Bugün 14 Mart 2026 Cumartesi
  • Antalya9 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    7134.95
    %0
  • Dolar
    44.1624
    %0
  • Euro
    50.4857
    %0

IŞIK YARGIN / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
IŞIK YARGIN / KONUK YAZAR

ŞİMDİ YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM

13 Mart 2026 Cuma 23:56

"Her gün bir yerden göçmek ne iyi, Her gün bir yere konmak ne güzel, Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş, Dünle beraber gitti cancağızım; Ne kadar söz varsa düne ait, Şimdi yeni şeyler söylemek lazım." – Mevlana

Ramazan ayının son günlerindeyiz; sabretmekle, nefsi terbiye etmekle ve vicdanın o kısık ama derin sesini dinlemekle geçen bir dönemin nihayetine yaklaşıyoruz. Ancak ne yazık ki bu dingin iklime, dünya üzerindeki savaşlar, iç karışıklıklar ve hız kesmeyen terör olayları eşlik ediyor. Her şeyin hızla çöküntüye uğradığı, politik ve sosyal sistemlerin iflas ettiği bir dünyada, kültürün ayakta kalan son köprülerden biri olduğu gerçeğini yadsıyabilir miyiz?

Kendi coğrafyamız başta olmak üzere tüm dünyada bir "bahtsızlık" hali hakim. Bu ruh halinin etkisiyle son zamanlarda Mevlana’nın felsefesine daha çok odaklanır oldum. Başucuma yeniden yerleşen Mesnevi ve Rubailer, bana Anadolu topraklarının ve sahip olduğumuz bu muazzam kültür mirasının, dünyanın bu karanlık gidişatını iyiye çevirebileceğine dair umudumu yeniden parlattı.

Bugün sıklıkla duyduğumuz o meşhur "Uluslararası Toplum" –ki tam olarak kimlerden oluştuğu hala muamma– dünyayı yakıp yıkmakla, fani dünyanın dibini buldurmakla meşgul. Oysa Mevlana’nın felsefesi, Batı’nın zihnindeki ya da Batı etkisi altındaki Doğu dimağlarında beliren o katı ve ideolojik İslam algısından fersah fersah uzaktır. Mevlana’da inanç; içine kapalı bir gelenek veya bir siyasi zorbalık aracı değil, insanlığın ahlaki şuurunun ve vicdanının tekamül yolculuğudur.

Mevlana; egosunun karanlık yanına esir düşmüş, ayıpların en büyüğüne sebep olup dibe vurmuş insana bile şu eşsiz çağrıyla kucak açar:

"Gel, gel, ne olursan ol, gel! Bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir. Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel!"

O, her insanın içinde bir yerlerde uyanmayı bekleyen o vicdanı bilir. Fakat biz modern dünya insanları, çıkarılan kargaşalara ve ekonomik çıkarlara rıza göstererek adeta kendi vicdanımızı susturuyoruz. Dünyayı yöneten silah ve ilaç baronlarının işini kolaylaştırıyor; bayramları ve fiestaları ruhundan kopararak sadece kültürel bir refleks olarak yaşıyoruz. Bayramların ve fiestaların derin felsefesini anlamak için çaba göstermemek, sadece alışkanlıkların tutsağı olmak, belki de modern insanın en büyük hatasıdır.

Dört gün sonra bayram...

Eğer kalıcı sevinçler inşa etmek istiyorsak, en büyük sorumluluk "yeni şeyler söylemesi gereken" karar vericilerde ve bizlerde. Olumsuzlukları dünde bırakıp, Mevlana’nın dediği gibi taze bir başlangıçla barışın ve insanlığın dilini konuşmaya başlasak, ne güzel bir bayram olur.

İşte o zaman insanlığın bahtı gerçekten şen olur.

Bu yazı toplam 139 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim