Bugün 19 Ocak 2026 Pazartesi
  • Antalya9 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6492.1
    %1.83
  • Dolar
    43.2717
    %0
  • Euro
    50.3634
    %0.35

CEM ARÜV / KONUK YAZAR/ÇEVRENİN SESİ

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
CEM ARÜV / KONUK YAZAR/ÇEVRENİN SESİ

YOK BİRBİRİMİZDEN FARKIMIZ

19 Ocak 2026 Pazartesi 13:43

Yok Birbirimizden Farkımız: İnsanca Yaşamak Mümkün

İnsanca yaşamak, lüks değil; doğuştan gelen bir haktır.
Her bireyin onurlu bir yaşam sürme hakkı vardır — bu, sadece bir ideal değil, insanlığın en
temel varlık nedenidir. Ne yazık ki, çağımızda bu basit gerçeği hatırlatmak bile cesaret ister
hâle geldi. Çünkü sistem, çoğu zaman insanın değil, çıkarın, doğanın değil, betonun, vicdanın
değil, sessizliğin yanında duruyor.

Birbirimizden Farkımız Yok

“yok birbirimizden farkımız.” Gerçekten de öyle: Hepimiz aynı dünyanın çocuklarıyız.
Kiminin elinde güç var, kiminin elinde alın teri; ama özde hepimiz, aynı havayı soluyor, aynı
suyu içiyor, aynı gökyüzüne bakıyoruz.
Bir insanın diğerinden “üstün” olduğu iddiası, doğanın yasalarına değil, sadece yapay
düzenlerin ürettiği ayrıcalıklara dayanır. Oysa toprağa döndüğümüzde, hepimiz aynı
sessizliğin bir parçası oluruz.
Eşitliğin özü, tam da buradadır: İnsanın insana üstünlüğü olmaz; sadece fırsat eşitliğiyle,
adaletle ve merhametle yücelen bir toplum olabilir.

İnsanca Yaşamın Gerçek Anlamı

İnsanca yaşamak, sadece aç kalmamak, barınmak, çalışmak değildir.
Bir çocuk parka korkmadan gidebiliyorsa, bir genç emeğinin karşılığını alabiliyorsa, bir yaşlı
toplumun yükü değil, hafızası sayılıyorsa; işte o zaman insanca yaşamdan söz edebiliriz.
Bunun için önce değerleri yeniden tanımlamak gerekir:
Refah, sadece cebimizdeki para değil, yüreğimizdeki huzurdur.
Gelişmişlik, gökdelen sayısıyla değil, sokakta selamlaşan insanların sayısıyla ölçülür.
Özgürlük, başkasının sınırına saygı duymakla anlam kazanır.
İnsanca yaşam, yalnızca maddi refahın değil, manevi doyumun, dayanışmanın ve doğayla
barışık bir varoluşun
bütünüdür.

Eşitsizliklerin Gölgesinde

Bugün dünyada milyonlarca insan, en temel yaşam haklarından mahrum.
Bir yanda tüketim çılgınlığı, diğer yanda açlık; bir yanda atılan gıdalar, diğer yanda aç uyuyan
çocuklar…
Bu çelişki, sadece ekonomik bir sorun değildir — bir ahlaki kırılmadır.
Toplumlar, adalet duygusunu kaybettikçe kendi iç bütünlüğünü de yitirir.
Oysa adalet, tıpkı su gibi; akmadığında bozulur, aktığında hayat verir.
Adaletin olmadığı yerde güven olmaz; güvenin olmadığı yerde umut filizlenmez.
Umudu kaybeden bir toplum, yavaş yavaş kendi varlığını da kaybeder.

Dayanışma: Yeni Bir Yaşam Kültürü

Yok birbirimizden farkımız derken, bu yalnızca duygusal bir söylem değildir; toplumsal
dönüşümün de kapısıdır.
Birbirine yabancılaşmış, yalnızlaşmış, korkulara hapsolmuş bireylerden umut çıkmaz.
Ama el ele veren, birbirini dinleyen, aynı sofrayı paylaşan insanlar yeni bir dünyanın
temellerini atar.
İnsanca yaşamak mümkündür, çünkü dayanışma hâlâ mümkündür.
Bir mahallede çocukların sesleri duyuluyorsa, bir köyde insanlar birlikte üretmeye devam
ediyorsa, bir şehirde hâlâ komşuluk varsa; umut oradadır.
Bu ülkenin insanı, zorluklara rağmen hâlâ paylaşmayı, yardımlaşmayı, birbirine omuz
vermeyi bilir.
Asıl mesele, bu vicdani mirası yeniden hatırlamaktır.

Son Söz: Yeni Bir Başlangıç Mümkün

İnsanca yaşam, bir hayal değil, bir tercih meselesidir.
İsteyen toplumlar adil olabilir, doğayla barışık olabilir, kimseyi geride bırakmadan
kalkınabilir.
Yeter ki yönetim anlayışı, sadece rakamlara değil, insanların hikâyelerine kulak versin.
Yeter ki kararlar, betonun değil toprağın, rantın değil vicdanın sesini dinlesin.
Bir gün, farklılıklarımızı değil, ortak insanlığımızı konuştuğumuz bir ülke hayali…
İşte o gün, gerçekten “insanca yaşam”ın mümkün olduğunu göreceğiz.

Bu yazı toplam 122 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim