- IMKB
% - Altın
6174.48
%0 - Dolar
47.4686
%0 - Euro
54.7711
%0
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 01:33 - KAN DONDURAN KAZA: ÇARPTIĞI YARALILARI OTOMOBİLİYLE EZEREK KAÇTI
- 01:23 - DÜĞÜNDE ÇIKAN YANGINA ALDIRIŞ ETMEDEN HALAYA DEVAM ETTİLER
- 23:43 - GAZİPAŞA’DA BİR KİŞİ EVİNİN MERDİVENİNDE ÖLÜ BULUNDU
- 23:00 - GÖKYÜZÜNDE ŞÖLEN YAŞANACAK
- 22:30 - ANTALYA HAVALİMANI'NDA YENİ DÜZENLEME
- 20:23 - YAYA YOLUNDA TEHLİKELİ SÜRÜŞ YAPAN ADAY SÜRÜCÜNÜN EHLİYETİ İPTAL EDİLDİ
- 20:12 - ÖZEL: "TESİSLERİN YÜZDE 64'Ü BASİT KONAKLAMA"
- 20:08 - OSMANİYE’DE OTOMOBİL UÇURUMA SAVRULDU: 1 YARALI
- 18:53 - DEVRİLEN TRAKTÖRÜN ALTINDA KALAN MUHTAR AĞIR YARALANDI
- 18:33 - 839 BİN LİRA CEZA YEMESİNE SEBEP OLAN SES SİSTEMİNİ BELEDİYE ÖNÜNDE YAKAN İŞLETME SAHİBİ TUTUKLANDI
- 18:23 - BAKAN KURUM: "HER YETİŞEMEZSİNİZ İDDİASINA, YENİ BİR ANAHTAR TESLİMİYLE CEVAP VERDİK"
- 18:10 - PİNE BEACH BELEK, TURQUALITY DESTEK PROGRAMI KAPSAMINA ALINDI
- 17:54 - 5 DÖNÜM ORMAN ZARAR GÖRDÜ
- 17:38 - MERSİN’DE TERS ŞERİTTE İLERLEYEN SÜRÜCÜNÜN EHLİYETİNE EL KONULDU
- 17:23 - ALANYASPOR’DA ERZURUM KAMPINDA YOĞUN MESAİ
TARIK ÇELENK / KONUK YAZAR


ROJAVA'NIN MALİYETİNİN FARKINDA MIYIZ?
Suriye’de kararsız denge ve baskı üzerine kurulmuş istikrar bozulduğundan bu yana, başta biz olmak üzere düzen kurucu güçlerin işi giderek zorlaşmaktadır. Bölgenin tarihsel geçmişi ve oynak sosyolojisi, bugünün “ideal düzen” arayışında belirleyici parametreler olmaya devam etmektedir. Eyyubiler, Zengiler ve Memlukler bugünkü bölgedeki Kürtlerin, Türkmenlerin ve Çerkeslerin tarihsel atalarıdır. Ancak o dönemlerde asabiye, bugünkü anlamda etnisiteye değil, daha çok kabile ve siyasal sadakat ağlarına dayanıyordu. Bu nedenle Eyyubilere “Kürt devleti” ya da “Türk devleti” demek tarihsel olarak isabetli değildir. Bugün başta Halep olmak üzere bölgedeki Kürtlerin ve diğer farklı unsurların varlık ve sahiplik iddialarının arka planını da bu çok katmanlı tarihsel miras oluşturmaktadır.
Birinci Dünya Savaşı ve Osmanlı’nın çöküşü sonrasında bölgede kurulan Sykes-Picot düzeni, sosyolojik ve tarihsel gerçekler üzerine inşa edilmedi. Hedeflenen, kontrollü kaos rejimleriydi. Bölgedeki farklılıklar ve tarihsel gerçeklikler ancak istibdat ya da ideolojik baskı düzenleriyle yönetilebilir kılındı. Bugün bu yolun sonuna gelinmiş gibi görünse de kontrollü kaos stratejisi bu kez ideolojik değil; dini radikalizm, etnik kabilecilik ve ayrımcı siyaset biçimleri üzerinden yeni bir perdeyle yeniden sahneye konulmaktadır.
Suriye’nin geldiği nokta bizler için bir yandan ticaret ve yatırım açısından iştah kabartıcı bir potansiyel sunarken, diğer yandan etnik kaos bakımından dibi görünmeyen karanlık bir girdabı da andırmaktadır. Şara’ya baktığımızda, radikal bir İslamcı terör örgütü geçmişine rağmen söylem ve tavırlarında kapsayıcılık ve yeniden inşa vurgusu taşıyan bir çizgi sergilemesi, bölge açısından temkinli de olsa bir umut beklentisini adeta hepimize zorunlu kılmaktadır.
Ancak sorun bugün radikal geçmişe sahip HTŞ’nin ehlileşme ve entegrasyon sürecinden ziyade, bizde bu sürecin olmuş bitmiş HTŞ’nin yola girmiş gibi kabul edilmesidir. Yaklaşık on yıl önce Salih Müslim’in Ankara’ya kabul edilmemesinden bu yana asıl sorun, KCK’nın alt yapılanması olan ve ideolojik olarak Öcalanizm çizgisinde duran SDG varlığı olarak görünmektedir. Burada görünürde bizler için ikna edici olmasa da argüman “Kürt varlığı” değildir; daha çok Türkiye solu tarafından inisiye edilmiş, ideolojik karakteri ağır basan silahlı bir yapının bölgeye yerleşmesi sorunudur. SDG her ne kadar “halk meclisleri kurduk, Öcalanizm ideolojimiz var ama burada Türkmen, Arap, Çerkes herkes temsil ediliyor. Burası yarın bölge halklarının kendi kararlarını verdiği İsviçre olacak” söylemini dillendirse de otoriter yönetim pratikleri ve refah üreten bir ekonomik model ortaya koyma kapasitesi açısından bu güveni vermekten uzaktır. Elbette yazımızın ana konusu bu tartışmanın ayrıntıları değildir.
Halep’te yaşanan ve Kandil talimatlı olduğu ifade edilen sokak direnişi, Allah’tan Türkiye’deki şehir içi çatışmalara benzer bir sürece evrilmeden sönümlendirildi. Görünen plan, SDG yapısının tamamen Fırat’ın doğusuna kaydırılarak dolaylı bir otonomi alanına razı edilmesidir. Buna karşılık merkez yönetim, SDG’nin tartışmalı biçimde kontrol ettiği Deyrizor bölgesinden doğal ve haklı olarak pay talep etmektedir. İki eski terör örgütünden birine, tüm silahlarını diğer eski terör örgütüne “kadın savaşçılarınla birlikte bireysel teslim ol” dayatması yapmak gerçekçi değildir. Sopayı havada tutmak kadar, çözüm üretme ve garantörlük mekanizmaları açmak da önem taşımaktadır. Suriye’nin geleceğinde iki ana radikal ideolojik yapının nasıl dönüşeceği ve ülkenin hangi siyasal fikir ekseni üzerine inşa edileceği hâlâ ciddi bir belirsizlik alanı olarak durmaktadır.
Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım Dicle Üniversitesi’nde kalabalık bir grubun Rojava marşı okuduğu bir videoyu gönderdi. Bu ve benzeri marşlar ile bayrak sembolleri artık Ortadoğu’nun farklı coğrafyalarında yaşayan Kürt toplulukları için ortak bir kimlik dili üretmektedir. Uzun süredir yakından takip ettiğim üzere, Kürt nüfusun farklı ülkelerde yaşadığı bölgelerde gecikmiş bir uluslaşma süreci yaşanmaktadır. Bunun kültürel ortak paydası inkâr edilemez. Ancak bu uluslaşmanın dayanışma boyutu görünürken, siyasal birlik ihtimali Orta Asya Türk devletlerinin birleşme ihtimalinden bile daha zayıf görünmektedir. Asıl mesele, bu sürecin bölgeye yeni çatışma dalgaları değil, barış ve demokrasi ekseninde ortak bir siyasal kültür üretip üretemeyeceğidir.
“Kürt anasını görmesin” algısı
Bugün Türkiye’de ortalama bir Kürt vatandaşın zihninde, devletin Rojava politikasından ziyade diplomatik dili üzerinden şekillenen “Kürt anasını görmesin” algısı giderek yaygınlaşmaktadır. Hatta SDG güçlerinin doğuya itilmesini “Kürt Akdeniz’i görmesin” şeklinde yorumlayanlar da bulunmaktadır. Bu algının oluşmasında yetkililerin kullandığı tek taraflı, sert ve güvenlik merkezli “Kurtlar Vadisi dili”nin payı büyüktür. Güvenlik argümanlarımız kimi zaman haklı, kimi zaman zorlama, kimi zaman da gerçeklikten kopuk olabilir. Ancak SDG- Rojava bağlamındaki söylem ve adımların son derece hesaplı biçimde atılması gerekmektedir. Zira esas toplumsal reaksiyonun İran’dan ya da Irak’tan değil, Türkiye’de yaşayan Kürt vatandaşlardan ve Avrupa diasporasından gelme ihtimali çok daha yüksektir. Bu açıdan yakın geçmişte yaşanan Kobani olaylarını hatırlamak büyük önem taşımaktadır.
Hüseyin Çelik ile söyleşi: "Kürt anasını görmesi" politikaları
Kobani olayları, 2014 sonbaharında IŞİD’in Kobani kentini kuşatmasıyla başladı ve Türkiye sınırına yığılan binlerce sivilin yarattığı insani krizle birlikte ülke içinde siyasi gerilimi hızla tırmandırdı. Yöneticilerimizin sehven “Kobani düştü düşecek” ifadeleri Kürt kamuoyunda devletin sürece kayıtsız kaldığı algısını güçlendirdi. HDP’nin 6 Ekim’de yaptığı sokak çağrısı protestoların şiddetli çatışmalara dönüşmesine yol açtı ve onlarca insanın hayatını kaybettiği 6-8 Ekim olayları yaşandı. Selahattin Demirtaş’ın bugün cezaevinde olmasının temel hukuki gerekçesi de bu çağrıların şiddeti körüklediği iddiasına dayandırıldı. Aynı süreçte Türkiye, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne bağlı Peşmerge güçlerinin kendi topraklarından geçerek Kobani’ye gitmesine izin verdi. Bu adım hem uluslararası baskıların hem de iç kamuoyu tepkilerinin sonucuydu. Peşmergelerin sınırdan geçişi Kürt kamuoyunda büyük bir coşkuyla karşılandı; çünkü bu hamle Kobani direnişine destek, Kürtler arası dayanışma ve uzun süredir beklenen somut yardımın sembolü olarak algılandı.
Kobani’den çıkarılması gereken temel ders, kullanılan dilin ve sembollerin siyasal sonuç üretme gücünü açık biçimde göstermesidir. Sonra Türkiye Kobani’ye fiilen destek verdi; ancak kendi vatandaşını bu desteğe ikna edemedi. Barzani güçlerine gösterilen teveccüh ise Kürt uluslaşmasının daha çok duygusal boyutunun bir tezahürü olarak görünüm kazandı.
Türkiye’nin önünde duran asıl sınav
Asıl gözden kaçan mesele şudur: Rojava’da kullanılan dil, semboller ve siyasal üslup yalnızca Suriye sahasını değil, Türkiye’de yaşayan milyonlarca yakın akraba Kürt’ün duygusal dünyasını da doğrudan etkilemektedir. Ankara’nın sert, dışlayıcı ve salt güvenlik merkezli tek taraflı dili ise bu etkiyi ters yönde derinleştirmekte, Türkiye Kürtlerinde “biz yine dışlandık” hissini yeniden üretmektedir. Oysa mesele yalnızca sınır ötesi bir terör yapılanmasıyla mücadele değildir; aynı zamanda içerideki toplumsal barışı, ortak vatandaşlık duygusunu ve aidiyet zeminini koruyabilmektir.
Rojava sahasında yapılacak her askeri ya da diplomatik doğrudan veya dolaylı müdahale, içeride kaybedilen gönüllerle anlamsızlaşabilecektir. Bu nedenle Türkiye’nin önünde duran asıl sınav, güvenliği sağlarken dili yumuşatabilmek, siyasal iletişimi onarıcı bir çerçeveye oturtmak ve akraba topluluklar arasındaki duygusal kopuşu derinleştirmeden bölgesel krizleri yönetebilmektir.
Dikkat edelim; Kobani olaylarında zor bela şişesine soktuğumuz cini bu sefer çok daha büyük ölçekte şişesinden çıkarmayalım.

Medyascope'tan alıntılanmıştır.
MÜTEDEYYİN MAHALLE VE DAVUTOĞLUTARIK ÇELENK
“HER DERGİ BİR GÜN BATMAK İÇİN ÇIKAR”YUNUS YAŞAR
ATATÜRK’ÜN İZİNDE OTELLERNİZAMETTİN ŞEN
RESTORANLARDA YENİ HESAP OYUNU!AV İBRAHİM GÜLLÜ
HAYAT ŞİMDİ BAŞLIYOR: ERTELEME, YAŞA!DİLEK DEMİRKAN
ŞEYTANIN EN ŞIK ELBİSESİ: MAKYAVELİZMNADİRE SÖNMEZ
ORMANLARA DİKKAT!IŞIK YARGIN
KENDİMLE YÜZLEŞMEKEŞREF URAL
DUMAN ÇÖKMEDEN ÖNCEGÖZDE SARI
TEŞEKKÜRLER LENOVO VE KOYUNCU ELEKTRONİKBİHTER GÖRDÜ
BAŞAKŞEHİR'İN AVRUPA KARNESİ: İMKÂN ÇOK, BAŞARI NEDEN YOK?KAHRAMAN KÖKTÜRK
ATSO SANKİ BALLI BÖREK!..VEDAT GÜRHAN
VİRAJDAKİ ÜLKE VE DİREKSİYONDAKİ GENÇLİKMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
GAZALİ, DECARTES VE MALEBRANCHE’TA NEDENSELLİK SORUNUMUHARREM YELLİCE
IŞIĞIN RESSAMI: CLAUDE MONET'İ YENİDEN DÜŞÜNMEKPROF DR RAMAZAN DEMİR
ANTALYA TEK LİMANLA YETİNEMEZCEM ARÜV
HAYATIMIZI KİM YÖNETİYOR?OYA BOYSAN
DOSTA DÜŞMANA KARŞI ANTALYASPORGÖZDE DOLAYMAN
BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU VE ÇORUMAHMET İLBARS
BERLİN'DE ANTALYA ŞOV...TURGAY ALP
ANNELİĞİN DEĞİŞEN YÜZÜ, DEĞİŞMEYEN VİCDANIPINAR TEYİN
BİRBİRİNİN İÇİNDEN GEÇEREK GELEN BİR YAZIGAZANFER ERYÜKSEL
NAZIM HİKMET ŞİİRİNDE UMUTM. ALİ ÖZDOĞAN
ÇİĞLİ TARIM KREDİ MARKET’TE YAŞANAN USULSÜZLÜK ÖNLENEBİLİR MİYDİ?HASAN YAKUP CANGÜVEN
PİNE BEACH BELEK, TURQUALITY DESTEK PROGRAMI KAPSAMINA ALINDI
5 DÖNÜM ORMAN ZARAR GÖRDÜ
ATATÜRK DEVLET HASTANESİ 300 YATAKLI OLACAK
OTLUK YANGININDA 100 DÖNÜM ZARAR GÖRDÜ
ALEVLERİN ARASINDA KALAN KEDİ 'LUNA' TEDAVİYE ALINDI
AÜ HASTANESİ'NDE TEDAVİ EDİLDİ
ATB TEMMUZ AYI MECLİSİ TOPLANDI
CLIMAAX-MUHIR PROJESİ'NİN KAPANIŞ TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİ
Erbaş, Hacı Bayram Veli Camii’nde teravih namazı kıldırdı
Otomobilin yan yattığı kaza anı kameraya yansıdı
Samsun'da trafik kazası: 3 yaralı
ABD'de düzenlenen yarışmada dünya 2.'si oldu
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
- 6
- 7
- 8

- KAN DONDURAN KAZA: ÇARPTIĞI YARALILARI OTOMOBİLİYLE EZEREK KAÇTI
- DÜĞÜNDE ÇIKAN YANGINA ALDIRIŞ ETMEDEN HALAYA DEVAM ETTİLER
- CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'A 15 TEMMUZ'DA SUİKAST GİRİŞİMDE BULUNAN FETÖ MENSUBUNUN YAKALANDIĞI EV GÖRÜNTÜLENDİ
- ALANYA'DA ORMAN YANGINI
- ARILARIN SOKTUĞU MOBİLYA USTASI DOĞUM GÜNÜNDE ÖLDÜ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim
