Bugün 11 Ocak 2026 Pazar
  • Antalya7 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6121.517
    %0.00
  • Dolar
    43.0386
    %0.00
  • Euro
    50.336
    %0.00

BAHAR UYSAL HAMALOĞLU / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
BAHAR UYSAL HAMALOĞLU / KONUK YAZAR

BEBEK ADIMLARI SANATI

10 Ocak 2026 Cumartesi 11:39

 

 

     O sıradan bir gül değil ki, o senin gülün. Gülünü senin için bu kadar önemli kılan ona harcadığın zamandır.

     Şu hayatta hepimiz her şeyin ters gittiği, dünyamızın alt üst olduğu zor zamanlar geçirdik. Her şey griye, siyaha dönüştü, Güneş bile. Bazen üstümüzden bir silindir geçmişcesine un ufak olduğumuzu hissettik, bazen küçülüverdik anne rahmindeki fetal pozisyonumuzu alıp bir koza içine çekildik dünya içinde, dünyadan âzâde. Bazen dipsiz bir kuyuda sonu gelmeyecekmiş gibi görünen bir serbest düşüş yolculuğunda bulduk kendimizi. Doğrulup ayağa kalkacak, bir yol bulacak ya da bir yol açacak gücün tek zerresinden bile mahrum bırakıldığımızı düşündük. Vücudumuzun, beynimizin tepki verecek gücü yokmuş gibi görünse de sonunda ayağa kalktık, hep böyle gitmez fikriyle, hayat karşımıza yaşadıklarımızı unutturacak şeyleri, olayları, kimseleri çıkartır elbet inancıyla. İçimizde bir şeyler iyi gidecek umudu hafif hafif kıpırdanmaya başladığında küçük adımlarla hayata bıraktığımız yerden, yeniden başlamaya karar verdik. İçimize taze, ferah bir sabah soluğu çekmeye, kentin üzerini sımsıcak renkleriyle örtecek Güneş’i seyretmeye hazırdık artık. Kitaplıkta el altında, göz önünde tuttuğum kitaplardan biri, zaman zaman dönüp altını çizdiğim cümlelerini bir kez daha okuduğum ‘’Küçük Prens’’ bana bunları anımsatır hep.

     Antoine de Saint-Exupéry, 1900 yılında Fransa’nın Lyon kentinde dünyaya geldi. Aristokrat bir ailede doğduğu için rahat bir yaşam sürdürdü. Birinci Dünya Savaşı sırasında öğrenciydi, 1921'de Fransız ordusuna süvari olarak katıldı ancak 1912'de uçakla ilk kez gerçekleştirdiği uçuştan beri pilot olmayı hayal etmişti hep. Fransız Hava Kuvvetlerinde tek başına uçunca tutkuya dönüşen pilotluk kariyerine ilk adımı atmış oldu. Fas’ta kısa süreli bir görev sonrası hava kuvvetlerinden ayrıldı ama uçmayı bırakmadı. 1923 yılında geçirdiği kaza da onu yıldırmadı, posta pilotu olarak göklerdeki yolculuğuna devam etti. Kuzey Afrika’da her yere uçtu, çöl hayatı ve çöl insanlarına sevgisi nedeniyle bölgede kaza geçiren pilotları kurtarma görevini üstlendi. 1929’da Arjantin’e taşındı ve hava posta müdürlüğüne atandı. Yazmaya başladı ve ilk iki romanı Arjantin’de yayınlandı: Southern Mail ve Night Flight. 

     Şöhretini 488 dil ve lehçeye çevrilmiş ve 140 milyondan fazla satmış kitabı Küçük  Prens’e borçlu. Küçük Prens'i sevenler için, kitapta hiç bahsedilmeyen ama tarihin değindiği bir ayrıntı var: Gül. Gül’ün bir adı, ülkesi, karakteri, yaraları ve kendine özgü bir ışığı vardı. Consuelo Suncín, Salvadorlu, bir kahve yetiştiricisinin kızı. Genç yaşta asker olduğunu iddia eden gezgin bir ressamla evlendi. Ressamın yalanı ortaya çıktığında Consuelo boşanma davası açtı. Kocası belgeleri imzalayamadan bir trenin altında kaldı. Keder ve hayal kırıklığını ezberine almış bu kadını dünya hiç mi hiç korkutmuyordu. Ruhunun ırkıyla konuşacağını düşleyerek Meksika’ya gitti ve orada kapısında onu iki saat bekleten Jose Vasconcelos’a ulaştı. Jose ona şöyle dedi: ‘’Genç, güzel, dul bir kadının çalışmasına gerek yok.’’ Consuelo bu sözlere aldırmadı, geri döndü ve hukuk okudu. Sonra yazar Enrique Gómez Carrillo ile evlendi. Onu kaybettiğinde artık zengin ve özgürdü.

     Antoine de Saint-Exupéry  -Consuelo’nun adını sonsuza dek değiştirecek eseri yazacak adam- onunla uçağa ilk kez birlikte bindiklerinde, küçük gezegenini bulduğunu anlamıştı. Fransızlar, bu esmer, yabancı dul kadını asla kabullenmedi. Yazarın ailesi onu yok etmeye çalıştı ama Antoine seyahatler, fırtınalar, mektuplar, tartışmalar ve barışmaların ortasında bile onu savunmaya devam etti. Şu notu düştü tarihine: "Sanırım beni evcilleştirdi. Git ve güllere bak... o zaman seninkinin eşsiz olduğunu anlayacaksın."

     Consuelo astımlıydı, kitaptaki gül gibi öksürüyordu ama Antoine, ona narin ve çok güzel bir şeye bakar gibi baktı. O bir ilham, bir fırtına, bir kök, bir koku, bir yara ve bir ışıktı. Küçük prens’e en büyük dersi veren çiçekti: La Rosa. Fransa Gül’ü Küçük Prens’ten ayırmaya çalıştı. Sevmek, başka birinin evrenini, kendine ait olduğunu hissedene dek evcilleştirmekti… Salvadorlu bir kadın dünyada devamlı yankılanacak  bir ses bıraktı. O tek gül, onu seçtiğinde diğerlerinden daha değerlidir.

Delilik
tüm güllerden nefret etmek
bir diken çizdi diye,
tüm hayallerden vazgeçmek
biri gerçekleşmedi diye,
tüm girişimlerden vazgeçmek
biri başarısız oldu diye,
tüm arkadaşlarını kınamak
biri sana ihanet etti diye,
artık aşka inanmamak
sadece biri sana sadık değil
ya da seni sevmedi diye,
mutlu olma şansını tepmek
bir şeyler ters gitti diye.
Her zaman başka bir fırsat,
başka bir arkadaş,
başka bir aşk,
yeni bir güç olacak.
Her son için,
her zaman yeni bir başlangıç var...
Ve işte sırrım,
çok basit bir sır:
sadece kalple
gerçeği görebilirsin;
esas olan gözle görülmez.

Antoine de Saint-Exupéry
Çeviri: Bahar Uysal Hamaloglu

     31 Temmuz 1944'te, Müttefiklerin Güney Fransa'yı işgali anlamını taşıyan Dragoon Harekâtı'na hazırlık olarak Saint-Exupéry, Fransa'nın Grenoble bölgesinde keşif fotoğrafları çekmek üzere Korsika adasındaki bir havaalanından havalandı. Bir daha asla geri dönmedi. Sekiz gün sonra, Saint-Exupéry'nin resmî olarak kayıp olduğu ve düşman tarafından uçağının vurularak düşürüldüğü açıklandı. Tam olarak ne olduğu ise bir sır olarak kaldı.

      Antoine de Saint-Exupéry, hayatta gri, siyah anlar yaşadığında, her gün küçük seçimler yaparken Tanrı'dan sadece ''sadelik armağanı'' almayı istediğini belirten bir dua yazmaya karar verdi. İstekleri şu cümlelere dökülüverdi. Belki bizlerin de bebek adımları sanatını öğrenmeye ihtiyacımız vardır. Kim bilir…

Küçük Adımlar Sanatı

Bana küçük adımlar sanatını öğret!
Senden mucizeler veya vizyon istemiyorum,
sadece bugün için gerekli olan gücü istiyorum! 
Özellikle beni etkileyecek bilgi ve deneyimleri
doğru zamanda seçmem için beni dikkatli ve yaratıcı kıl.
Zamanımı iyi kullanmadaki seçimlerimi daha bilinçli yap.
Benim için neyin gerekli, neyin ikincil olduğunu anlamamı sağla.
Senden güç, öz denetim ve ölçü istiyorum: 
hayat boyunca başıboş sürüklenmeme değil 
günün akışını bilgelikle düzenlememe izin ver.
O anla mümkün olan en iyi şekilde başa çıkmama 
ve şimdiki ânı, en önemli an olarak kabul etmeme yardım et.
Hayata eşlik eden zorlukların ve başarısızlıkların büyümem
ve olgunlaşmam için birer fırsat olduğunu açıkça fark etmemi sağla.
Beni umudunu yitirmiş insanlara ulaşabilecek bir adam yap .
Ve bana istediğimi değil, sadece gerçekten ihtiyacım olanı ver.
Tanrım, bana bebek adımları sanatını öğret.

Antoine de Saint-Exupéry.
Çeviri: Bahar Uysal Hamaloglu

Bu yazı toplam 381 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim