- IMKB
% - Altın
6476.35
%3.19 - Dolar
46.2779
%-0.01 - Euro
53.8001
%0.38
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 16:53 - DEPREM SÜRECİNİN FEDAKAR MUHTARI VEFAT ETTİ
- 16:43 - BAKAN GÖKTAŞ: 'KADINLARIN HER ALANDA DAHA GÜÇLÜ VAR OLDUĞU TÜRKİYE İDEALİNİ YAŞATIYORUZ'
- 16:38 - UKRAYNALI ÇOCUKLAR KEMER’DE AĞIRLANACAK
- 16:08 - KAHRAMANMARAŞ’TA YIKILMASI BEKLENEN BİNALAR VATANDAŞI ENDİŞELENDİRİYOR
- 15:53 - BURDUR’DA UYUŞTURUCU PARTİSİ CEZAEVİNDE BİTTİ
- 15:33 - MERSİN’DE İMAM HATİP OKULLARI ŞENLİĞİ YOĞUN KATILIMLA GERÇEKLEŞTİRİLDİ
- 15:18 - HASSA’DA 25 MAHALLE TOPLU ULAŞIMA KAVUŞTU
- 15:18 - İSKENDERUN’DA ELEKTRİKLİ BİSİKLET ÇALAN HIRSIZLAR YAKALANDI
- 15:13 - İSKENDERUN’DA EVİNDE SİLAH YAKALANAN ŞAHIS TUTUKLANDI
- 15:08 - İSKENDERUN’DA HIRSIZLIK YAPAN 4 ŞAHIS TUTUKLANDI
- 15:03 - KADİRLİ’DE LAVANTA FESTİVALİ HEYECANI
- 14:58 - ALANYA’DA HAVA SICAKLIĞI 30 DERECEYİ GÖRDÜ, TURİSTLER SAHİLE KOŞTU
- 14:43 - AKINTIYA KAPILIP ÖLEN ÇOCUĞUN CANSIZ BEDENİ İKİNCİ GÜNDE GÜÇLÜKLE ÇIKARILDI
- 14:38 - KOCASININ ÖLDÜRDÜĞÜ ASLIHAN ÖĞRETMEN VE BABASI TOPRAĞA VERİLDİ
- 14:28 - ONİKİŞUBAT BELEDİYESİ’NİN KALE GENÇLİK MERKEZİ HİZMETE AÇILDI
TARIK ÇELENK / KONUK YAZAR


ÜSKÜDAR TEKKELERİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ?
Bu cumartesi, bir kültür turizmi organizasyonu olan Sofos’un “Üsküdar’ın Gizemleri” turuna katıldım. Rehberimiz, sözlü tarih uzmanı Mustafa Bozkurt’tu. Gezi, sıkışmış Üsküdar’ın Zeynep Kamil yamacındaki, adeta küçük bir saklı cenneti andıran eski Bandırmazâde Tekkesi ve kabristanı civarında başladı.
İlk ziyaret duraklarımız Seyyid Haşim Baba-ö 1782 ve Yusuf Fahir Baba Efendiler oldu. Seyyid Haşim Baba, tarikatlar arası geçişin ve sentezin dikkate değer bir örneğidir. Rivayet edilir ki Haşim Baba dergâhında saz çalanlara “sazı da tesbih gibi tut” dermiş; yani müziği zikirle, sanatı ibadetle eşitler, ikisini de bir tür manevi disiplin olarak görürmüş. Müritlerine “Allah’ın kuluna vereceği en ağır ceza, kendi doğrusuna tapmasıdır” dermiş. Hem Celvetî disiplinini hem de Melâmî ve Bektaşî anlayışlarını kendinde birleştirmiştir. Anlatıldığına göre, Haşim Baba Celvetî makamından Bektaşî yoluna geçince bazı Celvetî şeyhleriyle ters düşmüş; bu nedenle cenazesi Celvetî Âsitânesi’ne kabul edilmemiş, İnadiye Dergâhı’nın alt bölümüne defnedilmiştir.
Aynı bölgede, Fenerbahçe Kulübü’nün şeyhi olarak bilinen Yusuf Fahir Baba (1880–1967) da metfundur. Fahir Baba, Fransız okulunda okumuş, İstanbul’daki Black Stockings takımında futbol oynamış, İttihatçıların içinde bulunmuş, medrese öğrencisiyken kendi isteğiyle Çanakkale Savaşı’na katılmıştır. Kurtuluş Savaşı döneminde Karakol Teşkilatı’nda yer almış; ayrıca Kızıltoprak’taki dergâha ait arsayı, bugünkü Fenerbahçe Stadyumu’nun bulunduğu alanı, kulübe bağışlamıştır. Bir rivayete göre, Fahir Baba’nın “himmeti” sayesinde Fenerbahçe kendi sahasında kolay kolay maç kaybetmezmiş. Bu yüzden Galatasaraylı taraftarlar, Fenerbahçe’yi Kadıköy’de yendikleri zaman, gidip Fahir Baba’nın kabrine kaşkol bağlarmış.
Bandırmazâde Tekkesi’nin en dikkat çekici özelliği, Sünnî gelenekli tasavvufun (Mevlevî, Kadirî, Celvetî gibi) çizgisiyle Alevî–Bektaşî geleneğini ve Melâmî meşrebi bir araya getirerek bir geçiş ve sentez alanı oluşturabilmesidir. Seyyid Haşim ve Yusuf Fahir babaların şahsında sanat, müzik, edebiyat ve mizah vesilesiyle Üsküdar’da mezhepler, meşrepler ve mahalleler arasında geçişlilik mümkündü.
Bu arada bu Saraya- Abdülhamit’e açıktan muhalif değildi ama maneviyatı devletin değil insanın ıslahı için savunmaktaydı. Bu yönüyle belki de “Abdülhamit’e kenetli ama fikirde reformcu” nadir örneklerden biri olduğunu da hatırlatalım.
Buradan Rifâî Âsitânesi’ne yöneldik. Burası da adeta Sünnî ve Alevî tarikat anlayışlarının halkla ilişkiye girdiği bir alanın sentezi niteliğindeydi. Celvetîlik veya Rifâîlik dense de işin görünümü Cerrahîlik, Bektaşîlik ve hatta Kalenderîlik özellikleri taşımaktaymış. Buradaki zikir ayinlerinde özürlü çocuklar için nefes verilirmiş; ayrıca ateş parçaları ve şişleme törenleri Batılı seyyahların çok ilgisini çeker, bu konuda Batı’da tablolar yapılır ve seyahatnameler yazılırmış. Fausto Zonaro’nun (1854–1929) “Üsküdar Rifâî Dervişlerinin Âyin-i Şerifi” adlı tablosu bu gözlemlerden birine dayanır.
Ayrıca İskoçyalı yazar Sir David Urquhart ve pek çok Britanyalı seyyah Üsküdar’daki bu tekkeyi ilginç bulmuş ve ziyaret etmişlerdir. Lady Hester Stanhope, Üsküdar ve Kadıköy hattında dervişlerle görüşmüş, onların yaşam tarzını ve öğretilerini gözlemlemiştir. John Freely, Strolling Through Istanbul adlı eserinde bu tekke ziyaretlerini ayrıntılı biçimde anlatır.
Robert Curzon ise 1840’larda Bektaşî tekkelerinde yaptığı gözlemlerle dönemin İstanbul’unu tasvir eder.
Üsküdar’da kayıtlara göre en az kırk beş tekke ve dergâh bulunmaktaydı. Enfiye çekenlerden Orta Asya’dan gelenlere kadar, ticari, bürokratik ve insani meşreplerin çeşitliliği bu kurumlarda yansırdı. Bu dergâhlarda halka hizmet, zikir ayinleri, dersler ve sohbetler verilirdi. Elitler, avam ve yolcular meşrep ve gereksinimlerine göre bu mekânlarda buluşurdu. Aralarında tatlı veya kimi zaman sert bir rekabet de yaşanırdı.
Osmanlı bürokrasisi ve Cumhuriyet elitlerinden dergâhlara, şeyhlere yolu düşmeyen neredeyse kimse yok gibiydi. Mithat Paşa’nın Nakşîlikte halife seviyesine yakın olduğu, M. Ali Ayni’nin ve Halide Edip’in Kelâmî Dergâhı’na gittiği, Talat paşanın Bektaşiliği, Yakup Kadri ve Hasan Âli Yücel’in Mevlevî–Bektaşî eğilimli oldukları, Fevzi Çakmak’ın Küçük Hüseyin Efendi’ye bağlı Nakşî olduğu sayısız örnekle bilinir. Ayrıca Mustafa Kemal Paşa’nın Selanik’te Mevlevî dergâhına yaptığı ziyaretler de ifade edilmektedir.
Bu noktada tarikatların toplumsal, psikolojik ve doktriner altyapısından da bahsetmek gerekir. Tarikatların doğuş coğrafyası ağırlıklı olarak İran, Orta Asya ve Hindistan’dır. Sünnî tarikatlar insan doğasına yönelik iki ana yönelimle şekillenmiştir: dışa dönük olan Kadirîlik ve içe dönük olan Nakşîlik. Zamanla bu tarikatlar birçok alt kola ayrılmıştır. 15. yüzyılda Nakşîliğe yakın olan Şeyh Safî’nin kurduğu Safeviyye tarikatı Şiîleşmiş ve Kızılbaş–Alevî meşrepli bir kolda devam etmiştir; diğer bir kol ise Anadolu’da Bayramiyye gibi adlarla sürmüş ve Bandırmazâde Tekkesi’ne uzanan çizgiyi oluşturmuştur.
Sıkça dile getirdiğimiz gibi, ülkemiz özellikle büyük kentleriyle köylüleşip kasabalalışmaktadır. Yukarıdaki örneklerden de anlaşılacağı üzere, Üsküdar’daki dergâhlar kent kültürüne, görgüye, geçişken aidiyete, yardımlaşmaya, hoşgörüye, sanata ve estetiğe tartışmasız katkılar sağlamıştır. Hangi tekkeler ve şeyhler sorusu saklı kalmakla birlikte, bu kurumlar Tanzimat, Islahat ve Meşrutiyet modernleşmeleri içinde yer almışlardır. Kimi İttihat ve Terakki’ye, kimi Kuvayı Milliye’ye destek vermiş; Itrî ve Dede Efendi gibi büyük müzisyenler de bu dergâhlardan
yetişmiştir. Aklıma gelen soru şu: Tekke ve zaviyelerin kapatılmasının bize olumsuz maliyeti neydi? Acaba bu, Niyazi Berkes’in de belirttiği gibi Cumhuriyet devrimleri elitinin halktan uzaklaşmasının sebeplerinden biri miydi? Ya da yaşadığımız geleneksiz dönüştüremediğimiz derin köylülük hâlinin bir başka gerekçesi olabilir mi?
Sıkça ifade ettiğim üzere, ıslah edilmemiş medrese zihniyeti ve müfredatı sağ kesimde ve Nakşîlikte etkisini sürdürmektedir. Kentli Mevlevî–Bektaşî ve hatta uygun meşrepteki Esat Erbilî’nin Nakşî tekkeleri kapatılınca alan, taşralı ve merdiven altı medreselerin etkisindeki Nakşîlik anlayışına kaldı. Bugün ülkemizde taşralı zihniyet ve tarikatlar sadece dergâhlarıyla değil, siyasal ve kültürel etkileriyle de mega kentleri kültürsüzleştirmekte, toplumu kutuplaştırmaktadır.
Oysa ihtiyacımız olan şey, bu kabalığı maneviyat, hiciv, kültür ve sanatla dönüştürmektir. İnsan sevgisini, vicdanı ve evrensel ahlakı yeniden topluma yerleştirmektir. Bununla kutuplaşmayı ve gizli nefreti aşabilmektir. Üsküdar’daki erenlerin dergâhlarını gezerken bütün bunları düşündüm. Her biri, bu toprakların görgüyle ve estetikle birleşmiş yaratana vecd halinin canlı birer hatırası gibiydi.
Karar'dan alıntılanmıştır.
ANTALYASPOR KAÇ BAŞLI?VEDAT GÜRHAN
TEDAVİSİ OLMAYAN YARA: ŞİİRGAZANFER ERYÜKSEL
HÜSEYİN AYDIN MI, BEDRETTİN YILDIRIM MI?HASAN YAKUP CANGÜVEN
YARGININ DİLİ NEREYE DAYANMALI?PROF DR RAMAZAN DEMİR
ÇİÇEKLERLE KONUŞUYORUM; DİNLİYORLARBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
NADİA COMANECİ HEP 10 TAM PUAN ALIYOROYA ÖZGÜR
TÜRK MUHAFAZAKARLIĞI ve NURETTİN TOPÇU ÜZERİNEALİ İHSAN DİLMEN
BABA OCAĞI MESELESİEŞREF URAL
YA, YAPAY ZEKÂ SİZİ YANILTIRSA…ŞENER METE
“BENİM KAZANCIMLA ORTAKLIĞINIZ MI VAR?” / FİKRET OTYAMYUNUS YAŞAR
YAPAY ZEKA İLE ŞEKİLLENEN DÜNYAYA ADAPTASYONIŞIK YARGIN
BİR MİKROFONUN ARDINDAKİ ÖMÜR: GÜRSEL KAYASÜLEYMAN EKİN
SANATIN EKONOMİPOLİTİĞİGÖZDE SARI
BİR RESİM FUARININ ARDINDANNURİ SEZEN
BİR DOMATESİN HİKAYESİ: ANTALYA'NIN SESSİZ ÇIĞLIĞICEM ARÜV
TAVUK KANAT FİYATLARI CEP YAKIYORAV İBRAHİM GÜLLÜ
GELECEĞE UĞURLANAN 36. TURNALAR: YOLUNUZ AÇIK OLSUNMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
ÇORUM’UN HAYMATLOSLARIAHMET İLBARS
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK EFSANESİ OPERASI STUTTGARTNİZAMETTİN ŞEN
ARAB’IN KILICI- TÜRKÜN İSLAMLAŞMA SÜRECİMUHARREM YELLİCE
YENİ BİR PARTİ?TARIK ÇELENK
HİKMET ÖĞRETMENİM DE GÖÇ EYLEDİKAHRAMAN KÖKTÜRK
DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ: DOĞAYLA UYUMLU BİR GELECEĞİN İNŞASIGÜLŞEN ARAS GÜLMEZ
SANAT TARİHİNE BAĞLANAN KÖPRÜ: MUSTAFA DENKTAŞ'A ARMAĞAN KİTABIYUSUF YILDIRIM
EBER GÖLÜ'NÜ KAYIKLA GEZDİLER
SAĞANAK VE DOLU HAYATI OLUMSUZ ETKİLEDİ
MEMURİYETİ BIRAKIP TIR ŞOFÖRÜ OLDU
BİLİNÇSİZ VİTAMİN VE TAKVİYE KULLANIMI HASTA EDİYOR
İSTİSMARLA SUÇLANAN TİYATRO YÖNETMENİ HAKKINDA MÜTAALA VERİLDİ
BU HASTALIK SİNSİCE GÖRME KAYBINA NEDEN OLUYOR
EMİRDAĞLARI'NIN ZİRVESİNDE YILKI ATLARINI GÖRÜNTÜLEDİLER
ISPARTA'DA RENKLİ FESTİVAL KORTEJİ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





