Bugün 05 Mayıs 2026 Salı
  • Antalya14 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6626.99
    %0.93
  • Dolar
    45.2106
    %0.05
  • Euro
    52.9377
    %0.07

YAVUZ ALİ SAKARYA / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
YAVUZ ALİ SAKARYA / KONUK YAZAR

GAZETECİ MUSTAFA UYSAL

05 Mayıs 2026 Salı 19:57

 

Gazeteci var, gazeteci var, gazeteciden gazeteciye fark var. Antalya basınının deneyimli ve usta gazetecilerinden biriydi Mustafa Uysal. Lafı sözü dinlenir, dediklerine kulak kabartılır, sohbeti koyu bir arkadaştı. 

1947 yılında Konya’nın Hadim ilçesinde doğdu. Meslek yaşamına 1968 yılında başkent Ankara’da başladı. Adını haberlere muhabir olarak yazdırdığı ilk gazete “Yeni Gazete” idi. Ardından “Yenigün” ve “Hürriyet” geldi. 1980’li yıllarda dünyalar güzeli Antalya’ya çevirdi yüzünü. Antalya’da önce “Güneş” ardından “Dünya” gazetelerinde çalıştı. Sadece yazmadı, uzun süre “Dünya” Gazetesi’nin Antalya Bölge Temsilciliği görevini de sürdürdü. Başarılı bir gazeteci, sosyal ilişkileri kuvvetli bir insandı. Antalya’da gazeteci toplumunun Mustafa ağabeyi oldu. Cemiyette aktif çalıştı, genel sekreter olarak camiaya hizmet etti. Başarılıydı, yılın gazetecisi seçildiği dönemler oldu. Çok sayıda haber yaptı, halkı bilgilendirdi, ekip çalışması yaparak Antalya’yı ve çevresini tanıtan, sonradan başka dillere de çevrilen kitaplar yazdı.  Yazanlara destek verdi. Örneğin Termessos kitabı bu konuda yazılmış ilk ve ayrıntılı tek kitaptı. Rehberler olarak onun ve arkadaşlarının yazdığı bu kitaptan çok şey öğrendik, takip ettik Termesssos’a yönelik bilgileri. 

Köy Enstitüsü anlayışı onun eğitim alanında vazgeçilmeziydi, döner dolaşır, “Ah kapanmasaydı, bugün ülke çok farklı bir yerde olur” derdi, sağladığı avantajları da sayar dökerdi. Enstitülerin verdikleri hizmeti, bu ülke için gördükleri işlevleri bilirdi. Gururla anlatırdı.    
Öğretmen kökenli herkes gibi önce kendisi öğrenmeye meraklıydı. Dile çok hakimdi. Güzel konuşmaya, Türkçe konuşmaya, sade bir dille yazmaya özen gösterirdi. Yazılarında, konuşmalarında  başarıyla da uygulardı. 

Yıllarca mürekkep yaladığı, mürekkep tozu yuttuğu ve eli kalem-kağıt tuttuğu için okuduğu, yazdığı için eğitim, kültür, sanat başta olmak üzere ilgi duyduğu her alanda bilgi ve birikim sahibiydi. 
Yaşadığı, geçimini sağladığı kentin daha iyi tanıtımı için üzerine düşen ne varsa yapma gayret içindeydi. Yerel basının daha çok okunması, gelişmesi için çok çalıştı. Tek sözcükle ifade etmek gerekirse, aydındı, aydınlanma savaşçısıydı. Kentin kültürel mirasının korunması için bir basın emekçisi olarak çok gayret etti. Haber değeri taşıyan tüm konuları, sayfasına taşıdı. Sorumluluk duygusu içinde gazetede yayımladı. 

Rahatsızlığı artana kadar emeklilik döneminde yurt dışında çocuklarının torunlarının yanına gider, orada uzun süre oyalanır, yenilenmiş olarak dönerdi. Gördüklerini, tanıklıklarını çevresi ile arkadaşları ile paylaşırdı. Ben de kalsın demezdi. Güzel anlatırdı. 
Mustafa Uysal, işinin ehli, tertipli, düzenli ve çok disiplinli bir arkadaştı. Herkes doğal olarak yaşadığı yerle ilgilenir, ama onun özellikle kentin kültürel değerlerine duyduğu saygı ve bağlılık ayırıcı niteliği idi. Onun kent ilgisi çok başkaydı. 

Ustalıklı bir dil aktarımı vardı. Yazılarında sadece haber niteliği taşıyan güncel olayları ve konuları ele almaz, onları felsefe bilen, sanatla ilgilenen, tarih okuyan nitelikli bir gazeteci olarak yüzeysel değil, derinlemesine inceler, öyle köşesine taşırdı. Yazılarında tecrübesini konuştururdu. 

Çok yönlü bir arkadaştı. Araştırmadan, işin özüne inmeden, iyi irdelemeden yazmazdı, bunun doğal sonucu olarak sevilen sayılan, yerel ölçekte çok okunan bir yazardı.  

Doğa ve çevre dostuydu, şiir sever, beğendiği şiiri de hakkını vererek güzel okurdu. Halka ezgilerine özel ilgisi vardı. Duygusal yanı ağır basan bir insandı. Lirizme olan duyarlılığı, bunu sözlü yada yazılı anlatımına yansıtması, onun doğrudan bu lirik yapısı ile ilintiliydi. 

Bilgi birikimi olan, deneyimlerini çevresindeki insanlarla paylaşan, erdem örneği bir arkadaştı. Öğretmen kökenliydi, saygın bir dilciydi ama, alışkanlık eseri hemen herkes ona “hocam” derdi. (Bunu, hoca camide olur diyerek bir türlü değiştiremedik. Bu arada bir anımı yazmak istiyorum, AKEV kolejinin kurucu müdürüyüm. Sene sonunda okula teftiş için müfettiş geldi. Düzenli olarak teftişini yaptı. Sonunda tüm öğretmenleri bir araya toplayarak teftiş değerlendirmesini yaptı. Her şeyin usulüne uygun, yönetmelikler çerçevesinde yapıldığını söyledi. Ama bir tek şeyi eleştirmeden geçemeyeceğini söyledi. Hepimiz dikkat kesildik. “Neden tüm öğretmenler, okul müdürüne, “Müdür bey, demiyorsunuz da ağız birliği yapmışçasına hepiniz öğretmenim diyorsunuz. Onun bir konumu var, Müdür bey demeniz gerekmez mi?” dedi. Ben söz aldım, bu eleştirinizde haklı olabilirsiniz ama sorumlu olan varsa benim. Bence aslolan öğretmenlikltir. Makamlar mevkiler gelip geçicidir, bugün var, yarın yoktur ama öğretmenlik kalıcıdır. Ben öyle istedim,” dedim. Müfettiş sesini çıkartmadı. YAS)          

Mustafa Uysal, gerektiği zaman kalemini sivriltir, gerektiği zaman da zarif ve esprili yumuşak huylu yazılar yazardı. Bunu sağlayan, onun yıllara bağlı olarak edindiği donanımı, deneyimi ve insancıllığı idi. 
Onun görmüş geçirmişliği, bilgeliği, gazeteciler arasında ve çevresinde kendisine saygın bir kişilik ve ayrıcalıklı bir yer sağlıyordu.  Asıl mesleği olan öğretmenlikten öte bir dershane ya da küçük bir okul, oylumlu bir kitaplık gibiydi. Gazete temsilcisi olduğu dönemlerde genç gazetecilerle bir arada olduğu zamanlarda yazılı bir metnin haber niteliği kazanması, daha çok okur bulması için püf noklalarını da anlatırdı. Doğrusu nu söylemek gerekirse, beni ve enstitülere olan ilgimi severdi, ben de onu sıcak yaklaşımlarından dolayı sever, sayardım. Bir gün elinde bir tomar gazete kupürü ile geldi. “Bunlar benim Köy Enstitüleri ile değişik zamanlarda değişik yerlerden kesip biriktirdiğim yazılar. Bunlar sana lazım olur, al.” dedi. Yazıların tümünü teker teker okudum tabii. Yeni bilgiler edindim de.  
Termessos (*) kitabını Dr. Fuat Kıvran’la ve Azmi Buyruk’la birlikte yazdığına göre, bilmeden sevmeden, de kitap yazılmayacağına göre onun Termessos sevgisinin nerden kaynaklandığının sormak aklıma gelmemiş, bu sorunun yanıtını bilse bilse bir başka yazar Dr. Fuat Kıvran bilir, diye düşünüyorum. İlk karşılaştığımızda ona bu soruyu soracağım. 

Ben düşünüyorum da olsa olsa onun sınırsız doğa ve tarih düşkünlüğü tetiklemiştir bu tutkuyu. Kitabın bugün bile başkası yazılmadığı için tanıtım görevini sürdürdüğüne bizzat tanığım. Soranlara hala onu öneriyoruz. Termessos kazılarının yeniden başlatan kazı heyetinden de yeni ve kapsamlı kitaplar bekliyoruz. 
Sevgili Uysal’ın son zamanlara kadar hafızası kuvvetliydi, kültürel gelişmeleri yurt içinde ve dışında karşılaştırmalar yaparak takip ederdi. ANSAN her fırsatta uğradığı, koyu sohbetlere sahne olan bir yerdi. Hala öyledir, ama artık Mustafa Uysal katkı koyamayacak. O anılarımızda yaşayacak. Güler yüzü, insan sıcaklığı ANSAN’ı ısıtmaya devam edecek.   

Kısacası, dosttu. Arkadaş canlısıydı. Vefa duygusu tavandaydı. Kibarlığı, beyefendi kişiliği, sıcak sohbeti, anıları ile adı hafızalara kazınan bir kültür insanı olarak belleklerimizde kalacak. 
   
Kanatlandı göğe uçtu, ama ardında kesinlikle hoş sadalar bıraktı. Rengarenk çiçekler içinde uyusun.  

Yavuz Ali Sakarya 
(*) 1986 yılında “Termessos, A Psidian Mountain of Antiquity” isimli kitabın hazırlanmasında Mustafa Uysal, Dr. Fuat Kıvran, Dr.Otto Baur ve Azmi Buyruk ile birlikte çalıştı. Anılan kitap, Fırat Yayın Tanıtım tarafından İngilizce, Almanca ve Fransızca dillerinde okura sunuldu. Hala aranan ve okunan bir kitaptır.

whatsapp-image-2026-05-05-at-19-59-25.jpeg

Bu yazı toplam 169 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim