- IMKB
% - Altın
7610.33
%2.36 - Dolar
43.9501
%0.04 - Euro
51.5416
%-0.83
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 00:24 - KENT ARAŞTIRMALARI MERKEZİ'NİN TAŞINMA KARARINA TEPKİ
- 23:50 - POYD İLE KAPADOKYA ARASINDA İŞBİRLİĞİ PROTOKOLÜ
- 23:36 - 'ALO FETVA HATTI' NA GELEN ÇAĞRI SAYISI 2 KATINA ÇIKTI
- 23:13 - AKSU’DA SAHİPSİZ HAYVAN BAKIMEVİ VE DOĞAL YAŞAM ALANI’NIN TEMELİ ATILDI
- 22:58 - KADINLAR GÜNÜ'NE ÖZEL SUDA LALE
- 22:49 - SAHİLDE DENİZ, ZİRVEDE KAYAK KEYFİ
- 22:13 - İNCİRLİK’TEKİ CANLI YAYIN SORUŞTURMASINDA 5 KİŞİ SERBEST BIRAKILDI
- 21:57 - NİYAZİ NEFİ KARA AMELİYAT OLDU
- 21:33 - CORENDON ALANYASPOR, GALATASARAY MAÇI HAZIRLIKLARINI TAMAMLADI
- 21:25 - BAKAN GÖKTAŞ: "BAĞIMSIZ GELECEK, SAĞLIKLI NESİLLER"
- 20:43 - YÜREĞİR BELEDİYESİ TARİHİ TAŞKÖPRÜ’DE HALK İFTARI DÜZENLEDİ
- 20:08 - ANTAKYA’DA TRAFİK KAZASI: 1 YARALI
- 20:03 - DEFNE’DE UYUŞTURUCU TACİRİ TUTUKLANDI
- 20:03 - İSKENDERUN’DA SPA VE MASAJ SALONLARI DENETLENDİ
- 20:03 - HATAY’DA HAPİS CEZALARI NEDENİYLE ARANAN 3 KİŞİ TUTUKLANDI

ALİ YILDIZ / KONUK YAZAR


ATSIZ’IN ALGILATTIKLARI VEYA ATSIZ’I ÇAĞRIŞTIRANLAR-2
Bütün canlılar gibi tehdit ve tehlikelere karşı etrafımızı kollayarak var olmaya çalışıyoruz.
Millet olarak da böyleyiz. Ülke çevresinde tehdit ve zulüm artınca kendimize dönüp Türklüğümüz aklımıza geliyor. Türklüğümüz akla geldikçe de Türkçülüğümüz ve Türkçülüğün önderleri ve Türkçülük Mücadelelerini düşünüyoruz. Türkçülüğün uğradığı zulümler ve onun mensupları bizi doğruca Atsız’a ulaştırıyor.
Atsız Türkçülük mücadelesi için bir sığınak aynı zamanda bir nirengi noktası. Yön bulmak için en doğru nirengi.
Bu yazıda ben sizi Atsız’a kolayca ulaştırmadan biraz gerilerde dolaştırmak istiyorum. Atsızı etkileyen ıklım nedir nasıl oluştu kimlerle oluştu buna ciddi olarak bakmak gerek.
Onun Türklük ve Türkçülük Tarihine armağan ettiği bazı tarihi kavramlar var ki o yönüyle eşsizdir. Emsalsizdir. Bunlara sırası geldikçe değineceğiz.
Atsız Türklük köküne sımsıkı sarıldığı gibi o kök de ona sarılmış adeta bütünlemişlerdir.
2 yüzyıl geriye doğru gideceğiz.
Vatansever hassas Sultan Birinci Abdülhamid’in 1785 doğumlu oğlu ve 23 yaşında nasıl padişah olduğuna kendisinin bile akıl erdiremediği olağanüstü olayların adamı Sultan II. Mahmut gerçek anlamda ateş çemberinden ve can pazarından geçip iktidar olmuş idi. 1808.
Sultan Mahmud, ateş çemberinden geçen devlete çelik disiplinli bir düzen kurarak çağın akışını değiştirdi. Kendi ordusunu topa tutacak kadar radikaldi. Yaraları sağaltmak yerine kesip atmayı uygun gördü. Öyle insanları göreve getirdi ki bu insanlar ülkeyi ve devleti 100 yıl daha ayakta tutmayı başardılar.
Ordusu ile yeni baştan kurulan yeni bir devlet düzeni ve müthiş bir kadro yetişti.
Kabakçı Mustafa İsyanı ile tahttan düşürülen ve elindeki ney ile katil sürüsüne karşı canını müdafaa eden ipek kalpli sanatkar ruhlu padişah Sultan III. Selimin ülkeyi düze çıkarmak için yapmaya çalıştığı yenilikleri ve gayretlerini bir köşeye yazarak anlamaya çalışalım olayları.
Ben Tanzimat kadrosunun nereden ilham aldığını ve nasıl yetiştiklerini araştırmaya çalıştım. Doğrusu şu kimse veya şu kurum diyebileceğim bir şey ortaya çıkaramadım. Sonra şu kanıya vardım ki aslında o çağın insanında var olan Türklük şuurunun başka bir ad altında ortaya çıktığını gördüm. Bu şuur kimlerde vardı diye sorarsak saymakla bitmez. En başta anası için her türlü iftira atılan II. Mahmut’ta var. Sonra onun hükümeti atadığı devlet yöneticilerinde var.
Resmi literatürde bu çağın aydınları Osmanlıcı olarak yaftalansa da isabetli bir adlandırma değildir. Çünkü literatür Avrupa-batı bakışlıdır ve batılı aydınların gözü ile görülen bize anlatılmış, bizimkiler de bu bakışı alıp zamanımıza taşımışlardır.
Tanzimat teorik olarak batılı bir reform kalıbı gibi görünse de yetiştirdiği insanlar aydınlar çok büyük çoğunluk ile Türkçüdür. Hatta bu bakımdan 20. Asır başlarında yetişenler kadar Türkçüdür. Ahmet Cevdet Paşa gibi saltanat bağlarından kurtulamayan ve milli tarih şuuru yeteri kadar özümsenmemiş bazı aydınların Osmanlıcı olduklarını ayrıca belirtelim.
Literatürde kendisine Osmanlıcı diye damgalanan Namık Kemal ne diyordu?
Ecdadımızın heybeti maruf-u cihandır,
Fıtrat değişir sanma kan yine o kandır.
Ecdat kim; Türk, kan kimin kanı, Türk’ün kanı. İşte Türkçülük Türk ırkı diye çırpınan Atsız için tutunacak bir dal.
Namık Kemal’in mekteb şerikim (okul arkadaşım) diye bahsettiği Harb okulları hocası,“Mektep Nazırı” Süleyman Hüsnü paşa ne diyor ona bakalım? Şıpka Kahramanı Süleyman Paşa Namık Kemal’den iki yaş büyük olmakla birlikte okul arkadaşıdır. Aynı mahallenin çocuklarıdır. Okul arkadaşlığının yanında oyun ve gençlik arkadaşlığı da vardır. Süleyman Paşa Namık Kemal öldüğünde Ebüzziya Tevfik Bey’e gönderdiği mektubunda onun için Duygularımın Tercümanı, Fikrimin Yoğuranı diyor. Demek ki büyük Türkçü Süleyman Paşa’nın fikirlerini yoğuran Namık Kemal imiş. Kim kimi daha çok etkiladi diye sorsak cevabını bulmak kolay değil. Hüküm her ikisi de Türkçü. Elli yıl sonra buna benzer bir sözü Atatürk Namık Kemal için söyleyecektir. Peki, böyle olduğunu bilenler dahil, N.Kemal için neden Osmanlıcı diyor? Bunu başka bir ortamda konuşmak lazım. N.Kemal ve Süleyman Paşa her ikisi de fikirleri ile bir birlerini beslemiş çok şey paylaşmışlardır.
Atsız’ın manevi dayanaklarından biri de bu kahraman Süleyman Hüsnü Paşa’dır. Süleyman Hüsnü Paşa askerlik hayatında Prusya disiplini almış bir subaydır ve bu disiplini hayatı boyunca devam ettirmiştir. Atsız da tam bu disiplinin adamıydı. Eğilip bükülmez baş eğmez..
Ziya Gökalp diyor ki Süleyman Hüsnü Paşa Sarf-ı Türki isminde bir kitap yazdı. Kitabını Cevdet Paşa gibi Kavaidi Osmaniye diye adlandırmadı. Sarf-ı Türki diye adlandırdı. Çünkü dilimizin Türkçe olduğunu bilincindeydi. Osmanlıcanın üç dilin karışımından ortaya çıkan bir şive olduğunu bunun Türklerin dili diye anlaşılamayacağını görmüştü. O Osmanlılığı siyasi bir ad olarak görüyor, milletin adının Türk olduğunu biliyordu.
Süleyman Paşa Recaizade Ekrem Bey’e yazdığı bir mektubunda bunu açıkça ortaya koydu. Mektupta Türkçe tek bir dildir diyerek,Osmanlıca sözünü kabul etmediğini belirtir.
Nihad Sami Banarlı onun için Süleyman Paşa büyük bir asker oluğu kadar bilgili bir edip, bilhassa şuurlu bir Türk milliyetçisi idi diye yazar. Nihad Sami Bey Atsız’ın Fakülte arkadaşıdır.
Her iki Türkçünün de Türk irfanına hediyesi tarih kitaplarıdır. Tahminen karşılıklı sözleşmişlerdir. Süleyman Paşa Tarih-i Alem’i yazıyor. Bu bir Dünya Tarihidir ve ilk Cildi eski çağları anlatıyor. Eski Çağlar Hunlar ile başlıyor. O zaman henüz Sakalar konusu bugünkü kadar net değil. Türklerle başlıyor, eski çağlarda var olan Hunların Türklerin atası olduğunu Türkiye topraklarında ilk defa yazan Süleyman Paşa’dır. Türk Tarihi’nin bir bütün olduğunu, Selçuklu, Osmanlı saltanatlarının Türk Tarihi bütünlüğü içinde olması gerektiğini ortaya koyuyor ki, bu Atsız’ın Türk Tarihinde Meseleler kitabının en temel başlıklarındandır. Yüz yıl önceki Türkçü ile Yüz yıl sonrakinin aynı çizgide olması bir duygu birliği olduğu kadar bilgi birliğini de göstermektedir.
Yukarıda Atsız’ın Türk irfanına kattığı Türklük ve Türkçülük Tarihine armağan ettiği bazı tarihi kavramlar dan söz etmiştik. Bu konuda en mühim karar Tek Türk Tarihi tezidir. Onun tarihçiliği yanında Türkçülüğü ve direniş ruhu önceki heyecanlı ve hamasi yanlış şartlanmaları düzelterek Türk Tarihini belgesel olarak bilinen MÖ. 209 tarihinden Hun Hakanı Motun(Mete) zamanından başlatıp ülke ve dünya çapındaki tarihçilerin en başta Ord Prof Dr. Zeki Velidi Togan olmak üzere, Türklerin tek bir milli tarihi olduğu, tezini kabul ettirmiştir.
Bu konuda resmi tarih tezine itiraz ederek ortaya atılan görüşlerin bilimsel olmadığı gibi, ortaya koyanların da yetersiz siyasetçiler olduğunu rejimin dayatmacılığına rağmen diretmiş işinden eşinden ekmeğinden olmuştur. (Atsız 1931 de evlendiği ilk eşi Mehpare’den rejim ile giriştiği bu tartışmaların da etkisi ile 1935’te ayrılmıştır). Günümüzde, Karahanlı, Gazneli, Selçuklu ve Osmanlı gibi hanedan tarihlerinin millet tarihi olamayacağı görüşünde karar kılınmıştır. Bu karar Atsız’ın Türk Tarih ve bilim dünyasına bir hediyesidir. Bu kararın temelinde Şıpka Kahramanı Süleyman Paşa’nın Tarih-i Alem ile ortaya koyduğu tez ve tavır vardır.
Dikkat edilirse Tanzimat devri aydınlarından söz ediyoruz. İşleri siyasi yönetim olmakla beraber, Tanzimat devrinin Mustafa Reşit Paşa, Ali Paşa ve Keçecizade Fuat paşalardan söz etmiyoruz.
Namık Kemal ile birlikte Ali Suavi, Ziya Paşa, Sinasi, Agah Efendi, Ahmet Vefik Paşa gibi kültür ve edebiyat Türkçülerinin varlığına ilerleyen zamanlarda şahit olacağız.
Bütün bu kadroların oluşumuna vesile olan çoğu iyi derecede Farsça, Arapça yanında bir yabancı dil ( Çoğunlukla Fransızca ve İngilizce) bilen Yeni Osmanlılar grubu vardır. Yeni Osmanlılar ayrıca incelenecek bir konudur ama biz hızlıca bir saplama girelim.
Ünlü Türkçü ve Türk Ocakları Kurucu Genel Başkanı Hamdullah Suphi Bey’in büyük ağabeyi Suphi Paşazade Ayetullah Bey, Yeni Osmanlılar Cemiyeti’nin kurucularındandır. Buna en başta cemiyet demek yanlıştır. Bugünkü dille pltaform yahut topluluk demek daha uygundur Çünkü asıl Cemiyet aynı adla Avrupa’da kurulacaktır. 1867. Platformun toplanış yeri İstanbul’dur. Kuruluşa ikna olanları bir araya getirdiklerinde Ayetullah bey kendi zengin kütüphanesinden İtalyan Carbonari ihtilal Cemiyeti’nin çalışmalarına dair iki mühim kitabı bir araya gelen kurucuların önüne koymuştur. Çalışma esaslarını bu kitaplara göre ayarlamışlardır. Kuruluş Ayetullah beyin konağında gerçekleşmiştir. Şıpka Kahramanı Süleyman Paşa’nın henüz Paşa olmadığı gençlik dönemlerinde (Ön Yüzbaşı) Yeni Osmanlılar’a üye olduğu anlaşılmaktadır. Kuruculardan bazılarının adı; Nuri, Reşad Necip Paşa torunu Mehmed Bey. Ebüzziya Tevfik ve Namık Kemal bu cemiyete daha sonra gireceklerdir.
Şimdi nereden nereye diyeceğiz. Bir gün Ayetullah Bey olarak; konağında Yeni Osmanlıların toparlanışını sağlayan kurucusunun küçük kardeşi Hamdullah Suphi Bey gün geliyor Türk Ocakları kurucusu ve Genel Başkanı oluyor.
Buradaki Türkçü damara da dikkat çekelim. Bu yolda yürüyüp ömür tüketenleri rahmetle analım.
Tarım kültüründen armağan kalmış bir atasözümüz vardır: “Harman yerinden tane eksik olmaz” diye. İki Yüz yıllık Türkçülük Tarihimizn kökeninde Hamdullah Suphi Bey’in ailesinin bulunması tesadüf olabilir mi?
Bu kadroların ve onların son halkası Atsız’ın bir tek amacı vardır: Türk milletinin hür ve bağımsız olması.
BÖLGEMİZDE GERÇEKLEŞEN HUKUKSUZ SALDIRGANLIK ÜZERİNEALİ İHSAN DİLMEN
SAYIŞTAYAHMET GEDİKAĞAOĞLU
EMEĞİN SON DÖNÜŞÜMÜ: MAKİNELEŞMEDEN YAPAY ZEKA ÇAĞINACEM ARÜV
BU BENİM HAYATIM MI, GERÇEKTEN?GÜRSEL KAYA
CUMHURİYETİMİZ VE LÂİKLİK İLKESİMUHARREM YELLİCE
İLYAS ALİ DAŞTAN İLE PEHLİVAN EMİNE ÜZERİNE SÖYLEŞİGAZANFER ERYÜKSEL
SAVAŞIN KANLI ELLERİ: NEYİ PAYLAŞAMIYORUZ?DİLEK DEMİRKAN
AKLIMA GELİR, ÜZÜLÜRÜM!BAHAR UYSAL HAMALOĞLU
TÜKETİCİYE ET YOKAV İBRAHİM GÜLLÜ
YOLDA ZARAR ETTİKRAZİYE GÖK AKTAŞ
VALİZİ HAZIR BİR NESİLMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
BİR 28 ŞUBAT YAZISITARIK ÇELENK
METİN ALTIOK İLE BİR YILBAŞI GÜNÜYUNUS YAŞAR
ALEVİLİĞİN SOLCULAŞTIRILMASIEŞREF URAL
ALANYASPOR HAKEME YENİLDİKAHRAMAN KÖKTÜRK
İŞ BİLMEMEK AYIP DEĞİL, ÖĞRENMEMEK AYIPVEDAT GÜRHAN
AKIŞKAN DÜNYADA YAŞAMAKNİNA ŞAHİN
'HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL' ANISINA...HAKAN ERCAN
SADAKAT VE MENFAAT İLİŞKİSİ ÜZERİNE BİR ANALİZPROF DR RAMAZAN DEMİR
TANITIMDA ROMANTİZM Mİ GERÇEKLİK Mİ?NİZAMETTİN ŞEN
BENDE SAKLI KALMASIN -7OYA BOYSAN
SANAT VE ELEŞTİRİHALİL ERDEM
DEĞİŞKEN HİTAPLARŞEBNEM YAPA ÖZTOPRAK
HAYIR İŞİNDE DE BÖLÜNDÜK!..ERDOĞAN KAHYA
ÖZDAĞ: "HERKESİN YASALAR ÖNÜNDE EŞİT OLDUĞU BİR TÜRKİYE İSTİYORUZ"
'HASSAS KENTLEŞME ŞART'
ALANYASPOR-BAŞAKŞEHİR: 1-2
'ORMAN YANGINLARINDA ATIKLARIN ROLÜ' PROJESİNDE SON TOPLANTI YAPILDI
DTİK'İN ALMANYA ÇALIŞTAYI ANTALYA'DA YAPILDI
'BURDUR EĞİTİM ÇALIŞTAYI' BAŞLADI
OTOMOBİL SÜRÜCÜSÜ VE EŞİ HAYATINI KAYBETTİ
73 YAŞINDA, DAĞCILIK YAŞAM BİÇİMİ OLDU
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





