- IMKB
% - Altın
6207.79
%0.17 - Dolar
47.5431
%0.02 - Euro
54.7511
%0.01
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 23:08 - KOYDA DEMİRLİ TUR TEKNESİ YANDI
- 20:03 - 30 YILLIK YOL SORUNU ÇÖZÜME KAVUŞUYOR
- 19:14 - ÖZDEMİR, GÖKBEL GÜREŞLERİNE KATILDI
- 18:47 - YASA DIŞI BAHİS OPERASYONUNA 8 TUTUKLAMA
- 18:29 - 108 SANIĞIN YARGILANMASINA BAŞLANDI
- 17:48 - 'KELEBEKLER 1 GÜN YAŞIYOR İNANCI YANLIŞ'
- 17:30 - ORMAN YANGINI BÜYÜMEDEN KONTROL ALTINA ALINDI
- 17:17 - JANDARMA ORMAN NÖBETİNDE
- 17:04 - KIYIYA YAKLAŞAN YUNUS TATİLCİLERİN YAKININDA YÜZDÜ
- 16:48 - 108 SANIKLI KREDİ KOOPERATİFİ DAVASINDA İLK DURUŞMA: 6 TUTUKLU SANIK SAVUNMA YAPTI
- 16:23 - ANTALYA’DA DEPODA 5 BİN 865 ADET UYUŞTURUCU HAP ELE GEÇİRİLDİ
- 16:13 - DÖŞEMEALTI’NDA UYUŞTURUCU OPERASYONU: 5 GÖZALTI
- 16:08 - KEPEZ’DE UYUŞTURUCU OPERASYONU
- 16:03 - BURDUR’DA JANDARMA EKİPLERİ ORMAN YANGINLARINA KARŞI TEYAKKUZDA
- 16:03 - DULKADİROĞLU İLÇESİNDE PARK TEPKİSİ: "AİLEMİZLE OTURACAK ALANIMIZ YOK"
ŞENER METE / KONUK YAZAR


ANTALYA’NIN MOR ÜZÜMÜ
Bir kış günü Akdeniz Seyahat’in gece 24.00 otobüsüyle, Bucak ilçesi’ni geçince, Çubukbeli’nin daracık virajlarından
iniyorduk. O nasıl bir virajlar silsilesiydi… Kıvrıla kıvrıla indiğimiz dağların altına yaklaştıkça, muavinden poşet isteyenlerin sayısı artıyordu. Gecenin alacakaranlığında, morlaşmış bulutların arasında, tepelerinin siluetleri görünen Torosların altındaydı Antalya. Yokuş aşağı inen yolun, bazılarını yukarıya çektiğini, yolun kıvrımlarının, hayatın virajlarından farksız olduğunu o yaşlarda anlamak hiç de mümkün değildi.
Sabah 7.30’da otobüsümüz, adının Şarampol olduğunu öğrendiğim caddedeki terminale girdiğinde, yumuşak ve limon kolonyası kokulu, naif bir havanın içinde valizimi alıp taksiye bindim. Taksi şoförü, “Antalya’da nereye gidersen git, taksi fiyatı 10 lira” deyince epeyce şaşırdım.
En yükseği 5-6 katlı binaların arasından geçip Güllük Caddesi’nden TRT caddesine girdiğimizde, sağda önünden kanal geçen 3 katlı binanın kapısı, yeni bir hayata, yeni dostluklara ve yeni bir kente açılıyordu. Karşıda 4 katlı binanın üst katındaki misafirhanede kalacak, giriş katta Ali Can ile tanışıp ilk maaşımı alacaktım. “Kadının yaşı, erkeğin maaşı sorulmaz” derler ama bunca yıl sonra, aldığım ilk maaşla Antalya’da ayda tam 500 kez taksiye binebileceğimi hatırlatmak, şaka gibi değil mi?
Antalya’nın yalnızca adını biliyordum, bir de haritadaki yerini… Ama Türkiye’de televizyon yayınının başladığı 31 Ocak 1968 akşamı, Amerika’dan gelen bir tanıdığımızın evinde, tamamı 1 saat 20 dakika süren yayın içindeki 12 dakikalık programı, siyah ve beyazdan başka renk olmamasına rağmen ilgiyle seyretmiştim. Adı, “Antalya Ormanları” idi.
Büyükçe siyah beyaz bir tablo da Radyo Müdürü’nün odasının girişinde asılıydı. Buranın, Yivli Minare ve Kaleiçi olduğunu birkaç gün içinde öğrenecektim. 31 Ocak 1968 akşamına emeği geçenlerden biriydi Radyo Müdürü Kenan Değer. Uzun boylu, sportmen yapılı, son derece nazik, size insan olduğunuzu hatırlatan, soyadıyla müsemma olarak kaşısındakine değer veren bir beyefendiydi. Ressamdı. Antalya’nın girişine yaptırtmak istediği bir rölyefi gösterdi. Kepez yokuşunun başına yakışacağını düşünüyordu. Üzerinde de Atatürk’ün şu sözü olacaktı: “Şüphesiz ki Antalya, dünyanın en güzel yeridir.”
Antalya’yı arabasıyla ilk gezdiren, teknisyen arkadaşım Mustafa Göçer oldu. Bütün Antalya’yı dolaşmamız, yarım saati bile bulmamıştı 1977 yılında. Ben, bu Antalya’yı yürürdüm… Her gün yürüdüm de. Güllük’teki SSK Hastanesi’nden Atatürk Parkı’nı geçip şehrin bittiği mezbaha’ya kadar hemen her gün gidip geldim. Her yürüyüşte 3-4 bardak çayını içtim Antalya’nın. Kale içine inerken Tophane’deki çay bahçesinin tahta sandalyelerinde, 1 liraya çay içip Akdeniz’in kış ılıklığını ve yaz sıcağını görerek, hamile bir kadın siluetine benzeyen Bey Dağlarını izleyerek hayallere dalmak kadar keyifli ne olabilirdi ki?
Antalya’nın en güzel yıllarını yaşadık kuşkusuz. En güzel yollarıydı iki tarafında çiçekler açan, turunç kokuları elbisenize sinen, denizin esintisinin palmiyelerden aktığı, “dolmuş, otobüs gelmezse gelmesin” diyerek, beklemeden yürüdüğünüz, yürürken nefesinizi hissettiğiniz, hissettikçe açıldığınız, yorulunca esintili yolunuzun, Barbaros Parkı’nda dostlarınızla karşılaştırdığı, nağmeli akşamlardı.
Saz sesleri duyulurdu TRT’nin ikinci katından. Behiç Çine ve Cevat Uyanık, aynı odada program yazar, yorulunca sazı dayarlardı karınlarına. Onlar, “Çekemedim akça kızın göçünü/ Bırak döğsün sırma saçlar döşünü/ Gülüver de görem mercan dişini/ Yol ver bana Çubuk beli geçeyim” türküsünü söylerken, türkünün derleyicisi Cevat Uyanık ile tanışıp dost olacağımı bilmiyordum. Ümmü türkülerini toplamaya çalışan prodüktör Saffet Uysal da bu ikilinin arasına girince, mutlaka bir Ümmü sesi yayılırdı koridora. “Antalya’nın mor üzümü/ severler boyu uzunu” dedikten sonra “aleyliiiiim” uzatması, mesaiden sonra karşı binanın üst katında kafeterya işleten Şahap’ın muhteşem köftesinden tadılacağının işareti gibiydi. Şahap da uzun boyluydu, sevilirdi.
Bu metni yazmama vesile olan, değerli dostum ve kardeşim, TRT eski prodüktörü ve Radyo Müdürü Gürsel Kaya’nın da uzun boylu olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. Bir noktayı da gururla söyleyeyim ki Antalya, 1970’lerin sonunda bile çok tanınan bir kent değildi. Şarampol’deki garaja, -sonradan terminal oldu- günde en çok 10 otobüs girer çıkardı. Küçücük havalanından, Ankara’ya günde bir uçak kalkardı. Talya adlı otelinden başka 5 yıldızlı oteli yoktu. Bütün Konyaaltı, Mayıs’a kadar bomboştu. Mayıs’ta baraka biçimli obalara doluşurdu halk. TRT Antalya Radyosu’nun yaptığı ve o dönemde TRT Radyo1’de de yayımlanan programların, Antalya’nın tanıtımına ve turizme çok büyük katkısı olmuştur. Prodüktör arkadaşlarımızın bu konudaki çabalarına ben şahidim. Sabah 04.55’te postayı açarken yani radyo yayınını başlatırken yaptığımız anonsu eski Antalyalılar çok iyi anımsar: “Burası Orta Dalga, 337 metreden yayın yapan TRT Antalya Radyosu. Günaydın Sayın dinleyiciler…”
TÜKETİCİNİN PAZARDA ÜRÜNLERİ SEÇME HAKKI VAR MI?AV İBRAHİM GÜLLÜ
CAZİBE YA DA SOSYAL ZARAFETAHMET İLBARS
ANTALYA'NIN İHTİYACI, BİR DENİZCİLİK MASTER PLANIDIRCEM ARÜV
MÜCEVHERİN GÜCÜ VE ÖNEMİSERDAR YILMAZ
TOPLUMSAL DUYARSIZLIĞIN SESSİZ SEMBOLÜ: YERE ATILAN İZMARİTMUSTAFA YALÇIN YALÇINKAYA
NİŞAN SADECE YÜZÜK TAKILAN GÜN DEĞİLDİR…HASAN YAKUP CANGÜVEN
NEYZEN TEVFİK (1879-1953)GAZANFER ERYÜKSEL
TEVAZU:HARCI TER, GÖZYAŞI, EMEK, BİLGİ, ZAMAN, SABIR, DİRENÇ VE İNANÇTANBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
MÜTEDEYYİN MAHALLE VE DAVUTOĞLUTARIK ÇELENK
“HER DERGİ BİR GÜN BATMAK İÇİN ÇIKAR”YUNUS YAŞAR
ATATÜRK’ÜN İZİNDE OTELLERNİZAMETTİN ŞEN
HAYAT ŞİMDİ BAŞLIYOR: ERTELEME, YAŞA!DİLEK DEMİRKAN
ŞEYTANIN EN ŞIK ELBİSESİ: MAKYAVELİZMNADİRE SÖNMEZ
ORMANLARA DİKKAT!IŞIK YARGIN
KENDİMLE YÜZLEŞMEKEŞREF URAL
DUMAN ÇÖKMEDEN ÖNCEGÖZDE SARI
TEŞEKKÜRLER LENOVO VE KOYUNCU ELEKTRONİKBİHTER GÖRDÜ
BAŞAKŞEHİR'İN AVRUPA KARNESİ: İMKÂN ÇOK, BAŞARI NEDEN YOK?KAHRAMAN KÖKTÜRK
ATSO SANKİ BALLI BÖREK!..VEDAT GÜRHAN
VİRAJDAKİ ÜLKE VE DİREKSİYONDAKİ GENÇLİKMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
GAZALİ, DECARTES VE MALEBRANCHE’TA NEDENSELLİK SORUNUMUHARREM YELLİCE
IŞIĞIN RESSAMI: CLAUDE MONET'İ YENİDEN DÜŞÜNMEKPROF DR RAMAZAN DEMİR
HAYATIMIZI KİM YÖNETİYOR?OYA BOYSAN
DOSTA DÜŞMANA KARŞI ANTALYASPORGÖZDE DOLAYMAN
ÖZDEMİR, GÖKBEL GÜREŞLERİNE KATILDI
YAZIN BÖBREK TAŞINA KARŞI 4 ETKİLİ ÖNLEM!
ATB, TEMMUZ AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
PİNE BEACH BELEK, TURQUALITY DESTEK PROGRAMI KAPSAMINA ALINDI
5 DÖNÜM ORMAN ZARAR GÖRDÜ
ATATÜRK DEVLET HASTANESİ 300 YATAKLI OLACAK
OTLUK YANGININDA 100 DÖNÜM ZARAR GÖRDÜ
ALEVLERİN ARASINDA KALAN KEDİ 'LUNA' TEDAVİYE ALINDI
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





