Bugün 29 Ağustos 2026 Cumartesi
  • Antalya28 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6907.93
    %0
  • Dolar
    48.2205
    %0
  • Euro
    55.8759
    %0

KAHRAMAN KÖKTÜRK / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
KAHRAMAN KÖKTÜRK / KONUK YAZAR

BU MAĞLUBİYETİ BÜLENT HOCA'YA YAZMAK KOLAYCILIK OLUR

29 Ağustos 2026 Cumartesi 11:38

 

İki sezondur kaleci sorunu çözülmemiş ve forvet sorununu çözememiş bir Antalyaspor var. Sezon başlarken doğru hedef yapılanmasının gençlerle oynayarak borç kapatma olduğunu düşünüyorum demiştim. Transfer tahtası açılması başarı ama Güray Ufuk ve Ömer Faruk hamlesi maalesef bana doğru bir futbol aklı gelmiyor. Bakın düşmemek için oynayan bir Antalyaspor da ki kalede Kağan defansta Ensar ile Samet sol bek Alp Ada orta sahada Yakup ve Hasan Ürkmez, kanat Mevlüt forvet Arda Altun olsa en azından bizim çocuklar der daha kolay sineye çekilir
Gelelim Kutay Hoca değerlendirmesine:

Bülent Hoca’yı, “Bu Antalyaspor kadrosu 4 maçta 3 mağlubiyet alacak bir kadro değil” diyerek eleştirelim. Geçen hafta sezonun en kötü oyunlarından birini oynattığı için eleştirelim. Mardinspor maçında ilk golü yedikten sonra takımın tamamen dağılmasını da hocaya yazalım. Bugün de eleştirilecek noktalar var. Ancak eleştiriyi doğru yerden yapmak lazım; çünkü bu maçın hikâyesi Antalyaspor’un kaybetmeyi hak ettiği bir oyun değil.

Hatta Antalyaspor, 4 haftalık süreçte savunma anlamında en güçlü reaksiyonunu verdiği maçta bireysel hataların kurbanı oldu. Topa sahipken bu kadronun çok daha fazlasını üretmesi gerektiği gerçeği değişmiyor ama bugün topsuz oyunda ortaya çıkan gelişimi de görmezden gelemeyiz.

Antalyaspor bu maçta 3-4-3’e döndü. Topa sahipken 3-2-5’e yerleşen yapıda stoperlerin önünde Pedrinho-Safuri ikilisini, onların önünde ise merkez ve yarım alanlarda Ömer Faruk ile Streek’i gördük. Bekler çok fazla yükselmeden çizgiye basarak hücum genişliğini sağladı. Saha içi yerleşimin bir fikri vardı ama bu fikir beraberinde bazı önemli soruları da getirdi.

Bunların başında Safuri’nin rolü geliyor. Elindeki en yetenekli oyuncuyu iki 6’dan biri olarak kullanıp Ömer Faruk Beyaz’ı kaleye daha yakın konumlandırmak Antalyaspor’un hücum üretkenliğini gerçekten artırıyor mu? Bence artırmıyor. Pedrinho zaten oyun kurulumundaki meziyetlerinden faydalanmak için alınmış bir oyuncu. Pedrinho’nun yanında Safuri oynayacak ve oyun da önemli ölçüde Safuri üzerinden kurulacaksa, insan ister istemez şunu soruyor: Bu ikilinin yanına daha temaslı oynayabilecek, savunma direncini yükseltecek bir 6 numaraya ihtiyaç yok muydu?

Çünkü Safuri-Pedrinho-Ömer-Streek merkezinin kâğıt üzerinde savunma kırılganlığı yaşayabileceği çok net. Bu maçta o problem belirgin şekilde ortaya çıkmadı diye fikrim değişmiyor. Profillerini bildiğimiz, temas kalitesi ve koşu takibi konusunda problemleri bulunan dört oyuncudan bahsediyoruz. Bu merkez yapısının daha yüksek tempolu ve fiziksel olarak daha güçlü rakipler karşısında nasıl ayakta kalacağı önemli bir soru.

Sorulara devam edelim: Streek ve Ömer Faruk iç koridor bağlantı oyuncuları mı, yoksa benim “iç koridor santrforu” olarak tarif ettiğim, savunma arkasına koşu tehdidiyle santrfora yaklaşan oyuncular mı? Bugün iki role de yeterince giremediklerinin altını çizmek lazım. Antalyaspor merkezi 4’leyerek rakibine sayısal üstünlük kurmak istedi ama bu yerleşimi gerçek bir üstünlüğe dönüştüremedi.

Aslında Antalyaspor’un topa sahip olduğu anlarda saha içi konumlanmalarına dair belirgin planları vardı. Problem plansızlık değil, yerleşimin üretime dönüşmemesiydi. Oyuncuların nerede duracağı belli olmasına rağmen bu konumlanmaları yeterli hareketlilik, bağlantı ve savunma arkası tehdidiyle destekleyemeyince ortaya pozisyon zenginliği çıkmadı.

Top rakipteyken ise çok daha farklı bir Antalyaspor izledik. Net bir 3-4-3 karşılaması vardı ve Bülent Hoca bu yapıyı mevcut oyuncu grubuna kusursuza yakın uygulatmayı başardı. Ahmet Sağat’ın Marcos’a giden pas bağlantısını kesmesi, Ömer ile Streek’in rakibin iki stoperine çıkarken aynı zamanda merkez bağlantılarını kapatması, iki bekin Sarıyer’in bekleriyle eşleşmesi planın ilk bölümünü oluşturuyordu.

Arkadaki eşleşmeler de en az bunun kadar önemliydi. Ensar ve Samet, merkezin sağ ve sol içinden Sarıyer’in iki kenar oyuncusu Barış ile Efecan’a çıkıyordu. Fakat burada asıl değerli olan birebir eşleşmenin kendisinden çok bu takibin nerede bırakılacağının belirlenmiş olmasıydı.

Örneğin Efecan derine gelip kendi yarı sahasına kadar indiğinde Ensar’ın onu körü körüne takip ettiğini görmedik. Belirli bir noktadan sonra Efecan’ı başka bir oyuncuya devredip ya kendi bölgesine dönüyor ya da merkezde yeni bir eşleşmeye geçiyordu. Yani Antalyaspor birebir baskılar yaptı ama bunu adam kovalayan, savunma yapısını bozan bir anlayışla değil; eşleşmelerin devir noktalarını koruyarak yaptı.
İlk yarının bu kadar sıkışmasının nedeni de iki takımın kötü hücum etmesinden ibaret değildi. İki tarafın da birbirine karşı çok iyi hazırlanmış karşılama planları vardı.

Sarıyer tarafında Barış’ın bekleştiği, Cebrail’in ise half-space’e yerleştiği 5-1-3-1 karşılaması oldukça iyi işledi. Antalyaspor’un merkezde oluşturmak istediği sayısal üstünlüğe karşı Caner’in Ömer’e çıkması, Eşref’in rakip bekle eşleşmesi ve Efecan’ın sol içte çok kritik bir rol üstlenmesi Sarıyer’in planını tamamladı. Efecan hem rakibin sağ stoperi Ensar’a baskıya çıkıyor hem de Ömer’le kurulabilecek pas bağlantısını kontrol altında tutuyordu.

Bu sezon izlediğimiz en iyi iki karşılama planından birini aynı maçın içerisinde gördük desek abartmış olmayız. İlk yarının akan oyunda kısır geçmesinin temel nedenlerinden biri de buydu. İki takım da rakibinin ilk ve ikinci bağlantılarını büyük ölçüde doğru kontrol etti. Dengeyi bozan ise duran top oldu ve Antalyaspor devreye 1-0 önde girdi.

İkinci yarıda da Antalyaspor maçı oldukça doğru oynamaya devam ediyordu. İzlerken “Antalyaspor birazdan gol yiyecek” hissine kapıldığımız bir oyun yoktu. Tam tersine, sezonun ilk haftalarında gördüğümüz savunma kırılganlığından uzak, rakibin tehditlerini kontrol eden bir takım vardı. Skoru 1-1’e getiren şey organizasyonun kırılması değil, Samet’in yaptığı basit bireysel hataydı.

Samet’i de yalnızca o hata üzerinden değerlendirmek doğru olmaz. İlk 4 haftalık bölümde Antalyaspor’un en iyi oyuncularından biri. Bu maçta da özellikle merkezde Streek’e attığı hat kıran paslarla topa sahip olunan oyuna ciddi katkı verdi ve iyi bir maç çıkarıyordu. Fakat tek bir talihsiz an, hem kendi performansının hem de Antalyaspor’un doğru savunduğu bölümün üzerine gölge düşürdü.

1-1’den sonra ise Güray’ın yaptığı gereksiz işler Antalyaspor’un bütün dengesini bozdu. Takım 10 kişi kalır kalmaz Doğukan’ın kaçırdığı çok net bir pozisyon var. Işık Kaan’ın yaptığı büyük hata sonrasında pozisyonun devamında hatasını telafi etmesine rağmen Doğukan adına insanın aklına şu soru geliyor: Bu pozisyonu bitiremeyecekse hangisini bitirecek?

Antalyaspor 10 kişi kaldıktan sonra 4-4-1’e döndü ve bu bölümü de ciddi bir baskı yemeden geçirdi. Maçın artık 1-1 bitebileceğini düşünmeye başladığımız anda bu kez Samet’in ilk hatasını telafi etme isteğinin bedeli ağır oldu. Hücuma çıktı ancak top kaybından sonra geri dönemedi ve oluşan boşluk Antalyaspor’a pahalıya mal oldu.

Sarıyer tarafında ise rakibin 3-4-3 karşılamasını kırmak adına üretilen çözümleri ayrıca değerli buluyorum. Sehic’in oyun kurulumuna aktif şekilde dahil edilmesi ve Efecan’ın merkeze sokulması, Antalyaspor’un birebir eşleşmelerini bozabilmek adına hazırlanmış doğru fikirlerdi.

Geçen hafta Sarıyer adına hak edilmemiş bir mağlubiyetten bahsetmiştik. Bu hafta hücum anlamında daha kısır bir oyun vardı ama saha içerisinde çok daha doğru duran bir takım gördük ve bunun karşılığında önemli bir 3 puan geldi.

Bülent Bölükbaşı Hoca dört haftadır sahaya bir plan koyuyor. Kazanır, kaybeder; o ayrı konu. Ama bu takımın bir organizasyonu var.
 

Bu yazı toplam 120 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim