- IMKB
% - Altın
6476.91
%-0.23 - Dolar
47.5889
%0.02 - Euro
54.9343
%-0.17
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 19:38 - ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SORUŞTURMASINDA 2 ŞÜPHELİ SERBEST BIRAKILDI
- 18:48 - ALANYA’DA MİKROPLASTİK KİRLİLİĞİNE KARŞI MÜCADELENİN STARTI VERİLDİ
- 18:38 - MERSİN ERDEMLİ ‘DE 3,4 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM
- 18:03 - PASAJDA ÖLÜ BULUNAN EYÜP CAN DAVASI SÜRÜYOR
- 17:47 - YOĞUN BAKIMDAYKEN EŞİ TERK ETTİ
- 17:21 - EŞYALARI GÖTÜREN EŞE TAZMİNAT CEZASI
- 17:09 - SICAK VE NEM BUNALTTI
- 16:58 - MANAVGAT BELEDİYESİ’NDEN YAYLALARA KÜTÜPHANE DESTEĞİ
- 16:47 - DANIŞTAY'DAN KIRCAMİ KARARI
- 16:38 - MERSİN’DE PATLAYAN DOMATES KONSERVESİ 9 AYLIK BEBEĞİ YAKTI
- 16:38 - TÜRKİYE MUHTARLAR KONFEDERASYONU’NDAN BAŞKAN BAŞDEĞİRMEN’E ‘YILIN EN BAŞARILI BELEDİYE BAŞKANI’ ÖDÜLÜ
- 16:33 - KAHRAMANMARAŞ’TA YANGIN VE KURTARMA TATBİKATI
- 16:22 - KIYILARDA MİKROPLASTİK ALARMI
- 16:07 - RÜŞVET SORUŞTURMASINDA 2 YENİ GÖZALTI
- 15:48 - BURDUR’DA GÖL VE GÖLETLER YAVRU SAZANLARLA BULUŞTU
EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR


ÖZÜR DİLEYEN AYDINLAR (1): SABAHATTİN ALİ
Özür dilemek erdemdir. Özür dilemek fazilettir. Her insan özür dileyemez. Özür dilemek, esasen, kişinin kendisine olan saygının, kendisine duyduğu güvenin ve kişilik olarak samimiyetin ifadesidir. Siz hiç cahil, kaba saba bir adamın yaptığı bir olumsuz davranıştan ötürü karşısındakinden özür dilediğini gördünüz mü? Hayır, göremezsiniz. Çünkü özür dilemek bir medenilik işaretidir. Özür dileyen kişi, bunu yaptığı andan itibaren büyük bir yükten, taşınması güç bir ağırlıktan ruhunu kurtarmıştır artık. Bundan sonrası karşı tarafın, yani özür dilenenin bileceği iştir. Ya bu özrü medeni bir şekilde kabul eder ve gereğini yapar, yahut kibirli bir edayla karşılar ve özür dileyeni zavallı bir böcek gibi görür. Bu, tamamen onun kişiliğine ve ahlaki seviyesine bağlıdır.
Bu yazıyı yazmama, yaşayan en büyük fikir adamlarımızdan birisi olan Dücane Cündioğlu vesile oldu. Aklımda fikrimde yoktu, ama Dücane Hocanın kendi YouTube kanalında 8 Şubat gecesi yaptığı yayın o kadar muhteşemdi ki, ben de bu yazıyı yazmaya kendimi vazifeli saydım.
Sabahattin Ali ile başlıyorum. Sabahattin, 1930’ların başında istikbal vadeden genç bir yazar olarak Konya’da Almanca öğretmenliği yapmaktadır ve henüz 25 yaşındadır! (Bana göre çocuk denebilecek bir yaş). Bu günlerde yazdığı bir roman, Konya’da yayımlanan Yeni Anadolu gazetesinde yayımlanmaya başlar. Bu sayede gazetenin satışları epey artınca, yazar, gazetenin sahibinden bir miktar telif ücreti ister. Vay, sen misin bunu isteyen?! Bu talebi sert bir şekilde reddedilir. Peki kimdir gazetenin sahibi? Ünlü “tarihçi?”, ünlü Kürt aşiret reisi Bedirhan Beyin torunu Cemal Kutay! Zavallı Sebahattin, hiçbir şeyden habersiz emeğinin karşılığını istemiş, ama bilmeden başını “büyük kayaya” çarpmıştır.
Birkaç ay içerisinde Sebahattin Ali’ye ait olduğu söylenen ve Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşaya hakaret içeren bir şiir ortalıkta dolaşmaya başlar ve derhal konu yargıya intikal eder. Zaten Bedirhan aşiretinin devletin ve yüksek yargının yukarılarında yeterince elemanı vardır, Sabahattin Ali’yi cezaevine atmakta hiç zorlanmazlar. Böyle bir suç işlemediğini kimselere anlatamayan genç yazar, çareyi “en yukarıya”, bizzat Mustafa Kemal Paşa’ya mektup yazmakta bulur. “Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Hazretlerine” diye başlayan, kişisel bir husumetten dolayı kurban edildiğini dile getiren ve ”beni affedecek kadar büyük ve iyi kalpli olduğunuzdan eminim. Ellerinizden öperim efendim” diye biten bu kısa mektup, 14 Nisan 1933 tarihlidir ve bu genç öğretmen henüz 26 yaşınadır!
Sonra ne mi oldu? Hiçbir şey olmadı, Sabahattin bir yıllık cezasını doldurup dışarı çıktı, sonra bir şekilde memuriyete geri döndü. Ama devlette yer tutmuş olan birilerinin “radarına girmişti” bir kere. Her yaptığı hareket izleniyor, her yazdığı, çizdiği, konuştuğu daima rapor ediliyordu. Evet, iyi bir şair, iyi bir yazardı, ama aynı zamanda “tehlikeli bir vatan ve millet düşmanı komünistti!” artık. O günlerde “komünist” olmak, Allah, millet, din, devlet, memleket ve insanlık düşmanı bir şey demekti bu topraklarda! Yani “katli vacipti”.
Biraz çenesi düşük olmakla birlikte hiçbir örgütlü siyasi çalışması olmayan, hatta dönemin sol çevrelerinde “solcu” olarak bile görülmeyen, tek derdi iyi şiir, iyi kitap yazmak ve bu noktada takdir edilmek, beğenilmek olan genç bir adam, koskoca bir ülkeye sığacak bir delik bulamıyordu. Hakkında sürekli soruşturmalar açılıyor, mahkeme kararları hiç yakasını bırakmıyordu. Açıkçası bu genç ve zeki adam, ilk gençlik yıllarında Konya’da, “yanlış yerde yanlış zamanda” bulunmuş ve büyük bir aşiretin varisi konumundaki birisini kendisine düşman etmeyi başarmıştı! Pek muhtemeldir ki henüz 25 yaşındaki bu yoksul öğretmen, emek hakkı gasp edildiğinde, öfkenin verdiği duygusallıkla Kutay hakkında ileri geri laflar etmiş, Cemal Kutay da bunları duymuştu! Ama Cemal Kutay’ınki ne dinmek bilmez bir kindir böyle yahu!
Ve tam on beş yıl süren bu amansız sürek avı, bu usanmaz kovalamaca, endişeli zamanlar, takipler, gözaltılar, davalar, tehditler, şantajlar, nihayet 1948 yılının Nisan ayında son bulur. Artık kendisine bu ülkede yaşama hakkı kalmadığını anlayan bu büyük yazarımız, yurt dışına kaçmak için bu işi yapan birileriyle iletişime geçer. Ve fakat kaderin cilvesine bakın ki, iletişim kurduğu bu insanlar da devletin istihbarat biriminin elemanlarıdır. Bulgaristan üzerinden yurt dışına çıkmak üzere anlaşırlar. Ama sınıra yaklaşınca da Sabahattin Ali’yi taşlarla parçalayıp öldürürler. Öldüğünde henüz kırk bir yaşındadır.
Adım kadar eminim ki Sabahattin Ali yoksul, kimsesiz, gariban bir öğretmen değil de, varlıklı, hatırlı bir ailenin çocuğu olarak aynı davranışları göstermiş olsaydı bu trajik kaderi yaşamayacaktı, bundan zerre kadar kuşku duymuyorum. Hepsi bu kadar!
GAZÂLÎ’DEN AYDINLATMAYA: NEDENSELLİKMUHARREM YELLİCE
TARİH BİLGİSİ VE TÜRKİYE SOLUEŞREF URAL
YENİ ARAYIŞLAR ve SORUMLULUKLARALİ İHSAN DİLMEN
YENİLENMİŞ ÜRÜNLER HAKKINDA YENİ YÖNETMELİK ve ESKİ DÜZENLEME İLE KARŞILAV CÜNEYT KARASU
TÜKETİCİNİN PAZARDA ÜRÜNLERİ SEÇME HAKKI VAR MI?AV İBRAHİM GÜLLÜ
CAZİBE YA DA SOSYAL ZARAFETAHMET İLBARS
ANTALYA'NIN İHTİYACI, BİR DENİZCİLİK MASTER PLANIDIRCEM ARÜV
MÜCEVHERİN GÜCÜ VE ÖNEMİSERDAR YILMAZ
TOPLUMSAL DUYARSIZLIĞIN SESSİZ SEMBOLÜ: YERE ATILAN İZMARİTMUSTAFA YALÇIN YALÇINKAYA
NİŞAN SADECE YÜZÜK TAKILAN GÜN DEĞİLDİR…HASAN YAKUP CANGÜVEN
NEYZEN TEVFİK (1879-1953)GAZANFER ERYÜKSEL
TEVAZU:HARCI TER, GÖZYAŞI, EMEK, BİLGİ, ZAMAN, SABIR, DİRENÇ VE İNANÇTANBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
MÜTEDEYYİN MAHALLE VE DAVUTOĞLUTARIK ÇELENK
“HER DERGİ BİR GÜN BATMAK İÇİN ÇIKAR”YUNUS YAŞAR
ATATÜRK’ÜN İZİNDE OTELLERNİZAMETTİN ŞEN
HAYAT ŞİMDİ BAŞLIYOR: ERTELEME, YAŞA!DİLEK DEMİRKAN
ŞEYTANIN EN ŞIK ELBİSESİ: MAKYAVELİZMNADİRE SÖNMEZ
ORMANLARA DİKKAT!IŞIK YARGIN
DUMAN ÇÖKMEDEN ÖNCEGÖZDE SARI
TEŞEKKÜRLER LENOVO VE KOYUNCU ELEKTRONİKBİHTER GÖRDÜ
BAŞAKŞEHİR'İN AVRUPA KARNESİ: İMKÂN ÇOK, BAŞARI NEDEN YOK?KAHRAMAN KÖKTÜRK
ATSO SANKİ BALLI BÖREK!..VEDAT GÜRHAN
VİRAJDAKİ ÜLKE VE DİREKSİYONDAKİ GENÇLİKMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
IŞIĞIN RESSAMI: CLAUDE MONET'İ YENİDEN DÜŞÜNMEKPROF DR RAMAZAN DEMİR
YOĞUN BAKIMDAYKEN EŞİ TERK ETTİ
ANTALYA DENİZCİLEŞME PLATFORMU'NDAN DRON SALDIRISINA KINAMA
ÖZDEMİR, GÖKBEL GÜREŞLERİNE KATILDI
YAZIN BÖBREK TAŞINA KARŞI 4 ETKİLİ ÖNLEM!
ATB, TEMMUZ AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
PİNE BEACH BELEK, TURQUALITY DESTEK PROGRAMI KAPSAMINA ALINDI
5 DÖNÜM ORMAN ZARAR GÖRDÜ
ATATÜRK DEVLET HASTANESİ 300 YATAKLI OLACAK
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim






