- IMKB
% - Altın
6865.09
%0 - Dolar
48.7547
%0 - Euro
55.9994
%0
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 13:08 - HIDIRLIK KULESI’NDE GÜN BATIMI KONSERİ
- 12:18 - BELEDİYENİN FOTO KAPANINA SALDIRI
- 12:13 - 2 BİN YILLIK ATMOSFERDE SANAT VE MANZARA BULUŞTU
- 11:43 - ESKİDEN ÇUL DOKUMA VE KIL ÇADIRDA KULLANILAN KOYUN KILLARI ARTIK ÇÖPE GİDİYOR
- 11:41 - GÖÇ YOLUNDA ÇOK SAYIDA TEHDİT
- 11:23 - MURATPAŞA, ALZAYMIR FARKINDALIĞI İÇİN YAŞLI EVLERİNDE BULUŞTU
- 11:23 - 33. ULUSLARARASI ASPENDOS OPERA VE BALE FESTİVALİ’NDE CARMİNA BURANA SEYİRCİYLE BULUŞTU
- 11:18 - ADANA’DA GENÇ ŞAHIS BOŞ ARAZİDE ÖLÜ BULUNDU
- 11:03 - ANTALYA’DA PANELVAN KONTROLDEN ÇIKTI: 1 YARALI
- 11:03 - YANGINDA KÜLE DÖNEN KARGILAR 3 HAFTADA YENİDEN FİLİZLENDİ
- 10:58 - İHA’YA ’YILIN EN İYİ SPOR HABERİ’ ÖDÜLÜ
- 10:48 - VALİDEN KUM HIRSIZLIĞINA KARŞI BOĞAZ SAHİLİ’NE KAMERALI TAKİP TALİMATI
- 10:38 - AYNI CADDEDE BİRKAÇ DAKİKA İÇİNDE 2 AYRI KAZA
- 10:28 - KAHRAMANMARAŞ’TA KADINLARIN İMECE USULÜ YUFKA EKMEK MESAİSİ
- 10:23 - MERSİNLİ MUHTARLAR SABAH SPORUNDA BULUŞTU
TARIK ÇELENK / KONUK YAZAR


SİVAS'IN ŞEHİRLİ KADINLARI DAVETİ ÜZERİNE
“Açık ve Gizli Köylülük-Toplu Savrulma” kitabıma ilişkin Medyascope, T24, Oksijen ve Ülke TV gibi mecralarda nitelikli derin söyleşilerimiz vardı. BirGün bu söyleşilerden birini izleyen Sivas’tan “Şehirli Kadınlar” Derneği adına bana Ayşegül Coşkun Hanım ulaştı. Kitabın konusunun tam kendi inceledikleri konu olduğunu, beni dernek adına Sivas’a söyleşiye davet etti. Nazik ve içten bu daveti kabul ettim. Ancak konuyu doğrudan açık ve gizli köylülük olarak konuşmanın sakıncalarını göz önüne alarak başlığı güncel ve cazip “Ülkenin Geleceğinde Manevi Değerleri Hangi Gençler Taşıyabilecek” olarak belirledik.
Bu arada Sivas’a kışın gidebilmek nasıl bir şeymiş, iptaller ve ertelemeler ile onu da öğrenebildik.

Görebildiğim kadarıyla Sivas’a o kadar varsayıldığı gibi son dönemlerde kamu yatırımı yapılmamış. Türkiye’nin çoğu göç alan büyükşehir belediyesinin oluşturamadığı ortak kent kimliğini Sivas oluşturabilmiş. Yörük Türk’ü, Sünni’si veya Alevi’si, Kürt’ü rahatlıkla öncelikle içten “ben Sivaslıyım” diyebilmekte. Sivas Kongresi’nin adeta bu şehre muhafazakâr ruhu işlemiş. Kongre binasına verilen değer ve sahiplenme bunu göstermekte. Başta Mustafa Kemal olmak üzere tüm kongre üyeleri adeta hâlâ binadaymış duygusunu size verdirmekte. AK Parti tercihleri eleştirilse de seçmende CHP’ye bırakılabilecek bir kapı aralığı ben fark edemedim. Kürt sorunu veya çözüm süreci gibi tanım ve projelere çok soğuk bakılmakta.
Sivas’ı farklı kılan bir başka husus ise Selçuklu-Fars medeniyeti geçmişinin izleri. Buna Ermeni zanaatı ve sanatının etkilerini de ilave edebiliriz. Bu bakımdan Sivas’ın merkezi mega bir kasaba değil, 1000 yıla yakın geçmişinin sürekliliğini yaşatan bir şehir. Yüzölçümü bazında baktığınızda bu kadar yoğun Selçuklu ve beylik geçmişi olan medrese kalıntılarının bulunduğu bir Anadolu şehri hatırlamıyorum. Bu medreselerin önemli farkı da son 300 yıldaki gibi içtihada kapalı kelam-fıkıh ezberi odaklı müfredat içermemesi, odaklarının tamamen tıp, astronomi ve matematik gibi bilimsel alanlar olması.

Bu medreselerden yapı ihtişamı ve müfredat açısından Buruciye Medresesi ilgi çekiciydi. Medresenin ana konuları fizik, kimya, matematik ve astronomi üzerine. Medreseyi yaptıran, 1273’te hadis âlimi İran Hemedan’dan gelen iş insanı Muzaffer Burucerdî. Vefat etmeden önce vasiyetini talebelerine yazdırdı. Bu vasiyet, türbenin kubbesinin içerisinde bir şerit hâlinde mavi ve siyah renkli çinili bir kitâbeye nakşedilmiştir. Şunlar yazmaktadır: Allah’ım! Beni sana yaklaştıracak bir amelim, onunla sana yol bulacağım bir sevabım yok… İhtiyacım, yalnızlığım, yokluğum, perişanlığım çok. Garipliğime merhamet et. Bu çukurumda bana yoldaş ol. Ancak sana sığındım, sana güvendim. Burucerdî ve vasiyeti bana bir ara yeni zenginlerimizin sorumluluklarını çağrıştırdı.
Bu arada özellikle kültür ve sanat varlıkları açısından Sivas’ın valiler bakımından oldukça şanslı bir şehir olduğunu hatırlatalım.
Sivas Şehirli Kadınlar Derneği kurucuları bireysel iş kadınları ve eğitimcilerden oluşuyor. Kalvinist muhafazakâr ve seküler birlikteliği izlenimini verdirmekte. Spordan kültüre veya toplumsal hayata siyaset üstü kalmaya çalışarak oldukça aktif ve etkililer. Derneğin bürokrasi ve iş dünyasıyla da etkili iletişimi var.
“Manevi değerler ve gençlerimiz” söyleşimiz eski taş medreseden dönüştürülen otantik bir kitap kafe mekânında gerçekleşti. Davetliler iş, bürokrasi ve eğitim dünyası temsilcileriydi. İdeolojik ayrım yapılmadan tüm Sivas’ın temsilinin yansıması vardı. Gençler de vardı.
Ayşegül Hanım dernek üyelerine son kitabımı önermiş ve hanımefendiler kitabı okuyarak zihin dünyama yabancılık çekmemişlerdi. Ancak hazirun açısından beklenti ve netlik konusunda farklı değerlendirmelerin olmasını beklemekteydim de.
Ben konuya değerlerin kökeninden girdim. İnsanlığın cennetten kopuşu sürecinde Roger Bacon ve Newton’un dediği, ün kendinde kalan ana unsurdan bahsettim. Bunlar vicdan, anlam arayışı ve yaratıcılık. Özellikle anlam arayışını felsefe, sanat ve estetiğin; yaratıcılığı da teknolojinin temsil edebildiğinden bahsettim. Bu anlamda bu unsurların bölünmez evrensel hakikatin kendisi olduğunu hatırlattım. Özellikle post-truth gerçeklikler üretme çağı ve kimlik kapanına yakalanma durumunun hakikati parçalayarak hakikat olmaktan uzaklaştırdığını, gençlerin bu bakımdan hakikat duyarlılıklarını kaybettiklerinden bahsettim. Tabii konuya girerken “Gençler İslami duyarlılıklarını kaybederken evrensel ahlaki duyarlılıklarını mı kaybettiler?” sorusu ile de başladım.
Konunun bir İslam medeniyeti ve dönüştüremediğimiz köylülüğümüzün krizi olduğundan bahsederken itirazlar da geldi. 100 yaşındaki tarih otoritesi Bernard Lewis bizim için “What went wrong? – Yanlış giden neydi” diye sorarken biz neden bu soruyu soramıyoruz, onu hatırlattım.
Toplantı konsepti çoğunluk davetli tarafından “bir eğitim sorunu tartışıyoruz” diye algılanmıştı. Bunda hatamız olabilirdi. Bu nedenle gençlerdeki bugünkü kurumsal İslam’ı reddetme, anlam arayışının dinden kayması bugünkü İslamcı ve milliyetçi popülizm ve İslam medeniyet krizi olarak değil de sadece aileler ve devlete ait bir eğitim sorunu olarak izleyiciler açısından gözükmekteydi. O açıdan eleştiriler ve kritikler sunum için soyut, akademik ve proje odaklı olmamaya ilişkindi.

Ben de mümkünce somuta inmeye çalıştım. İş dünyası sermayesi ve düşünce yatırımı, bunun şehirde somutlaştırılabilir örneklerinden bahsettim. Ailede ve okulda verilemeyen değerlilik duygusu, akla değil zekâya dayalı eğitimin mahsurlarını hatırlattım. Türk Ocakları Başkanı beyefendi Türk milliyetçiliğinin bir kimlik kapanı olup olmadığını sordu. Yanıtım, din ve milliyetçiliğin bireysel ve kültürel bazda kalmasının ülke aidiyeti için iyi olduğu, ancak siyasallaştırılmalarının bir beka sorunu olduğuydu.
Bam teli sorusu “Gençler bu ülkeyi terk etmek istiyorlar, sizin bunun cevabını vermediniz” oldu. Cevabım; bakın bu gençler ülkenin yarınında kendilerini dışlanmış ve yok görülüyorlar. Bu gençler ötekileştirilmişlerin olduğu yarının hikâyesinden kendilerini kurtarmaya çalışıyorlar. Gerek şart, bu gençlerin yarının ülkesinde kendilerinin de olacağına ikna edilmeleridir, diyebildim.
Klasik soru ve duyarlılıklardan biri de “O kadar Müslüman mucit var, onlardan neden bahsedilmiyor ve ‘foncu’ Ruşen Çakır’da neden program yapıyorsun?” üzerineydi. Kendilerine son 500 yılda tatbikî Takiyüddin Rasathanesi, Lagari Hasan Çelebi ve Hezârfen Ahmet Çelebi gibi mucitler vardı; ancak bunlar mevcut zihniyet ve lobilerin etkisiyle önleri kesildi, sakıncalı kabul edildiler. Batı’da mucitler eziyet çekseler de özellikle iş tutma zihniyeti onların her bir birikimini bir sürece dönüştürdü. Batı’nın üstünlüğü zihniyette, yani nasıl düşünüleceğinin bilinmesinden kaynaklanmaktaydı.
Fonculuk cevabıma gelince, söyleşi başında sağ mahallede sermaye sahiplerinin öteki dünyada kazanç zihniyetlerinin köylü anlamda sadece bir al-ver ilişkisine dayandığını ifade etmiştim. Bu açıdan politik bir baskı olmadan düşünce ve iletişim yayını yapmaları beklenmemelidir, demiştim. Buna atıf yaparak dedim ki benim gibi insanların fikirleri ve gözlemlerini paylaşabileceği yerli sponsorların olabileceği kurum yok ne yazık ki. Ruşen Çakır’ın bu anlamda yerli sponsor bulma imkânı yoksa yasal AB veya benzer şeffaf fonlarla varlığını sürdürebilmesinden doğal ne olabilir; siz iş yaparken yabancı bankalardan uygun kredi almaz mısınız, diye yanıtlamaya çalıştım.

Söyleşinin en muhteşem değerlendirmesi ve özeti, genç meslek sahibi bir hanımefendinin soru-yorumu ile geldi. Şöyleydi: Siz gençlerde değer kaybı derken sadece din veya İslam ile endeksliyorsunuz. Peki kurumsal din olmadan gençler evrensel ahlak ve değerlere sahip olamazlar mı, biz sahip değil miyiz? Bu hanımefendiye kitabımı hediye ettim; dindar ailesi ile iletişiminin sancılı ve çok modern görünümlü olmasına karşı kısa süre önce tesettürlü olduğunu da öğrendim.
Bu genç hanım söyleşi hedefimizi ve derdimizi özetledi; ancak diğer ifade ettiğim soruların bir kısmını soranlar bu derdin farkında veya ciddiyetindeler miydiler, emin değilim.
Sivas’ta yaşadığım bu tecrübe, Türkiye’nin merkez-taşra, gelenek-modernlik ve din-ahlak gerilimlerinin sadece siyasi düzlemde değil, gündelik hayatın içinde de ne kadar derinleştiğini bir kez daha gösterdi. Gençlerin arayışı, aslında bir ideoloji değil; kendilerini dışlamayan, anlam üreten ve onlara gelecek hissi veren bir toplumsal hikâye arayışıdır.
Sivas Şehirli Kadınlara burada tekrar minnet ve şükran duygularımı ifade ediyorum…
Medyascope'tan alıntılanmıştır.
KURTLAR VADİSİ KOMÜNİTESİTARIK ÇELENK
12 EYLÜL’DEN BİR GÜN ÖNCEMUHARREM YELLİCE
BÜYÜK AMBALAJI ALDIM, DAHA UCUZA GELDİ!” DİYE DÜŞÜNMEYİN!AV İBRAHİM GÜLLÜ
GİRİŞİMCİ RUHLU KADINLARALYA ŞAHİN
ZAMAN VE TOPRAĞIN RİTMİIŞIK YARGIN
RESSAM MUSTAFA AYAZ VE ANSAN ÜZERİNEYUNUS YAŞAR
BEN Mİ HÜLYALI BİR ÇOCUKTUM YOKSA...OYA ÖZGÜR
NİYETİNİZ BATSIN!..VEDAT GÜRHAN
BAŞARI KAÇ PUAN?PINAR TEYİN
EMEKLİ MAAŞLARINDAKİ ADALETSİZLİKAHMET DİKİCİ
SORUN BELLİ , ÇÖZÜM İÇİN BEKLEMEYELİMMEHMET YENİKAYNAK
ÇULYEDİEŞREF URAL
GÖKKUŞAĞININ SEKİZİNCİ RENGİ EVLATBİHTER GÖRDÜ
YAPAY ZEKÂ UYANIKKEN KANUN KOYUCU UYUYAMAZTUGAY TOYDEMİR
EKONOMİDE HEDEFLERE ULAŞILABİLİR Mİ?PROF DR MUSTAFA YILDIRAN
ATATÜRK’ÜN İZİNDE OTELLER-5NİZAMETTİN ŞEN
ULUS DEVLETNURİ SEZEN
YENİ BİR EĞİTİM ÖĞRETİM YILINA BAŞLARKENHASAN YAKUP CANGÜVEN
ESENLİĞE GİDEN YOL BAKTIĞIMIZ PENCEREDEBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
ANADİLİ DIŞINDA ESER VEREN TÜRK YAZARLARGAZANFER ERYÜKSEL
OSMAN ÖZKÖYLÜ ANTALYASPOR İÇİN DOĞRU HOCA MI?KAHRAMAN KÖKTÜRK
BİR MİLLETİN YENİDEN DOĞUŞUDUR 9 EYLÜLPROF DR RAMAZAN DEMİR
İNTERNET ALIŞVERİŞİNDE KARGO SORUNLARI: SORUMLU KİM?AV CÜNEYT KARASU
ÇİFTÇİYİ KAYBEDERSEK, MUTFAĞIMIZI KAYBEDERİZTALİP BAYRAM
HIDIRLIK KULESI’NDE GÜN BATIMI KONSERİ
BOZANER YENİDEN ADAY
BERKAY BAHAR, KADIN İŞİ DÜNYASININ BEKLENTİLERİNİ DİNLEDİ
OPERA VE BALE FESTİVALİ VERDİ’NİN GÖRKEMLİ OPERASI “ATTİLA” İLE BAŞLADI
GAZANFER ERYÜKSEL'İN GRAVÜRLER ŞİİR KİTABI ŞEY KİTAP'TA
MÜZİK TELİFİNDE 'TEK ÇATI, TEK FİYAT' TALEBİ
İMPARATOR ATTİLA KILICIYLA SAHNEYE ÇIKACAK
ANTALYA HAVALİMANI'NDA AĞUSTOSTA 5,8 MİLYON YOLCU TRAFİĞİ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





