- IMKB
% - Altın
6865.09
%0 - Dolar
48.7547
%0 - Euro
55.9994
%0
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 13:08 - HIDIRLIK KULESI’NDE GÜN BATIMI KONSERİ
- 12:18 - BELEDİYENİN FOTO KAPANINA SALDIRI
- 12:13 - 2 BİN YILLIK ATMOSFERDE SANAT VE MANZARA BULUŞTU
- 11:43 - ESKİDEN ÇUL DOKUMA VE KIL ÇADIRDA KULLANILAN KOYUN KILLARI ARTIK ÇÖPE GİDİYOR
- 11:41 - GÖÇ YOLUNDA ÇOK SAYIDA TEHDİT
- 11:23 - MURATPAŞA, ALZAYMIR FARKINDALIĞI İÇİN YAŞLI EVLERİNDE BULUŞTU
- 11:23 - 33. ULUSLARARASI ASPENDOS OPERA VE BALE FESTİVALİ’NDE CARMİNA BURANA SEYİRCİYLE BULUŞTU
- 11:18 - ADANA’DA GENÇ ŞAHIS BOŞ ARAZİDE ÖLÜ BULUNDU
- 11:03 - ANTALYA’DA PANELVAN KONTROLDEN ÇIKTI: 1 YARALI
- 11:03 - YANGINDA KÜLE DÖNEN KARGILAR 3 HAFTADA YENİDEN FİLİZLENDİ
- 10:58 - İHA’YA ’YILIN EN İYİ SPOR HABERİ’ ÖDÜLÜ
- 10:48 - VALİDEN KUM HIRSIZLIĞINA KARŞI BOĞAZ SAHİLİ’NE KAMERALI TAKİP TALİMATI
- 10:38 - AYNI CADDEDE BİRKAÇ DAKİKA İÇİNDE 2 AYRI KAZA
- 10:28 - KAHRAMANMARAŞ’TA KADINLARIN İMECE USULÜ YUFKA EKMEK MESAİSİ
- 10:23 - MERSİNLİ MUHTARLAR SABAH SPORUNDA BULUŞTU
TARIK ÇELENK / KONUK YAZAR


ÜSKÜDAR TEKKELERİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ?
Bu cumartesi, bir kültür turizmi organizasyonu olan Sofos’un “Üsküdar’ın Gizemleri” turuna katıldım. Rehberimiz, sözlü tarih uzmanı Mustafa Bozkurt’tu. Gezi, sıkışmış Üsküdar’ın Zeynep Kamil yamacındaki, adeta küçük bir saklı cenneti andıran eski Bandırmazâde Tekkesi ve kabristanı civarında başladı.
İlk ziyaret duraklarımız Seyyid Haşim Baba-ö 1782 ve Yusuf Fahir Baba Efendiler oldu. Seyyid Haşim Baba, tarikatlar arası geçişin ve sentezin dikkate değer bir örneğidir. Rivayet edilir ki Haşim Baba dergâhında saz çalanlara “sazı da tesbih gibi tut” dermiş; yani müziği zikirle, sanatı ibadetle eşitler, ikisini de bir tür manevi disiplin olarak görürmüş. Müritlerine “Allah’ın kuluna vereceği en ağır ceza, kendi doğrusuna tapmasıdır” dermiş. Hem Celvetî disiplinini hem de Melâmî ve Bektaşî anlayışlarını kendinde birleştirmiştir. Anlatıldığına göre, Haşim Baba Celvetî makamından Bektaşî yoluna geçince bazı Celvetî şeyhleriyle ters düşmüş; bu nedenle cenazesi Celvetî Âsitânesi’ne kabul edilmemiş, İnadiye Dergâhı’nın alt bölümüne defnedilmiştir.
Aynı bölgede, Fenerbahçe Kulübü’nün şeyhi olarak bilinen Yusuf Fahir Baba (1880–1967) da metfundur. Fahir Baba, Fransız okulunda okumuş, İstanbul’daki Black Stockings takımında futbol oynamış, İttihatçıların içinde bulunmuş, medrese öğrencisiyken kendi isteğiyle Çanakkale Savaşı’na katılmıştır. Kurtuluş Savaşı döneminde Karakol Teşkilatı’nda yer almış; ayrıca Kızıltoprak’taki dergâha ait arsayı, bugünkü Fenerbahçe Stadyumu’nun bulunduğu alanı, kulübe bağışlamıştır. Bir rivayete göre, Fahir Baba’nın “himmeti” sayesinde Fenerbahçe kendi sahasında kolay kolay maç kaybetmezmiş. Bu yüzden Galatasaraylı taraftarlar, Fenerbahçe’yi Kadıköy’de yendikleri zaman, gidip Fahir Baba’nın kabrine kaşkol bağlarmış.
Bandırmazâde Tekkesi’nin en dikkat çekici özelliği, Sünnî gelenekli tasavvufun (Mevlevî, Kadirî, Celvetî gibi) çizgisiyle Alevî–Bektaşî geleneğini ve Melâmî meşrebi bir araya getirerek bir geçiş ve sentez alanı oluşturabilmesidir. Seyyid Haşim ve Yusuf Fahir babaların şahsında sanat, müzik, edebiyat ve mizah vesilesiyle Üsküdar’da mezhepler, meşrepler ve mahalleler arasında geçişlilik mümkündü.
Bu arada bu Saraya- Abdülhamit’e açıktan muhalif değildi ama maneviyatı devletin değil insanın ıslahı için savunmaktaydı. Bu yönüyle belki de “Abdülhamit’e kenetli ama fikirde reformcu” nadir örneklerden biri olduğunu da hatırlatalım.
Buradan Rifâî Âsitânesi’ne yöneldik. Burası da adeta Sünnî ve Alevî tarikat anlayışlarının halkla ilişkiye girdiği bir alanın sentezi niteliğindeydi. Celvetîlik veya Rifâîlik dense de işin görünümü Cerrahîlik, Bektaşîlik ve hatta Kalenderîlik özellikleri taşımaktaymış. Buradaki zikir ayinlerinde özürlü çocuklar için nefes verilirmiş; ayrıca ateş parçaları ve şişleme törenleri Batılı seyyahların çok ilgisini çeker, bu konuda Batı’da tablolar yapılır ve seyahatnameler yazılırmış. Fausto Zonaro’nun (1854–1929) “Üsküdar Rifâî Dervişlerinin Âyin-i Şerifi” adlı tablosu bu gözlemlerden birine dayanır.
Ayrıca İskoçyalı yazar Sir David Urquhart ve pek çok Britanyalı seyyah Üsküdar’daki bu tekkeyi ilginç bulmuş ve ziyaret etmişlerdir. Lady Hester Stanhope, Üsküdar ve Kadıköy hattında dervişlerle görüşmüş, onların yaşam tarzını ve öğretilerini gözlemlemiştir. John Freely, Strolling Through Istanbul adlı eserinde bu tekke ziyaretlerini ayrıntılı biçimde anlatır.
Robert Curzon ise 1840’larda Bektaşî tekkelerinde yaptığı gözlemlerle dönemin İstanbul’unu tasvir eder.
Üsküdar’da kayıtlara göre en az kırk beş tekke ve dergâh bulunmaktaydı. Enfiye çekenlerden Orta Asya’dan gelenlere kadar, ticari, bürokratik ve insani meşreplerin çeşitliliği bu kurumlarda yansırdı. Bu dergâhlarda halka hizmet, zikir ayinleri, dersler ve sohbetler verilirdi. Elitler, avam ve yolcular meşrep ve gereksinimlerine göre bu mekânlarda buluşurdu. Aralarında tatlı veya kimi zaman sert bir rekabet de yaşanırdı.
Osmanlı bürokrasisi ve Cumhuriyet elitlerinden dergâhlara, şeyhlere yolu düşmeyen neredeyse kimse yok gibiydi. Mithat Paşa’nın Nakşîlikte halife seviyesine yakın olduğu, M. Ali Ayni’nin ve Halide Edip’in Kelâmî Dergâhı’na gittiği, Talat paşanın Bektaşiliği, Yakup Kadri ve Hasan Âli Yücel’in Mevlevî–Bektaşî eğilimli oldukları, Fevzi Çakmak’ın Küçük Hüseyin Efendi’ye bağlı Nakşî olduğu sayısız örnekle bilinir. Ayrıca Mustafa Kemal Paşa’nın Selanik’te Mevlevî dergâhına yaptığı ziyaretler de ifade edilmektedir.
Bu noktada tarikatların toplumsal, psikolojik ve doktriner altyapısından da bahsetmek gerekir. Tarikatların doğuş coğrafyası ağırlıklı olarak İran, Orta Asya ve Hindistan’dır. Sünnî tarikatlar insan doğasına yönelik iki ana yönelimle şekillenmiştir: dışa dönük olan Kadirîlik ve içe dönük olan Nakşîlik. Zamanla bu tarikatlar birçok alt kola ayrılmıştır. 15. yüzyılda Nakşîliğe yakın olan Şeyh Safî’nin kurduğu Safeviyye tarikatı Şiîleşmiş ve Kızılbaş–Alevî meşrepli bir kolda devam etmiştir; diğer bir kol ise Anadolu’da Bayramiyye gibi adlarla sürmüş ve Bandırmazâde Tekkesi’ne uzanan çizgiyi oluşturmuştur.
Sıkça dile getirdiğimiz gibi, ülkemiz özellikle büyük kentleriyle köylüleşip kasabalalışmaktadır. Yukarıdaki örneklerden de anlaşılacağı üzere, Üsküdar’daki dergâhlar kent kültürüne, görgüye, geçişken aidiyete, yardımlaşmaya, hoşgörüye, sanata ve estetiğe tartışmasız katkılar sağlamıştır. Hangi tekkeler ve şeyhler sorusu saklı kalmakla birlikte, bu kurumlar Tanzimat, Islahat ve Meşrutiyet modernleşmeleri içinde yer almışlardır. Kimi İttihat ve Terakki’ye, kimi Kuvayı Milliye’ye destek vermiş; Itrî ve Dede Efendi gibi büyük müzisyenler de bu dergâhlardan
yetişmiştir. Aklıma gelen soru şu: Tekke ve zaviyelerin kapatılmasının bize olumsuz maliyeti neydi? Acaba bu, Niyazi Berkes’in de belirttiği gibi Cumhuriyet devrimleri elitinin halktan uzaklaşmasının sebeplerinden biri miydi? Ya da yaşadığımız geleneksiz dönüştüremediğimiz derin köylülük hâlinin bir başka gerekçesi olabilir mi?
Sıkça ifade ettiğim üzere, ıslah edilmemiş medrese zihniyeti ve müfredatı sağ kesimde ve Nakşîlikte etkisini sürdürmektedir. Kentli Mevlevî–Bektaşî ve hatta uygun meşrepteki Esat Erbilî’nin Nakşî tekkeleri kapatılınca alan, taşralı ve merdiven altı medreselerin etkisindeki Nakşîlik anlayışına kaldı. Bugün ülkemizde taşralı zihniyet ve tarikatlar sadece dergâhlarıyla değil, siyasal ve kültürel etkileriyle de mega kentleri kültürsüzleştirmekte, toplumu kutuplaştırmaktadır.
Oysa ihtiyacımız olan şey, bu kabalığı maneviyat, hiciv, kültür ve sanatla dönüştürmektir. İnsan sevgisini, vicdanı ve evrensel ahlakı yeniden topluma yerleştirmektir. Bununla kutuplaşmayı ve gizli nefreti aşabilmektir. Üsküdar’daki erenlerin dergâhlarını gezerken bütün bunları düşündüm. Her biri, bu toprakların görgüyle ve estetikle birleşmiş yaratana vecd halinin canlı birer hatırası gibiydi.
Karar'dan alıntılanmıştır.
KURTLAR VADİSİ KOMÜNİTESİTARIK ÇELENK
12 EYLÜL’DEN BİR GÜN ÖNCEMUHARREM YELLİCE
BÜYÜK AMBALAJI ALDIM, DAHA UCUZA GELDİ!” DİYE DÜŞÜNMEYİN!AV İBRAHİM GÜLLÜ
GİRİŞİMCİ RUHLU KADINLARALYA ŞAHİN
ZAMAN VE TOPRAĞIN RİTMİIŞIK YARGIN
RESSAM MUSTAFA AYAZ VE ANSAN ÜZERİNEYUNUS YAŞAR
BEN Mİ HÜLYALI BİR ÇOCUKTUM YOKSA...OYA ÖZGÜR
NİYETİNİZ BATSIN!..VEDAT GÜRHAN
BAŞARI KAÇ PUAN?PINAR TEYİN
EMEKLİ MAAŞLARINDAKİ ADALETSİZLİKAHMET DİKİCİ
SORUN BELLİ , ÇÖZÜM İÇİN BEKLEMEYELİMMEHMET YENİKAYNAK
ÇULYEDİEŞREF URAL
GÖKKUŞAĞININ SEKİZİNCİ RENGİ EVLATBİHTER GÖRDÜ
YAPAY ZEKÂ UYANIKKEN KANUN KOYUCU UYUYAMAZTUGAY TOYDEMİR
EKONOMİDE HEDEFLERE ULAŞILABİLİR Mİ?PROF DR MUSTAFA YILDIRAN
ATATÜRK’ÜN İZİNDE OTELLER-5NİZAMETTİN ŞEN
ULUS DEVLETNURİ SEZEN
YENİ BİR EĞİTİM ÖĞRETİM YILINA BAŞLARKENHASAN YAKUP CANGÜVEN
ESENLİĞE GİDEN YOL BAKTIĞIMIZ PENCEREDEBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
ANADİLİ DIŞINDA ESER VEREN TÜRK YAZARLARGAZANFER ERYÜKSEL
OSMAN ÖZKÖYLÜ ANTALYASPOR İÇİN DOĞRU HOCA MI?KAHRAMAN KÖKTÜRK
BİR MİLLETİN YENİDEN DOĞUŞUDUR 9 EYLÜLPROF DR RAMAZAN DEMİR
İNTERNET ALIŞVERİŞİNDE KARGO SORUNLARI: SORUMLU KİM?AV CÜNEYT KARASU
ÇİFTÇİYİ KAYBEDERSEK, MUTFAĞIMIZI KAYBEDERİZTALİP BAYRAM
HIDIRLIK KULESI’NDE GÜN BATIMI KONSERİ
BOZANER YENİDEN ADAY
BERKAY BAHAR, KADIN İŞİ DÜNYASININ BEKLENTİLERİNİ DİNLEDİ
OPERA VE BALE FESTİVALİ VERDİ’NİN GÖRKEMLİ OPERASI “ATTİLA” İLE BAŞLADI
GAZANFER ERYÜKSEL'İN GRAVÜRLER ŞİİR KİTABI ŞEY KİTAP'TA
MÜZİK TELİFİNDE 'TEK ÇATI, TEK FİYAT' TALEBİ
İMPARATOR ATTİLA KILICIYLA SAHNEYE ÇIKACAK
ANTALYA HAVALİMANI'NDA AĞUSTOSTA 5,8 MİLYON YOLCU TRAFİĞİ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





