- IMKB
% - Altın
6490.01
%-0.03 - Dolar
47.5871
%0.02 - Euro
54.9357
%-0.14
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 20:47 - ÜVEY BABA İLE DEDE TUTUKLANDI
- 20:26 - 2 ŞÜPHELİ SERBEST BIRAKILDI
- 19:38 - ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SORUŞTURMASINDA 2 ŞÜPHELİ SERBEST BIRAKILDI
- 18:48 - ALANYA’DA MİKROPLASTİK KİRLİLİĞİNE KARŞI MÜCADELENİN STARTI VERİLDİ
- 18:38 - MERSİN ERDEMLİ ‘DE 3,4 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM
- 18:03 - PASAJDA ÖLÜ BULUNAN EYÜP CAN DAVASI SÜRÜYOR
- 17:47 - YOĞUN BAKIMDAYKEN EŞİ TERK ETTİ
- 17:21 - EŞYALARI GÖTÜREN EŞE TAZMİNAT CEZASI
- 17:09 - SICAK VE NEM BUNALTTI
- 16:58 - MANAVGAT BELEDİYESİ’NDEN YAYLALARA KÜTÜPHANE DESTEĞİ
- 16:47 - DANIŞTAY'DAN KIRCAMİ KARARI
- 16:38 - MERSİN’DE PATLAYAN DOMATES KONSERVESİ 9 AYLIK BEBEĞİ YAKTI
- 16:38 - TÜRKİYE MUHTARLAR KONFEDERASYONU’NDAN BAŞKAN BAŞDEĞİRMEN’E ‘YILIN EN BAŞARILI BELEDİYE BAŞKANI’ ÖDÜLÜ
- 16:33 - KAHRAMANMARAŞ’TA YANGIN VE KURTARMA TATBİKATI
- 16:22 - KIYILARDA MİKROPLASTİK ALARMI
EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR


ANKARA GARI
20. yüzyılın son çeyreğinde ortaya atılan ve edebiyat dünyasında yer yer dile getirilen bir iddia vardı “şiir öldü” diye. Şiir denilen edebî dilin çok yorulduğunu ve hep söylenmiş olanı tekrarlayan bir oyuna dönüştüğünü öne süren bir teoriydi. Kuşkusuz bu tartışma bizim gibi şiir yazmaya pek hevesli genç şair adaylarının pek de hoşuna gitmezdi ve aslında biraz da umursamazdık. Umursamazdık, çünkü bizim şiirin verdiği imkan üzerinden söylenecek sözümüz vardı, duygularımız vardı, düşlerimiz vardı ve şiir bizim bir anlamda elimizdeki en güçlü silahımızdı. Bu silahı ucuz bir entelektüel tartışmaya kurban etmeye gönlümüz razı olamazdı.
Ve şu an elimde bu iddiayı çürüten, şiir denilen esrarlı ve müzikal dilin hâlâ canlı ve ayakta olduğunu her yönüyle kanıtlayan bir kitap tutuyorum; ANKARA GARI. Şairi Nusret Gürgöz. Bilindiği gibi 2015 yılının 10 Ekim günü Ankara yolcu garajında bir katliam yaşanmış ve yüz dokuz insanımız o katliamda yaşamını yitirmişti. Kuşkusuz çok korkunç bir olaydı ve bu ülkede vicdanını yitirmemiş her insanın belleğine kazınmış bir büyük travma idi. Belli ki şair Nusret Gürgöz yeni yayımlanan bu kitabına aynı ismi vermek suretiyle, hem bu insanlık dışı katliamı tekraren lanetlemek, hem de bu katliamda yaşamını yitiren insanlarımıza bir anlamda selam göndermek istemiş olmalı.
Nusret Gürgöz’ün edebi yolculuğunda yazdığı bütün şiirlerini ve edebi metinlerini beğeniyle ve biraz da “kıskanarak” okudum. “Keşke bu dizeyi ben yazmış olsaydım”, “keşke bu cümleyi ben akıl etseydim” diyerek. Kelimeleri öylesine ince bir nakış işler gibi işliyor, öylesine hassas bir terazide tartıyor ki, nasıl kıskanmamayım?
Yurduma gittim, dağları tepeleri dolaştım
Erik çaldım, hüzün topladım, keder içtim
Çocukluğumu sevdim, gençliğime selam uçurdum
Pınarlarla, vadilerle, başaklarla
Üzgün yaşlılarla, yorgun kadınlarla
Adsız mezarlarla, viran kiliselerle konuştum
Düzgün Baba’ya vardım, yüzümü güneşe döndüm
Çıralık nedir öğrendim, yoksulun halini bildim
Halvori’de yundum, kutsandım, ant içtim
Palavra Meydanı’na yürüdüm, bıyıklarımı kemirdim
Alıntılarla söz ve slogan yarıştırdım
Duvar yazılarından hal hatır sordum
Sonra döndüm sana geldim.
Kitap boyunca büyük ve kadim bir coğrafyada yolculuğa çıkıyorsunuz. Kadim şehirler, kadim nehirler, ovalar, yaylalar… Köstence’den Astana’ya, Zonguldak’tan Halep’e, İzmir’den Erivan’a, Selanik’ten Cizre’ye, Ilgaz Dağlarından Nil nehrine, Toros Dağlarından Dicle’ye… Elbette bu sadece bir coğrafî yolculuk değil, bir kültür, bir medeniyet yolculuğu. Dizeleri okurken bu şehirlerin, bu nehirlerin, bu dağların adlarının öylesine ve tesadüfen serpiştirilmediğini anlıyorsunuz zaten. Bu başka ve pek esrarlı bir yolculuk.
Ve Nusret Gürgöz, hâlâ ve ısrarla, barıştan, kardeşlikten söz ediyor her dizesinde, her kelimesinde. Sanki hiç bir şey yaşanmamış gibi, sanki bu topraklar ve bu yaşlı şehirler bin senedir hiç acı, kan, gözyaşı görmemiş gibi, ısrarla ve inatla barıştan söz açıyor. Sanki barış hemen ötemizde, biraz gayret etsek, biraz inansak uzanıp tutacakmışız gibi konuşuyor. Ve ben Nusret Gürgöz’ün bu iyimserlik ve umut kokan dizelerini okudukça tarihi düşünüyorum, İskender’i, Haçlıları, Cengiz Han’ı, Timur’u, coğrafyayı, İbn-i Haldun’u, coğrafyamızın kaderini, halkların kaderini, evlatlarımızın kaderini… Ama Nusret Gürgöz’ün bu iflah olmaz iyimserliği, geçici bir süre de olsa içimi ısıtıyor, “ahhh keşke, diyorum, ah keşke”.
Ölüm, acı, susuzluk, kurşun, yara, yaralı, ağladım, ağıt, kan, çığlık gibi insana dair ve fakat pek hüzünlü sözcükler eşlik ediyor okurken. Çünkü burası Anadolu, çünkü burası Mezopotamya, çünkü burası Ortadoğu. Buralarda doğan her çocuğun alnına bu hazin kelimeler henüz doğmadan tarih ve coğrafya tarafından yazılır. Ve elbette buralarda gezinen şairler ve ozanlar da bu iklimden kendilerine düşen payı alırlar ve bunu da eserlerine serpiştirirler. Bundan kaçamazlar, çünkü bu bir kaderdir, kaderden kaçış olmaz. Nusret Gürgöz de kaçamaz, sen de kaçamazsın.
Ama elbette salt karamsarlık, salt hüzün yakışmaz insana. Bir ömür taşınacak yük değildir. İnsan ve şair, önünde sonunda “iyimser” bir yolculukta büyümek ister. Nusret Gürgöz de bunun farkındadır elbet ve her şeye rağmen “gelecek güzel günlerden”, güzel, umutlu ve iyimser zamanlardan söz açmadan edemez;
“pazara acice getirmiş köylüler
daha ne olsun, ekmeğimize katık yapacağız
bozlak söyleyeceğiz
puştlar gidecek / Lazkiye şenlenecek
biz emekle / şiirle kuracağız
bu ülkeyi ve yeryüzünü
yeniden”.
Ben bu güzel ve umutlu dizeleri okuduktan sonra bir an gözlerimi yumuyorum, derin bir nefes çekiyorum ciğerlerime ve kendi kendime mırıldanıyorum: “Ahh keşke, umarım, inşallah”.
GAZÂLÎ’DEN AYDINLATMAYA: NEDENSELLİKMUHARREM YELLİCE
TARİH BİLGİSİ VE TÜRKİYE SOLUEŞREF URAL
YENİ ARAYIŞLAR ve SORUMLULUKLARALİ İHSAN DİLMEN
YENİLENMİŞ ÜRÜNLER HAKKINDA YENİ YÖNETMELİK ve ESKİ DÜZENLEME İLE KARŞILAV CÜNEYT KARASU
TÜKETİCİNİN PAZARDA ÜRÜNLERİ SEÇME HAKKI VAR MI?AV İBRAHİM GÜLLÜ
CAZİBE YA DA SOSYAL ZARAFETAHMET İLBARS
ANTALYA'NIN İHTİYACI, BİR DENİZCİLİK MASTER PLANIDIRCEM ARÜV
MÜCEVHERİN GÜCÜ VE ÖNEMİSERDAR YILMAZ
TOPLUMSAL DUYARSIZLIĞIN SESSİZ SEMBOLÜ: YERE ATILAN İZMARİTMUSTAFA YALÇIN YALÇINKAYA
NİŞAN SADECE YÜZÜK TAKILAN GÜN DEĞİLDİR…HASAN YAKUP CANGÜVEN
NEYZEN TEVFİK (1879-1953)GAZANFER ERYÜKSEL
TEVAZU:HARCI TER, GÖZYAŞI, EMEK, BİLGİ, ZAMAN, SABIR, DİRENÇ VE İNANÇTANBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
MÜTEDEYYİN MAHALLE VE DAVUTOĞLUTARIK ÇELENK
“HER DERGİ BİR GÜN BATMAK İÇİN ÇIKAR”YUNUS YAŞAR
ATATÜRK’ÜN İZİNDE OTELLERNİZAMETTİN ŞEN
HAYAT ŞİMDİ BAŞLIYOR: ERTELEME, YAŞA!DİLEK DEMİRKAN
ŞEYTANIN EN ŞIK ELBİSESİ: MAKYAVELİZMNADİRE SÖNMEZ
ORMANLARA DİKKAT!IŞIK YARGIN
DUMAN ÇÖKMEDEN ÖNCEGÖZDE SARI
TEŞEKKÜRLER LENOVO VE KOYUNCU ELEKTRONİKBİHTER GÖRDÜ
BAŞAKŞEHİR'İN AVRUPA KARNESİ: İMKÂN ÇOK, BAŞARI NEDEN YOK?KAHRAMAN KÖKTÜRK
ATSO SANKİ BALLI BÖREK!..VEDAT GÜRHAN
VİRAJDAKİ ÜLKE VE DİREKSİYONDAKİ GENÇLİKMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
IŞIĞIN RESSAMI: CLAUDE MONET'İ YENİDEN DÜŞÜNMEKPROF DR RAMAZAN DEMİR
YOĞUN BAKIMDAYKEN EŞİ TERK ETTİ
ANTALYA DENİZCİLEŞME PLATFORMU'NDAN DRON SALDIRISINA KINAMA
ÖZDEMİR, GÖKBEL GÜREŞLERİNE KATILDI
YAZIN BÖBREK TAŞINA KARŞI 4 ETKİLİ ÖNLEM!
ATB, TEMMUZ AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
PİNE BEACH BELEK, TURQUALITY DESTEK PROGRAMI KAPSAMINA ALINDI
5 DÖNÜM ORMAN ZARAR GÖRDÜ
ATATÜRK DEVLET HASTANESİ 300 YATAKLI OLACAK
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim






