Kadın olmak bazen yüksek sesle anlatılan bir hikaye değildir. Çoğu zaman sessiz yaşanır. Bir annenin geceleri uykusuz kalışında, bir genç kadının hayallerinden vazgeçmeyişinde, bir kadının hayata yeniden başlama cesaretinde gizlidir.
Geçen hafta Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle kadınlardan çokça söz ettik. Paylaşımlar yapıldı, güzel cümleler kuruldu. Ama kadınların hayatı bir günün sınırlarına sığmayacak kadar derin ve uzun bir hikayedir.
Kadın, çoğu zaman hayatın görünmeyen emeğidir. Bir evin düzeninde, bir çocuğun karakterinde, bir toplumun vicdanında iz bırakır. Bazen adı yazılmaz, bazen yaptığı unutulur; ama etkisi yıllarca sürer.
Kadınlar güçlüdür deriz. Doğrudur. Ama bu güç çoğu zaman seçilmiş bir güç değildir; hayatın yükleri arasında öğrenilmiş bir dayanıklılıktır. Kadınlar çoğu zaman kırılmadan güçlü olmayı değil, kırıldıkları halde ayağa kalkmayı öğrenirler.
Belki de kadın olmanın en çarpıcı tarafı budur: Hayat ne kadar zorlaşırsa zorlaşsın, içlerinde hep yeniden başlayabilecek bir umut taşırlar.
Bir toplumun geleceği, kadınların hayatındaki imkanlarla şekillenir. Çünkü kadın sadece kendi hayatını değil, çoğu zaman çevresindeki birçok hayatı da değiştirir. Eğiten, büyüten, yön veren bir güçtür.
Bu yüzden kadına dair meseleler sadece kadınların meselesi değildir; bir toplumun nasıl bir gelecek kurmak istediğinin aynasıdır.
Kadınları anlamak için büyük cümlelere gerek yok. Bazen sadece hayatlarına biraz daha dikkatle bakmak yeterlidir.
Çünkü kadınların hikayesi çoğu zaman sessizdir; ama etkisi her yerde hissedilir.
Bu yazı toplam 163 defa okunmuştur.