- IMKB
% - Altın
6623.07
%1.95 - Dolar
43.2661
%0.03 - Euro
50.7523
%0.66
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 22:13 - ANAMUR’DA MUHTARLARDAN KIRSAL MAHALLE KARARINA TEPKİ
- 20:53 - BİR MİLLET DÖRT KATLİAM: TÜRK DÜNYASININ ORTAK ACILARI
- 19:06 - GİRAY ERCENK'İ, AİLESİ VE SEVENLERİ SONSUZLUĞA UĞURLADI
- 18:46 - BURDUR HAYVAN PAZARI AÇILDI
- 18:37 - İKİ ÇOCUKLU ÇİFT KORUYUCU AİLE OLDU
- 18:24 - ANTALYA TEKNOKENT'TEN SLİKON VADİSİ'NE OFİS
- 17:53 - MOTOKURYELERDEN EYLEM
- 17:08 - ANTALYA’DA DRİFT YAPAN SÜRÜCÜYE SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMI SONRASI CEZA
- 15:23 - BURDUR’DA ARKADAŞINI BIÇAKLAYAN 17 YAŞINDAKİ ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
- 14:28 - ANTALYA’DAKİ ORMAN YANGININDA ZARARIN BOYUTU GÜNDÜZ ORTAYA ÇIKTI: 2 HEKTAR ZARAR GÖRDÜ
- 14:23 - ZEYTİNKÖY'E EKİPLER AMİRLİĞİ İLE YAŞAM ALANI
- 14:13 - ANTALYA TEKNOKENT ULUSLARARASI AÇILIMINI SİLİKON VADİSİ’NE TAŞIYOR
- 13:08 - GÖKSUN, TÜRKİYE’NİN EN SOĞUK İKİNCİ İLÇESİ OLDU
- 12:58 - ADANA’DA PORTAKAL AĞAÇLARI BUZ TUTTU
- 12:48 - KAHRAMANMARAŞ’TA ARANAN 2 HÜKÜMLÜ YAKALANDI
GAZANFER ERYÜKSEL / KONUK YAZAR


'BALKONDA SAATLERCE DÜŞÜNDÜM SENİ ANDIM'
Yazarken, resmederken hatta boşluklar bırakmak bir anlatım biçimidir. Metni, “ön-metin” ve satır aralarından geçilen “art-metin” olarak ikiye ayırmalıyız. Metinde “boşluklar bırakmak” ifadesi ön-metin içindir. Katılımcı okur/seyirci o boşluğu kendi algısı ve bellek kayıtlarının yaptığı çağrışımlarla dolduracaktır. Boşluklar o metnin zenginliğidir aslında.
Bunun en yalın örneği sinemadadır. Dudak arasındaki veya eldeki bir dal sigara ve çakılan çakmak, seyircide o sigaranın yakıldığını düşündürür. Kamera yükselen gri-mavi dumanlardadır. Bize boş görünen şeyleri, mekânları doldurmak bir yaşam kültürü ve sanatıdır şüphesiz. Toplum ve insan karşılıklı etkileşim hâlinde değişen ve dönüşen yapılardır. Bahçeli evlerden, sefertası gibi üst üste dairelere geçiş yapalı kaç on yıl oldu, kaç kuşak. Kentlerin giderek artan nüfuslarıyla apartmanların kat sayıları da arttı. Kule yapılarda oturur oldu insanlar. Bu toplumsal değişim ve dönüşüm için 1950’yi çıkış noktası sayarsak 75 yıl. Ortalama bir insanın ömrü… Toplumun yaşamında ise kum tanesi desek yeridir.
Bahar Uysal Hamaloğlu’nun “Sana Seni Bırakıyorum” adlı kitabını okurken “Balkonlar, unuttuğumuz balkonlarımız” denemesini okurken yukarıda yazdıkların bir altyazı olarak geçti belleğimden.Hangi kente gitsek bir Bahçelievler mahallesi çıkar karşımıza. Cumhuriyet tarihimizin saklı ifadesidir bu. Hele Ankara gibi bozkırın ortasında küçücük bir kasabadan Cumhuriyet’in başkentine dönüşmek yeni mahalleler, yeni semtler demektir, hem de bir planlama çerçevesinde. İşte o bahçeli evler adı üstünde bahçe içinde 2-3 katlı yapılardır. Bu yapılarla balkon karışır hayatlarımıza.
Balkon hem içindedir evin hem de dışında. Bir boşluktur balkonlar. Onu nasıl doldurup da hayata katacağımız bizlerin yaşam kültürüyle bileşik kaplar ilişkisiyle belirlenir. Gönül gözlerimizi Bahar Hanım'ın çocukluğunun balkonuna çevirmenin vaktidir. 1950-1960 yılların Ankara’sındayız. Anneanne ve dedesinin yürek evinde. Kırmızı, beyaz, pembe sardunyalı, ebrulî karanfilli balkonda. Sokağa bakan bir ön balkondur bu. Bir masa ve içeriden çıkarılan sandalyeler bizi beklemektedir. “Balkondaki kırmızı-beyaz ekose masa örtüsünün üstünde elmalı çörekler, poğaçalar gelmiş, çaylar bardaklara dökülmüştür. Çocukların çay şekerlerini karıştırırken eriyen şekere rağmen çıkardıkları şangır şungur seslerine aslında ayıp sayılsa da itiraz eden de olmamaktadır. Bu sinir geren seslere simitçilerin, bileyicilerin, kalaycıların, nohut ve alıç satıcılarının seslerinin de karışma ihtimali vardır. Çay faslı bitince de gelsin tavla partisi…”
Balonların sosyolojik ifadesini de Bahar Uysal’dan dileyelim. Daha Hamaloğlu soyadı alınmamıştır henüz. “O zamanlar balkonlar hava ve daha fazla gün ışığına kavuşma arzusuyla evden sokağa taşan, özel mülkle kamusal alanın kaynaşmasının mekânıydı. Herkese ait olanın içine sızan, bu havaya asılmış gibi görünen bireye ait mülkiyet platformunda insan kendini dışarda hissederdi ama aynı zamanda evinde de. Kentin sokağına, caddesine karışırken istediği anda gerisin geri atacağı dört beş adımla kendi mahremiyet sınırlarına çekileceği yerdi. Tanıdıklar, komşular sokakta geçerken ‘Merhaba’ diye seslenirlerdi anneannemle dedeme. Hâl hatır sorma, günlük meşguliyetler, havadan sudan koşuşmalar, kısa süreli sohbetler olurdu.”
Kadrajı bugüne kaydıran yazarımız dün-gün mukayesesi yapacaktır. “Şimdi düşünüyorum da birbirinden haberdar olmaya, dayanışmaya, kimseyi yalnız bırakmamaya, ortaklaşmaya açılan kapılarmış balkonlar aynı zamanda. Günümüzde betonun tek tipleşerek istila ettiği kentlerde balkonları kapatıp kiler, ardiye, depo gibi kullanarak onları da ruhsuz zaman ailesine yeni üyeler olarak katmanın yanı sıra bizler kendimizi de iç mekânın gönüllü ıssız ve yalnızlaşmış tutuklularına dönüştürdük. Dikdörtgen misali dikine yerleştirilmiş çok katlı bloklarda, hasbihâlin olası olmadığı cam balkonların bir bölümünü iç içe katlayıp sadece havayı çekebiliyoruz ciğerlerimize.”
Balonları camla veya panjurla kapatan günümüz insanı evi, odayı genişlettiğini düşünürken neleri kaybettiğinin ne yazık ki farkında değil. Müzik toplumların yaşamlarını mercek altına almada önde gelen bir turnusol kâğıdıdır. Bir diğer deyişle musiki hayatın aynasıdır. İşte örneği, klarnet üstadı Şükrü Tunar’ın Hüzzam şarkısından başka eser yok
musikimizde.
Balkonda saatlerce düşündüm seni andım
Bittim eridim gözyaşı dökmekten usandım
Hicranına tahammül güç imiş şimdi inandım
Bittim eridim gözyaşı dökmekten usandım.
Bu şarkının güftekârı (söz yazarı) birçok eser de olduğu gibi bilinmiyor ne yazık ki.
Meraklısı için ek 1: Şu güzel eseri aşağıdaki linkten hem de Müzeyyen Senar’ın yorumuyla dinleyebilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=puc8gui7Wm0https://www.youtube.com/watch?v=puc8gui7Wm0
PARAMDA GÖZÜ OLANIN GÖZÜ ÇIKSIN!..VEDAT GÜRHAN
DOĞAYA HAKİM OLMAK YA DA KORUMAKHALİL ERDEM
SUÇLU ÇOCUK YOKTUR, SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK VARDIR…HASAN YAKUP CANGÜVEN
İNSAN HAYATI BU KADAR UCUZ OLMAMALI...MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
YOK BİRBİRİMİZDEN FARKIMIZCEM ARÜV
LERMANTOV’UN İZİNDE KAFKASLARYALÇIN DUMAN
SIRLARIN SIRRI NEREDE?GAZANFER ERYÜKSEL
ASYATİK DİLLERDE SENTAKS BİRLİĞİ VE BATI MERKEZLİ TEORİLERİN ÇÖKÜŞÜMUHARREM YELLİCE
BİR KADIN BAŞKANKAHRAMAN KÖKTÜRK
KARA SEVDA BELALI BİR İŞYUNUS YAŞAR
TOPLU YAŞAMDAN KAYNANLANAN SORUNLAR VE CEZALARAV İBRAHİM GÜLLÜ
HEPİMİZE KOLAY GELSİNBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
BENDE SAKLI KALMASIN-5OYA BOYSAN
ROJAVA'NIN MALİYETİNİN FARKINDA MIYIZ?TARIK ÇELENK
KÜRTLERİN SİYASİ YOLCULUĞUEŞREF URAL
BAZI İNSANLARI UZAKTAN SEVERSİNİZ...ŞENER METE
BİR SELÂMŞEBNEM YAPA ÖZTOPRAK
DÜNÜN SANATI / GÜNÜN SANATINURİ SEZEN
COP31: ANTALYA’DA MEKAN TARTIŞMASI BİTMEDEN ZİRVE BAŞLAR MI?SÜLEYMAN EKİN
GELECEĞİN İKLİM POLİTİKALARI ANTALYA'DA ŞEKİLLENİYORPROF DR ORHAN ÖZÇATALBAŞ
ATSIZ’IN ALGILATTIKLARI VEYA ATSIZ’I ÇAĞRIŞTIRANLAR-2ALİ YILDIZ
TÜRK BOZKIR MEDENİYETİNDE SANAT VE KOZMOLOJİPROF DR RAMAZAN DEMİR
İNFAZ VE DENETİMLİ SERBESTLİK YASASIAHMET GEDİKAĞAOĞLU
ASAT GENEL MÜDÜRÜNE MESAJ.!!!TURGAY ALP
İKİ ÇOCUKLU ÇİFT KORUYUCU AİLE OLDU
YAŞLI EVLERİ'NDE KİŞİSEL BAKIM UYGULAMASI
ASKON ANTALYA'DAN TİCARİ DİPLOMASİDE GÜÇLÜ TEMSİL
BÜYÜKŞEHİR'İN İZCİLİK EĞİTİMLERİ BAŞLIYOR
ADT'DEN ANTALYALI ÇOCUKLARI GÜLDÜREN OYUNLAR
HUZUREVİNDE YAPTIĞI SÜS EŞYALARI HEDİYE EDİYOR
KANSER HASTASI ÇİFTİN KİRACIYLA HUKUK SAVAŞI
TEKİN: "DEMOKRASİ ADINA UTANÇ VERİCİ"
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





