Bugün 30 Ocak 2026 Cuma
  • Antalya14 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    7539.17
    %0.9
  • Dolar
    43.3979
    %-0.01
  • Euro
    51.9784
    %0.03

HÜSEYİN BARANER / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
HÜSEYİN BARANER / KONUK YAZAR

TÜRKLER'İN YUNAN ADALARI TUTKUSU BİTİYOR MU?

29 Ocak 2026 Perşembe 22:38
2025 yazı geride kalırken tek bir rakam bile aslında çok şey anlatıyor. Türkler, sadece Midilli Adası’na yaklaşık 80 milyon Euro bıraktı.
Bu rakam sıradan bir yaz tatili istatistiği değil. Bu, bir tercihin, bir karşılaştırmanın ve giderek netleşen bir davranış değişikliğinin özeti. Çünkü mesele sadece deniz, güneş ve bir balık tabağı değil. Mesele, Türklerin Ege’nin karşı kıyısına bakarken ne gördüğü.
Peki bu ilgi 2026’ya taşındı mı?Kısa cevap:
Evet.Uzun cevap:
Daha bilinçli, daha seçici ve daha ısrarlı bir şekilde.
2026’ya girerken Türk turist profilinde belirgin bir değişim var. Artık “herkes her yere” dönemi geride kaldı. Öne çıkan tablo net: 3–4 gecelik kısa kaçamaklar, arabayla ulaşılan feribot rotaları ve son dakika planlanabilen tatiller.
Özellikle Ege ve Marmara’da yaşayan Türkler için Yunan adaları artık klasik bir “yurtdışı” destinasyonu değil. Adeta alternatif bir yazlık, hatta bazıları için bir nefes alma alanı. Ve kritik kırılma noktası şu: Türkler artık keşfetmekten çok, iyi hissettiren yere geri dönmeyi tercih ediyor.
Bu ilgi bir heves değil; birkaç çok net nedene dayanıyor. Basitlik ve rahatlık bunların başında geliyor. Yunan adaları Türk tatilcinin gözünde “yormayan tatil” demek. Abartılı animasyonlar yok, yüksek sesli oteller yok. Yavaşlık, sakinlik ve sade bir estetik var.
Fiyat–deneyim dengesi ikinci önemli neden. Lüks değil ama adil. Bir tavernada gün batımı, temiz bir oda, gürültüsüz bir gece… Türk tatilci için bu artık büyük bir değer.
Bir diğer unsur tanıdık bir yabancılık. Yemekler tanıdık, insanlar sıcak, ritim bize yakın. Ama yine de “başka bir ülkedeyim” hissi korunuyor. Bu ikilik güçlü bir çekim yaratıyor.
Ve belki de en önemlisi kaçış psikolojisi. 2025 ve 2026’da Türkiye’de hayat pahalı, gündem ağır, tempo yüksek. Yunan adaları Türkler için sadece tatil değil; biraz uzaklaşma, biraz sessizlik, biraz normalleşme anlamına geliyor.
Artık şu gerçeği konuşmak lazım. Sadece Midilli’nin Türklerden yaptığı 80 milyon Euro’luk ciro bize şunu söylüyor: Türkler, Yunanistan için vazgeçilemez bir müşteri kitlesine dönüşmüş durumda. Bu artık tekil adalarla sınırlı bir hikâye değil. Yunanistan Türk turistin harcayan, geri gelen, tavsiye eden ve sadık kalan bir profil olduğunu çok net gördü ve buna göre pozisyon aldı. Küçük oteller, aile işletmeleri, sade hizmet ve yavaş gastronomi bu yüzden öne çıkıyor. Bu ilgi tesadüf değil, bilinçli bir okumanın sonucu.
Peki Türkiye nerede duruyor? Türkiye hâlâ çok güçlü bir turizm ülkesi. Buna kimsenin itirazı yok. Ama Türk tatilcinin kendi ülkesinde yaşadığı duygu giderek netleşiyor: kalabalık, gürültü, fiyat baskısı ve sürekli “üst segmente” itilme hali. Her şey daha büyük, daha iddialı, daha pahalı ama her şey daha sakin değil. Bu yüzden Türkiye’de tatil, çoğu zaman dinlenmekten çok “bu paraya değiyor mu?” sorusuna dönüşüyor.
Yunanistan’da ise Türkler şunu söylüyor: “Kimse bana bir şey ispatlamıyor. Burada misafirim.” Asıl kırılma noktası tam da burada.
Bu bir kopuş değil, bir mesaj. 2026’da Türkler Yunan adalarına gitmeye devam ediyor ama bu Türkiye’den vazgeçmek değil; Türkiye’ye gönderilmiş çok net bir mesaj. Türk tatilci daha sade, daha sakin, daha adil ve daha insani bir tatil istiyor. Türkiye bu mesajı doğru okursa bu akım dengelenir. Okumazsa Yunan adaları Türkler için “yakın ama başka” bir yazlık olmaya devam eder.
Şimdi kritik noktaya geliyoruz. Bu tablo bakanlıkların değil, yerel yönetimlerin aynasıdır. O yüzden aşağıdaki maddeler bir iyi niyet listesi değil, 2026 yazına girerken yapılmazsa bedeli ödenecek bir eylem planıdır.
2026 Yazı İçin Yerel Yönetimlere 10 Maddelik Turizm Eylem Planı
1.Fiyat şeffaflığı zorunluluğu. Menüde ne yazıyorsa kasa onu keser. Şezlong, otopark, servis ücreti dahil her fiyat görünür olacak. Aynı ürüne farklı fiyat uygulayan işletmeye anında yaptırım uygulanacak.
2.Sahil ve plaj planlaması. Her metrekaresi kiralanmış, halkın denize giremediği sahil kabul edilemez. Şezlong–boş alan dengesi belediye tarafından belirlenmeli. Kıyı, işletmenin değil kamunun alanıdır.
3.Gürültü yönetmeliği ve gerçek denetim. Saatli müzik uygulaması kâğıt üzerinde değil, sahada uygulanmalı. Sahil hattı açık hava diskosu değildir. Dinlenme hakkı turizm hakkıdır.
4.Yerli turisti koruma protokolü. Yerli turist “nasılsa gelir” varsayımıyla ihmal edilemez. Belediyeler yerli misafiri koruyan açık bir duruş sergilemeli. Bu aynı zamanda seçmene saygıdır.
5.Esnaf denetimi. Fahiş fiyat, yanıltıcı menü, baskıcı satış yöntemleri bitirilmeli. Denetim göstermelik değil, caydırıcı olmalı. İyi esnaf korunmalı, kötü esnaf sistemden ayıklanmalı.
6.Trafik ve park kaosu tatilin parçası olamaz. Tatilci arabadan indiği an stres yaşamamalı. Geçici yaz otopark alanları, ring servisleri ve doğru yönlendirme şart. Kaos yoğunluk değil, yönetimsizliktir.
7.Küçük otel ve aile işletmelerine destek. Her şey devasa tesis olmak zorunda değil. Butik otel, pansiyon ve küçük işletmeler desteklenmeli. Sessizlik, temizlik ve samimiyet yeni lüks anlayışıdır.
8.Deneyimi otelden çıkarıp şehre yaymak. Sadece plaj satmak yetmez. Yürüyüş rotaları, pazarlar, yerel üretici ve küçük müzeler desteklenmeli. Turist akşamı da şehirde geçirmek istemeli.
9.Kriz ve şikâyet yönetim masası kurulmalı. Belediyelerde yaz sezonu boyunca aktif çalışan bir turist masası olmalı. Şikâyet anında çözüm üretilmeli, sosyal medyada büyümeden durdurulmalı. Sessiz memnuniyetsizlik en pahalı olandır.
10.En kritik madde: öngörülebilirlik. Son dakika kural değişikliği, keyfi yasak ve ani zam olmaz. Turist ve esnaf aynı anda korunur. “Bu destinasyonda standart budur” güveni sağlanır.
2025’te Midilli’ye giden 80 milyon Euro, 2026 için açık bir sorudur. Bu para yine feribotla mı gidecek, yoksa bu kıyıda mı kalacak? Bu sorunun cevabı bakanlıklarda değil, belediye sınırları içindedir.
Artık Turizmde küçülerek büyüyen destinasyonlar kazanıyor.
Bu yazı toplam 105 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim