- IMKB
% - Altın
6141.22
%0.07 - Dolar
46.8714
%0.02 - Euro
53.6984
%0.28
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 09:08 - İŞÇİLERİN KALDIĞI KONTEYNER YATAKHANE ALEVLERE TESLİM OLDU
- 09:03 - CARETTA CARETTAYI YUVA YAPARKEN GÖREN GENÇLER, DUYARLILIK GÖSTERDİ ÖNLEM ALDI
- 08:58 - AYRILMAK İSTEDİĞİ İÇİN EVLATLARININ ÖNÜNDE ELİ BIÇAKLI KOCASI TARAFINDAN ÖLDÜRESİYE DÖVÜLDÜ
- 08:53 - ANTAKYA’DA KONTEYNER YANGINI
- 08:48 - İSKENDERUN’DA OTLUK ALAN YANGINI
- 01:15 - ÖZDEMİR: "KALEİÇİ, ANTALYA'NIN EN CANLI KAMUSAL ALANLARINDAN BİRİ OLMALI"
- 00:44 - KEÇE, EV VE İŞ YERİ DEKORASYONUNDA TREND OLDU
- 00:31 - PROFESÖRLERİ DOLANDIRAN İSMİN HIZLI YÜKSELİŞİ
- 00:15 - VALİ ŞAHİN: "KALEİÇİ, ÇOK ÖZEL BİR MÜCEVHERDİR"
- 23:44 - ENERJİ VERİMLİLİĞİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR GELECEK PANELİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ
- 23:33 - KOZAN’DA ANİDEN BASTIRAN SAĞANAK SÜRÜCÜLERE ZOR ANLAR YAŞATTI
- 23:33 - 'DEMİR ADAM' BAŞARIDAN BAŞARIYA KOŞUYOR
- 21:28 - HATAY’DA 2 BİNANIN ÇATISI ALEVLERE TESLİM OLDU
- 19:43 - NİŞANINA GÜNLER KALA TRAFİK KAZASINDA HAYATINI KAYBETTİ
- 19:43 - YOLDA OLUŞAN ÇÖKME NEDENİYLE BETON MİKSERİ DEVRİLDİ: 1 YARALI
GAZANFER ERYÜKSEL / KONUK YAZAR


'BALKONDA SAATLERCE DÜŞÜNDÜM SENİ ANDIM'
Yazarken, resmederken hatta boşluklar bırakmak bir anlatım biçimidir. Metni, “ön-metin” ve satır aralarından geçilen “art-metin” olarak ikiye ayırmalıyız. Metinde “boşluklar bırakmak” ifadesi ön-metin içindir. Katılımcı okur/seyirci o boşluğu kendi algısı ve bellek kayıtlarının yaptığı çağrışımlarla dolduracaktır. Boşluklar o metnin zenginliğidir aslında.
Bunun en yalın örneği sinemadadır. Dudak arasındaki veya eldeki bir dal sigara ve çakılan çakmak, seyircide o sigaranın yakıldığını düşündürür. Kamera yükselen gri-mavi dumanlardadır. Bize boş görünen şeyleri, mekânları doldurmak bir yaşam kültürü ve sanatıdır şüphesiz. Toplum ve insan karşılıklı etkileşim hâlinde değişen ve dönüşen yapılardır. Bahçeli evlerden, sefertası gibi üst üste dairelere geçiş yapalı kaç on yıl oldu, kaç kuşak. Kentlerin giderek artan nüfuslarıyla apartmanların kat sayıları da arttı. Kule yapılarda oturur oldu insanlar. Bu toplumsal değişim ve dönüşüm için 1950’yi çıkış noktası sayarsak 75 yıl. Ortalama bir insanın ömrü… Toplumun yaşamında ise kum tanesi desek yeridir.
Bahar Uysal Hamaloğlu’nun “Sana Seni Bırakıyorum” adlı kitabını okurken “Balkonlar, unuttuğumuz balkonlarımız” denemesini okurken yukarıda yazdıkların bir altyazı olarak geçti belleğimden.Hangi kente gitsek bir Bahçelievler mahallesi çıkar karşımıza. Cumhuriyet tarihimizin saklı ifadesidir bu. Hele Ankara gibi bozkırın ortasında küçücük bir kasabadan Cumhuriyet’in başkentine dönüşmek yeni mahalleler, yeni semtler demektir, hem de bir planlama çerçevesinde. İşte o bahçeli evler adı üstünde bahçe içinde 2-3 katlı yapılardır. Bu yapılarla balkon karışır hayatlarımıza.
Balkon hem içindedir evin hem de dışında. Bir boşluktur balkonlar. Onu nasıl doldurup da hayata katacağımız bizlerin yaşam kültürüyle bileşik kaplar ilişkisiyle belirlenir. Gönül gözlerimizi Bahar Hanım'ın çocukluğunun balkonuna çevirmenin vaktidir. 1950-1960 yılların Ankara’sındayız. Anneanne ve dedesinin yürek evinde. Kırmızı, beyaz, pembe sardunyalı, ebrulî karanfilli balkonda. Sokağa bakan bir ön balkondur bu. Bir masa ve içeriden çıkarılan sandalyeler bizi beklemektedir. “Balkondaki kırmızı-beyaz ekose masa örtüsünün üstünde elmalı çörekler, poğaçalar gelmiş, çaylar bardaklara dökülmüştür. Çocukların çay şekerlerini karıştırırken eriyen şekere rağmen çıkardıkları şangır şungur seslerine aslında ayıp sayılsa da itiraz eden de olmamaktadır. Bu sinir geren seslere simitçilerin, bileyicilerin, kalaycıların, nohut ve alıç satıcılarının seslerinin de karışma ihtimali vardır. Çay faslı bitince de gelsin tavla partisi…”
Balonların sosyolojik ifadesini de Bahar Uysal’dan dileyelim. Daha Hamaloğlu soyadı alınmamıştır henüz. “O zamanlar balkonlar hava ve daha fazla gün ışığına kavuşma arzusuyla evden sokağa taşan, özel mülkle kamusal alanın kaynaşmasının mekânıydı. Herkese ait olanın içine sızan, bu havaya asılmış gibi görünen bireye ait mülkiyet platformunda insan kendini dışarda hissederdi ama aynı zamanda evinde de. Kentin sokağına, caddesine karışırken istediği anda gerisin geri atacağı dört beş adımla kendi mahremiyet sınırlarına çekileceği yerdi. Tanıdıklar, komşular sokakta geçerken ‘Merhaba’ diye seslenirlerdi anneannemle dedeme. Hâl hatır sorma, günlük meşguliyetler, havadan sudan koşuşmalar, kısa süreli sohbetler olurdu.”
Kadrajı bugüne kaydıran yazarımız dün-gün mukayesesi yapacaktır. “Şimdi düşünüyorum da birbirinden haberdar olmaya, dayanışmaya, kimseyi yalnız bırakmamaya, ortaklaşmaya açılan kapılarmış balkonlar aynı zamanda. Günümüzde betonun tek tipleşerek istila ettiği kentlerde balkonları kapatıp kiler, ardiye, depo gibi kullanarak onları da ruhsuz zaman ailesine yeni üyeler olarak katmanın yanı sıra bizler kendimizi de iç mekânın gönüllü ıssız ve yalnızlaşmış tutuklularına dönüştürdük. Dikdörtgen misali dikine yerleştirilmiş çok katlı bloklarda, hasbihâlin olası olmadığı cam balkonların bir bölümünü iç içe katlayıp sadece havayı çekebiliyoruz ciğerlerimize.”
Balonları camla veya panjurla kapatan günümüz insanı evi, odayı genişlettiğini düşünürken neleri kaybettiğinin ne yazık ki farkında değil. Müzik toplumların yaşamlarını mercek altına almada önde gelen bir turnusol kâğıdıdır. Bir diğer deyişle musiki hayatın aynasıdır. İşte örneği, klarnet üstadı Şükrü Tunar’ın Hüzzam şarkısından başka eser yok
musikimizde.
Balkonda saatlerce düşündüm seni andım
Bittim eridim gözyaşı dökmekten usandım
Hicranına tahammül güç imiş şimdi inandım
Bittim eridim gözyaşı dökmekten usandım.
Bu şarkının güftekârı (söz yazarı) birçok eser de olduğu gibi bilinmiyor ne yazık ki.
Meraklısı için ek 1: Şu güzel eseri aşağıdaki linkten hem de Müzeyyen Senar’ın yorumuyla dinleyebilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=puc8gui7Wm0https://www.youtube.com/watch?v=puc8gui7Wm0
TEHLİKENİN FARKINDA MIYIZ?OYA BOYSAN
YAZ TATİLİNDE VELİ OLMAKPINAR TEYİN
İŞ’TE MUTLULUK KİTABI ÜZERİNE ELEŞTİREL BİR YAZIHASAN YAKUP CANGÜVEN
NASILSIN YAPAY ZEKÂ?ŞENER METE
BAHAR FIRTINASI MI GELİYOR?..VEDAT GÜRHAN
ANTALYA LİMANI BÜYÜRKEN ANTALYA'NIN GELECEĞİNİ KAYBETMEYELİMCEM ARÜV
İSLAMDA KIBLE NİYE KUDÜS’TEN MEKKE’YE DÖNDÜ?MUHARREM YELLİCE
GÖRMEK Mİ, BİLMEK Mİ? İŞTE BÜTÜN MESELE BU!BAHAR UYSAL HAMALOĞLU
HATAP UN FABRİKASI MÜZESİ’NDE ZAMAN YOLCULUĞUAHMET İLBARS
ROZETGAZANFER ERYÜKSEL
TÜRKİYE SOLU’NUN BAŞARISIZLIĞIEŞREF URAL
DENİZ GÖKTAŞ: KİMLİĞİN MİZAH EŞİĞİTARIK ÇELENK
CENGİZ GÜNDOĞDU’NUN ARDINDAN (1943 – 1 Temmuz 2026)YUNUS YAŞAR
HAYAT HİKAYELERİ VE İÇİMİZDEKİ ROTAIŞIK YARGIN
NEŞEMİZİ ÇALAMAYACAKLARNİZAMETTİN ŞEN
DİKKAT EKONOMİMİZİ DİKKATLİ KULLANALIMRAZİYE GÖK AKTAŞ
KANT’IN TERAZİSİ, HUME’UN DAMAĞIGÖZDE SARI
ÜÇ ÇEYREK ÖMÜRDE SON DÜZLÜKYALÇIN DUMAN
KONFOR ALANI TUZAĞIMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
TÜRKLÜK ÜZERİNENURİ SEZEN
MEZUNİYETLERDEKİ GÖSTERİŞ YARIŞI VE GÖRÜNMEYEN TEHLİKELERDİLEK DEMİRKAN
TONGUÇ’U ANARKENYAVUZ ALİ SAKARYA
KADIN VE GÖÇ: BAVULA SIĞMAYAN HAYATLARGÜLŞEN ARAS GÜLMEZ
GÖZYAŞI VAR, UMUT DA VARSÜLEYMAN EKİN
'DEMİR ADAM' BAŞARIDAN BAŞARIYA KOŞUYOR
YARIM ASIRLIK HİKAYE DEVLET ÖDÜLÜYLE TAÇLANDI
TARIM GÜNDEMİ'NDE TARIMIN GELECEĞİ KONUŞULDU
ÖNCE AVLADILAR SONRA TADINA BAKTILAR
80 YAŞINDA YARIM ASIRLIK YORGANCI
YEŞİL GEÇİŞ İÇİN ORTAK AKIL ÇALIŞTAYI
ATB, HAZİRAN AYI HAL ENDEKSİ'Nİ AÇIKLADI
HALK EKMEK 4 YILDA 30 MİLYON EKMEK ÜRETTİ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim






