- IMKB
% - Altın
7189.56
%0.09 - Dolar
48.0989
%0.09 - Euro
56.086
%0.05
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 00:16 - KURTDERELİ YAĞLI GÜREŞLERİ'NDE BAŞPEHLİVAN MUSTAFA TAŞ OLDU
- 00:01 - İKİ MEDENİYETİN İZİNİ TAŞIYAN 800 YILLIK KÖPRÜ
- 23:38 - APARTMAN DAİRESİ YANGINDA KULLANILAMAZ HALE GELDİ
- 23:12 - CHP SERİK'TE YENİ YÖNETİM BELLİ OLDU
- 23:03 - EĞİRDİR GÖLÜ'NDE CANSIZ BEDENİ BULUNDU
- 22:48 - PARK HALİNDEKİ KAMYONETE ÇARPAN MOTOSİKLET SÜRÜCÜSÜ YARALANDI
- 22:39 - İKİ OTOMOBİL ÇARPIŞTI: 1 ÖLÜ, 2 YARALI
- 22:25 - DAİRE KULLANILAMAZ HALE GELDİ
- 22:13 - ELEKTRİK DİREĞİNDE ERKEK CESEDİ BULUNDU
- 21:28 - MEVLİD KANDİLİ’NDE ABDÜLHAMİD HAN CAMİİ DOLDU TAŞTI
- 20:48 - MERSİN’DE SİBER DOLANDIRICILIK OPERASYONU: 6 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
- 20:48 - MERSİN’DE SOKAK SATICILARINA OPERASYON: 2 TUTUKLAMA
- 18:18 - BURDUR’DA TÜRK BAYRAĞINA TÜFEKLE ATEŞ EDİLDİ: VALİLİKTEN AÇIKLAMA
- 18:08 - DÖRT YILDIZLI OTELE ÇEVRE KİRLİLİĞİ TUTANAĞI
- 17:08 - MERSİN’DE YÜZME KURSLARINDAN BİN 330 KİŞİ FAYDALANDI
GAZANFER ERYÜKSEL / KONUK YAZAR


'BALKONDA SAATLERCE DÜŞÜNDÜM SENİ ANDIM'
Yazarken, resmederken hatta boşluklar bırakmak bir anlatım biçimidir. Metni, “ön-metin” ve satır aralarından geçilen “art-metin” olarak ikiye ayırmalıyız. Metinde “boşluklar bırakmak” ifadesi ön-metin içindir. Katılımcı okur/seyirci o boşluğu kendi algısı ve bellek kayıtlarının yaptığı çağrışımlarla dolduracaktır. Boşluklar o metnin zenginliğidir aslında.
Bunun en yalın örneği sinemadadır. Dudak arasındaki veya eldeki bir dal sigara ve çakılan çakmak, seyircide o sigaranın yakıldığını düşündürür. Kamera yükselen gri-mavi dumanlardadır. Bize boş görünen şeyleri, mekânları doldurmak bir yaşam kültürü ve sanatıdır şüphesiz. Toplum ve insan karşılıklı etkileşim hâlinde değişen ve dönüşen yapılardır. Bahçeli evlerden, sefertası gibi üst üste dairelere geçiş yapalı kaç on yıl oldu, kaç kuşak. Kentlerin giderek artan nüfuslarıyla apartmanların kat sayıları da arttı. Kule yapılarda oturur oldu insanlar. Bu toplumsal değişim ve dönüşüm için 1950’yi çıkış noktası sayarsak 75 yıl. Ortalama bir insanın ömrü… Toplumun yaşamında ise kum tanesi desek yeridir.
Bahar Uysal Hamaloğlu’nun “Sana Seni Bırakıyorum” adlı kitabını okurken “Balkonlar, unuttuğumuz balkonlarımız” denemesini okurken yukarıda yazdıkların bir altyazı olarak geçti belleğimden.Hangi kente gitsek bir Bahçelievler mahallesi çıkar karşımıza. Cumhuriyet tarihimizin saklı ifadesidir bu. Hele Ankara gibi bozkırın ortasında küçücük bir kasabadan Cumhuriyet’in başkentine dönüşmek yeni mahalleler, yeni semtler demektir, hem de bir planlama çerçevesinde. İşte o bahçeli evler adı üstünde bahçe içinde 2-3 katlı yapılardır. Bu yapılarla balkon karışır hayatlarımıza.
Balkon hem içindedir evin hem de dışında. Bir boşluktur balkonlar. Onu nasıl doldurup da hayata katacağımız bizlerin yaşam kültürüyle bileşik kaplar ilişkisiyle belirlenir. Gönül gözlerimizi Bahar Hanım'ın çocukluğunun balkonuna çevirmenin vaktidir. 1950-1960 yılların Ankara’sındayız. Anneanne ve dedesinin yürek evinde. Kırmızı, beyaz, pembe sardunyalı, ebrulî karanfilli balkonda. Sokağa bakan bir ön balkondur bu. Bir masa ve içeriden çıkarılan sandalyeler bizi beklemektedir. “Balkondaki kırmızı-beyaz ekose masa örtüsünün üstünde elmalı çörekler, poğaçalar gelmiş, çaylar bardaklara dökülmüştür. Çocukların çay şekerlerini karıştırırken eriyen şekere rağmen çıkardıkları şangır şungur seslerine aslında ayıp sayılsa da itiraz eden de olmamaktadır. Bu sinir geren seslere simitçilerin, bileyicilerin, kalaycıların, nohut ve alıç satıcılarının seslerinin de karışma ihtimali vardır. Çay faslı bitince de gelsin tavla partisi…”
Balonların sosyolojik ifadesini de Bahar Uysal’dan dileyelim. Daha Hamaloğlu soyadı alınmamıştır henüz. “O zamanlar balkonlar hava ve daha fazla gün ışığına kavuşma arzusuyla evden sokağa taşan, özel mülkle kamusal alanın kaynaşmasının mekânıydı. Herkese ait olanın içine sızan, bu havaya asılmış gibi görünen bireye ait mülkiyet platformunda insan kendini dışarda hissederdi ama aynı zamanda evinde de. Kentin sokağına, caddesine karışırken istediği anda gerisin geri atacağı dört beş adımla kendi mahremiyet sınırlarına çekileceği yerdi. Tanıdıklar, komşular sokakta geçerken ‘Merhaba’ diye seslenirlerdi anneannemle dedeme. Hâl hatır sorma, günlük meşguliyetler, havadan sudan koşuşmalar, kısa süreli sohbetler olurdu.”
Kadrajı bugüne kaydıran yazarımız dün-gün mukayesesi yapacaktır. “Şimdi düşünüyorum da birbirinden haberdar olmaya, dayanışmaya, kimseyi yalnız bırakmamaya, ortaklaşmaya açılan kapılarmış balkonlar aynı zamanda. Günümüzde betonun tek tipleşerek istila ettiği kentlerde balkonları kapatıp kiler, ardiye, depo gibi kullanarak onları da ruhsuz zaman ailesine yeni üyeler olarak katmanın yanı sıra bizler kendimizi de iç mekânın gönüllü ıssız ve yalnızlaşmış tutuklularına dönüştürdük. Dikdörtgen misali dikine yerleştirilmiş çok katlı bloklarda, hasbihâlin olası olmadığı cam balkonların bir bölümünü iç içe katlayıp sadece havayı çekebiliyoruz ciğerlerimize.”
Balonları camla veya panjurla kapatan günümüz insanı evi, odayı genişlettiğini düşünürken neleri kaybettiğinin ne yazık ki farkında değil. Müzik toplumların yaşamlarını mercek altına almada önde gelen bir turnusol kâğıdıdır. Bir diğer deyişle musiki hayatın aynasıdır. İşte örneği, klarnet üstadı Şükrü Tunar’ın Hüzzam şarkısından başka eser yok
musikimizde.
Balkonda saatlerce düşündüm seni andım
Bittim eridim gözyaşı dökmekten usandım
Hicranına tahammül güç imiş şimdi inandım
Bittim eridim gözyaşı dökmekten usandım.
Bu şarkının güftekârı (söz yazarı) birçok eser de olduğu gibi bilinmiyor ne yazık ki.
Meraklısı için ek 1: Şu güzel eseri aşağıdaki linkten hem de Müzeyyen Senar’ın yorumuyla dinleyebilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=puc8gui7Wm0https://www.youtube.com/watch?v=puc8gui7Wm0
TARAFIM ENSAR, KAĞAN, MEVLÜTKAHRAMAN KÖKTÜRK
ATLAS HAN’IN ÇIĞLIĞIAHMET DİKİCİ
YEMEKTEKİ KIL KİME AİT?AV İBRAHİM GÜLLÜ
BAĞLAROYA ÖZGÜR
EDEBİYAT SİNEMASIZ OLUR AMA, SİNEMA EDEBİYATSIZ OLMAZ"YUNUS YAŞAR
KÜRESEL ISINMADAN İKLİM DİRENÇLİ GELECEĞEIŞIK YARGIN
HEGEL’DEN NİETZCHE’YE İNSAN TOPLUM KURTULUŞ SORUNUMUHARREM YELLİCE
VATANSEVERLİK DUYGULARINI SİLMEKNURİ SEZEN
YILDIZLARA BAKARKEN DÜŞENLER 3 : DOĞAN AVCIOĞLUEŞREF URAL
ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER-2NİZAMETTİN ŞEN
HAMLET'İ OMLET SANAN TURİZMTUGAY TOYDEMİR
YENİ PARTİ VE 677 SAYILI KAPATILMA KANUNUTARIK ÇELENK
TAŞ PLAKTAN ŞARKILARGAZANFER ERYÜKSEL
DAĞBELİ GÜNLÜKLERİBİHTER GÖRDÜ
KADIN GÜÇLENİRSE, TOPLUM NEFES ALIRGÜLŞEN ARAS GÜLMEZ
MANCACILARSERDAR YILMAZ
BEDENSİZ AKILDAN KORKUYORUZ; PEKİ YA AKILSIZ BEDENLERDEN?BAHAR UYSAL HAMALOĞLU
EMEKLİLİK BİR BİTİŞ DEĞİLMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
METRUK KONAKLAR VE AHŞAP KAPILARIN HİKAYESİAHMET İLBARS
BENZERLİKLER BAZEN İYİDİRALİ İHSAN DİLMEN
AKDENİZ'DE KARTLAR YENİDEN DAĞITILIYORİZZET ÜNLÜ
CANSEVER’İ UĞURLARKEN…HASAN YAKUP CANGÜVEN
NİĞDE’NİN GÖRÜNEN VE GÖRÜNMEYEN GÜZELLİKLERİYUSUF YILDIRIM
KİRLİ ELLERİNİZİ ÇOCUKLARDAN ÇEKİN!GÖZDE DOLAYMAN
HEM KALAYCI HEM ŞAİR
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ AFETZEDE ÜRETİCİNİN YANINDA
SICAK ÇARPMASINDA HAYATİ TEHLİKE
AFETLERE KARŞI DİRENÇLİ KENT İŞ BİRLİĞİ
DMD HASTASI TAHA MİRAÇ İÇİN ZAMAN DARALIYOR
AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ ÇEVRE HİZMET ÖDÜLLERİ AÇIKLANDI
YAZ GRİBİNDE 'ANİ SICAKLIK DEĞİŞİMİ' VE 'KLİMA' UYARISI
ANAHTAR PARTİ KONYAALTI İLÇE BAŞKANI KESEKLER'DEN ÇERÇEVE YASA'YA TEPKİ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





