendisi değildir. 1997’de açılan yeni yapı, tarihî otelin mimarisinden esinlenir. Eski ve yeni görüntüleri yan yana getirirken bu ayrımı korumak gerekir.
Adlon’un bu hikâyedeki yeri, Mustafa Kemal’in bir süre konakladığı adresten daha geniştir. Otelin belgeleri, dönemin Avrupa’sında konforun nasıl tasarlandığını; ziyaretin kayıtları ise savaş içinde diplomasinin nasıl sürdürüldüğünü gösterir. Aynı yapı, hem otelcilik tarihine hem de bir Osmanlı generalinin Avrupa yolculuğuna açılan bir kapıdır. Fotoğraflarla metni birlikte okuduğumuzda, Adlon’un gösterişli cephesinin gerisinde çalışanları, teknik sistemleri, toplantıları ve savaşın getirdiği sınırlamaları da görmeye başlarız.
Turizmcinin Notu;
Adlon yönetiminin, savaş koşullarında (ekmeğin karneye bağlandığı) Osmanlı heyetinin dönüş yolculuğu için yiyecek teminine yardımcı olması, otelciliğin oda ve sofra hizmetlerinin ötesine uzanan sorumluluğunu gösterir. Diplomatik bir heyeti ağırlamak; değişen programlara uyum sağlamayı, protokolün inceliklerini gözetmeyi ve ihtiyaçları henüz dile getirilmeden fark edebilmeyi gerektirir. Konuğun gördüğü rahatlığın arkasında, çoğu zaman görünmeyen yoğun bir emek vardır.
Bugün de bir otelin uluslararası bir buluşmaya başarıyla ev sahipliği yapması, başlı başına bir otelcilik başarı öyküsüdür. Resmî makamlarla koordinasyon içinde güvenlik düzenlemelerine uyum sağlamak, toplantı ve iletişim altyapısını işler tutmak, farklı heyetlerin konaklama ve yemek hizmetlerini zamanında karşılamak, bütün çalışanların ortak dikkatini gerektirir. Kamuoyu toplantıdan çıkan açıklamaları izlerken, otel çalışanları o görüşmelerin aksamadan yürütülebilmesi için emek yoğun çaba gösterir. Tarih çoğunlukla masada konuşanları kaydeder; o masayı hazırlayanların mesleki birikimi ve emeği de otelcilik tarihinin bir parçasıdır.
RATKO MLADİĆ VE KİMLİK ADINA ÖLDÜRMEKTARIK ÇELENK
ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER-4NİZAMETTİN ŞEN
AYNAROZ YARIMADASI VE MUSAHİPZADE CELAL BEYBİHTER GÖRDÜ
30 AĞUSTOS 1922 VE SONUÇLARIPROF DR RAMAZAN DEMİR
YENİ PARTİ ANTALYA İLÇE BAŞKANLIKLARI AÇILIŞIAHMET DİKİCİ
MAKAMIN ETRAFINDAKİLER VE BAKAN KÖRLERSÜLEYMAN EKİN
ÖLÜM YOLCULARIAHMET İLBARS
“SEN HAYAT DENEN SAHNEDEN BAHSET”YUNUS YAŞAR
KADIN KONUŞUNCASİBEL ARSLAN
YILDIZLARA BAKARKEN DÜŞENLER 4: ZİYA GÖKALPEŞREF URAL
TÜKETİCİNİN HAKKI GRAM GRAM EKSİLTİLEMEZ!AV İBRAHİM GÜLLÜ
TURİZMİN KANSERİ: KALİTESİZLİK VE FAHİŞ FİYATLARTUGAY TOYDEMİR
BU MAĞLUBİYETİ BÜLENT HOCA'YA YAZMAK KOLAYCILIK OLURKAHRAMAN KÖKTÜRK
TARİHTEN GELECEĞE UZANAN VİZYONIŞIK YARGIN
HEGEL’DEN NİETZCHE’YE İNSAN TOPLUM KURTULUŞ SORUNU-2MUHARREM YELLİCE
ORTAK AKIL…MEHMET YENİKAYNAK
DURUM MUHAKEMESİ YAPMAKALİ İHSAN DİLMEN
MUTLU OLMAYI BAŞARMAK BİR YETENEK MİDİR?MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
KENDİ YAZIP KENDİ SİLEN SUGAZANFER ERYÜKSEL
İKİ BİLİNMEYEN HATIRA VE BEKİR SITKI ERDOĞAN'IN KARAMAN VEFASIYUSUF YILDIRIM
MARTILAR KADAR ÖZGÜR OLABİLECEĞİMİZ BİR DÜNYA OLMALI, OLMALI MUTLAKABAHAR UYSAL HAMALOĞLU
ÇOCUK KORUMA KANUNU’NDA NELER DEĞIŞTI? CEZA MI, KORUMA MI?AV CÜNEYT KARASU
BAĞLAROYA ÖZGÜR
VATANSEVERLİK DUYGULARINI SİLMEKNURİ SEZEN
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim

















