Bugün 12 Ocak 2026 Pazartesi
  • Antalya8 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6121.517
    %0.00
  • Dolar
    43.0386
    %0.00
  • Euro
    50.336
    %0.00

CEM ARÜV / KONUK YAZAR/ÇEVRENİN SESİ

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
CEM ARÜV / KONUK YAZAR/ÇEVRENİN SESİ

ANTALYA ŞEHİR MERKEZİ ORTAYA ÇIKARILMALIDIR!

12 Ocak 2026 Pazartesi 09:13

 

Antalya… Dünyaca bilinen bir turizm markası. Güneş, deniz ve tarih üçgenindeki eşsiz coğrafyasıyla yılda milyonlarca ziyaretçiyi çekiyor. Ancak bu marka değerinin altında yatan gerçeklik çoğu zaman gölgede kalıyor. Gerçekten turistlerin akın ettiği bir destinasyon muyuz, yoksa yalnızca belirli alanları güçlü olan bir şehir mi? Bu sorunun yanıtı, Antalya’nın şehir merkezinin bugünkü haliyle ne kadar “ortaya çıkarılmış” olduğuyla yakından ilişkilidir.

Turizm Markası ile Kent Gerçekliği Arasında Uçurum

Antalya, turizm alanında Türkiye’nin en önemli destinasyonlarından biridir. Akdeniz’in turkuaz sularıyla çevrili sahiller, antik kentler ve doğal güzellikler yurt içi ve yurt dışı ziyaretçiler için güçlü bir cazibe sunar. Ancak “şehir merkezi” dediğimiz yer, bu güçlü imajı tam olarak yansıtamıyor. Videoda da belirtildiği gibi Antalya’nın şehir merkezi, turizm kimliğini ve kentsel yaşam kalitesini yeterince bütünleştirebilecek şekilde planlanmamıştır.

Turizm, genellikle sahil ve resort bölgeleriyle ilişkilendirilir; Konyaaltı, Lara gibi bölgeler yıllardır bu alanda ön planda olmuştur. Fakat Antalya’nın merkezinde yaşayan insanlar, bu turist trafiğinin yoğun olduğu noktalarla kendi gündelik yaşam alanlarını çakıştırmakta zorlanmaktadır. Merkezdeki planlama eksiklikleri, mekânsal kullanım sorunları ve kimliksel belirsizlikler, kentin potansiyelini tam olarak ortaya koymasını engelliyor.

Şehir Merkezi Neden Önemlidir?

Bir kentin “gerçek yüzü” çoğu zaman merkezinde belirginleşir. Tarih, kültür, ticaret, toplumsal yaşam ve kamusal alanların çoğu merkezde şekillenir. Antalya gibi binlerce yıllık bir yerleşim tarihine sahip bir şehirde bu merkez, ne yazık ki yeterince görünür değildir. Kentin tarihi ve kültürel mirası yalnızca turistik tanıtımlarda yer alırken, günlük yaşam içinde bu öğelerin etkisi görece zayıftır.

Şehir merkezi, yalnızca bir yerleşim yeri değil; insanların buluştuğu, kent kimliğinin üretildiği, ekonomi ve kültürün kesiştiği bir alandır. Dünya şehirlerindeki örneklere baktığımızda merkezi bölgelerin özenle korunup geliştirildiğini görürüz: yerel işletmeler, yayalaştırılmış sokaklar, etkinlik alanları, parklar, müzeler ve kamusal buluşma noktalarıyla zenginleşen merkezler, hem yerel halkı hem de ziyaretçileri çeker. Bunun tam tersi bir durum Antalya’da hâlâ yaygınlaşmamıştır.

Antalya’nın Merkezinde Ne Eksik?

Temel eleştirimiz, Antalya’da şehir merkezinin kimliksel, mekânsal ve yönetsel bir belirsizlik içinde olmasıdır.
Bu durumu birkaç başlık altında ele almak mümkün:

1. Mekânsal Belirsizlik

Antalya’nın merkezinde turistlerin ilgi gösterdiği bazı bölgeler olsa da (örneğin Kaleiçi gibi tarihi alanlar), bu bölgeler şehir merkezinin tamamını temsil etmez. Bir kent merkezi, yalnızca tarihi dokudan ibaret olmamalıdır; ticaret, sanat, kültür ve sosyal etkileşimi bir arada barındırmalıdır. Fakat bugün birçok şehir sakini için merkez, yalnızca bir ulaşım noktası ya da kalabalık trafik yollarından ibarettir.

2. Kimlik Kaybı ve Planlama Sorunları

Antalya’nın planlamasında merkeze dair net bir vizyon eksiktir. Kent merkezi markalaşmış turizm bölgeleri kadar ön plana çıkarılamamakta, sıradan sakin şehir hayatı ile turistik görüntüler birbirine karışmaktadır. Bu da yerel halkın aidiyet duygusunu zayıflatırken, ziyaretçiler için de “gerçek Antalya”yı görme fırsatını engellemektedir.

3. Kamusal Alan Yetersizliği

Merkezde yeterli kamusal buluşma alanları, yeşil alanlar veya kültürel etkinlik mekânları bulunmuyor. Sadece alışveriş ya da yeme-içme mekânlarına sıkışmış bir merkez algısı, kentlilerin şehir merkeziyle bağını zayıflatıyor. Kamusal alanın eksikliği, sosyal hayatta durağanlığa ve fiziksel ortamda homojenliğe yol açıyor.

4. Yönetim ve Politika Eksikliği

Antalya’nın merkezini ortaya çıkarma meselesi sadece fiziksel planlama ile sınırlı değildir; yönetsel ve politika boyutları da önemlidir. Belediyelerin sınırları, planlama yetkileri ve kentsel vizyonları bu süreci doğrudan etkiler. Merkez ile çevre ilçeler arasındaki koordinasyon eksikliği, ortak bir şehir kimliğinin oluşturulmasını zorlaştırır.

Merkez Neden “Ortaya Çıkarılmalı”?

Antalya’nın merkezinin ortaya çıkarılması talebi, geniş bir vizyon değişimini işaret eder. Bu talep yalnızca estetik bir iyileştirme ya da turistik cazibe yaratma amacıyla ileri sürülmemektedir; daha derin bir kültürel ve toplumsal dönüşüm ihtiyacını vurgular.

1. Toplumsal Aidiyet ve Kimlik

Bir kent, sakinlerinin kimlik duygusunu beslediği ölçüde güçlüdür. Antalya’da yaşayan insanlar, şehir merkezini tanıdıkça kentin “kendi kimlikleri” olduğunu hissedebilirler. Bu, yalnızca bir mekân biçiminden daha fazlasıdır; bir toplumun tarihsel hafızasıdır.

2. Ekonomik Canlılık

Gelişmiş merkezler, yerel ekonomiyi destekleyen mekanlardır. Ticaret, kültür ve turizmin entegre olduğu alanlar, mikro ölçekli işletmelerin gelişimini teşvik eder. Böylece turistler yalnızca sahil bölgelerinde değil, şehir merkezinde de ekonomiyi canlandırır.

3. Kültürel Etkileşim ve Yaratıcılık

Merkezler, kültürel etkileşimin ve yaratıcı üretimin odak noktalarıdır. Antalya gibi tarihi bir kent, sadece doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda kültürel çeşitliliği, sanat etkinlikleri, müzeler, yerel pazarlar ve festivallerle de anılmalıdır. Bunun için merkez, yalnızca ticari bir alan değil, kültürel bir sahne hâline getirilmelidir.

4. Sürdürülebilir Kentsel Yaşam

Güçlü bir merkez, sürdürülebilir kentsel yaşamın da adresidir. Yürünebilir sokaklar, yeşil alanlar, toplu taşıma bağlantıları ve temiz kamusal mekânlar, kent merkezindeki yaşam kalitesini artırır. Böylece Antalya, sadece bir tatil destinasyonu değil, yaşanabilir bir şehir olarak da ön plana çıkar.

Nasıl Bir Merkez Hayal Ediyoruz?

Antalya’nın şehir merkezini ortaya çıkarmak, kapsamlı bir vizyon değişimi gerektirir. Bu vizyon aşağıdaki unsurları içermelidir:

a. Yeşil ve Kamusal Alanların Artırılması

Kent merkezinde insanların buluşabileceği, dinlenebileceği, sosyalleşebileceği parklar, meydanlar ve açık alanlar artırılmalıdır. Bu alanlar, hem yerel halkın hem de ziyaretçilerin kullanımına açık olmalıdır.

b. Yürünebilirlik ve Ulaşım Planlaması

Merkezde araç trafiği azaltılarak yayalara öncelik verilmelidir. Bisiklet yolları, toplu taşıma bağlantıları ve engelli erişimi gibi unsurlar planlamada öncelikli hâle getirilmelidir.

c. Kültürel ve Tarihi Dokusunun Canlandırılması

Tarihi alanlar yalnızca turistik ziyaretler için değil, kent yaşamının günlük parçası hâline gelmelidir. Müzeler, sanat galerileri ve kültürel etkinlik mekânları, merkezi alanın çekirdeğini oluşturmalıdır.

d. Yerel Ekonominin Desteklenmesi

Merkezde yerel üreticilere, küçük işletmelere ve zanaatkârlara alan açılmalıdır. Bu, hem ekonomik canlılığı artırır hem de merkez ile toplum arasında güçlü bir bağ kurar.

Sonuç: Antalya’nın Gerçek Yüzü Ortaya Çıkmalı

Antalya turizmde bir marka olabilir; ama kent merkezi, bu markanın gerçek yüzünü hâlâ yeterince temsil etmiyor. Turistler ve yerel halk arasında bir ayrım olmamalı; kent merkezi herkesin buluştuğu, paylaştığı, yaşadığı bir mekân olmalıdır. Antalya’nın şehir merkezinin ortaya çıkarılması, yalnızca fiziksel bir dönüşüm değil, toplumsal bir vizyonun yeniden inşasıdır.

Bu yeniden inşa, kimlik, aidiyet, sürdürülebilirlik ve kültürel üretimin bir araya geldiği bir kent geleceğini mümkün kılar. Antalya, yalnızca bir tatil destinasyonu değil, yaşayan bir şehir hâline geldiğinde gerçek anlamda ortaya çıkmış olacak.

Bu yazı toplam 124 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim