Bugün 02 Şubat 2026 Pazartesi
  • Antalya14 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6560.71
    %-3.34
  • Dolar
    43.4898
    %-0.02
  • Euro
    51.4422
    %-0.32

CEM ARÜV / KONUK YAZAR/ÇEVRENİN SESİ

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
CEM ARÜV / KONUK YAZAR/ÇEVRENİN SESİ

EMNİYET BÜNYESİNDE ÇEVRE POLİSİ ARTIK ZORUNLULUK HALİNE GELMİŞTİR

02 Şubat 2026 Pazartesi 15:12

Çevre suçları her geçen gün artarken, mevcut kamu kurumlarının dağınık yapısı ve etkisiz denetimleri sorunu büyütüyor. Türkiye’nin artık çevre suçlarına odaklı, kurumsal bir çevre polisi teşkilatına ihtiyacı var.

“Bugün çevre suçları, yarının toplumsal krizlerinin habercisidir.” — Cem Arüv

Yasalar Var, Uygulama Yok

Türkiye’de çevreyi korumaya yönelik çok sayıda yasa, yönetmelik ve genelge var. Ama ne yazık ki bu düzenlemelerin çoğu kâğıt üzerinde kalıyor. Kirlilik, kaçak yapılaşma, su kaynaklarının kirletilmesi, atık dökümü, orman tahribatı gibi suçlar her gün işleniyor, fakat bunlara karşı verilen tepkiler sınırlı, denetimler yetersiz.

Mevzuat çok, kurum çok ama sorumluluk bölünmüş durumda.

Bir olayda belediye, diğerinde çevre il müdürlüğü, bazen jandarma, bazen zabıta devreye giriyor. Sonuç? Sorumluluk kimdeyse orada bir sessizlik başlıyor. Çevre zarar görüyor, toplum mağdur oluyor, ama süreçler yavaş ilerliyor.

Etkisiz Denetimler Sorunu Derinleştiriyor

Bugün Türkiye’nin birçok kentinde çevre ihlalleri, gözümüzün önünde ve kanunlara rağmen gerçekleşiyor. Atık sular denize akıyor, molozlar dere yataklarına dökülüyor, orman alanları izinsiz kesimlerle küçülüyor. Vatandaş şikâyet ettiğinde ise top bir kurumdan diğerine atılıyor. Bu dağınık yapının temel nedeni, çevre denetimlerinde kurumsal bir odak noktasının bulunmamasıdır. Emniyet teşkilatı bünyesinde çevreye özel bir birim kurulmadıkça, bu sorunların köklü çözümü mümkün görünmüyor.

Neden Emniyet Teşkilatı Bünyesinde Birim Olmalı?

Çünkü çevre suçları artık sadece “idari kabahat” değil; ekonomik, sağlık ve güvenlik boyutları olan kamusal bir tehdit haline gelmiştir. Bir çevre polisi birimi, bu suçları yalnızca tespit etmekle kalmayacak; aynı zamanda önleyici tedbirleri uygulayabilecek yetkiyle donatılacaktır.

Bu birim:

Kaçak döküm, orman tahribatı, hava ve su kirliliği gibi konularda doğrudan müdahale edebilir.
Delil toplama, raporlama ve adli süreçleri hızla başlatabilir.
Halktan gelen çevre ihbarlarına tek elden yanıt verebilir.
Çevre Kanunu ile Türk Ceza Kanunu’nun çevreye ilişkin maddelerini aktif olarak uygular.

Kamu Kurumları İyi Niyetli Ama Dağınık

Bugün çevre, doğa ve hayvan koruma birimleri bazı illerde faaliyet gösteriyor. Ancak bu birimler hem personel hem donanım hem de yetki bakımından sınırlı. Çoğu, asıl görevi çevre suçları olan bir yapıdan ziyade, mevcut görevlerin yanına eklenmiş küçük şubelerden ibaret. Ayrıca birçok kamu kurumu çevre denetiminde koordinasyonsuz çalışıyor. Belediye, Çevre İl Müdürlüğü, Orman Bölge Müdürlüğü ve Emniyet arasındaki bilgi akışı zayıf. Sonuçta suçlar ya tespit edilemiyor ya da gecikmeli olarak ceza sürecine taşınıyor.

Oysa çevre suçları, zamanla yarışan suçlardır.

Atık suyun akıtıldığı dereyi haftalar sonra denetlemenin, kesilmiş bir ağacı sonradan tespit etmenin hiçbir anlamı yoktur. Bu nedenle hızlı, organize ve doğrudan müdahale edebilen özel bir kolluk yapısı artık zorunludur.

Dünyadan Başarılı Örnekler

ABD, İtalya ve Güney Kore gibi ülkelerde environmental police yani çevre polisi birimleri uzun yıllardır faaliyet gösteriyor. Bu ekipler, su kaynaklarını koruyor, yasa dışı avcılığı ve endüstriyel kirliliği önlüyor, çevresel suçlara adli destek sağlıyor.
Elde edilen sonuçlar ortada: cezalar caydırıcı hale geliyor, suç sayısı azalıyor, halkın farkındalığı artıyor.
Türkiye’de de aynı model uygulanabilir. Üstelik bu yapı, var olan Emniyet teşkilatının deneyiminden yararlanarak hızla kurulabilir.

Eğitimli, Uzman ve Yetkili Kadro

Çevre polisi biriminde görev alacak personel, sadece klasik polis eğitimi değil; çevre bilimi, ekoloji, atık yönetimi, iklim değişikliği ve doğa koruma konularında da eğitim almalıdır. Bu, denetimlerin bilimsel veriye dayalı yapılmasını sağlar. Sadece ceza kesen değil, çevreyi anlayan, önlem alabilen, raporlayabilen bir yapı hedeflenmelidir. Böyle bir yapı, çevreyi koruma konusunda hem caydırıcı hem de bilinçlendirici bir rol üstlenir.

Halkın Gözü Bu Kurumda Olmalı

Vatandaşın çevreyle ilgili şikayetini ileteceği tek ve net bir merci olmalı. Bugün biri belediyeye, diğeri valiliğe, bir başkası CİMER’e yazıyor. Ama çevreye verilen zarar anında durdurulamıyor.

Çevre polisi, hem halkın gözü hem devletin eli olur.

“Her çevre suçu, aslında kamu otoritesinin denetim boşluğundan doğar.”

Çevreyi Korumak Devletin Temel Görevidir!

Doğa kendi kendini savunamaz.
Onu koruyacak olan, güçlü bir hukuk düzeni ve bu düzeni kararlılıkla uygulayan bir sistemdir. Emniyet teşkilatı bünyesinde kurulacak kurumsal bir Çevre Polisi Dairesi, bu ülkenin çevre güvenliği alanında atacağı en ciddi adım olacaktır. Bu adım gecikirse, kaybedilen sadece ormanlar, dereler, topraklar olmaz; kaybedilen şey, geleceğimizin güvencesidir.

Bu yazı toplam 129 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim