Bugün 31 Ocak 2026 Cumartesi
  • Antalya11 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6786.6
    %0
  • Dolar
    43.4788
    %0
  • Euro
    51.5664
    %0

ŞÜKRAN KAYA / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
ŞÜKRAN KAYA / KONUK YAZAR

KAFESTEKİ PANTER VE BİZ

31 Ocak 2026 Cumartesi 00:37

Ne zaman sıkışsam, ne zaman umudumu yitirsem, zihnimin bir köşesinde hep aynı şiir belirir.
Üniversite yıllarında, bir edebiyat dersinde okuduğumuz Alman yazar Rainer Maria Rilke’nin “Der Panther” adlı şiiri…

O yıllarda şiiri ilk kez okuduğumda derin bir hüzün kaplamıştı içimi. Panterin ağır adımlarla kafesin içinde dönüp duruşu, parmaklıklar arasında eriyen bakışı gözümde canlanmıştı. Güçlü, ihtişamlı bir hayvanın bu denli çaresiz oluşu beni sarsmış, uzun süre etkisinden çıkamamıştım.

Oysa çocukluğumda bir hayvanat bahçesinde gördüğüm panteri bambaşka duygularla izlemiştim. Heyecanlanmış, gücüne, kaslarının akışına, sessiz asaletine hayran kalmıştım. O an kafesin ardındaki hayatı değil, yalnızca gördüğümü algılamıştım. Şiiri okuduğumda ilk kez fark etmiştim: Her şey göründüğü gibi değildi.

Rilke’nin panteri, yalnızca bir hayvan değildir. O panter, algının çöküşünü anlatır. Sürekli aynı manzaraya bakmaktan yorulan gözleri… Dış dünyayla bağını kaybeden bir bilinç… Parmaklıkların ardında artık bir dünyanın var olmadığına inanacak kadar içselleşmiş bir tutsaklık…

Bu şiir bize öğrenilmiş çaresizliği anlatır. Kaçmanın mümkün olmadığına inanmanın yarattığı o derin teslimiyeti. Panter güçlüdür ama gücünü kullanamaz. İradesi yok edilmemiştir; yalnızca bastırılmıştır. Rilke’nin dediği gibi, “büyük bir irade” merkezde durur ama uyuşmuştur.

Panterin dar bir çember içinde dönüp durması ise tekrarlayıcı davranışların, kompulsiyonun simgesidir. Bugün pek çok insanın hayatında gördüğümüz gibi… Aynı düşünceleri tekrar etmek, aynı rutinlere saplanmak, hayatın giderek daralan bir alana sıkışması… Hareket var, ama yön yok. Çaba var, ama çıkış yok.

Bazen panterin gözbebeğinde bir perde aralanır. Bir görüntü girer içeri. Belki bir anı, belki özgürlük sezgisi, belki umut… Ama o görüntü kalbe ulaşamadan söner. Umut, tutunacak bir yer bulamaz.

Bugün dönüp baktığımda, “Der Panther”in yalnızca bir şiir değil, modern insanın ruh hâlinin erken bir teşhisi olduğunu düşünüyorum. Kentlerin, işlerin, sorumlulukların, beklentilerin arasında sıkışmış, güçlü ama yorgun, hareketli ama donuk ruhlarımızı anlatıyor.

Belki de bu yüzden, ne zaman kendimi kafesin içinde hissediyorum, ne zaman bakışlarım bir yere tutunamıyor, o panter yeniden çıkıyor karşıma. Ve bana sessizce şunu hatırlatıyor:
Gerçek tutsaklık, parmaklıkları değil; onları kanıksamayı başlar.

İşte o şiir:

Bakışı, parmaklıkların önünden geçip durmaktan
öylesine yorulmuştur ki artık hiçbir şeyi tutmaz.
Sanki binlerce parmaklık varmış gibi gelir ona
ve binlerce parmaklığın ardında bir dünya yokmuş gibi.

Yumuşak yürüyüşü, güçlü adımların esnekliği,
en dar çemberde dönüp durur;
merkezde uyuşmuş duran büyük bir iradenin çevresinde
gücün yaptığı bir dans gibidir.

Yalnızca bazen gözbebeğinin perdesi
sessizce aralanır.
O zaman bir görüntü girer içeri,
gergin uzuvların sessizliğinden geçer
ve kalpte var olmaktan vazgeçer.

Rainer Maria Rilke – Der Panther (Türkçe Çeviri)

Bu yazı toplam 138 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim