- IMKB
% - Altın
6555.38
%0 - Dolar
50.1424
%0 - Euro
55.9074
%0
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 22:03 - THOMAS REİS: "BUGÜN SAVAŞAN BİR TAKIM GÖRDÜM"
- 21:58 - JOAO PEREİRA: "MAĞLUBİYETE RAĞMEN TAKIMIMIN PERFORMANSINDAN MUTLUYUM"
- 21:42 - ALANYASPOR-TRABZONSPOR: 0-2
- 20:38 - TRENDYOL SÜPER LİG: CORENDON ALANYASPOR: 0 - TRABZONSPOR: 2 (MAÇ SONUCU)
- 19:38 - TRENDYOL SÜPER LİG: CORENDON ALANYASPOR: 0 - TRABZONSPOR: 2 (İLK YARI)
- 19:23 - TFF 2. LİG: ISPARTA 32 SPOR: 0 - ERBAASPOR: 1
- 18:18 - YÜREĞİR ZİRAAT ODASI BAŞKANI DOĞAN: "ÇİFTÇİ KAYIT DIŞI KAYITLARINA BAKILARAK YERİNDE TESPİTLER YAPILMALI"
- 18:08 - DALGALARIN ARASINDA KALAN KADINI SAHİL GÜVENLİK EKİPLERİ KURTARDI
- 17:33 - BÜYÜKŞEHİR’DEN FİKRİYE NİNENİN İNEKLERİNE TIRNAK BAKIMI
- 17:16 - KEPEZ'DE OTODRAG ŞAMPİYONASI SÜRÜYOR
- 17:08 - TARSUS’TA ÇATIDAN DÜŞEN 2 İŞÇİ HAYATINI KAYBETTİ
- 17:08 - NAİME İSMİNİ TAŞIYAN BABAANNE VE TORUNU AYNI GÜN VEFAT ETTİ
- 16:52 - SOLAK KÖYÜ, COP31 YOLUNDA ÖRNEK OLUYOR
- 16:33 - BAKAN KURUM’DAN COP31 ZİYARETÇİLERİNE ÇAĞRI: "SOLAK KÖYÜNÜ GÖRMEDEN GİTMEYİN"
- 16:18 - TARSUS’TA FESTİVAL COŞKUSU SON GÜNDE DE DEVAM ETTİ
EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR


ÖZÜR DİLEYEN AYDINLAR (1): SABAHATTİN ALİ
Özür dilemek erdemdir. Özür dilemek fazilettir. Her insan özür dileyemez. Özür dilemek, esasen, kişinin kendisine olan saygının, kendisine duyduğu güvenin ve kişilik olarak samimiyetin ifadesidir. Siz hiç cahil, kaba saba bir adamın yaptığı bir olumsuz davranıştan ötürü karşısındakinden özür dilediğini gördünüz mü? Hayır, göremezsiniz. Çünkü özür dilemek bir medenilik işaretidir. Özür dileyen kişi, bunu yaptığı andan itibaren büyük bir yükten, taşınması güç bir ağırlıktan ruhunu kurtarmıştır artık. Bundan sonrası karşı tarafın, yani özür dilenenin bileceği iştir. Ya bu özrü medeni bir şekilde kabul eder ve gereğini yapar, yahut kibirli bir edayla karşılar ve özür dileyeni zavallı bir böcek gibi görür. Bu, tamamen onun kişiliğine ve ahlaki seviyesine bağlıdır.
Bu yazıyı yazmama, yaşayan en büyük fikir adamlarımızdan birisi olan Dücane Cündioğlu vesile oldu. Aklımda fikrimde yoktu, ama Dücane Hocanın kendi YouTube kanalında 8 Şubat gecesi yaptığı yayın o kadar muhteşemdi ki, ben de bu yazıyı yazmaya kendimi vazifeli saydım.
Sabahattin Ali ile başlıyorum. Sabahattin, 1930’ların başında istikbal vadeden genç bir yazar olarak Konya’da Almanca öğretmenliği yapmaktadır ve henüz 25 yaşındadır! (Bana göre çocuk denebilecek bir yaş). Bu günlerde yazdığı bir roman, Konya’da yayımlanan Yeni Anadolu gazetesinde yayımlanmaya başlar. Bu sayede gazetenin satışları epey artınca, yazar, gazetenin sahibinden bir miktar telif ücreti ister. Vay, sen misin bunu isteyen?! Bu talebi sert bir şekilde reddedilir. Peki kimdir gazetenin sahibi? Ünlü “tarihçi?”, ünlü Kürt aşiret reisi Bedirhan Beyin torunu Cemal Kutay! Zavallı Sebahattin, hiçbir şeyden habersiz emeğinin karşılığını istemiş, ama bilmeden başını “büyük kayaya” çarpmıştır.
Birkaç ay içerisinde Sebahattin Ali’ye ait olduğu söylenen ve Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşaya hakaret içeren bir şiir ortalıkta dolaşmaya başlar ve derhal konu yargıya intikal eder. Zaten Bedirhan aşiretinin devletin ve yüksek yargının yukarılarında yeterince elemanı vardır, Sabahattin Ali’yi cezaevine atmakta hiç zorlanmazlar. Böyle bir suç işlemediğini kimselere anlatamayan genç yazar, çareyi “en yukarıya”, bizzat Mustafa Kemal Paşa’ya mektup yazmakta bulur. “Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Hazretlerine” diye başlayan, kişisel bir husumetten dolayı kurban edildiğini dile getiren ve ”beni affedecek kadar büyük ve iyi kalpli olduğunuzdan eminim. Ellerinizden öperim efendim” diye biten bu kısa mektup, 14 Nisan 1933 tarihlidir ve bu genç öğretmen henüz 26 yaşınadır!
Sonra ne mi oldu? Hiçbir şey olmadı, Sabahattin bir yıllık cezasını doldurup dışarı çıktı, sonra bir şekilde memuriyete geri döndü. Ama devlette yer tutmuş olan birilerinin “radarına girmişti” bir kere. Her yaptığı hareket izleniyor, her yazdığı, çizdiği, konuştuğu daima rapor ediliyordu. Evet, iyi bir şair, iyi bir yazardı, ama aynı zamanda “tehlikeli bir vatan ve millet düşmanı komünistti!” artık. O günlerde “komünist” olmak, Allah, millet, din, devlet, memleket ve insanlık düşmanı bir şey demekti bu topraklarda! Yani “katli vacipti”.
Biraz çenesi düşük olmakla birlikte hiçbir örgütlü siyasi çalışması olmayan, hatta dönemin sol çevrelerinde “solcu” olarak bile görülmeyen, tek derdi iyi şiir, iyi kitap yazmak ve bu noktada takdir edilmek, beğenilmek olan genç bir adam, koskoca bir ülkeye sığacak bir delik bulamıyordu. Hakkında sürekli soruşturmalar açılıyor, mahkeme kararları hiç yakasını bırakmıyordu. Açıkçası bu genç ve zeki adam, ilk gençlik yıllarında Konya’da, “yanlış yerde yanlış zamanda” bulunmuş ve büyük bir aşiretin varisi konumundaki birisini kendisine düşman etmeyi başarmıştı! Pek muhtemeldir ki henüz 25 yaşındaki bu yoksul öğretmen, emek hakkı gasp edildiğinde, öfkenin verdiği duygusallıkla Kutay hakkında ileri geri laflar etmiş, Cemal Kutay da bunları duymuştu! Ama Cemal Kutay’ınki ne dinmek bilmez bir kindir böyle yahu!
Ve tam on beş yıl süren bu amansız sürek avı, bu usanmaz kovalamaca, endişeli zamanlar, takipler, gözaltılar, davalar, tehditler, şantajlar, nihayet 1948 yılının Nisan ayında son bulur. Artık kendisine bu ülkede yaşama hakkı kalmadığını anlayan bu büyük yazarımız, yurt dışına kaçmak için bu işi yapan birileriyle iletişime geçer. Ve fakat kaderin cilvesine bakın ki, iletişim kurduğu bu insanlar da devletin istihbarat biriminin elemanlarıdır. Bulgaristan üzerinden yurt dışına çıkmak üzere anlaşırlar. Ama sınıra yaklaşınca da Sabahattin Ali’yi taşlarla parçalayıp öldürürler. Öldüğünde henüz kırk bir yaşındadır.
Adım kadar eminim ki Sabahattin Ali yoksul, kimsesiz, gariban bir öğretmen değil de, varlıklı, hatırlı bir ailenin çocuğu olarak aynı davranışları göstermiş olsaydı bu trajik kaderi yaşamayacaktı, bundan zerre kadar kuşku duymuyorum. Hepsi bu kadar!
57 YILLIK BİR ÖMRE SIĞAN BİR CUMHURİYET…MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
BİR KADININ HAYATINDA İŞ, AİLE VE KENDİSİSİBEL ARSLAN
CUMHURİYETİ İNGİLİZLER Mİ KURDU?EŞREF URAL
UTANÇOYA ÖZGÜR
YAN YATMIŞ SEKİZİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
COP 31/2 TARIM VE TURİZM: AYNI GELECEĞİN İKİ TEMELİIŞIK YARGIN
BAŞARIYA KOŞANLAR: FEYZA DAĞALYA ŞAHİN
İNUİT MOĞOL TÜRK YURDU GRÖNLAND'DA BİR GÜNHÜSEYİN KARABULUT
SEZON BİTTİ, KİRAYI DA ASKIYA ALABİLİR MİYİZ?TUGAY TOYDEMİR
VEYSEL EFENDİ KAHVECİSİGAZANFER ERYÜKSEL
“KIRKMERDİVEN” EDEBİYAT DERGİSİ VE “ANSAN” 4YUNUS YAŞAR
YENİDEN ÇORUM’A GELDİMMERAL KILINÇ
STOKTA YOKSA SATMA! TÜKETİCİNİN PARASINI KASANDA TUTAMAZSIN!AV İBRAHİM GÜLLÜ
FİBONACCİ’DEN DOĞAL DENGEYEAHMET İLBARS
SUSMAK TARAFSIZLIK MI?DERYA DALMAZ
ANTALYASPOR KAYBETMEDİKAHRAMAN KÖKTÜRK
DİKKAT ÇAĞINDA DEĞERİNİ KAYBEDEN BİLGİMELTEM YUVARLAK
EKOLOJİK ADALET: ÇEVRE KRİZİNİN BEDELİNİ NEDEN EN AZ KİRLETENLER ÖDÜYORCEM ARÜV
EMLAK VE GAYRİMENKUL OFİSLERİ CAN ÇEKİŞİYORAHMET DİKİCİ
ÖLMEYE YATMAK ROMAN KAHRAMANI AYSEL, USTA ROMANCININ KENDİSİ MİYDİ?YALÇIN DUMAN
AZERBAYCAN-BAŞÖRTÜSÜ-OTORİTERLİK / BİR TUTUM OLARAK ÖZGÜRLÜKÇÜLÜKALİ İHSAN DİLMEN
ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER-12NİZAMETTİN ŞEN
ÖMÜR HANIM'IN SONBAHAR RİTÜELLERİBİHTER GÖRDÜ
BATI'DA MERAK, BİZDE MASLAHATTARIK ÇELENK
ANTALYA, AVUSTURYALILARIN SONBAHAR TERCİHİNDE İLK SIRADA
COP31'DE SIFIR ATIK SEFERBERLİĞİ
3. ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI FESTİVALİ BAŞLIYOR
SERALARI SEL VURMASINA RAĞMEN SEBZE FİYATLARI DÜŞTÜ
KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ'NDE SANAT DOLU BEŞİNCİ GÜN
ÖZDEMİR, KADIN MUHTARLARA ANITKABİR GEZİSİ SÖZÜNÜ TUTTU
19 İLÇENİN PEYNİRLERİ ENVANTER ALTINA ALINIYOR
KIRMIZI HALIDA ŞIKLIK YARIŞI
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





