Bugün 21 Nisan 2026 Salı
  • Antalya7 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6922.97
    %-0.35
  • Dolar
    44.8906
    %0.05
  • Euro
    52.8846
    %-0.08

ALİ İHSAN DİLMEN / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
ALİ İHSAN DİLMEN / KONUK YAZAR

OKULLAR NİÇİN ŞİDDET YUVASI?

21 Nisan 2026 Salı 05:22

Okullarımızda yaşanan şiddet konusunda herkes hakikatin bir yönünü; dünya görüşüne, görgüsüne, mesleğine, bilgisine göre tanımlamak ve değerlendirme eğiliminde..
Bazılarımıza göre sorunun kaynağı aileler.
Zira aileler çocuklarına gerekli terbiyeyi vermek yerine şımartıyor..
Bazılarına göre televizyonlarda yayınlanan mafyatik ve şiddet içeren filmler..
Bir diğer kesime göre, okulların etrafında odaklaşan uyuşturucu çeteleri, torbacılar..
Haliyle okullarda güvenlik açığı olduğuna dair kaygılarda hayli yüksek.
Kimilerine göre zorunlu eğitim, okumaya isteksiz gençlerle sınıfları doldurmak, disiplinsizlikleri müsamaha göstermek, öğretmen otoritesini sarsmakta..
Bu sebeplere, birçok sebep daha ilave edilebilir..
Körün fili tarifi gibi önümüzde tüm boyutlarını göremediğimiz sebepler zinciriyle karşı karşıyayız.
Bu yüzden doğru tanı koyamıyoruz.
Elbette benim tespitlerim yetersiz görülebilir..
Konu tartışmaya açık..
Ancak sorunla ilgili tanı koymak elzem.
Zira, tanı koymak işin en önemli kısmını oluşturuyor.
Konulan tanı bize, yapmamız veya yapmamamız gerekenler hakkında fikir verecektir.
Koyduğumuz tanı ne kadar rasyonel olursa çözüm de o kadar rasyonel olma imkanı barındırır.
İzleyebildiğim kadarıyla sorun, 12 yıla uzanan  zorunlu eğitim ve bu eğitiminde akademik eğitime göre programlanması ve yönetilmesinden kaynaklanmaktadır.
Şöyle ki, çocuklar altı yaşından onsekiz yaşına kadar, okullara toplanmakta, sınıflara doldurulmakta  ve bir ders saati süresi, kırk dakika boyunca sıralara mahkum edilmektedir.
İlkokullar mutlaka geniş bahçeleri ve oyun alanları olacak şekilde yapılandırılmalı ve dersliklerle yetinilmemelidir..
Çocuklarımızın en enerjik oldukları zamanlarda öğrenciler enerjilerini atamadıkları gibi akademik eğitimde başarılı olmaya zorlanmakta, olamayanlar kendilerini değersiz hissetmekte ve öfke nöbetleri geçirmektedir.
Öğrenciler öncelikle en kısa yoldan zorunlu eğitim ve akademik eğitim baskısından kurtulmalı, maliyeti ve yönetme zorluğuna rağmen ortaokuldan itibaren meslek eğitimi için müfredat ve yönetmelik hazırlanmalı, çocuklar ilkokul çağının son dönemlerinde el becerileri, eğilimleri ve ilgilerine göre mesleklere yönlendirilmeye çalışılmalı,
sınıf öğretmenleri, rehberlik birimi çocuklarla iletişim kurarak yönlendirmede aktif olacak şekilde görevlendirilmelidir..
Ortaokullarda, mesleki eğitime göre müfredat ve zaman cetveli oluşturulmalı, okullarda geçirilecek zaman aralığı buna göre programlanmalı, öğrencilere verilen değer kendilerine hissettirilmeli, öğrenciler zamanlarını çoğunu mesleki eğitime göre programlamalıyız.
Okullarımız fiziki olarak yeterli değildir.
İlk, Orta ve Liselere göre okulların fiziki yapıları yeniden planlanmalıdır.
Örneğin, ilkokul çağında teneffüse koşarak çıkan çocuklar adeta havalandırmaya çıkan mahkumlar gibi oyun/etkinlik alanlarından mahrum bahçelerde sıkış tepiş vaziyette teneffüs yapmaktadırlar.
Ortaokul ve liselerde de durum farklı değil.
Burada, ayrıca “akran zorbalığı, çeteleşme” problemleri devreye girmekte..
İdareciler bu durumda herşeyi güvenlik eksenli düşünülmektedir.
Bu da, rahatsız edici bir durumdur.
Demokratik eğitimin önünde de engel oluşturuyor.
Hem devlet, hem veli eğitime çok para ayrılmasına rağmen, akademik eğitim baskısı okulları ticarethaneye dönüştürmüş durumda.
Özellikle ilkokul ve ortaokulun 5 ve 6.sınıfları çocuk duygusallığı kullanılarak ticaret kaynak kitap aldırılması okulları ticarethaneye dönüştürmektedir.
Mübalağa etmiyorum, neredeyse birçok okul idaresinin ve öğretmenin çalıştığı, yardımcı kaynak kitap adı altında ürünlerini okullarda pazarlayan kitapçıları var ve bunlarla sürekli işbirliği içerisindeler..
Bütün bunlara rağmen, mevcut sistem ile üniversite bitiren gençlerin yaklaşık %80’ni “Bir baltaya sap olamama” duygusu yaşamakta, çoğunluğu kuryelik yaparak ebeveynlerinden harçlık alma eziyetinden kurtulmakta..
Geriden gelenler de onlara bakarak akıbetleri hakkında karamsarlık duygusu içindedir.
Yapılması gereken, bütün maliyetine rağmen meslek eğitimine ağırlık verecek, uygulama alanlarında “çıraklık gibi” çağımızda demode ve aşağılayıcı anlam taşıyan ifadelerin olumsuzluğu yerine psikolojik olarak kendilerini değerli hissedecekleri yeni bir isimlendirme yapılmalı, bu süreçte öğrencilere farklı meslekleri deneyimleme hakkı tanınmalı, seçimlerine müdahale etmeden, istediğinde farklı meslek tercihinde bulunulmalı, milli eğitimle işbirliği yapacak esnaflara teşviklerle destek olunmalıdır.
Meselenin özü;öğrencileri bina, sınıf ve sıraya mahkum etmeden, hem sosyalleşmeleri, hem meslek edinmeleri pedagojik durumlarına uygun bir biçimde sağlanmalıdır..
Artık, öğrenci, veli, öğretmen, alt düzey idarecilerin üzerinde akademik başarı baskısı son bulmalıdır.
Ülke olarak daha fazla zaman kaybetmemeli, işin ehli insanlar sorunu tüm detaylarıyla incelemeli, önerilerine göre harekete geçilmelidir.
Son olarak bir kaygımı daha dile getirmek istiyorum.
N'olur bu konuyu da kutuplaştıracak şekilde ele almayalım.
Gelecek çocuklar hepimizin.
Katil silah, okula girdiğinde, cinayetleri işlerken ayrımcı davranmadı..
Hayatını yitiren her öğrenci ve öğretmen bizden gayrı değildir.
Acı hepimizin yüreğini yaktı..
Hem yeni acıları önlemek, hem geleceğimizi kurmak için bunu yapmalıyız.

Bu yazı toplam 172 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim