- IMKB
% - Altın
6490.01
%-0.03 - Dolar
47.5871
%0.02 - Euro
54.9357
%-0.14
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 20:47 - ÜVEY BABA İLE DEDE TUTUKLANDI
- 20:26 - 2 ŞÜPHELİ SERBEST BIRAKILDI
- 19:38 - ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SORUŞTURMASINDA 2 ŞÜPHELİ SERBEST BIRAKILDI
- 18:48 - ALANYA’DA MİKROPLASTİK KİRLİLİĞİNE KARŞI MÜCADELENİN STARTI VERİLDİ
- 18:38 - MERSİN ERDEMLİ ‘DE 3,4 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM
- 18:03 - PASAJDA ÖLÜ BULUNAN EYÜP CAN DAVASI SÜRÜYOR
- 17:47 - YOĞUN BAKIMDAYKEN EŞİ TERK ETTİ
- 17:21 - EŞYALARI GÖTÜREN EŞE TAZMİNAT CEZASI
- 17:09 - SICAK VE NEM BUNALTTI
- 16:58 - MANAVGAT BELEDİYESİ’NDEN YAYLALARA KÜTÜPHANE DESTEĞİ
- 16:47 - DANIŞTAY'DAN KIRCAMİ KARARI
- 16:38 - MERSİN’DE PATLAYAN DOMATES KONSERVESİ 9 AYLIK BEBEĞİ YAKTI
- 16:38 - TÜRKİYE MUHTARLAR KONFEDERASYONU’NDAN BAŞKAN BAŞDEĞİRMEN’E ‘YILIN EN BAŞARILI BELEDİYE BAŞKANI’ ÖDÜLÜ
- 16:33 - KAHRAMANMARAŞ’TA YANGIN VE KURTARMA TATBİKATI
- 16:22 - KIYILARDA MİKROPLASTİK ALARMI
EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR


TÜRK, TÜRKİYE, TÜRKİYELİ
Kader bizi hangi sosyo-kültürel coğrafyada doğurursa, biz o kültür coğrafyasının ürünü oluruz. Yani, Burdur'da doğarsak büyük ihtimalle yörük/türkmen, Tunceli'de doğarsak büyük ihtimalle zaza/alevi, Akçaeniş'te doğarsak türkmen/alevi, Nusaybin'de doğarsak büyük ihtimalle şafi/kürt, Çankırı’da doğarsak büyük olasılık sünnı/türkmen. Moskova’da doğarsak ortodoks/hristiyan, Roma'da doğarsak katolik/hristiyan, Münih'te doğarsak protestan/hristiyan, Delhi'de doğarsak budist vsvs...
Dolayısıyla, hangi dinin ya da hangi inancın içine doğacağımıza biz değil, kader karar verir. Yani bu mevzu o kadar da kutsanacak bir şey olmadığı gibi, elbette alâlâde bir şey de değildir. Çünkü doğduğumuzdan itibaren ömrümüz büyük ölçüde dünyaya geldiğimiz bu sosyo-kültürel coğrafyanın haklılığını ve çıkarlarını savunmakla geçer. Mensubu olduğumuz, içine doğduğumuz halkın, milletin, toplumun, dinin, inancın, mezhebin tarihi mirasına sahip çıkmak, vakıf olmak, bu tarihin tecrübelerinden ve birikimlerinden feyz almak, yararlanmak, doğal bir insani eğilimdir. Hatta, o kadar öyle ki, bir devlet kurulurken muhakkak bir kavme ve bir dine yaslanmak zorundadır.
Yukarıda ettiğim lakırdının gayesi şudur, son zamanlarda Türkiyeli, Türkiye vatandaşı, Anadolu halkı, Anadolu insanı gibi kavramlar güçlü bir şekilde dolaşıma sokuldu. Bu bağlamda ben de kendi halimce bu husustaki düşüncelerimi belirtmek isterim.
Evvela şöyle bir girizgah yapalım mevzuya, teknik olarak Türk bir kavmin adıdır, evet. Ama artık günümüzde ve Anadolu’da Türk bir kavmi değil, bu ülkeye vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesi tanımlayan bir sosyolojik kavramdır. Türkiye ise, az önce tanımladığım ve çerçevesini çizdiğim sosyal kitlenin yaşadığı ülkenin, coğrafyanın adıdır.
Yabancı tarihçilerin kitaplarına, yabancı elçilerin mektuplarına baktığımızda, genellikle devletin adını değil, milletin adını anarlar. Mesela, “Türkler Viyana’yı kuşattı”, ya da “Ruslar Türk ordusunu bozguna uğrattı” derler. Yani Osmanlılar şunu yaptı, Selçuklular bunu etti demezler. Elbette ordunun ve devletin bünyesinde pek çok kavimden insan vardır, Kürt, Arnavut, Yörük, Boşnak, Laz, Arap, Çerkes vs. Bunu o kitabı yazan tarihçiler de pekâlâ bilirler. Ama bütün dünyada, akademilerde, diplomaside, dünya edebiyatında, bu gün üzerinde yaşadığımız ülkenin adı TÜRKİYE, üzerinde yaşayan insanlar da TÜRK diye anılırlar. Kitaplara böyle yazılır, hatıratlarda böyle geçer.
Bu bağlamda, TÜRK sözcüğü Anadolu'da salt bir kavmi içermez, sadece Türk ırkından gelenleri değil, bu topraklarda yaşayan herkesi içeren “toplayıcı ve toparlayıcı” bir hukuki tanımdır. İşin daha da ilginç yanı, Anadolu’ya Türkiye ya da Türkmenia adını da taa 13. yüzyılda Batılı gezginler koydular, biz o yıllarda bu topraklara “Diyar-ı Rum” diyorduk, yani “Rumların ülkesi”. Türkiye ya da Türkmenia, kısaca, Türklerin ülkesi anlamına geliyor, ama bu ismi biz değil İtalyan tüccarlar tarihe yazdırdılar.
Yörük, Kürt, Laz, Çerkez, Arap olabiliriz. Atalarımız bu saydığım etnik ve kültürel yapılara mensup olabilir, biz de kültürel ve etnik olarak bu kavimlerden birisine mensup olabiliriz. Atalarımız Kürtçe, Lazca, Çerkezce, Arapça konuşmuş olabilirler ve bizler de o dilleri konuşuyor olabiliriz. Amma ve lakin, bazı coğrafyalar bazı kavimlerin adıyla anılırlar. Meselâ bir Fransız futbolcuya, ister Berberi olsun ister yerli Katolik ya da Kıptî, hiç bir yerde "Fransalı" denildiğini duymayız, okumayız. "Fransız futbolcu" deriz. Mesela hiç bir Alman boksöre, "Almanya'lı boksör" demeyiz, Alman boksör deriz. O boksör zenci bile olsa böyle deriz, böyle denilir.
Bazı ülkeler de o ülkeyi fetheden ya da o coğrafyayı keşfeden insanların adıyla anılırlar. Örneğin Amerika, Avustralya, Yeni Zellanda, San Salvador, gibi. Böylesi “oluşturulmuş” ülke insanlarına da, gayet doğal olarak, Amerikalı, Yeni Zellandalı, Avustralyalı, Salvadorlu denilir.
Özetle, "Türkiyeli sporcu" denmez, "Türkçe şiir" denmez, “Türkiye edebiyatı" denmez, "Türkiyeli sinemacı" denmez. Tıpkı "Fransalı romancı, İngiltereli futbolcu, İtalyalı şair, Almanyalı filozof” denilemediği gibi.
Son söz; Yılmaz Güney "Türk sinemacısıdır", Orhan Pamuk "Türk romancısıdır", Nazım Hikmet "Türkçenin şairi" değil, Türk şairidir. Yaşar Kemal, "Türk yazardır". Bu şahsiyetlerin siyasi görüşleri ve etnik mensubiyetleri ne olursa olsun, bu böyledir ve böyle anılırlar tüm dünyada.
Son yıllarda bu ülkede böylesi "yapay" ve zorlama tartışmalar sıkça gündeme geliyor ve açıkçası bunu son derece yersiz buluyorum. Kimse kusura bakmasın.
GAZÂLÎ’DEN AYDINLATMAYA: NEDENSELLİKMUHARREM YELLİCE
TARİH BİLGİSİ VE TÜRKİYE SOLUEŞREF URAL
YENİ ARAYIŞLAR ve SORUMLULUKLARALİ İHSAN DİLMEN
YENİLENMİŞ ÜRÜNLER HAKKINDA YENİ YÖNETMELİK ve ESKİ DÜZENLEME İLE KARŞILAV CÜNEYT KARASU
TÜKETİCİNİN PAZARDA ÜRÜNLERİ SEÇME HAKKI VAR MI?AV İBRAHİM GÜLLÜ
CAZİBE YA DA SOSYAL ZARAFETAHMET İLBARS
ANTALYA'NIN İHTİYACI, BİR DENİZCİLİK MASTER PLANIDIRCEM ARÜV
MÜCEVHERİN GÜCÜ VE ÖNEMİSERDAR YILMAZ
TOPLUMSAL DUYARSIZLIĞIN SESSİZ SEMBOLÜ: YERE ATILAN İZMARİTMUSTAFA YALÇIN YALÇINKAYA
NİŞAN SADECE YÜZÜK TAKILAN GÜN DEĞİLDİR…HASAN YAKUP CANGÜVEN
NEYZEN TEVFİK (1879-1953)GAZANFER ERYÜKSEL
TEVAZU:HARCI TER, GÖZYAŞI, EMEK, BİLGİ, ZAMAN, SABIR, DİRENÇ VE İNANÇTANBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
MÜTEDEYYİN MAHALLE VE DAVUTOĞLUTARIK ÇELENK
“HER DERGİ BİR GÜN BATMAK İÇİN ÇIKAR”YUNUS YAŞAR
ATATÜRK’ÜN İZİNDE OTELLERNİZAMETTİN ŞEN
HAYAT ŞİMDİ BAŞLIYOR: ERTELEME, YAŞA!DİLEK DEMİRKAN
ŞEYTANIN EN ŞIK ELBİSESİ: MAKYAVELİZMNADİRE SÖNMEZ
ORMANLARA DİKKAT!IŞIK YARGIN
DUMAN ÇÖKMEDEN ÖNCEGÖZDE SARI
TEŞEKKÜRLER LENOVO VE KOYUNCU ELEKTRONİKBİHTER GÖRDÜ
BAŞAKŞEHİR'İN AVRUPA KARNESİ: İMKÂN ÇOK, BAŞARI NEDEN YOK?KAHRAMAN KÖKTÜRK
ATSO SANKİ BALLI BÖREK!..VEDAT GÜRHAN
VİRAJDAKİ ÜLKE VE DİREKSİYONDAKİ GENÇLİKMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
IŞIĞIN RESSAMI: CLAUDE MONET'İ YENİDEN DÜŞÜNMEKPROF DR RAMAZAN DEMİR
YOĞUN BAKIMDAYKEN EŞİ TERK ETTİ
ANTALYA DENİZCİLEŞME PLATFORMU'NDAN DRON SALDIRISINA KINAMA
ÖZDEMİR, GÖKBEL GÜREŞLERİNE KATILDI
YAZIN BÖBREK TAŞINA KARŞI 4 ETKİLİ ÖNLEM!
ATB, TEMMUZ AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
PİNE BEACH BELEK, TURQUALITY DESTEK PROGRAMI KAPSAMINA ALINDI
5 DÖNÜM ORMAN ZARAR GÖRDÜ
ATATÜRK DEVLET HASTANESİ 300 YATAKLI OLACAK
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim






