- IMKB
% - Altın
6374.59
%0 - Dolar
43.2723
%0 - Euro
50.1923
%0
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 13:53 - KAMYONUN ARKADAN ÇARPTIĞI ÇÖP KAMYONU DEVRİLDİ: 1’İ AĞIR 3 İŞÇİ YARALANDI
- 13:28 - TARSUS’TA KÖTÜ KOKU ŞİKAYETİ ÜZERİNE ADRESE GİDEN EKİPLER, EVDEN 28 KAMYON ATIK ÇIKARDI
- 13:28 - MERSİN’DE OTOBÜSLE MİNİBÜS ÇARPIŞTI, KAZA UCUZ ATLATILDI: 2 YARALI
- 13:03 - MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ DEPREM RİSKİNE KARŞI JAPONYA DENEYİMİNİ İNCELEDİ
- 12:53 - MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ, KIYAFET EVLERİ İLE AİLELERİN YÜKÜNÜ HAFİFLETİYOR
- 12:53 - ANTALYA’DA ’DUR’ İHTARINA UYMAYIP POLİSTEN KAÇAN MOTOSİKLET SÜRÜCÜSÜNE 60 BİN TL CEZA
- 12:53 - MERSİN OTOYOLUNDA DRON DESTEKLİ JANDARMA DENETİMİ: 6 BİN 230 TL CEZA
- 12:53 - MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNDEN YARIYIL TATİLİ ÖNCESİ ÖĞRENCİ VE VELİLERE ÖNERİLER
- 12:51 - BÜYÜKŞEHİR'İN İZCİLİK EĞİTİMLERİ BAŞLIYOR
- 12:48 - ANTALYA’DA 7. DÖNEM İZCİLİK EĞİTİMLERİ BAŞLIYOR
- 12:40 - ATASEM MESLEK EDİNDİRİYOR
- 12:38 - İSKENDERUN’DA ÇEŞİTLİ SUÇLARDAN ARANAN 2 ŞAHIS TUTUKLANDI
- 12:33 - DÖRTYOL’DA BIÇAKLI KAVGANIN ŞÜPHELİSİ TUTUKLANDI
- 12:28 - GELENEKSEL SANATLAR ATASEM’DE YAŞATILIYOR
- 12:23 - KASKINI KIZ ARKADAŞINA VERİP KAZADA HAYATINI KAYBETMİŞTİ, FENOMENİN ÖLÜME GİDİŞİ KAMERADA

TARIK ÇELENK / KONUK YAZAR


ROJAVA'NIN MALİYETİNİN FARKINDA MIYIZ?
Suriye’de kararsız denge ve baskı üzerine kurulmuş istikrar bozulduğundan bu yana, başta biz olmak üzere düzen kurucu güçlerin işi giderek zorlaşmaktadır. Bölgenin tarihsel geçmişi ve oynak sosyolojisi, bugünün “ideal düzen” arayışında belirleyici parametreler olmaya devam etmektedir. Eyyubiler, Zengiler ve Memlukler bugünkü bölgedeki Kürtlerin, Türkmenlerin ve Çerkeslerin tarihsel atalarıdır. Ancak o dönemlerde asabiye, bugünkü anlamda etnisiteye değil, daha çok kabile ve siyasal sadakat ağlarına dayanıyordu. Bu nedenle Eyyubilere “Kürt devleti” ya da “Türk devleti” demek tarihsel olarak isabetli değildir. Bugün başta Halep olmak üzere bölgedeki Kürtlerin ve diğer farklı unsurların varlık ve sahiplik iddialarının arka planını da bu çok katmanlı tarihsel miras oluşturmaktadır.
Birinci Dünya Savaşı ve Osmanlı’nın çöküşü sonrasında bölgede kurulan Sykes-Picot düzeni, sosyolojik ve tarihsel gerçekler üzerine inşa edilmedi. Hedeflenen, kontrollü kaos rejimleriydi. Bölgedeki farklılıklar ve tarihsel gerçeklikler ancak istibdat ya da ideolojik baskı düzenleriyle yönetilebilir kılındı. Bugün bu yolun sonuna gelinmiş gibi görünse de kontrollü kaos stratejisi bu kez ideolojik değil; dini radikalizm, etnik kabilecilik ve ayrımcı siyaset biçimleri üzerinden yeni bir perdeyle yeniden sahneye konulmaktadır.
Suriye’nin geldiği nokta bizler için bir yandan ticaret ve yatırım açısından iştah kabartıcı bir potansiyel sunarken, diğer yandan etnik kaos bakımından dibi görünmeyen karanlık bir girdabı da andırmaktadır. Şara’ya baktığımızda, radikal bir İslamcı terör örgütü geçmişine rağmen söylem ve tavırlarında kapsayıcılık ve yeniden inşa vurgusu taşıyan bir çizgi sergilemesi, bölge açısından temkinli de olsa bir umut beklentisini adeta hepimize zorunlu kılmaktadır.
Ancak sorun bugün radikal geçmişe sahip HTŞ’nin ehlileşme ve entegrasyon sürecinden ziyade, bizde bu sürecin olmuş bitmiş HTŞ’nin yola girmiş gibi kabul edilmesidir. Yaklaşık on yıl önce Salih Müslim’in Ankara’ya kabul edilmemesinden bu yana asıl sorun, KCK’nın alt yapılanması olan ve ideolojik olarak Öcalanizm çizgisinde duran SDG varlığı olarak görünmektedir. Burada görünürde bizler için ikna edici olmasa da argüman “Kürt varlığı” değildir; daha çok Türkiye solu tarafından inisiye edilmiş, ideolojik karakteri ağır basan silahlı bir yapının bölgeye yerleşmesi sorunudur. SDG her ne kadar “halk meclisleri kurduk, Öcalanizm ideolojimiz var ama burada Türkmen, Arap, Çerkes herkes temsil ediliyor. Burası yarın bölge halklarının kendi kararlarını verdiği İsviçre olacak” söylemini dillendirse de otoriter yönetim pratikleri ve refah üreten bir ekonomik model ortaya koyma kapasitesi açısından bu güveni vermekten uzaktır. Elbette yazımızın ana konusu bu tartışmanın ayrıntıları değildir.
Halep’te yaşanan ve Kandil talimatlı olduğu ifade edilen sokak direnişi, Allah’tan Türkiye’deki şehir içi çatışmalara benzer bir sürece evrilmeden sönümlendirildi. Görünen plan, SDG yapısının tamamen Fırat’ın doğusuna kaydırılarak dolaylı bir otonomi alanına razı edilmesidir. Buna karşılık merkez yönetim, SDG’nin tartışmalı biçimde kontrol ettiği Deyrizor bölgesinden doğal ve haklı olarak pay talep etmektedir. İki eski terör örgütünden birine, tüm silahlarını diğer eski terör örgütüne “kadın savaşçılarınla birlikte bireysel teslim ol” dayatması yapmak gerçekçi değildir. Sopayı havada tutmak kadar, çözüm üretme ve garantörlük mekanizmaları açmak da önem taşımaktadır. Suriye’nin geleceğinde iki ana radikal ideolojik yapının nasıl dönüşeceği ve ülkenin hangi siyasal fikir ekseni üzerine inşa edileceği hâlâ ciddi bir belirsizlik alanı olarak durmaktadır.
Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım Dicle Üniversitesi’nde kalabalık bir grubun Rojava marşı okuduğu bir videoyu gönderdi. Bu ve benzeri marşlar ile bayrak sembolleri artık Ortadoğu’nun farklı coğrafyalarında yaşayan Kürt toplulukları için ortak bir kimlik dili üretmektedir. Uzun süredir yakından takip ettiğim üzere, Kürt nüfusun farklı ülkelerde yaşadığı bölgelerde gecikmiş bir uluslaşma süreci yaşanmaktadır. Bunun kültürel ortak paydası inkâr edilemez. Ancak bu uluslaşmanın dayanışma boyutu görünürken, siyasal birlik ihtimali Orta Asya Türk devletlerinin birleşme ihtimalinden bile daha zayıf görünmektedir. Asıl mesele, bu sürecin bölgeye yeni çatışma dalgaları değil, barış ve demokrasi ekseninde ortak bir siyasal kültür üretip üretemeyeceğidir.
“Kürt anasını görmesin” algısı
Bugün Türkiye’de ortalama bir Kürt vatandaşın zihninde, devletin Rojava politikasından ziyade diplomatik dili üzerinden şekillenen “Kürt anasını görmesin” algısı giderek yaygınlaşmaktadır. Hatta SDG güçlerinin doğuya itilmesini “Kürt Akdeniz’i görmesin” şeklinde yorumlayanlar da bulunmaktadır. Bu algının oluşmasında yetkililerin kullandığı tek taraflı, sert ve güvenlik merkezli “Kurtlar Vadisi dili”nin payı büyüktür. Güvenlik argümanlarımız kimi zaman haklı, kimi zaman zorlama, kimi zaman da gerçeklikten kopuk olabilir. Ancak SDG- Rojava bağlamındaki söylem ve adımların son derece hesaplı biçimde atılması gerekmektedir. Zira esas toplumsal reaksiyonun İran’dan ya da Irak’tan değil, Türkiye’de yaşayan Kürt vatandaşlardan ve Avrupa diasporasından gelme ihtimali çok daha yüksektir. Bu açıdan yakın geçmişte yaşanan Kobani olaylarını hatırlamak büyük önem taşımaktadır.
Hüseyin Çelik ile söyleşi: "Kürt anasını görmesi" politikaları
Kobani olayları, 2014 sonbaharında IŞİD’in Kobani kentini kuşatmasıyla başladı ve Türkiye sınırına yığılan binlerce sivilin yarattığı insani krizle birlikte ülke içinde siyasi gerilimi hızla tırmandırdı. Yöneticilerimizin sehven “Kobani düştü düşecek” ifadeleri Kürt kamuoyunda devletin sürece kayıtsız kaldığı algısını güçlendirdi. HDP’nin 6 Ekim’de yaptığı sokak çağrısı protestoların şiddetli çatışmalara dönüşmesine yol açtı ve onlarca insanın hayatını kaybettiği 6-8 Ekim olayları yaşandı. Selahattin Demirtaş’ın bugün cezaevinde olmasının temel hukuki gerekçesi de bu çağrıların şiddeti körüklediği iddiasına dayandırıldı. Aynı süreçte Türkiye, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne bağlı Peşmerge güçlerinin kendi topraklarından geçerek Kobani’ye gitmesine izin verdi. Bu adım hem uluslararası baskıların hem de iç kamuoyu tepkilerinin sonucuydu. Peşmergelerin sınırdan geçişi Kürt kamuoyunda büyük bir coşkuyla karşılandı; çünkü bu hamle Kobani direnişine destek, Kürtler arası dayanışma ve uzun süredir beklenen somut yardımın sembolü olarak algılandı.
Kobani’den çıkarılması gereken temel ders, kullanılan dilin ve sembollerin siyasal sonuç üretme gücünü açık biçimde göstermesidir. Sonra Türkiye Kobani’ye fiilen destek verdi; ancak kendi vatandaşını bu desteğe ikna edemedi. Barzani güçlerine gösterilen teveccüh ise Kürt uluslaşmasının daha çok duygusal boyutunun bir tezahürü olarak görünüm kazandı.
Türkiye’nin önünde duran asıl sınav
Asıl gözden kaçan mesele şudur: Rojava’da kullanılan dil, semboller ve siyasal üslup yalnızca Suriye sahasını değil, Türkiye’de yaşayan milyonlarca yakın akraba Kürt’ün duygusal dünyasını da doğrudan etkilemektedir. Ankara’nın sert, dışlayıcı ve salt güvenlik merkezli tek taraflı dili ise bu etkiyi ters yönde derinleştirmekte, Türkiye Kürtlerinde “biz yine dışlandık” hissini yeniden üretmektedir. Oysa mesele yalnızca sınır ötesi bir terör yapılanmasıyla mücadele değildir; aynı zamanda içerideki toplumsal barışı, ortak vatandaşlık duygusunu ve aidiyet zeminini koruyabilmektir.
Rojava sahasında yapılacak her askeri ya da diplomatik doğrudan veya dolaylı müdahale, içeride kaybedilen gönüllerle anlamsızlaşabilecektir. Bu nedenle Türkiye’nin önünde duran asıl sınav, güvenliği sağlarken dili yumuşatabilmek, siyasal iletişimi onarıcı bir çerçeveye oturtmak ve akraba topluluklar arasındaki duygusal kopuşu derinleştirmeden bölgesel krizleri yönetebilmektir.
Dikkat edelim; Kobani olaylarında zor bela şişesine soktuğumuz cini bu sefer çok daha büyük ölçekte şişesinden çıkarmayalım.

Medyascope'tan alıntılanmıştır.
ROJAVA'NIN MALİYETİNİN FARKINDA MIYIZ?TARIK ÇELENK
KÜRTLERİN SİYASİ YOLCULUĞUEŞREF URAL
ANTALYASPOR'A UĞUR'LU OLSUNVEDAT GÜRHAN
KÜRTÇE–FARSÇA İKİLEMİNDE DİL TARİHİ KATMANLARIMUHARREM YELLİCE
BAZI İNSANLARI UZAKTAN SEVERSİNİZ...ŞENER METE
BİR SELÂMŞEBNEM YAPA ÖZTOPRAK
DÜNÜN SANATI / GÜNÜN SANATINURİ SEZEN
HALÂ ZAMAN VAR...MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
COP31: ANTALYA’DA MEKAN TARTIŞMASI BİTMEDEN ZİRVE BAŞLAR MI?SÜLEYMAN EKİN
GELECEĞİN İKLİM POLİTİKALARI ANTALYA'DA ŞEKİLLENİYORPROF DR ORHAN ÖZÇATALBAŞ
BÜYÜKŞEHİRLERDEKİ OTOPARK SORUNUAV İBRAHİM GÜLLÜ
SÜMER EZGÜ-SİPSİ-ANTALYASPORKAHRAMAN KÖKTÜRK
ANTALYA ŞEHİR MERKEZİ ORTAYA ÇIKARILMALIDIR!CEM ARÜV
ATSIZ’IN ALGILATTIKLARI VEYA ATSIZ’I ÇAĞRIŞTIRANLAR-2ALİ YILDIZ
TÜRK BOZKIR MEDENİYETİNDE SANAT VE KOZMOLOJİPROF DR RAMAZAN DEMİR
BENDE SAKLI KALMASIN - 4OYA BOYSAN
ESKİ ZAMAN RESİMLERİ : BENİ ARKAMDAN KİM İTTİ?GAZANFER ERYÜKSEL
BEBEK ADIMLARI SANATIBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
İNFAZ VE DENETİMLİ SERBESTLİK YASASIAHMET GEDİKAĞAOĞLU
ASAT GENEL MÜDÜRÜNE MESAJ.!!!TURGAY ALP
DİL POLİTİKALARI-1 (GÖKTÜRK KAĞANLIĞI DÖNEMİ)BEKİR DİREKCİ
CUMHURBAŞKANI, MİLLİ GÜVENLİK VE DEVLETİN GÜCÜHASAN YAKUP CANGÜVEN
10 OCAK BİR BAYRAM MI, YOKSA 'SABIR SINAVI' MI?DİLEK DEMİRKAN
HAYATI ALTMIŞ ALTIYA BAĞLAMAKGÜRSEL KAYA
BÜYÜKŞEHİR'İN İZCİLİK EĞİTİMLERİ BAŞLIYOR
ADT'DEN ANTALYALI ÇOCUKLARI GÜLDÜREN OYUNLAR
HUZUREVİNDE YAPTIĞI SÜS EŞYALARI HEDİYE EDİYOR
KANSER HASTASI ÇİFTİN KİRACIYLA HUKUK SAVAŞI
TEKİN: "DEMOKRASİ ADINA UTANÇ VERİCİ"
MARDAN PALACE EL DEĞİŞTİRDİ
TÜRKİYE'DE İLK AÇILIR KAPANIR HAVUZ
ROCKÇI DOKTORLARIN 'KULAK ZARI' ORKESTRASI
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





