- IMKB
% - Altın
7134.94
%0 - Dolar
44.1623
%0 - Euro
50.4857
%0
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 09:33 - BAŞKAN İBRAHİM ÇENET, ÖĞRENCİLERLE İFTARDA BULUŞTU
- 09:18 - OTOMOBİL İLE MOTOSİKLET ÇARPIŞTI:2 YARALI
- 09:13 - İŞ İNSANI MURAT TOPAL’A İHRACAT ÖDÜLÜ
- 07:12 - ANTALYA'DA TAKSİ VE OTOBÜS ÜCRETLERİNE ZAM
- 06:54 - DÖŞEMEALTI ESKİ BELEDİYE BAŞKANI TURGAY GENÇ, TUTUKLANDI
- 01:38 - KIRIKHAN’DA MÜSTAKİL EV ALEVLERE TESLİM OLDU
- 01:13 - ISPARTA’DA HALK OYUNLARI MİNİKLERİN ŞAMPİYONU SEVİM ÖRNEK İLKOKULU
- 00:53 - ADANA’DA MOBİLYA ATÖLYESİNDE YANGIN ÇIKTI
- 00:48 - MANAVGAT BELEDİYESİ ÖNCEKİ DÖNEM YOLSUZLUK DAVASINDA 12 KİŞİ DAHA TUTUKLANDI
- 00:13 - ANTAKYA’DA ODUNLUKTA ÇIKAN YANGIN EVE SIÇRAMADAN SÖNDÜRÜLDÜ
- 00:03 - DÖŞEMEALTI ESKİ BELEDİYE BAŞKANI TURGAY GENÇ TUTUKLANDI
- 23:23 - GALATASARAY BAŞKANI DURSUN ÖZBEK DEPREMZEDELERLE İFTARDA BULUŞTU
- 23:18 - BURAK YILMAZ: "RAKİBİMİZİ ÇOK İYİ ANALİZ ETTİĞİMİZİ DÜŞÜNÜYORUM"
- 23:18 - SAMİ UĞURLU: "BUGÜN UNUTMAK İSTEYECEĞİMİZ BİR AKŞAM"
- 22:18 - KIZILAY’IN GELENEKSEL TAŞKÖPRÜ İFTARINDA BİNLERCE KİŞİ AYNI SOFRADA BULUŞTU

TARIK ÇELENK / KONUK YAZAR


FATMANUR ÇELİKLERE NE ZAMAN DUYARLI OLURUZ?
Geçenlerde Yenikapı sahilinde kızı ile ölü bulunan istismar mağduru Fatmanur Çelik ve kızının hikâyesini mahalleli, ehli tasavvuf eğitimi almış bir dosta göndermiştim. Kendisi cevaben bana şöyle dedi:
“Niçin bana adalet ve vicdana ilişkin paylaşımlar gönderiyorsun? Farkında değil misin, bir toplumda ahlak bozulmuşsa Cenab-ı Hak ona layık yönetimler verir. Bu işleri elinde kadeh ile mezarlıkta poz veren muhalefet liderinin mi toparlayacağını sanıyorsun?”
Ben de kendisine şu cevabı verdim:
“Fatmanur Çelik’i ve masum kızını koruyamayan bir sistem var. Bu sistemde yalnız siyasiler değil, oy verenler, yanlışlara ikaz etmeyenler de sorumludur. Belki ilaveten muhalefet dahil hepimizin de payı olabilir; ancak ana sorumluluk yönetenlerde ve onları uyarmayan toplumdadır.”
Mahalleli dostum daha yorum yapmadan doğrudan şu sonuca vardı:
“Yani sen CHP gelsin istiyorsun.”
Oysa son yıllarda bilinçli olarak siyasi polemiklerden uzak durmaya çalışıyordum. İlginçtir, bu tür suçlamaların tam tersine de zaman zaman maruz kalmışlığım vardır.
Türkiye daha önce böyle bir dönem yaşadı mı?
Hem evet hem hayır.
1970’lerdeki sağ–sol ayrımı bugünü andırıyordu. Önyargılar benzerdi; fakat kimlik kapanı bu kadar sert değildi. Liderler farklıydı, temas alanları daha açıktı. Çatışmaları bazen çok küçük tetikleyiciler başlatabiliyordu.
Mesela Cüneyt Arkın’ın oynadığı, İsmail Güneş’in yönettiği “Güneş Yeniden Doğacak” filmi Maraş’ta katliamı tetiklemişti. Bizim Haydarpaşa Lisesi’nde TRT’nin Mustafa Cemiloğlu’nun Kırım haberini vermesi sol grupları çok rahatsız etmiş ve yeni gerilimlere yol açmıştı.
1980’li yıllar ise depolitizasyon dönemiydi. Eski komünistlerin ve faşistlerin geçim derdine düştüğü, birbirlerini anlamaya başladıkları yıllardı. Bu iklimde, “dört eğilimi birleştireceğim” diyen ve sonradan karizma kazanan Turgut Özal’ın önemli bir rolü oldu.
O yıllarda biri bana, ileride Türkiye’nin karşı tarafını yerli–milli olmamakla ya da çok kültürcü olmakla suçlayan, ideolojik derinliği zayıf ama kimlik olarak sertleşmiş kutuplara bölüneceğini söyleseydi, buna inanmazdım.
Peki Fatmanur Çelik veya Yasin Börü gibi trajedileri anlamak istemeyen bir üst grup psikolojisi nasıl oluşur?
Bunun için önce şu gerçeği kabul etmek gerekir: Bu toplum üç kuşak öncesinden bugüne; iç ve dış göçler, değersizlik duygusu, bitmeyen savaşlar, imparatorluğun kaybı, yağma, mübadele ve sürekli yer değiştirme travmalarıyla şekillenmiştir.
Avrupa kimlik sertleşmelerini neden daha sınırlı yaşıyor?
Burada akla doğal olarak şu soru gelir:
İki dünya savaşı yaşamış Avrupa, neden bugün bu tür kimlik sertleşmelerini daha sınırlı yaşamaktadır?
Bunun birkaç nedeni vardır.
Birincisi, Avrupa özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında travmalarıyla yüzleşmeyi seçti. Almanya başta olmak üzere birçok ülkede tarihsel hesaplaşma eğitim sistemine ve kamusal kültüre yerleşti. Bu süreç toplumların kolektif sorumluluk duygusunu geliştirdi.
İkincisi, güçlü demokratik kurumlar ve hukuk düzeni inşa edildi. Bu kurumlar bireysel hakları güvence altına alarak kimlik gerilimlerinin şiddet üretmesini sınırladı. Max Weber’in de vurguladığı gibi güçlü kurumlar, toplumsal gerilimleri kontrol altına alan en önemli mekanizmalardan biridir.
Üçüncüsü ise Avrupa’da gelişen entelektüel öz eleştiri geleneğidir. Felsefe, tarih ve sosyal bilimler alanındaki yoğun tartışmalar toplumların kendi hatalarını sorgulamasını mümkün kılmıştır.
Türkiye gibi geç modernleşmiş, köylülüğünü-göçebeliğini zihinsel olarak dönüştürmekte zorlanmış ve imparatorluk sonrası travmalar yaşayan toplumlarda ise süreç daha karmaşık ilerlemiştir. Ulus-devletin kuruluşu büyük ölçüde hayatta kalma refleksiyle yürütülmüş, bu nedenle geçmişle yüzleşmekten çok yeni bir sentetik birlik anlatısı kurmak tercih edilmiştir.
Bu da farklı grup acılarının aynı anda tanınmasını zorlaştırmıştır.
Psikanaliz ve siyasal psikoloji literatürü, kapanmış büyük grup kimlikleri ile kolektif narsizm arasındaki ilişkiye uzun zamandır dikkat çeker.
Freud’un grup psikolojisi analizine göre bireyler grup içinde davranırken bireysel akıl yürütmelerini büyük ölçüde askıya alırlar. Grup kimliği güçlendikçe insanlar lider figürü üzerinden birbirleriyle özdeşleşir.
Siyasal psikanalist Vamık Volkan ise büyük grup kimliklerinin yalnız tarih ve kültürle değil, aynı zamanda paylaşılan travmalarla şekillendiğini söyler. Yenilgiler, kayıplar ve aşağılanma deneyimleri toplumların hafızasında güçlü izler bırakır.
Bu durum zamanla kolektif narsizm dediğimiz psikolojik yapıyı besler.
Kolektif narsizm, bir grubun kendi büyüklüğüne güçlü bir duygusal yatırım yapması ama aynı zamanda bu büyüklüğün yeterince tanınmadığını düşünmesidir. Bireysel özgüveni zayıf toplumlarda bu duygu daha kolay güçlenir.
Modernleşme süreçleri de bu eğilimi artırabilir. Erich Fromm’un işaret ettiği gibi hızlı şehirleşme ve kültürel kopuş bireylerde kimlik belirsizliği yaratır. Bu durumda insanlar daha geniş ve güçlü görünen kimliklere sığınma eğilimi gösterir.
Bu psikolojik iklimde karizmatik liderler çoğu zaman ortaya çıkar; ancak çoğu zaman bu liderler sürecin nedeni değil, sonucudur. Kurumların zayıfladığı ve kimlik kaygısının arttığı dönemlerde toplumlar kendilerini temsil edecek güçlü figürler üretir.
Kapanmış kimlikler, değersizlik duyumu…
Türkiye’nin son yüz yıllık hikâyesi büyük ölçüde bu dinamiklerin içinden okunabilir.
Fatmanur Çelik gibi trajedilerin toplumsal ölçekte yeterince sahiplenilmemesi bu nedenle yalnızca siyasi kutuplaşmayla açıklanamaz. Mesele daha derindedir. Kapanmış kimlikler, değersizlik duyumu, kolektif narsizm ve tarihsel travmaların ürettiği psikolojik savunma mekanizmaları bu duyarsızlığı beslemektedir.
Kimliklerin sertleştiği toplumlarda medrese ve cemaat yurtlarındaki veya Fatmanur Çeliklerin trajedileri çoğu zaman ahlaki bir mesele olarak değil, grubun itibarını tehdit eden bir tartışma başlığı olarak görülür.
Oysa ihtiyaç duyulan şey yeni suçlamalar veya yeni kutuplaşma alanları üretmek değildir.
İhtiyaç duyulan şey, farklı acıların aynı anda tanınabildiği kimlik kapaklarının açılabildiği daha olgun bir toplumsal vicdandır. Bu politik veya iktidar öncelikli değil insani-vicdani bir tercihe ilişkin olmalıdır. Yönetenlerin sorumluluğu da tam buradadır.
Ancak o zaman Fatmanur Çelik gibi hikâyeler kimlikler arasında kaybolan bir polemik konusu olmaktan çıkar ve gerçekten ortak bir insanlık meselesi olarak sahiplenilebilir.
Medyascope'tan alıntılanmıştır.
FATMANUR ÇELİKLERE NE ZAMAN DUYARLI OLURUZ?TARIK ÇELENK
ŞİMDİ YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIMIŞIK YARGIN
SON SAHURLARŞENER METE
SANA BİR MEKTUP YAZDIMYUNUS YAŞAR
MEKANIN CENNET OLSUN / İLBER ORTAYLI'NIN ANISINA...MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
BİR TATLI UYKU SONRASI HÜZÜNŞEBNEM YAPA ÖZTOPRAK
ÜNİVERSİTELER KAPATILMALIDIR!CEM ARÜV
ÇOCUK EĞİTİMİ Mİ, DİNİ PROPAGANDA MI?MUHARREM YELLİCE
BİR RESSAM POTRESİ: CEMALETTİN TİMURHALİL ERDEM
PAZARIN ÇATISINDA NE VAR?VEDAT GÜRHAN
DOĞRUYU BİLİP YANLIŞI SEÇMEKNİNA ŞAHİN
GÖNÜLLÜ SADELİKAHMET İLBARS
KADIN OLMANIN SESSİZ HİKAYESİGÜLŞEN ARAS GÜLMEZ
ANTALYASPOR YAYIN GELİR PAYI ARTAR MI?KAHRAMAN KÖKTÜRK
ÇANAKKALE SAVAŞI'NDA EDEBİYATÇILARHAKAN ERCAN
SAYIN MANSUR YAVAŞ’A AÇIK MEKTUPHASAN YAKUP CANGÜVEN
ARKA PLAN OKUMALARIGAZANFER ERYÜKSEL
MOBİLİTE ÇAĞINDA KİTLE TURİZMİNİZAMETTİN ŞEN
DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜOYA BOYSAN
KADINLARIN GÜNÜ MÜ, KADINLARIN MÜCADELESİ Mİ?ERDOĞAN KAHYA
TÜRKLERDE İSLAM KÜLTÜRÜNURİ SEZEN
BİR KÜTÜPHANE NEDEN KAPALI TUTULUR Kİ?GÜRSEL KAYA
FATMA NUR ÇELİK KIZIMIZ (TAZİYEMİZ VAR)PROF DR RAMAZAN DEMİR
ANTALYA’YA GÖÇÜ DURDURUNTURGAY ALP
KEMER, DÜNYA SUP ŞAMPİYONASI TAKVİMİNE GİRDİ
CAN SUYU PROJESİ İLE 10 TON SU ÜCRETSİZ
KILIÇ: "EMEKLİYE BAYRAMDA EN AZ BİR MAAŞ İKRAMİYE VERİLMELİ"
'GRİ BOŞANMA' YÜZDE 56 ARTTI
ERCAN YAVAŞ: "KADINLAR OLMASAYDI, DÜNYA KARANLIK OLURDU"
BİRİ OTİZMLİ 2 ÇOCUĞUYLA HAYATA TUTUNMAYA ÇALIŞIYOR
ÖZDAĞ: "HERKESİN YASALAR ÖNÜNDE EŞİT OLDUĞU BİR TÜRKİYE İSTİYORUZ"
'HASSAS KENTLEŞME ŞART'
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





