- IMKB
% - Altın
6907.93
%0 - Dolar
48.2205
%0 - Euro
55.8759
%0
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 11:18 - TARSUS BELEDİYESİNDEN ULAŞIMI KOLAYLAŞTIRAN ÇALIŞMA
- 11:13 - ONİKİŞUBAT BELEDİYESİ 200 MİLYON LİRALIK YATIRIMLA 30 YENİ HİZMET ARACI ALDI
- 11:13 - KAHRAMANMARAŞ’TA BAYRAĞA SAYGI YÜRÜYÜŞÜ GERÇEKLEŞTİRİLDİ
- 10:48 - MERSİN’DE ÇOCUKLARDAN 30 AĞUSTOS’TA COŞKULU KUTLAMA
- 10:03 - ANIZ ATEŞİ MAHALLEYİ DUMANA BOĞDU
- 09:58 - KANSER HASTASI ANNESİNİN BANKA KARTI VE CEP TELEFONUNU ALIP KAYIPLARA KARIŞTI
- 09:58 - NOHUT HASADI YÜZ GÜLDÜRDÜ
- 09:43 - KOZAN’DA 2 BİN ÖĞRENCİ SPOR VE SANATLA BULUŞTU
- 09:08 - İSKENDERUN’DA UÇURUMDAN DÜŞEN İNEK İŞ MAKİNESİYLE KURTARILDI
- 09:08 - DEPREMZEDE KADINLARIN ELLERİNDEN ÇIKARAK STANTLARI RENKLENDİREN EL EMEĞİ ÜRÜNLER EKONOMİK DEĞER KAZANARAK UMUDA DÖNÜŞÜYOR
- 09:03 - DEPREMİN ACI YÜZÜNÜ YANSITAN ARAÇ MEZARLIĞINDAN GERİYE SADECE BİR MİNİBÜS KALDI
- 04:03 - YANGINDA YEMLERİ, İKİ AHIRI YANDI VE İNEĞİ TELEF OLDU: "ALEVLER SANİYELER İÇİNDE GELDİ"
- 00:48 - BELEN’DE KONTEYNERLER ALEVLERE TESLİM OLDU
- 00:48 - ANTAKYA’DA ARICILAR BAL SAĞIMINI SÜRDÜRÜYOR
- 00:43 - ANTAKYA’DA ÇÖPLÜK ALAN ALEVLERE TESLİM OLDU
AHMET İLBARS / KONUK YAZAR


ÖLÜM YOLCULARI
Madenler kimlersiniz?
Yıllardır nasıl yaşarsınız sessizce?
Nereden gelip nereye gidersiniz?
Hiç canınız sıkılmaz mı sizin?
Suskunluğunuz nedendir bilinmez.
Sanki taşlaşmış güneş damlaları kristalleriniz…
Kim bilir belki de içinizde milyonlarca yıl önce
bir lav akıntısında eritip taşıdığınız
nice acılarınız,
ice sevinçleriniz saklıdır…
Girdaplanır düşünceler ve akar derinlere…
Gündüzler gecedir madende,
geceler sabahsız…
Mevsimler sonbahar ve kış…
Güneş ve Ay saklar kendini,
yıldızlar hep sönük…
Dünya daha kötü,
hayat daha korkutucu…
Derinliği ve karanlığı buluşturur kuyu.
Hangi derin dağın dibinde bekler şimdi ölüm bizi?..
Hangi derin acıları gizler içinde?..
Kuyudan inmek, cehenneme inmektir.
Tanıklığım var bilirim.
Ben de indim bu kuyudan.
Dik ve kaygandır kuyu merdiveni,
inip çıktıkça esner derinden.
Hep gecedir yeraltı.
Parçalanmış taşlar,
asitli sular,
çürük yumurta kokusu…
Kulaklarımda ıslak ve çamurlu çizmelerin hışırtısı…
Yaşam ve ölüm yan yana yürür yeraltında.
Ve biz en çok güneşi özleriz.
Karanlık, su sesiyle akar bin yılların ardından.
Kent uyur,
kuş uyur,
kurt uyur.
Uykulu gözleri hep açıktır madencinin.
Söylenecek bir şey yokmuş gibi gelir insana.
Oysa kırılmış taş,
asitli sular,
çürük yumurta kokusu konuşmak ister.
Yarasalar uçuşur ortalıkta.
Karanlık,
alacakaranlık olur.
Bütün ağırlığıyla çöker üstüme.
Gittikçe lambanın ışığı körleşir.
Tavandan düşen su damlacıklarının şıpırtısı duyulur uzaktan.
Yaklaştıkça deli eder insanı.
Dünyayı havaya uçurmaya çalışan bir patlama sesi duyulur geriden.
İrkilirim.
Patlayan taş sanki bir şarapnelin kırık parçaları...
Toz duman içinde kalırız.
Taşta üç beş metre daha yol alırız
ve biz en çok açık havayı özleriz.
Taşı delen de biz,
patlatan yok eden de…
Bitimsiz bir döngü halinde
binlerce yıl sürüp giden…
Kazma ve dinamit sesleri
ölüme ev sahipliği yapan
nemli boşluklar açar taşlarda.
Yüreği kanar taşın…
Taşlar zamandır ve paslı sular akıtır üstünden.
Sular aşındırır
ve çürütür direklerimizi.
An’ı yaşarım.
Tetikteyim…
Gecedeyim…
Vardiyadayım…
Bir toz hüzmesi geçer üstümden.
Zamansızlık içime akar.
Karanlığın gözleri büyür.
Ölümüm geçer aklımdan.
Dalar giderim kendi cehennemime.
Karanlığın ruhu canlanır içimde.
Yıkıcı bir yalnızlık şarkısı dolanır dilime.
Kendime daha çok yaklaşırım.
Kazma sesleriyle uyanırım yeniden.
Taş düşer,
taş patlar,
taş kanatır,
taş öldürür…
Soğuk bir rüzgâr esip geçer terli sırtımdan.
Gittikçe artan kükürt kokusu
ve gözlerim yanar.
Taş kesilir zaman.
Nemli oyuklardan asitli sular şıpırdar başıma.
İçimden bakırlı sular akar…
Gözlerimi ovuşturup yürürüm sessizce.
Tanrının üvey kullarıdır madenciler.
Kirli ve yağlı karanlığın zehirli tortuları katmanlaşır tenlerinde.
Acılar demlenir yüreklerinde.
Her daim cehennem azabı çeker onlar.
Karanlığı,
nemi,
gazı,
tozu,
sıcağı,
soğuğu soluyan onlardır.
Basık ve dar dehlizlerde sürünenler, mayaları acıyla yoğrulanlar onlardır.
Ciğerleri sinsi taş tozlarıyla dolup,
tıknefes olan onlardır.
Mantarlaşıp çürüyen direklerin,
kırılmış kamaların,
dağılmış sarmaların,
çürük su birikintilerinin,
sidik ve ter kokularının,
titreşimlerin,
gürültülerin,
tavandan enselere damlayan kirli suların
ve daha nice azapların arasına sıkışıp kalanlar yine onlardır.
Bilinçaltında bastırılmış ölüm korkusu,
işsizlik ve geçim sıkıntısı hiç bırakmaz peşlerini.
Gerilimli,
güvensiz
ve gayri insani koşullarda;
içi çürüyüp koflaşmış maden direkleri gibi
kırk yaşına varmadan ıskartaya çıkanlar da onlardır.
Her gün kelle koltukta inerler madene.
Ecel yoldaşı olurlar birbirlerine.
Cehennemin kıyısında buluşurlar.
İsyanın ve yenilginin dar tebessümü taşınır yüzlerinde.
Gerçek çilekeşlerdir onlar.
Geceleri gündüzlerine karışır,
bedenleri ve ruhları isyan eder,
duyan olmaz.
Acının pişirdiği insanlardır onlar.
Acının büyüğü ise ölüm.
Kader ile gerçek arasındaki farkı da en çok ölümle öderler.
‘Her ölüm erkendir’
lakin madencininki ‘çok erken’.
Madencilerin kalbine doğru bir yolculuğa çıkabilirsek eğer;
hemen görebiliriz taşlaşmış akciğerlerini,
oksijensizlikten mavileşen tenlerini,
gözaltlarındaki mor lekeleri,
sağırlaşmış kulaklarını,
kopmuş ses tellerini,
titreşimden beyazlaşmış parmak uçlarını
ve daha nicelerini…
Zordur taşranın ıssızlığında var olmak…
İnsanın ruhu daralır bazen,
metropoldeki kaybolmuşluğunu arar…
Stres en büyük düşman.
Şifası ‘alışmak’.
Yeni bir utanç değil gördüklerim.
Madene inen ölüme iner.
Ölüm yolcularıdır onlar.
Tanıklığım çok.
Sorularım çok.
Yoksul madencilerin makûs talihi mi ölüm?
Uygarlığın temelinde nice madenler,
nice madenciler var.
Uygarlığın bedelini önce madenciler öder.
Ne yazık ki,
Yirmi birinci Yüzyıl’da bile böyle.
Madencilik biliminin yol göstericiliğine yeterince izin verilmemesi
ve işin daha insani kılınmaması üzücü.
Derin çelişkiler,
zorluklar
ve sancılar yaşıyoruz…
Bir yanda katlanarak büyüyen paranın kuralsızlığı, diğer yanda emeğin kırılan kolu kanadı…
Gücün ve sayıların büyüsünden sıyrılıp,
parçalanıp dağılan vicdanlarımızı ne zaman toplayacağız?
Dünyanın sönmüş külleri akıyor üstümden.
Tüketim çılgınlığı insanca değerleri silip süpürüyor.
Yüzyıllar gerisine sürükleniyoruz sanki.
Taş devrinde miyiz hala?
Olanla olması gereken neden bu kadar farklı?
Bir iç savaş var yeraltında;
korunmasız,
çıplak ve yalnız insanlara karşı.
Suskunluklar sürmese de yenilgiler sürüyor hala.
Sorunun bütüncül çözümü ekosisteme saygıdan mı geçer?
İnsan doğanın hükmedeni değil de, onun bir parçası mı olmalı?
Acaba insanlarımız ne zaman dinleyecekler vicdanlarının seslerini?
Taşa,
ağaca,
kuşa,
insana olan bakışlarını ne zaman değiştirecekler?
Doğanın bütünlüğünü rehber kılan ekolojik uygarlık ne zaman başlayacak?
Bilgelik çağı hiç mi gelmeyecek?
Etik değerler edinip,
vicdani tavırlar takınmalı artık;
doğru sorular sorup doğru cevaplar almak
ve yaşanan onca acıyı içimize gömüp,
bu dünyanın gerçeğini yeniden yaratmak için.

ÖLÜM YOLCULARIAHMET İLBARS
“SEN HAYAT DENEN SAHNEDEN BAHSET”YUNUS YAŞAR
KADIN KONUŞUNCASİBEL ARSLAN
YILDIZLARA BAKARKEN DÜŞENLER 4: ZİYA GÖKALPEŞREF URAL
TÜKETİCİNİN HAKKI GRAM GRAM EKSİLTİLEMEZ!AV İBRAHİM GÜLLÜ
TURİZMİN KANSERİ: KALİTESİZLİK VE FAHİŞ FİYATLARTUGAY TOYDEMİR
GELECEK PARTİSİ’NİN ARDINDANTARIK ÇELENK
BU MAĞLUBİYETİ BÜLENT HOCA'YA YAZMAK KOLAYCILIK OLURKAHRAMAN KÖKTÜRK
TARİHTEN GELECEĞE UZANAN VİZYONIŞIK YARGIN
HEGEL’DEN NİETZCHE’YE İNSAN TOPLUM KURTULUŞ SORUNU-2MUHARREM YELLİCE
ORTAK AKIL…MEHMET YENİKAYNAK
DURUM MUHAKEMESİ YAPMAKALİ İHSAN DİLMEN
MUTLU OLMAYI BAŞARMAK BİR YETENEK MİDİR?MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
AKDENİZ'İN UZUN ADASI KEKOVA'DAKİ LAHİTLERİN SIRRIBİHTER GÖRDÜ
KENDİ YAZIP KENDİ SİLEN SUGAZANFER ERYÜKSEL
İKİ BİLİNMEYEN HATIRA VE BEKİR SITKI ERDOĞAN'IN KARAMAN VEFASIYUSUF YILDIRIM
ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER-3NİZAMETTİN ŞEN
MARTILAR KADAR ÖZGÜR OLABİLECEĞİMİZ BİR DÜNYA OLMALI, OLMALI MUTLAKABAHAR UYSAL HAMALOĞLU
ÇOCUK KORUMA KANUNU’NDA NELER DEĞIŞTI? CEZA MI, KORUMA MI?AV CÜNEYT KARASU
ATLAS HAN’IN ÇIĞLIĞIAHMET DİKİCİ
BAĞLAROYA ÖZGÜR
VATANSEVERLİK DUYGULARINI SİLMEKNURİ SEZEN
KADIN GÜÇLENİRSE, TOPLUM NEFES ALIRGÜLŞEN ARAS GÜLMEZ
MANCACILARSERDAR YILMAZ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim

















