Bugün 08 Ağustos 2026 Cumartesi
  • Antalya33 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6659.71
    %0
  • Dolar
    47.6791
    %0
  • Euro
    55.1258
    %0

MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK / KONUK YAZAR

NAMAZINI DEĞİL, İNSANLIĞINI GÖRÜN

08 Ağustos 2026 Cumartesi 14:29

 

Rahmetli dedem, bir cuma namazında, seccadesinin üzerinde kalp krizi geçirerek vefat etti.

Anneannem ise Kadir Gecesi, mevlit dinlerken kalbine yenildi.

İkisi de namazını kılar, orucunu tutar, zekâtını verir; Allah’a karşı sorumluluklarını sessizce yerine getirirdi.

Ama onların dindarlığını anlatmak için bunları söylemek bana hep eksik gelir.

Çünkü onları asıl anlatan, insanlara nasıl davrandıklarıydı.

Dedemin cuma namazına gittiğini çoğu zaman fark etmezdiniz. Sessizce gider, sessizce dönerdi. Gösterişten, övgüden, “Ben ne kadar iyi bir insanım” demekten uzaktı.

Ama ihtiyaç sahibi birinin evleneceğini duyduğunda, kendi ceketini eskiciye satıp o parayla o evin eksiğini tamamlardı. Bazen bir çaydanlık, bazen bir çamaşır sepeti alırdı.

Kimse bilmezdi.

Anneannem bayram sofralarını kurar, ama önce yetimlerin ve dulların sofrasını düşünürdü. Bir karı koca kavga ettiğinde, ikisi de anneanneme gelir; o da onları dinler, aralarını bulur, gönüllerini barıştırırdı.

Onun kapısı yalnızca akrabaya değil, derdi olana açıktı.

Ve bütün bunları yaparken kendisini anlatmazdı.

Belki de onların bize bıraktığı en büyük miras buydu:

İyilik yap, ama iyiliğini anlatma.

Rahmetli annem sık sık, “Bir elin verdiğini diğer elin bilmesin,” derdi.

Babamın da hayatı boyunca kimlere ne yaptığını az çok biliyorduk. Ama sonradan öğrendik ki bilmediklerimiz, bildiklerimizin belki on katıymış.

Şimdi geriye dönüp baktığımda, onların bize yalnızca bir din anlayışı değil, bir insanlık anlayışı bıraktığını düşünüyorum.

Bizler belki onların yaptığı gibi namaz kılmadık, oruç tutmadık.

Bu, bizim Allah’a karşı sorumluluğumuzdur. Onun hesabını da insan insana değil, Allah’a verir.

Ama bize öğrettikleri başka bir şey vardı:

Kul hakkı yememek.
Kimseyi bile isteye incitmemek.
Haksızlık karşısında susmamak.
İhtiyacı olana el uzatmak.
Gücünü başkasını ezmek için değil, başkasını kaldırmak için kullanmak.
İyiliği gösterişe dönüştürmemek.

Çünkü insanın gerçek şahsiyeti, ibadetini ne kadar anlattığında değil; kimsenin görmediği yerde nasıl davrandığında ortaya çıkar.

Belki de insanları değerlendirirken en büyük yanılgımız burada başlıyor.

Bir insanı Müslüman olarak değerlendirirken yalnızca namazına, orucuna, görünüşüne, dini söylemlerine bakıyoruz.

Oysa belki sormamız gereken çok daha basit sorular var:

Hakkı gözetiyor mu?
Zayıfın yanında duruyor mu?
Yetimin elinden tutuyor mu?
Kendisine yapılmasını istemediğini başkasına yapmıyor mu?
Bir insanın kalbini kırdığında bunun farkına varıyor mu?
Kimse görmezken iyilik yapabiliyor mu?

Çünkü ibadet, insanın Allah’la arasındaki bağdır.

Ahlak ise o bağın insanlara yansımasıdır.

İbadet insanı kötülükten uzaklaştırmıyor, merhametli ve adil bir insan yapmıyorsa, orada üzerinde düşünmemiz gereken bir şey vardır.

Ben dedemle anneannemin ,annemle babamın hayatına baktığımda bunu görüyorum.

Onlar dinlerini anlatmaktan çok yaşadılar.

Kendilerini dindar ilan etmediler; iyilik yaptılar.

Kimseye “Ben senin için bunu yaptım” demediler; yaptıklarını unutup yollarına devam ettiler.

Belki de gerçek kulluk biraz da budur.

Çünkü insanın Allah’a olan borcunu Allah bilir.

Ama insanlara karşı taşıdığı vicdan borcunu, insanın hayatında bıraktığı izler gösterir.

Bugün farklı inançlardan, farklı kültürlerden insanlara bakıyorum.

Dünyanın başka bir ucunda, inancı bizimkinden çok farklı olan bir insan; yaşlısına saygı gösteriyor, işini dürüst yapıyor, emanete sahip çıkıyor, kimsenin hakkını yemiyor, toplumuna karşı sorumluluk taşıyor.

Bazen düşünüyorum:

İnsan yetiştirme konusunda, “Müslümanım” diyen nice insana ders verecek kadar güzel insanlar var.

Bu, başka dinleri övmek ya da kendi dinimizi küçümsemek değil.

Tam tersine, inandığımız dinin bize yüklediği ahlak sorumluluğunu yeniden hatırlamak.

Çünkü bana göre bütün dinlerin en temel hedeflerinden biri, insanı daha iyi bir insan yapmaktır.

Daha merhametli…

Daha adil…

Daha dürüst…

Daha vicdanlı…

Daha paylaşımcı…

Daha az inciten…

Daha çok iyilik yapan…

Belki de hepimizin üzerinde birleşebileceği en büyük ortak payda budur:

İnsan olmak.

Ve daha da önemlisi:

İnsan kalmak.

Dedem, anneannem, annem ve babam…

Hepsi aramızdan ayrıldı.

Nurlar içinde yatsınlar.

Ama onların iyilikleri, bizlerin hayatında hâlâ yaşamaya devam ediyor.

Çünkü bazı insanlar öldüklerinde sadece dünyadan ayrılmazlar.

Arkalarında bıraktıkları güzel ahlakla yaşamaya devam ederler.

Bize düşen de onların bıraktığı mirası sürdürmek.

Daha çok ibadet edip etmediğimizden önce, daha iyi insan olup olmadığımızı sormak.

Çünkü belki de hayatın en büyük ibadeti şudur:

Allah’ın yarattığı insana, insan gibi davranabilmek.

Ve dileğim odur ki;

Bizi namazımızla, orucumuzla, söylemlerimizle değil yalnızca…

İnsanlara bıraktığımız izlerle hatırlasınlar.

Çünkü sonunda hepimizin ortak hedefi aynı:

İnsan olmak. İnsan kalmak..

Bu yazı toplam 190 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim