- IMKB
% - Altın
6817.14
%0.07 - Dolar
48.8155
%0.02 - Euro
55.964
%0.02
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 23:00 - MÜZE İÇİN KARAYOLLARI ARAZİSİNE 'PLAN' TALEBİ
- 22:38 - ANTALYA’DA SAĞANAK TAŞKINLARA NEDEN OLDU
- 22:04 - HALI DOKUMA GELENEĞİNİ GELECEK NESİLLERE AKTARIYOR
- 21:43 - 'TARIM MALİYETİ TEMMUZ'DA REKOR DÜŞÜŞ GÖSTERDİ'
- 21:33 - GÜRCİSTAN UYRUKLU ADAM EVİNDE ÖLÜ BULUNDU
- 21:31 - MARKET ÇALIŞANININ BIÇAKLANMASI OLAYINDA 2 KARDEŞ TUTUKLANDI
- 21:25 - ANTALYA'DA SAĞANAK, TAŞKINA NEDEN OLDU
- 21:03 - AYŞEGÜL YAŞAR CİNAYETİ SORUŞTURMASINDA KATİL ZANLISI VE AİLESİ ADLİYEYE SEVK EDİLDİ
- 20:00 - ÖZ, TOPTANCI HALİ'NDE PROJELERİNİ ANLATTI
- 19:13 - TIRLA ÇARPIŞAN MOTOSİKLET ARDINDAN KAMYONETE ÇARPTI: 1 ÖLÜ, 1 YARALI
- 19:02 - BARO SEÇİMİNDE İKİNCİ ADAY
- 18:51 - CİNAYET ŞÜPHELİSİ: "YİNE OLSA YİNE YAPARIM"
- 18:44 - KUNDAKLAMA İDDİASIYLA GÖZALTINA ALINAN ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
- 18:38 - KAHRAMANMARAŞ’TA UYUŞTURUCU OPERASYONU: 10 GÖZALTI
- 18:37 - KIYAFETLERİ, KİMLİĞİ VE KEMİK PARÇALARI BULUNDU
EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR


ANKARA GARI
20. yüzyılın son çeyreğinde ortaya atılan ve edebiyat dünyasında yer yer dile getirilen bir iddia vardı “şiir öldü” diye. Şiir denilen edebî dilin çok yorulduğunu ve hep söylenmiş olanı tekrarlayan bir oyuna dönüştüğünü öne süren bir teoriydi. Kuşkusuz bu tartışma bizim gibi şiir yazmaya pek hevesli genç şair adaylarının pek de hoşuna gitmezdi ve aslında biraz da umursamazdık. Umursamazdık, çünkü bizim şiirin verdiği imkan üzerinden söylenecek sözümüz vardı, duygularımız vardı, düşlerimiz vardı ve şiir bizim bir anlamda elimizdeki en güçlü silahımızdı. Bu silahı ucuz bir entelektüel tartışmaya kurban etmeye gönlümüz razı olamazdı.
Ve şu an elimde bu iddiayı çürüten, şiir denilen esrarlı ve müzikal dilin hâlâ canlı ve ayakta olduğunu her yönüyle kanıtlayan bir kitap tutuyorum; ANKARA GARI. Şairi Nusret Gürgöz. Bilindiği gibi 2015 yılının 10 Ekim günü Ankara yolcu garajında bir katliam yaşanmış ve yüz dokuz insanımız o katliamda yaşamını yitirmişti. Kuşkusuz çok korkunç bir olaydı ve bu ülkede vicdanını yitirmemiş her insanın belleğine kazınmış bir büyük travma idi. Belli ki şair Nusret Gürgöz yeni yayımlanan bu kitabına aynı ismi vermek suretiyle, hem bu insanlık dışı katliamı tekraren lanetlemek, hem de bu katliamda yaşamını yitiren insanlarımıza bir anlamda selam göndermek istemiş olmalı.
Nusret Gürgöz’ün edebi yolculuğunda yazdığı bütün şiirlerini ve edebi metinlerini beğeniyle ve biraz da “kıskanarak” okudum. “Keşke bu dizeyi ben yazmış olsaydım”, “keşke bu cümleyi ben akıl etseydim” diyerek. Kelimeleri öylesine ince bir nakış işler gibi işliyor, öylesine hassas bir terazide tartıyor ki, nasıl kıskanmamayım?
Yurduma gittim, dağları tepeleri dolaştım
Erik çaldım, hüzün topladım, keder içtim
Çocukluğumu sevdim, gençliğime selam uçurdum
Pınarlarla, vadilerle, başaklarla
Üzgün yaşlılarla, yorgun kadınlarla
Adsız mezarlarla, viran kiliselerle konuştum
Düzgün Baba’ya vardım, yüzümü güneşe döndüm
Çıralık nedir öğrendim, yoksulun halini bildim
Halvori’de yundum, kutsandım, ant içtim
Palavra Meydanı’na yürüdüm, bıyıklarımı kemirdim
Alıntılarla söz ve slogan yarıştırdım
Duvar yazılarından hal hatır sordum
Sonra döndüm sana geldim.
Kitap boyunca büyük ve kadim bir coğrafyada yolculuğa çıkıyorsunuz. Kadim şehirler, kadim nehirler, ovalar, yaylalar… Köstence’den Astana’ya, Zonguldak’tan Halep’e, İzmir’den Erivan’a, Selanik’ten Cizre’ye, Ilgaz Dağlarından Nil nehrine, Toros Dağlarından Dicle’ye… Elbette bu sadece bir coğrafî yolculuk değil, bir kültür, bir medeniyet yolculuğu. Dizeleri okurken bu şehirlerin, bu nehirlerin, bu dağların adlarının öylesine ve tesadüfen serpiştirilmediğini anlıyorsunuz zaten. Bu başka ve pek esrarlı bir yolculuk.
Ve Nusret Gürgöz, hâlâ ve ısrarla, barıştan, kardeşlikten söz ediyor her dizesinde, her kelimesinde. Sanki hiç bir şey yaşanmamış gibi, sanki bu topraklar ve bu yaşlı şehirler bin senedir hiç acı, kan, gözyaşı görmemiş gibi, ısrarla ve inatla barıştan söz açıyor. Sanki barış hemen ötemizde, biraz gayret etsek, biraz inansak uzanıp tutacakmışız gibi konuşuyor. Ve ben Nusret Gürgöz’ün bu iyimserlik ve umut kokan dizelerini okudukça tarihi düşünüyorum, İskender’i, Haçlıları, Cengiz Han’ı, Timur’u, coğrafyayı, İbn-i Haldun’u, coğrafyamızın kaderini, halkların kaderini, evlatlarımızın kaderini… Ama Nusret Gürgöz’ün bu iflah olmaz iyimserliği, geçici bir süre de olsa içimi ısıtıyor, “ahhh keşke, diyorum, ah keşke”.
Ölüm, acı, susuzluk, kurşun, yara, yaralı, ağladım, ağıt, kan, çığlık gibi insana dair ve fakat pek hüzünlü sözcükler eşlik ediyor okurken. Çünkü burası Anadolu, çünkü burası Mezopotamya, çünkü burası Ortadoğu. Buralarda doğan her çocuğun alnına bu hazin kelimeler henüz doğmadan tarih ve coğrafya tarafından yazılır. Ve elbette buralarda gezinen şairler ve ozanlar da bu iklimden kendilerine düşen payı alırlar ve bunu da eserlerine serpiştirirler. Bundan kaçamazlar, çünkü bu bir kaderdir, kaderden kaçış olmaz. Nusret Gürgöz de kaçamaz, sen de kaçamazsın.
Ama elbette salt karamsarlık, salt hüzün yakışmaz insana. Bir ömür taşınacak yük değildir. İnsan ve şair, önünde sonunda “iyimser” bir yolculukta büyümek ister. Nusret Gürgöz de bunun farkındadır elbet ve her şeye rağmen “gelecek güzel günlerden”, güzel, umutlu ve iyimser zamanlardan söz açmadan edemez;
“pazara acice getirmiş köylüler
daha ne olsun, ekmeğimize katık yapacağız
bozlak söyleyeceğiz
puştlar gidecek / Lazkiye şenlenecek
biz emekle / şiirle kuracağız
bu ülkeyi ve yeryüzünü
yeniden”.
Ben bu güzel ve umutlu dizeleri okuduktan sonra bir an gözlerimi yumuyorum, derin bir nefes çekiyorum ciğerlerime ve kendi kendime mırıldanıyorum: “Ahh keşke, umarım, inşallah”.
ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER-6NİZAMETTİN ŞEN
BANA GÖRE DEĞİL, HAYATA GÖREMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
ŞAİRİN ÖLÜMÜ VE SONRASI: TEVFİK FİKRETGAZANFER ERYÜKSEL
BİLE BİLE GÖRMEZDEN GELMEKALİ İHSAN DİLMEN
DİZÜSTÜ BİLGİSAYAR SİPARİŞ ETTİ, KUTUDAN MERMER ÇIKTI!AV İBRAHİM GÜLLÜ
ANTALYA'NIN TELEFERİĞİ NEREDE?VEDAT GÜRHAN
BEN BİR KIZ ÇOCUĞUYUM!MERAL KILINÇ
KURTLAR VADİSİ KOMÜNİTESİTARIK ÇELENK
12 EYLÜL’DEN BİR GÜN ÖNCEMUHARREM YELLİCE
GİRİŞİMCİ RUHLU KADINLARALYA ŞAHİN
ZAMAN VE TOPRAĞIN RİTMİIŞIK YARGIN
RESSAM MUSTAFA AYAZ VE ANSAN ÜZERİNEYUNUS YAŞAR
BEN Mİ HÜLYALI BİR ÇOCUKTUM YOKSA...OYA ÖZGÜR
BAŞARI KAÇ PUAN?PINAR TEYİN
EMEKLİ MAAŞLARINDAKİ ADALETSİZLİKAHMET DİKİCİ
SORUN BELLİ , ÇÖZÜM İÇİN BEKLEMEYELİMMEHMET YENİKAYNAK
ÇULYEDİEŞREF URAL
GÖKKUŞAĞININ SEKİZİNCİ RENGİ EVLATBİHTER GÖRDÜ
YAPAY ZEKÂ UYANIKKEN KANUN KOYUCU UYUYAMAZTUGAY TOYDEMİR
EKONOMİDE HEDEFLERE ULAŞILABİLİR Mİ?PROF DR MUSTAFA YILDIRAN
ULUS DEVLETNURİ SEZEN
YENİ BİR EĞİTİM ÖĞRETİM YILINA BAŞLARKENHASAN YAKUP CANGÜVEN
ESENLİĞE GİDEN YOL BAKTIĞIMIZ PENCEREDEBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
OSMAN ÖZKÖYLÜ ANTALYASPOR İÇİN DOĞRU HOCA MI?KAHRAMAN KÖKTÜRK
'TARIM MALİYETİ TEMMUZ'DA REKOR DÜŞÜŞ GÖSTERDİ'
ANTALYA'DA SAĞANAK, TAŞKINA NEDEN OLDU
HIDIRLIK KULESI’NDE GÜN BATIMI KONSERİ
BOZANER YENİDEN ADAY
BERKAY BAHAR, KADIN İŞİ DÜNYASININ BEKLENTİLERİNİ DİNLEDİ
OPERA VE BALE FESTİVALİ VERDİ’NİN GÖRKEMLİ OPERASI “ATTİLA” İLE BAŞLADI
GAZANFER ERYÜKSEL'İN GRAVÜRLER ŞİİR KİTABI ŞEY KİTAP'TA
MÜZİK TELİFİNDE 'TEK ÇATI, TEK FİYAT' TALEBİ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





