Bugün 13 Temmuz 2026 Pazartesi
  • Antalya32 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6138.8
    %-1.38
  • Dolar
    46.9973
    %-0.09
  • Euro
    53.7891
    %0.14

GÖZDE DOLAYMAN / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
GÖZDE DOLAYMAN / KONUK YAZAR

OLMAK YA DA OLMAMAK!

13 Temmuz 2026 Pazartesi 14:03

 

 

Son yıllardaki bir yanılgıdan hareketle bu köşe yazımı yazma fikrini edindim. Mikrofonu eline alan, kamera karşısına geçen ya da sosyal medyada takipçi sayısı artan herkes kendisini gazeteci olarak tanımlıyor. Oysa gazetecilik, yalnızca görünür olmak değil. Gazetecilik; -aslında şart olması gereken- eğitime ilaveten etik değerler çerçevesinde sorumluluk gerektiren ve yıllar içinde edindiğin deneyimler neticesinde kazandığın tecrübeyle şekillenen bir meslek.

Farz-ı misal, biz gazetecilerin hep dile getirdiği bir söz vardır. "Televizyoncudan gazeteci olmaz ama gazeteciden televizyoncu olur.".

Peki, neden mi böyledir? Çünkü gazeteci önce araştırmayı öğrenir. Soru sormayı bilir. Belgeye ulaşır. Kaynağını doğrular. Haberin sadece görünen kısmını değil, görünmeyen yönünü de ortaya çıkarır. Sonra ister televizyona çıkar ister radyoda program yapar ister dijital platformlarda yayın yapar. Sahip olduğu gazetecilik disiplini onu her alanda güçlü kılar.

Bugün iletişim fakültelerinde verilen eğitimler, haber yazım tekniklerinden medya hukukuna, etik ilkelerden kriz haberciliğine kadar onlarca farklı alanı kapsıyor.

Ancak diploma tek başına da yeterli değil.

Gazeteci refleksine sahip olmak,

Sahada geçirilen yıllar,

Yağmur altında beklenen haber nöbetleri,

Gece yarısı takip edilen olaylar...

İşte bütün bunlar gazeteciyi gazeteci yapan kıstaslar...

Öyle ki, tecrübe satın alınamaz. Emekle kazanılır.

Gazetecilikte hiçbir başarı tesadüfi değil kesinlikle. Bizatihi mesleki kariyerimde yaşadığım tüm tecrübe ve deneyimlere dayanarak bu farkındalığa sahip olduğumu belirtmek isterim.

Ve her zaman için "NE OLDUM" DEĞİL, "NE OLACAĞIM" demek gerek...

Meslek hayatının en büyük tuzaklarından biri muhakkak kibir...

"Ben oldum."

Bu cümle gelişimin sonu.

Oysa gerçek gazeteci her gün yeni bir şey öğrenmeye ve kendini her geçen gün daha da geliştirmeye devam eder.

Yeni teknolojilere uyum sağlar.

Daha çok okur.

Daha çok araştırır.

Çünkü bilir ki bilgi durağan değil.

Bugün bildiğiniz yarın eksik kalabilir.

Bu nedenle "Ne oldum?" demek yerine, "Daha iyi bir gazeteci olmak için neler yapabilirim?" sorusunu kendimize sormamız gerek.

Esasen insan kendini geliştirmeyi bıraktığı gün gerilemeye başlar.

Gazeteci olarak toplumda iz bırakan insanların ise ortak bir kaderi olduğuna inanıyorum. Meyve veren ağaç daima taşlanıyor.

Bir gazeteci olarak eleştiri alıyorsan şayet arkana yaslan ve aldığın eleştirilerin hazzını yaşa!

Hatta bazen en ağır eleştirileri meslektaşlarından alırsın. Sırf eleştirmek için eleştirenler ise  cabası...

Başaran insan kıskanılır. Bu net!

Önemli olansa bu eleştirilere takılmak yerine üretmeye devam etmek.

Eleştiri elbette olmalı.

Ancak eleştirinin bilgiye, belgeye ve iyi niyete dayanması gerekir. Dayanmadığı noktada da "Dinime küfreden Müslüman olsa!"

Mesleğin değerlerini hiçe sayanların gazeteciliği savunuyormuş gibi konuşmaları bana göre inandırıcı değil.

Gazeteciliğin en büyük sermayesi ise güvenilirlik kesinlikle...

Güven kaybedildiğinde geriye ne ekran kalır ne de unvan...

Gazetecilik kamera ışıkları altında başlayan bir meslek olmasa da televizyonda devam etmek için özgüvenli ve donanımlı bir gazeteci olmak yeterli.

İşin özü unvanlar gelip geçer,

Ekranlardaki isimler değişir,

Koltuklar başkalarına devrolur.

Ama emek, bilgi, eğitim ve tecrübe her zaman size ait olan,

Aslolandır!

Vakti zamanında demişti ya hani William Shakespeare...

"Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!" diye Hamlet isimli oyununda.

İşte bütün mesele de tam olarak bu aslında...

Esen kalın..

 

 

Bu yazı toplam 143 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim