

ŞEFFAF LİSTE MEVCUT YÖNETİMİ BOMBALADI
Mimarlar Odası 21. Dönem Yönetim Kurulu adayları, mevcut yönetime yönelik eleştirilerini somut başlıklar altında sıraladı. Şeffaf Liste Adayları, bazı karar ve sessizliklerin mesleki değil ticari kaygılarla alındığını savunarak, oda yönetiminin kamu yararı ilkesinden uzaklaştığını ileri sürdü.
Adaylar tarafından yapılan değerlendirmede, Mimarlar Odası’nın kuruluş amacının kamu yararını savunmak olduğuna dikkat çekilerek, son dönemde bazı uygulamalarda bu ilkenin geri plana itildiği iddia edildi. Açıklamada, oda yönetiminde yer alan bazı isimlerin kişisel ve ticari ilişkilerinin, mesleki tutumları etkilediği öne sürüldü.
“Ticari kaygı” eleştirisine açıklık getiren adaylar, özellikle bazı imar ve yapılaşma süreçlerinde dava açılması gereken durumlarda oda yönetiminin sessiz kaldığını savundu. Kamu yararını ilgilendiren kimi plan değişiklikleri ve projelerde hukuki mücadele verilmemesinin, meslektaşlar arasında ciddi soru işaretleri yarattığı ifade edildi.
Adaylar, hangi davaların neden açılmadığına ilişkin detayların genel kurulda meslektaşlarla paylaşılacağını belirterek, “Bu konuları polemik yaratmak için değil, şeffaflık ve hesap verebilirlik için gündeme getiriyoruz” açıklamasında bulundu.
Meslek Yasası Eleştirisi
Açıklamada ayrıca, yaklaşık 20 yıldır gündemde olmasına rağmen çıkarılamayan Mimarlık Meslek Yasası da eleştirildi. Türkiye genelinde mimar sayısının hızla arttığı, buna karşın istihdam olanaklarının daraldığı belirtilerek, plansız fakülte kontenjanlarının işsizliği büyüttüğü vurgulandı.
Antalya Mimarlar Odası’nın yaklaşık 4 bin 700 üyeye sahip olduğu hatırlatılan açıklamada, “Bu sorun yalnızca Antalya’nın değil, tüm ülkenin sorunudur. Ancak Antalya Mimarlar Odası’nın kamuoyu oluşturma konusunda önemli bir sorumluluğu vardır” denildi.
Müze Projesi Üzerinden Yönetim Eleştirisi
Adayların eleştirilerinde öne çıkan bir diğer başlık ise yarışma ile elde edilen müze yapısına ilişkin süreç oldu. Açıklamada, Ankara Mimarlar Odası ile genel merkez arasında bu konuda görüş ayrılığı yaşandığı, ancak yerel oda yönetiminin yeterince güçlü ve kararlı bir duruş sergilemediği savunuldu.
Söz konusu yapının mimari proje yarışması sonucu elde edilmiş önemli bir eser olduğu hatırlatılarak, “Yıkım dahil olmak üzere tüm seçenekler mimarlık disiplini içinde tartışılmalı, kamuoyu bilgilendirilmeliydi. En azından yapının mimari ve kültürel değerini koruyacak bir çözüm üretilebilirdi” ifadeleri kullanıldı.
Adaylar, bu tür kararların dar yönetim anlayışıyla değil; mimarların, akademisyenlerin ve çalışma gruplarının katılımıyla alınması gerektiğini vurguladı.
“Mimarlar Odası Konuşan Değil, Üreten Bir Yapı Olmalı”
Açıklamanın sonunda, Mimarlar Odası’nın yalnızca eleştiren değil, somut çözüm üreten bir kurum olması gerektiği belirtilerek, katılımcı, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışıyla yola çıkıldığı ifade edildi.
Adaylar, tüm bu başlıkların genel kurulda ayrıntılı biçimde meslektaşlarla paylaşılacağını ve tartışmaya açılacağını duyurdu.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





































