Bugün 06 Şubat 2026 Cuma
  • Antalya13 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6698.06
    %-0.56
  • Dolar
    43.6061
    %0.18
  • Euro
    51.3586
    %0.13

AV SÜLEYMAN ÖZDEMİR / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
AV SÜLEYMAN ÖZDEMİR / KONUK YAZAR

GECİKEN ADALET!..

05 Şubat 2026 Perşembe 23:41

 

Adaletin gecikmesi, yalnızca bireysel mağduriyetlere yol açan bir sorun değil; aynı zamanda hukuk devletinin temelini sarsan yapısal bir problemdir. Yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması hâlinde, haklı ile haksız yer değiştirir; bu durum toplumun hukuka ve yargıya olan güvenini ciddi biçimde zedeler. Hukuka duyulan güvenin kaybolduğu bir zeminde ise bireylerin meşru yollar yerine kendi adaletlerini tesis etmeye yönelmeleri kaçınılmaz hâle gelir.

Bu süreç, gayrimeşru yapıların ve hukuk dışı oluşumların güç kazanmasına zemin hazırlar. Yargı mekanizmasında karşılığını bulamayan adalet arayışı, bireyleri alternatif ve illegal mecralara yöneltmekte; bu alanlarda “adalet dağıtan” figürler toplumsal meşruiyet kazanmaktadır. Günümüzde mafyatik yapılar ve benzeri oluşumların yeniden görünürlük kazanması, bu durumun somut bir göstergesidir.

Tarihsel örnekler üzerinden bakıldığında, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul Kadısı karşısında yargılanabilmiş olması, adaletin üstünlüğü ilkesinin güçlü bir sembolü olarak anlatılmaktadır. Ancak bu örneğin günümüz yargı pratiğiyle kıyaslanması, adalet anlayışımızın hangi noktaya evrildiği sorusunu da beraberinde getirmektedir. Bu bağlamda, ilerleme iddiası ile fiilî uygulamalar arasındaki çelişki açıkça görülmektedir.

Son yıllarda yargı alanında gerçekleştirilen teknolojik ve kurumsal düzenlemeler —UYAP, SEGBİS, yeni adliye binaları, Bölge Adliye mahkemeleri, uzlaştırma ve arabuluculuk mekanizmaları, yeni usul kanunları ve personel alımları— teorik olarak yargılamanın hızlanmasını amaçlamaktadır. Ancak uygulamada bu yeniliklerin adaletin etkin ve zamanında tecellisine hizmet ettiğini söylemek güçtür. Bu yeniliklerin bazı kolaylıklar getirmiş olduğunu kabul etmiş olsak da ; yargılama süreçlerini daha karmaşık, daha uzun ve daha maliyetli hâle geldiği    gerçeğinide görmek gerekir.

Hukuk devleti ilkesinin özü, bireyin hakkına kolay, hızlı ve etkili biçimde ulaşabilmesidir. Neticeye etki etmeyen yapısal değişiklikler, yalnızca sistem üzerinde ek bir yük oluşturmaktadır. Bugün gelinen noktada, yargının hız ve maliyet bakımından geçmişe kıyasla daha sorunlu bir yapıya büründüğü açıktır. Oysa hak aramanın bir bedeli olmamalı; adalet, gecikmeden ve eksiksiz şekilde tecelli etmelidir.

Bu yazı toplam 241 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim