- IMKB
% - Altın
7363.79
%1.3 - Dolar
44.0656
%0.02 - Euro
51.2732
%-0.08
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 21:51 - KILIÇ: "EMEKLİYE BAYRAMDA EN AZ BİR MAAŞ İKRAMİYE VERİLMELİ"
- 21:33 - BURDUR’DAKİ KAZADA AĞIR YARALANAN 21 YAŞINDAKİ GENÇ HAYATINI KAYBETTİ
- 21:21 - YOLSUZLUK VE RÜŞVET DAVASINDA SANIKLAR 3. KEZ HAKİM KARŞISINDA
- 20:55 - BİLİŞİM DOLANDIRICILIĞINA 6 TUTUKLAMA
- 20:13 - KAHRAMANMARAŞ’TA MANAVDA ÇIKAN YANGINI İTFAİYE SÖNDÜRDÜ
- 19:56 - GİRİŞİMDE KADIN ZİRVESİ
- 19:48 - TARSUS’TA İFTAR SOFRASINDA KARDEŞLİK BULUŞMASI
- 19:43 - KAYMAKAM ÇELİKKOL ROMAN VATANDAŞLARLA İFTAR SOFRASINDA BULUŞTU
- 19:35 - ANTALYA'DA YANGIN ÖNLEME PROJESİ
- 19:13 - BURDUR’DA UYUŞTURUCU OPERASYONLARI: 5 TUTUKLAMA
- 19:13 - TRENDYOL 1. LİG: SERİKSPOR: 3 - PENDİKSPOR: 4
- 19:13 - BURDUR’DA HELİKOPTER DESTEKLİ TRAFİK DENETİMİNDE 684 ARAÇ VE SÜRÜCÜSÜ KONTROL EDİLDİ
- 19:04 - ERDEM; “BAZI OLUMSUZLUKLARI KİMSE FIRSATA ÇEVİRMEYE KALKMAMALI”
- 17:48 - KAHRAMANMARAŞ’TA FUHUŞ OPERASYONU: 13 GÖZALTI
- 17:48 - ALTSO BAŞKANI ERDEM: "ALANYA OLARAK ÇOK GÜZEL BİR BİRLİKTELİK İÇERİSİNDEYİZ"

EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR


ANKARA GARI
20. yüzyılın son çeyreğinde ortaya atılan ve edebiyat dünyasında yer yer dile getirilen bir iddia vardı “şiir öldü” diye. Şiir denilen edebî dilin çok yorulduğunu ve hep söylenmiş olanı tekrarlayan bir oyuna dönüştüğünü öne süren bir teoriydi. Kuşkusuz bu tartışma bizim gibi şiir yazmaya pek hevesli genç şair adaylarının pek de hoşuna gitmezdi ve aslında biraz da umursamazdık. Umursamazdık, çünkü bizim şiirin verdiği imkan üzerinden söylenecek sözümüz vardı, duygularımız vardı, düşlerimiz vardı ve şiir bizim bir anlamda elimizdeki en güçlü silahımızdı. Bu silahı ucuz bir entelektüel tartışmaya kurban etmeye gönlümüz razı olamazdı.
Ve şu an elimde bu iddiayı çürüten, şiir denilen esrarlı ve müzikal dilin hâlâ canlı ve ayakta olduğunu her yönüyle kanıtlayan bir kitap tutuyorum; ANKARA GARI. Şairi Nusret Gürgöz. Bilindiği gibi 2015 yılının 10 Ekim günü Ankara yolcu garajında bir katliam yaşanmış ve yüz dokuz insanımız o katliamda yaşamını yitirmişti. Kuşkusuz çok korkunç bir olaydı ve bu ülkede vicdanını yitirmemiş her insanın belleğine kazınmış bir büyük travma idi. Belli ki şair Nusret Gürgöz yeni yayımlanan bu kitabına aynı ismi vermek suretiyle, hem bu insanlık dışı katliamı tekraren lanetlemek, hem de bu katliamda yaşamını yitiren insanlarımıza bir anlamda selam göndermek istemiş olmalı.
Nusret Gürgöz’ün edebi yolculuğunda yazdığı bütün şiirlerini ve edebi metinlerini beğeniyle ve biraz da “kıskanarak” okudum. “Keşke bu dizeyi ben yazmış olsaydım”, “keşke bu cümleyi ben akıl etseydim” diyerek. Kelimeleri öylesine ince bir nakış işler gibi işliyor, öylesine hassas bir terazide tartıyor ki, nasıl kıskanmamayım?
Yurduma gittim, dağları tepeleri dolaştım
Erik çaldım, hüzün topladım, keder içtim
Çocukluğumu sevdim, gençliğime selam uçurdum
Pınarlarla, vadilerle, başaklarla
Üzgün yaşlılarla, yorgun kadınlarla
Adsız mezarlarla, viran kiliselerle konuştum
Düzgün Baba’ya vardım, yüzümü güneşe döndüm
Çıralık nedir öğrendim, yoksulun halini bildim
Halvori’de yundum, kutsandım, ant içtim
Palavra Meydanı’na yürüdüm, bıyıklarımı kemirdim
Alıntılarla söz ve slogan yarıştırdım
Duvar yazılarından hal hatır sordum
Sonra döndüm sana geldim.
Kitap boyunca büyük ve kadim bir coğrafyada yolculuğa çıkıyorsunuz. Kadim şehirler, kadim nehirler, ovalar, yaylalar… Köstence’den Astana’ya, Zonguldak’tan Halep’e, İzmir’den Erivan’a, Selanik’ten Cizre’ye, Ilgaz Dağlarından Nil nehrine, Toros Dağlarından Dicle’ye… Elbette bu sadece bir coğrafî yolculuk değil, bir kültür, bir medeniyet yolculuğu. Dizeleri okurken bu şehirlerin, bu nehirlerin, bu dağların adlarının öylesine ve tesadüfen serpiştirilmediğini anlıyorsunuz zaten. Bu başka ve pek esrarlı bir yolculuk.
Ve Nusret Gürgöz, hâlâ ve ısrarla, barıştan, kardeşlikten söz ediyor her dizesinde, her kelimesinde. Sanki hiç bir şey yaşanmamış gibi, sanki bu topraklar ve bu yaşlı şehirler bin senedir hiç acı, kan, gözyaşı görmemiş gibi, ısrarla ve inatla barıştan söz açıyor. Sanki barış hemen ötemizde, biraz gayret etsek, biraz inansak uzanıp tutacakmışız gibi konuşuyor. Ve ben Nusret Gürgöz’ün bu iyimserlik ve umut kokan dizelerini okudukça tarihi düşünüyorum, İskender’i, Haçlıları, Cengiz Han’ı, Timur’u, coğrafyayı, İbn-i Haldun’u, coğrafyamızın kaderini, halkların kaderini, evlatlarımızın kaderini… Ama Nusret Gürgöz’ün bu iflah olmaz iyimserliği, geçici bir süre de olsa içimi ısıtıyor, “ahhh keşke, diyorum, ah keşke”.
Ölüm, acı, susuzluk, kurşun, yara, yaralı, ağladım, ağıt, kan, çığlık gibi insana dair ve fakat pek hüzünlü sözcükler eşlik ediyor okurken. Çünkü burası Anadolu, çünkü burası Mezopotamya, çünkü burası Ortadoğu. Buralarda doğan her çocuğun alnına bu hazin kelimeler henüz doğmadan tarih ve coğrafya tarafından yazılır. Ve elbette buralarda gezinen şairler ve ozanlar da bu iklimden kendilerine düşen payı alırlar ve bunu da eserlerine serpiştirirler. Bundan kaçamazlar, çünkü bu bir kaderdir, kaderden kaçış olmaz. Nusret Gürgöz de kaçamaz, sen de kaçamazsın.
Ama elbette salt karamsarlık, salt hüzün yakışmaz insana. Bir ömür taşınacak yük değildir. İnsan ve şair, önünde sonunda “iyimser” bir yolculukta büyümek ister. Nusret Gürgöz de bunun farkındadır elbet ve her şeye rağmen “gelecek güzel günlerden”, güzel, umutlu ve iyimser zamanlardan söz açmadan edemez;
“pazara acice getirmiş köylüler
daha ne olsun, ekmeğimize katık yapacağız
bozlak söyleyeceğiz
puştlar gidecek / Lazkiye şenlenecek
biz emekle / şiirle kuracağız
bu ülkeyi ve yeryüzünü
yeniden”.
Ben bu güzel ve umutlu dizeleri okuduktan sonra bir an gözlerimi yumuyorum, derin bir nefes çekiyorum ciğerlerime ve kendi kendime mırıldanıyorum: “Ahh keşke, umarım, inşallah”.
ESNAFLAR KEPENK Mİ KAPATIYOR?..VEDAT GÜRHAN
ÇANAKKALE SAVAŞI'NDA EDEBİYATÇILARHAKAN ERCAN
SAYIN MANSUR YAVAŞ’A AÇIK MEKTUPHASAN YAKUP CANGÜVEN
KÜRT KİMLİĞİ-DİLSEL YANILSAMA TURANÎ KÖKLERDEN ARYEN EFSÂNESİNEMUHARREM YELLİCE
ARKA PLAN OKUMALARIGAZANFER ERYÜKSEL
İRAN 1978 - 1979ŞENER METE
MOBİLİTE ÇAĞINDA KİTLE TURİZMİNİZAMETTİN ŞEN
DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜOYA BOYSAN
İYİ Kİ SENİ TANIDIM ABİDE...IŞIK YARGIN
KADINLARIN GÜNÜ MÜ, KADINLARIN MÜCADELESİ Mİ?ERDOĞAN KAHYA
TÜRKLERDE İSLAM KÜLTÜRÜNURİ SEZEN
8 MART BİR GÜN DEĞİL, BİR MÜCADELEGÜLŞEN ARAS GÜLMEZ
BÜLENT ECEVİT İLE ANTBİRLİK DİRENİŞİNİ KONUŞTUKYUNUS YAŞAR
ANTALYAMIZA 4 CRUİSE LİMANI YAPILMALIDIRCEM ARÜV
BİR KÜTÜPHANE NEDEN KAPALI TUTULUR Kİ?GÜRSEL KAYA
FATMA NUR ÇELİK KIZIMIZ (TAZİYEMİZ VAR)PROF DR RAMAZAN DEMİR
KADINLAR KADINCAĞIZLARHALİL ERDEM
ANTALYA’YA GÖÇÜ DURDURUNTURGAY ALP
ANTALYASPOR OYNUYORKAHRAMAN KÖKTÜRK
İNTERNET ALIŞVERİŞLERİNDE YAŞANAN MAĞDURİYETLERAV İBRAHİM GÜLLÜ
FATMA NUR ÇELİK ANISINA…MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
BÖLGEMİZDE GERÇEKLEŞEN HUKUKSUZ SALDIRGANLIK ÜZERİNEALİ İHSAN DİLMEN
SAYIŞTAYAHMET GEDİKAĞAOĞLU
SAVAŞIN KANLI ELLERİ: NEYİ PAYLAŞAMIYORUZ?DİLEK DEMİRKAN
KILIÇ: "EMEKLİYE BAYRAMDA EN AZ BİR MAAŞ İKRAMİYE VERİLMELİ"
'GRİ BOŞANMA' YÜZDE 56 ARTTI
ERCAN YAVAŞ: "KADINLAR OLMASAYDI, DÜNYA KARANLIK OLURDU"
BİRİ OTİZMLİ 2 ÇOCUĞUYLA HAYATA TUTUNMAYA ÇALIŞIYOR
ÖZDAĞ: "HERKESİN YASALAR ÖNÜNDE EŞİT OLDUĞU BİR TÜRKİYE İSTİYORUZ"
'HASSAS KENTLEŞME ŞART'
ALANYASPOR-BAŞAKŞEHİR: 1-2
'ORMAN YANGINLARINDA ATIKLARIN ROLÜ' PROJESİNDE SON TOPLANTI YAPILDI
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





