- IMKB
% - Altın
7309.89
%1.69 - Dolar
44.0633
%0.17 - Euro
51.1858
%-0.01
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 23:08 - ATATÜRK’ÜN KULLANDIĞI KOKU VE KOLONYA ŞİŞELERİ MİSPARTA KOKU MÜZESİ’NDE SERGİLENİYOR
- 22:23 - DEPREMDE YERLE BİR OLAN KEMALPAŞA CADDESİ İFTAR SOFRASIYLA YENİDEN HAYAT BULDU
- 22:08 - MÜSİAD GENEL BAŞKANI ÖZDEMİR: "İNANIYORUZ Kİ BU ASRIN MERKEZİNDE TÜRKİYE YER ALACAKTIR"
- 21:53 - TRAFİKTE ŞOV PAHALIYA PATLADI: MOTOSİKLETİ 60 GÜN MEN EDİLDİ, 172 BİN TL CEZA KESİLDİ
- 21:13 - BURDUR’DA KESİNLEŞMİŞ HAPİS CEZASI BULUNAN 15 KİŞİ YAKALANDI
- 21:08 - BAKAN IŞIKHAN: "TÜRKİYE 2026 YILINDA KADIN İSTİHDAMINI EN FAZLA ARTIRAN ÜLKE OLDU"
- 20:18 - GENÇLİK VE SPOR BAKANI BAK: "12 MİLYONA YAKIN GENCİMİZE YÜZME ÖĞRETTİK"
- 18:26 - ATATÜRK'ÜN ANTALYA'YA GELİŞİNİN 96. YILI KUTLANDI
- 17:38 - KUR’AN-I KERİM’LERE ZARAR VEREN 2 KİŞİ TUTUKLANDI
- 17:28 - ALANYA’DA APARTMAN DAİRESİNDE YANGIN ÇIKTI
- 17:24 - KAYMAKAM ŞAHİN, KADINLAR GÜNÜ'NÜ KUTLADI
- 17:23 - ATÜ’DE YÖNETİM VE BİLİMİN MUTFAĞI KADINLARA EMANET
- 17:23 - ARIZALANAN ASANSÖRÜ KONTROL ETMEK İSTERKEN ASANSÖR BOŞLUĞUNA DÜŞTÜ
- 17:03 - ELEKTRİK MÜHENDİSİ KADINLARDAN GÜÇ VE EŞİTLİK VURGUSU
- 16:58 - EV HAYALİYLE KURA ÇEKİM TÖRENİNE GELEN VATANDAŞLAR HEYECAN DOLU ANLAR YAŞADILAR

EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR


ÖZÜR DİLEYEN AYDINLAR (1): SABAHATTİN ALİ
Özür dilemek erdemdir. Özür dilemek fazilettir. Her insan özür dileyemez. Özür dilemek, esasen, kişinin kendisine olan saygının, kendisine duyduğu güvenin ve kişilik olarak samimiyetin ifadesidir. Siz hiç cahil, kaba saba bir adamın yaptığı bir olumsuz davranıştan ötürü karşısındakinden özür dilediğini gördünüz mü? Hayır, göremezsiniz. Çünkü özür dilemek bir medenilik işaretidir. Özür dileyen kişi, bunu yaptığı andan itibaren büyük bir yükten, taşınması güç bir ağırlıktan ruhunu kurtarmıştır artık. Bundan sonrası karşı tarafın, yani özür dilenenin bileceği iştir. Ya bu özrü medeni bir şekilde kabul eder ve gereğini yapar, yahut kibirli bir edayla karşılar ve özür dileyeni zavallı bir böcek gibi görür. Bu, tamamen onun kişiliğine ve ahlaki seviyesine bağlıdır.
Bu yazıyı yazmama, yaşayan en büyük fikir adamlarımızdan birisi olan Dücane Cündioğlu vesile oldu. Aklımda fikrimde yoktu, ama Dücane Hocanın kendi YouTube kanalında 8 Şubat gecesi yaptığı yayın o kadar muhteşemdi ki, ben de bu yazıyı yazmaya kendimi vazifeli saydım.
Sabahattin Ali ile başlıyorum. Sabahattin, 1930’ların başında istikbal vadeden genç bir yazar olarak Konya’da Almanca öğretmenliği yapmaktadır ve henüz 25 yaşındadır! (Bana göre çocuk denebilecek bir yaş). Bu günlerde yazdığı bir roman, Konya’da yayımlanan Yeni Anadolu gazetesinde yayımlanmaya başlar. Bu sayede gazetenin satışları epey artınca, yazar, gazetenin sahibinden bir miktar telif ücreti ister. Vay, sen misin bunu isteyen?! Bu talebi sert bir şekilde reddedilir. Peki kimdir gazetenin sahibi? Ünlü “tarihçi?”, ünlü Kürt aşiret reisi Bedirhan Beyin torunu Cemal Kutay! Zavallı Sebahattin, hiçbir şeyden habersiz emeğinin karşılığını istemiş, ama bilmeden başını “büyük kayaya” çarpmıştır.
Birkaç ay içerisinde Sebahattin Ali’ye ait olduğu söylenen ve Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşaya hakaret içeren bir şiir ortalıkta dolaşmaya başlar ve derhal konu yargıya intikal eder. Zaten Bedirhan aşiretinin devletin ve yüksek yargının yukarılarında yeterince elemanı vardır, Sabahattin Ali’yi cezaevine atmakta hiç zorlanmazlar. Böyle bir suç işlemediğini kimselere anlatamayan genç yazar, çareyi “en yukarıya”, bizzat Mustafa Kemal Paşa’ya mektup yazmakta bulur. “Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Hazretlerine” diye başlayan, kişisel bir husumetten dolayı kurban edildiğini dile getiren ve ”beni affedecek kadar büyük ve iyi kalpli olduğunuzdan eminim. Ellerinizden öperim efendim” diye biten bu kısa mektup, 14 Nisan 1933 tarihlidir ve bu genç öğretmen henüz 26 yaşınadır!
Sonra ne mi oldu? Hiçbir şey olmadı, Sabahattin bir yıllık cezasını doldurup dışarı çıktı, sonra bir şekilde memuriyete geri döndü. Ama devlette yer tutmuş olan birilerinin “radarına girmişti” bir kere. Her yaptığı hareket izleniyor, her yazdığı, çizdiği, konuştuğu daima rapor ediliyordu. Evet, iyi bir şair, iyi bir yazardı, ama aynı zamanda “tehlikeli bir vatan ve millet düşmanı komünistti!” artık. O günlerde “komünist” olmak, Allah, millet, din, devlet, memleket ve insanlık düşmanı bir şey demekti bu topraklarda! Yani “katli vacipti”.
Biraz çenesi düşük olmakla birlikte hiçbir örgütlü siyasi çalışması olmayan, hatta dönemin sol çevrelerinde “solcu” olarak bile görülmeyen, tek derdi iyi şiir, iyi kitap yazmak ve bu noktada takdir edilmek, beğenilmek olan genç bir adam, koskoca bir ülkeye sığacak bir delik bulamıyordu. Hakkında sürekli soruşturmalar açılıyor, mahkeme kararları hiç yakasını bırakmıyordu. Açıkçası bu genç ve zeki adam, ilk gençlik yıllarında Konya’da, “yanlış yerde yanlış zamanda” bulunmuş ve büyük bir aşiretin varisi konumundaki birisini kendisine düşman etmeyi başarmıştı! Pek muhtemeldir ki henüz 25 yaşındaki bu yoksul öğretmen, emek hakkı gasp edildiğinde, öfkenin verdiği duygusallıkla Kutay hakkında ileri geri laflar etmiş, Cemal Kutay da bunları duymuştu! Ama Cemal Kutay’ınki ne dinmek bilmez bir kindir böyle yahu!
Ve tam on beş yıl süren bu amansız sürek avı, bu usanmaz kovalamaca, endişeli zamanlar, takipler, gözaltılar, davalar, tehditler, şantajlar, nihayet 1948 yılının Nisan ayında son bulur. Artık kendisine bu ülkede yaşama hakkı kalmadığını anlayan bu büyük yazarımız, yurt dışına kaçmak için bu işi yapan birileriyle iletişime geçer. Ve fakat kaderin cilvesine bakın ki, iletişim kurduğu bu insanlar da devletin istihbarat biriminin elemanlarıdır. Bulgaristan üzerinden yurt dışına çıkmak üzere anlaşırlar. Ama sınıra yaklaşınca da Sabahattin Ali’yi taşlarla parçalayıp öldürürler. Öldüğünde henüz kırk bir yaşındadır.
Adım kadar eminim ki Sabahattin Ali yoksul, kimsesiz, gariban bir öğretmen değil de, varlıklı, hatırlı bir ailenin çocuğu olarak aynı davranışları göstermiş olsaydı bu trajik kaderi yaşamayacaktı, bundan zerre kadar kuşku duymuyorum. Hepsi bu kadar!
ANTALYAMIZA 4 CRUİSE LİMANI YAPILMALIDIRCEM ARÜV
BİR KÜTÜPHANE NEDEN KAPALI TUTULUR Kİ?GÜRSEL KAYA
ANADOLU’NUN MİSTİK UYKUSU VE AKLIN ZAFERİMUHARREM YELLİCE
AH ANTALYA AH!..VEDAT GÜRHAN
BENDE SAKLI KALMASIN-8OYA BOYSAN
FATMA NUR ÇELİK KIZIMIZ (TAZİYEMİZ VAR)PROF DR RAMAZAN DEMİR
KADINLAR KADINCAĞIZLARHALİL ERDEM
ANTALYA’YA GÖÇÜ DURDURUNTURGAY ALP
ANTALYASPOR OYNUYORKAHRAMAN KÖKTÜRK
İNTERNET ALIŞVERİŞLERİNDE YAŞANAN MAĞDURİYETLERAV İBRAHİM GÜLLÜ
FATMA NUR ÇELİK ANISINA…MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
BÖLGEMİZDE GERÇEKLEŞEN HUKUKSUZ SALDIRGANLIK ÜZERİNEALİ İHSAN DİLMEN
SAYIŞTAYAHMET GEDİKAĞAOĞLU
İLYAS ALİ DAŞTAN İLE PEHLİVAN EMİNE ÜZERİNE SÖYLEŞİGAZANFER ERYÜKSEL
SAVAŞIN KANLI ELLERİ: NEYİ PAYLAŞAMIYORUZ?DİLEK DEMİRKAN
AKLIMA GELİR, ÜZÜLÜRÜM!BAHAR UYSAL HAMALOĞLU
YOLDA ZARAR ETTİKRAZİYE GÖK AKTAŞ
BİR 28 ŞUBAT YAZISITARIK ÇELENK
METİN ALTIOK İLE BİR YILBAŞI GÜNÜYUNUS YAŞAR
ALEVİLİĞİN SOLCULAŞTIRILMASIEŞREF URAL
AKIŞKAN DÜNYADA YAŞAMAKNİNA ŞAHİN
'HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL' ANISINA...HAKAN ERCAN
TANITIMDA ROMANTİZM Mİ GERÇEKLİK Mİ?NİZAMETTİN ŞEN
DEĞİŞKEN HİTAPLARŞEBNEM YAPA ÖZTOPRAK
ERCAN YAVAŞ: "KADINLAR OLMASAYDI, DÜNYA KARANLIK OLURDU"
BİRİ OTİZMLİ 2 ÇOCUĞUYLA HAYATA TUTUNMAYA ÇALIŞIYOR
ÖZDAĞ: "HERKESİN YASALAR ÖNÜNDE EŞİT OLDUĞU BİR TÜRKİYE İSTİYORUZ"
'HASSAS KENTLEŞME ŞART'
ALANYASPOR-BAŞAKŞEHİR: 1-2
'ORMAN YANGINLARINDA ATIKLARIN ROLÜ' PROJESİNDE SON TOPLANTI YAPILDI
DTİK'İN ALMANYA ÇALIŞTAYI ANTALYA'DA YAPILDI
'BURDUR EĞİTİM ÇALIŞTAYI' BAŞLADI
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





