- IMKB
% - Altın
6489.58
%3.4 - Dolar
46.2788
%-0.01 - Euro
53.8064
%0.39
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 16:53 - DEPREM SÜRECİNİN FEDAKAR MUHTARI VEFAT ETTİ
- 16:43 - BAKAN GÖKTAŞ: 'KADINLARIN HER ALANDA DAHA GÜÇLÜ VAR OLDUĞU TÜRKİYE İDEALİNİ YAŞATIYORUZ'
- 16:38 - UKRAYNALI ÇOCUKLAR KEMER’DE AĞIRLANACAK
- 16:08 - KAHRAMANMARAŞ’TA YIKILMASI BEKLENEN BİNALAR VATANDAŞI ENDİŞELENDİRİYOR
- 15:53 - BURDUR’DA UYUŞTURUCU PARTİSİ CEZAEVİNDE BİTTİ
- 15:33 - MERSİN’DE İMAM HATİP OKULLARI ŞENLİĞİ YOĞUN KATILIMLA GERÇEKLEŞTİRİLDİ
- 15:18 - HASSA’DA 25 MAHALLE TOPLU ULAŞIMA KAVUŞTU
- 15:18 - İSKENDERUN’DA ELEKTRİKLİ BİSİKLET ÇALAN HIRSIZLAR YAKALANDI
- 15:13 - İSKENDERUN’DA EVİNDE SİLAH YAKALANAN ŞAHIS TUTUKLANDI
- 15:08 - İSKENDERUN’DA HIRSIZLIK YAPAN 4 ŞAHIS TUTUKLANDI
- 15:03 - KADİRLİ’DE LAVANTA FESTİVALİ HEYECANI
- 14:58 - ALANYA’DA HAVA SICAKLIĞI 30 DERECEYİ GÖRDÜ, TURİSTLER SAHİLE KOŞTU
- 14:43 - AKINTIYA KAPILIP ÖLEN ÇOCUĞUN CANSIZ BEDENİ İKİNCİ GÜNDE GÜÇLÜKLE ÇIKARILDI
- 14:38 - KOCASININ ÖLDÜRDÜĞÜ ASLIHAN ÖĞRETMEN VE BABASI TOPRAĞA VERİLDİ
- 14:28 - ONİKİŞUBAT BELEDİYESİ’NİN KALE GENÇLİK MERKEZİ HİZMETE AÇILDI
TARIK ÇELENK / KONUK YAZAR


ROJAVA'NIN MALİYETİNİN FARKINDA MIYIZ?
Suriye’de kararsız denge ve baskı üzerine kurulmuş istikrar bozulduğundan bu yana, başta biz olmak üzere düzen kurucu güçlerin işi giderek zorlaşmaktadır. Bölgenin tarihsel geçmişi ve oynak sosyolojisi, bugünün “ideal düzen” arayışında belirleyici parametreler olmaya devam etmektedir. Eyyubiler, Zengiler ve Memlukler bugünkü bölgedeki Kürtlerin, Türkmenlerin ve Çerkeslerin tarihsel atalarıdır. Ancak o dönemlerde asabiye, bugünkü anlamda etnisiteye değil, daha çok kabile ve siyasal sadakat ağlarına dayanıyordu. Bu nedenle Eyyubilere “Kürt devleti” ya da “Türk devleti” demek tarihsel olarak isabetli değildir. Bugün başta Halep olmak üzere bölgedeki Kürtlerin ve diğer farklı unsurların varlık ve sahiplik iddialarının arka planını da bu çok katmanlı tarihsel miras oluşturmaktadır.
Birinci Dünya Savaşı ve Osmanlı’nın çöküşü sonrasında bölgede kurulan Sykes-Picot düzeni, sosyolojik ve tarihsel gerçekler üzerine inşa edilmedi. Hedeflenen, kontrollü kaos rejimleriydi. Bölgedeki farklılıklar ve tarihsel gerçeklikler ancak istibdat ya da ideolojik baskı düzenleriyle yönetilebilir kılındı. Bugün bu yolun sonuna gelinmiş gibi görünse de kontrollü kaos stratejisi bu kez ideolojik değil; dini radikalizm, etnik kabilecilik ve ayrımcı siyaset biçimleri üzerinden yeni bir perdeyle yeniden sahneye konulmaktadır.
Suriye’nin geldiği nokta bizler için bir yandan ticaret ve yatırım açısından iştah kabartıcı bir potansiyel sunarken, diğer yandan etnik kaos bakımından dibi görünmeyen karanlık bir girdabı da andırmaktadır. Şara’ya baktığımızda, radikal bir İslamcı terör örgütü geçmişine rağmen söylem ve tavırlarında kapsayıcılık ve yeniden inşa vurgusu taşıyan bir çizgi sergilemesi, bölge açısından temkinli de olsa bir umut beklentisini adeta hepimize zorunlu kılmaktadır.
Ancak sorun bugün radikal geçmişe sahip HTŞ’nin ehlileşme ve entegrasyon sürecinden ziyade, bizde bu sürecin olmuş bitmiş HTŞ’nin yola girmiş gibi kabul edilmesidir. Yaklaşık on yıl önce Salih Müslim’in Ankara’ya kabul edilmemesinden bu yana asıl sorun, KCK’nın alt yapılanması olan ve ideolojik olarak Öcalanizm çizgisinde duran SDG varlığı olarak görünmektedir. Burada görünürde bizler için ikna edici olmasa da argüman “Kürt varlığı” değildir; daha çok Türkiye solu tarafından inisiye edilmiş, ideolojik karakteri ağır basan silahlı bir yapının bölgeye yerleşmesi sorunudur. SDG her ne kadar “halk meclisleri kurduk, Öcalanizm ideolojimiz var ama burada Türkmen, Arap, Çerkes herkes temsil ediliyor. Burası yarın bölge halklarının kendi kararlarını verdiği İsviçre olacak” söylemini dillendirse de otoriter yönetim pratikleri ve refah üreten bir ekonomik model ortaya koyma kapasitesi açısından bu güveni vermekten uzaktır. Elbette yazımızın ana konusu bu tartışmanın ayrıntıları değildir.
Halep’te yaşanan ve Kandil talimatlı olduğu ifade edilen sokak direnişi, Allah’tan Türkiye’deki şehir içi çatışmalara benzer bir sürece evrilmeden sönümlendirildi. Görünen plan, SDG yapısının tamamen Fırat’ın doğusuna kaydırılarak dolaylı bir otonomi alanına razı edilmesidir. Buna karşılık merkez yönetim, SDG’nin tartışmalı biçimde kontrol ettiği Deyrizor bölgesinden doğal ve haklı olarak pay talep etmektedir. İki eski terör örgütünden birine, tüm silahlarını diğer eski terör örgütüne “kadın savaşçılarınla birlikte bireysel teslim ol” dayatması yapmak gerçekçi değildir. Sopayı havada tutmak kadar, çözüm üretme ve garantörlük mekanizmaları açmak da önem taşımaktadır. Suriye’nin geleceğinde iki ana radikal ideolojik yapının nasıl dönüşeceği ve ülkenin hangi siyasal fikir ekseni üzerine inşa edileceği hâlâ ciddi bir belirsizlik alanı olarak durmaktadır.
Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım Dicle Üniversitesi’nde kalabalık bir grubun Rojava marşı okuduğu bir videoyu gönderdi. Bu ve benzeri marşlar ile bayrak sembolleri artık Ortadoğu’nun farklı coğrafyalarında yaşayan Kürt toplulukları için ortak bir kimlik dili üretmektedir. Uzun süredir yakından takip ettiğim üzere, Kürt nüfusun farklı ülkelerde yaşadığı bölgelerde gecikmiş bir uluslaşma süreci yaşanmaktadır. Bunun kültürel ortak paydası inkâr edilemez. Ancak bu uluslaşmanın dayanışma boyutu görünürken, siyasal birlik ihtimali Orta Asya Türk devletlerinin birleşme ihtimalinden bile daha zayıf görünmektedir. Asıl mesele, bu sürecin bölgeye yeni çatışma dalgaları değil, barış ve demokrasi ekseninde ortak bir siyasal kültür üretip üretemeyeceğidir.
“Kürt anasını görmesin” algısı
Bugün Türkiye’de ortalama bir Kürt vatandaşın zihninde, devletin Rojava politikasından ziyade diplomatik dili üzerinden şekillenen “Kürt anasını görmesin” algısı giderek yaygınlaşmaktadır. Hatta SDG güçlerinin doğuya itilmesini “Kürt Akdeniz’i görmesin” şeklinde yorumlayanlar da bulunmaktadır. Bu algının oluşmasında yetkililerin kullandığı tek taraflı, sert ve güvenlik merkezli “Kurtlar Vadisi dili”nin payı büyüktür. Güvenlik argümanlarımız kimi zaman haklı, kimi zaman zorlama, kimi zaman da gerçeklikten kopuk olabilir. Ancak SDG- Rojava bağlamındaki söylem ve adımların son derece hesaplı biçimde atılması gerekmektedir. Zira esas toplumsal reaksiyonun İran’dan ya da Irak’tan değil, Türkiye’de yaşayan Kürt vatandaşlardan ve Avrupa diasporasından gelme ihtimali çok daha yüksektir. Bu açıdan yakın geçmişte yaşanan Kobani olaylarını hatırlamak büyük önem taşımaktadır.
Hüseyin Çelik ile söyleşi: "Kürt anasını görmesi" politikaları
Kobani olayları, 2014 sonbaharında IŞİD’in Kobani kentini kuşatmasıyla başladı ve Türkiye sınırına yığılan binlerce sivilin yarattığı insani krizle birlikte ülke içinde siyasi gerilimi hızla tırmandırdı. Yöneticilerimizin sehven “Kobani düştü düşecek” ifadeleri Kürt kamuoyunda devletin sürece kayıtsız kaldığı algısını güçlendirdi. HDP’nin 6 Ekim’de yaptığı sokak çağrısı protestoların şiddetli çatışmalara dönüşmesine yol açtı ve onlarca insanın hayatını kaybettiği 6-8 Ekim olayları yaşandı. Selahattin Demirtaş’ın bugün cezaevinde olmasının temel hukuki gerekçesi de bu çağrıların şiddeti körüklediği iddiasına dayandırıldı. Aynı süreçte Türkiye, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne bağlı Peşmerge güçlerinin kendi topraklarından geçerek Kobani’ye gitmesine izin verdi. Bu adım hem uluslararası baskıların hem de iç kamuoyu tepkilerinin sonucuydu. Peşmergelerin sınırdan geçişi Kürt kamuoyunda büyük bir coşkuyla karşılandı; çünkü bu hamle Kobani direnişine destek, Kürtler arası dayanışma ve uzun süredir beklenen somut yardımın sembolü olarak algılandı.
Kobani’den çıkarılması gereken temel ders, kullanılan dilin ve sembollerin siyasal sonuç üretme gücünü açık biçimde göstermesidir. Sonra Türkiye Kobani’ye fiilen destek verdi; ancak kendi vatandaşını bu desteğe ikna edemedi. Barzani güçlerine gösterilen teveccüh ise Kürt uluslaşmasının daha çok duygusal boyutunun bir tezahürü olarak görünüm kazandı.
Türkiye’nin önünde duran asıl sınav
Asıl gözden kaçan mesele şudur: Rojava’da kullanılan dil, semboller ve siyasal üslup yalnızca Suriye sahasını değil, Türkiye’de yaşayan milyonlarca yakın akraba Kürt’ün duygusal dünyasını da doğrudan etkilemektedir. Ankara’nın sert, dışlayıcı ve salt güvenlik merkezli tek taraflı dili ise bu etkiyi ters yönde derinleştirmekte, Türkiye Kürtlerinde “biz yine dışlandık” hissini yeniden üretmektedir. Oysa mesele yalnızca sınır ötesi bir terör yapılanmasıyla mücadele değildir; aynı zamanda içerideki toplumsal barışı, ortak vatandaşlık duygusunu ve aidiyet zeminini koruyabilmektir.
Rojava sahasında yapılacak her askeri ya da diplomatik doğrudan veya dolaylı müdahale, içeride kaybedilen gönüllerle anlamsızlaşabilecektir. Bu nedenle Türkiye’nin önünde duran asıl sınav, güvenliği sağlarken dili yumuşatabilmek, siyasal iletişimi onarıcı bir çerçeveye oturtmak ve akraba topluluklar arasındaki duygusal kopuşu derinleştirmeden bölgesel krizleri yönetebilmektir.
Dikkat edelim; Kobani olaylarında zor bela şişesine soktuğumuz cini bu sefer çok daha büyük ölçekte şişesinden çıkarmayalım.

Medyascope'tan alıntılanmıştır.
ANTALYASPOR KAÇ BAŞLI?VEDAT GÜRHAN
TEDAVİSİ OLMAYAN YARA: ŞİİRGAZANFER ERYÜKSEL
HÜSEYİN AYDIN MI, BEDRETTİN YILDIRIM MI?HASAN YAKUP CANGÜVEN
YARGININ DİLİ NEREYE DAYANMALI?PROF DR RAMAZAN DEMİR
ÇİÇEKLERLE KONUŞUYORUM; DİNLİYORLARBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
NADİA COMANECİ HEP 10 TAM PUAN ALIYOROYA ÖZGÜR
TÜRK MUHAFAZAKARLIĞI ve NURETTİN TOPÇU ÜZERİNEALİ İHSAN DİLMEN
BABA OCAĞI MESELESİEŞREF URAL
YA, YAPAY ZEKÂ SİZİ YANILTIRSA…ŞENER METE
“BENİM KAZANCIMLA ORTAKLIĞINIZ MI VAR?” / FİKRET OTYAMYUNUS YAŞAR
YAPAY ZEKA İLE ŞEKİLLENEN DÜNYAYA ADAPTASYONIŞIK YARGIN
BİR MİKROFONUN ARDINDAKİ ÖMÜR: GÜRSEL KAYASÜLEYMAN EKİN
SANATIN EKONOMİPOLİTİĞİGÖZDE SARI
BİR RESİM FUARININ ARDINDANNURİ SEZEN
BİR DOMATESİN HİKAYESİ: ANTALYA'NIN SESSİZ ÇIĞLIĞICEM ARÜV
TAVUK KANAT FİYATLARI CEP YAKIYORAV İBRAHİM GÜLLÜ
GELECEĞE UĞURLANAN 36. TURNALAR: YOLUNUZ AÇIK OLSUNMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
ÇORUM’UN HAYMATLOSLARIAHMET İLBARS
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK EFSANESİ OPERASI STUTTGARTNİZAMETTİN ŞEN
ARAB’IN KILICI- TÜRKÜN İSLAMLAŞMA SÜRECİMUHARREM YELLİCE
YENİ BİR PARTİ?TARIK ÇELENK
HİKMET ÖĞRETMENİM DE GÖÇ EYLEDİKAHRAMAN KÖKTÜRK
DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ: DOĞAYLA UYUMLU BİR GELECEĞİN İNŞASIGÜLŞEN ARAS GÜLMEZ
SANAT TARİHİNE BAĞLANAN KÖPRÜ: MUSTAFA DENKTAŞ'A ARMAĞAN KİTABIYUSUF YILDIRIM
EBER GÖLÜ'NÜ KAYIKLA GEZDİLER
SAĞANAK VE DOLU HAYATI OLUMSUZ ETKİLEDİ
MEMURİYETİ BIRAKIP TIR ŞOFÖRÜ OLDU
BİLİNÇSİZ VİTAMİN VE TAKVİYE KULLANIMI HASTA EDİYOR
İSTİSMARLA SUÇLANAN TİYATRO YÖNETMENİ HAKKINDA MÜTAALA VERİLDİ
BU HASTALIK SİNSİCE GÖRME KAYBINA NEDEN OLUYOR
EMİRDAĞLARI'NIN ZİRVESİNDE YILKI ATLARINI GÖRÜNTÜLEDİLER
ISPARTA'DA RENKLİ FESTİVAL KORTEJİ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





