Bugün 31 Ocak 2026 Cumartesi
  • Antalya11 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6786.6
    %0
  • Dolar
    43.4788
    %0
  • Euro
    51.5664
    %0

MUHARREM YELLİCE / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
MUHARREM YELLİCE / KONUK YAZAR

KARINCANIN HUKUNDAN İNSANLIĞIN BEKASINA, AKIL VE GÖNÜL KÖPRÜSÜ.

31 Ocak 2026 Cumartesi 01:00

​İnsanlık tarihi boyunca hakikat arayışı iki ana koldan ilerlemiştir: Biri dış dünyayı anlamaya çalışan akıl, diğeri ise iç dünyayı inşa eden gönül. 13. yüzyılda Anadolu bozkırında "Biz gelmedik kavga için" diyen Yunus Emre ile 20. yüzyılın ortasında nükleer bir felaketin eşiğinde "İnsanlığınızı hatırlayın" diye haykıran Bertrand Russell ve Albert Einstein, aslında aynı evrensel hukukun savunuculuğunu yapmışlardır.

​Karıncaya Ulu Nazarla Bakmak, Evrensel Sorumluluktur.  ​Yunus Emre’nin felsefesinde "Karıncaya ulu nazarla bakmak", sadece merhamet değil, varoluşsal bir adalettir. Yunus için her zerre, bütünden bir parçadır ve birine yapılan haksızlık bütüne yapılmıştır. Russell ve Einstein da nükleer çağın gölgesinde tam olarak bu noktada duruyordu. Onlar, nükleer bombaların sadece bir şehri değil, insanlığın ortak hafızasını ve geleceğini sileceğini biliyorlardı. Bilgelerin "türümüze sadakat" çağrısı, Yunus’un her canlıyı aziz tutan "ulu nazarı" ile aynı kaynaktan beslenir: Hayatı bir bütün olarak savunmak.

​Yunus; 72 Milletten Tek İnsanlığa uzanan çizgidir. Modern fizik ve mantığın zirvesindeki Einstein ve Russell, milliyetçiliği insanlığı ayıran bir hastalık olarak tanımlamıştı. Yunus Emre ise yüzyıllar öncesinden bu durumu şu sarsıcı dizeyle özetlemişti: "Yetmiş iki millete bir göz ile bakmayan, halka müderris olsa hakikatte asidir." Yunus’a göre gönlünde tüm insanlığa yer olmayan birinin bilgisi, kuru bir gürültüden ibarettir. Einstein ve Russell’ın nükleer silahsızlanma için verdiği mücadele, Yunus’un bu evrensel vatandaşlık idealinin modern ve politik bir izdüşümüdür.

​​Nükleer silahlanma yarışı, aslında devasa bir "benlik" (ego) davasıdır. Russell ve Einstein, devletlerin bu kibrinin tüm dünyayı bir cehenneme sürüklediğini görüyordu. Yunus Emre ise çözümün kişinin kendi içindeki savaşı bitirmesinden geçtiğini biliyordu: "Benlik davasını bırak, gönülleri ele al." Eğer insanlık kendi narsisistik hırslarından, yani "ben" davasından vazgeçebilseydi, Einstein ve Russell’ın nükleer kıyamet uyarılarına gerek kalmayacaktı.​

​Russell ve Einstein, bilimsel bir zorunlulukla "Yeni bir Cennet'e giden yol ancak insanlığın birbirini sevmesiyle açılır" demişlerdi. Yunus Emre ise bu yolun haritasını çoktan çizmişti: "Sevelim, sevilelim, dünya kimseye kalmaz." Akıl (Russell/Einstein) ve Gönül (Yunus), tarihin iki farklı ucundan aynı şeyi söyler: Hayatta kalmak istiyorsak, sadece kendimizi değil, karıncadan nükleer çağın insanına kadar her varlığı "ulu bir nazarla" kucaklamalıyız.

Bu yazı toplam 138 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim