

KARATAY DÜŞÜNCE KULÜBÜ’NDE HİNDİSTAN’DA TÜRK VARLIĞI TARTIŞILDI
Programda Hindistan’daki Türk varlığının tarihsel seyri, gazetemiz köşe yazarı Türkolog Muharrem Yellice tarafından anlatılırken, Tac Mahal ve İmparator Şah Cihan üzerine değerlendirmeleri Prof. Dr. Fuat Bozkurt yaptı. Şair Ahmet Turan Kul ise Hindistan üzerine kaleme aldığı üç şiirini dinleyicilerle paylaştı.
Yoğun ve nitelikli bir katılımın olduğu konferansta konuşan Muharrem Yellice, Hindistan’ın hem en eski medeniyetlerden biri hem de en genç ulus-devletlerden biri olduğunu ifade etti. Hindistan’ın 1947 yılında yaklaşık on beş yıl süren pasif direnişin ardından laik bir anayasa ile bağımsızlığını kazandığını belirten Yellice, günümüzde 1 milyar 400 milyonluk nüfusuyla dünyanın en büyük ekonomilerinden biri hâline geldiğini vurguladı.
Orta Asya’dan MÖ 4000’li yıllarda başlayan göçlerle İndus Vadisi’ne inen toplulukların yaklaşık 1500 yıllık süreçte Harappa kültürünü oluşturduğunu belirten Yellice, bu kültüre ait önemli bulgulardan birinin Paşupati Mührü olduğunu söyledi. Yaklaşık 3,5 x 3,5 cm boyutlarında, pişmiş toprak/taş malzemeden yapılmış olan ve MÖ 2500’lere tarihlenen mühürde bağdaş kurmuş bir figür ile runik yazıya benzer işaretlerin bulunduğunu ifade etti. Yazının henüz çözülemediğini belirten Yellice, bunun Türk tamga kültürüyle ilişkili olabileceğini dile getirdi.
Harappa kültüründe kast sisteminin toplumsal yapıyı belirlediğini söyleyen Yellice, daha sonraki dönemlerde bozkır kökenli akınlarla birlikte inanç sisteminde dönüşümler yaşandığını, bozkırda hâkim olan Tanrı-Güneş inancının Vedik kültür içinde farklı tanrısal formlara dönüştüğünü belirtti.
MÖ 1500’lerde Ganj Nehri çevresine yerleşen Nanda boyunun güçlenerek kast sistemini sarstığını ifade eden Yellice, MÖ 345-322 yıllarında Hindistan’a hâkim olan Nanda İmparatorluğu’nun güçlü bir orduya ve savaş fillerine sahip olduğunu söyledi. Daha sonra Maurya, Kuşan ve Akhun gibi imparatorlukların da Türk soylu olduğunu ileri süren Yellice, Budizm’in kurucusu Buddha’nın da Saka kökenli bir şaman olduğunu ifade etti. MS 1000 yılına kadar Hindistan’ın büyük ölçüde Türk kökenli pagan imparatorlukların idaresinde bulunduğunu savundu.
İslami dönemin Gazneli Mahmud ile başladığını belirten gazetemiz köşe yazarı Muharrem Yellice, Delhi Türk Sultanlığı’nın 1206-1526 yılları arasında hüküm sürdüğünü, Babürlüler döneminin ise 1526-1857 yılları arasında devam ettiğini söyledi. 1857’den 1947’ye kadar Hindistan’ın sömürge yönetimi altında kaldığını hatırlatan Yellice, Hindistan tarihinin genel olarak Türk idaresindeki Hindistan, sömürge Hindistan ve bağımsız Hindistan oalarak üç dönemde özetlenebileceğini belirtti.
Prof. Dr. Fuat Bozkurt ise konuşmasında Tac Mahal’in sanat tarihi açısından aşka adanmış bir anıt olduğunu ifade etti. Şah Cihan ile oğlu Evrengzib arasındaki iktidar mücadelesine değinen Bozkurt, Ekber Şah dönemindeki nispeten hoşgörülü ve laik uygulamaların terk edilerek şeriatın katı biçimde uygulanmasının imparatorluğun zayıflamasında etkili olduğunu belirtti.
Bozkurt ayrıca, Hindistan’da yüzyıllar boyunca süren Türk hâkimiyetine rağmen Türkçenin kalıcı bir iz bırakamamış olmasının sorgulanması gerektiğini dile getirerek, İngilizlerin kısa sürede dil ve kültürlerini yerleştirebildiklerini söyledi. “İyi ki bizden Tac Mahal kalmış,” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
Soru ve cevaplarla dinleyici katılımıyla süren konferanstan sonra Muharrem Yellice Hindistan kitabını, Fuat Bozkurt da Taç Mahal adlı romanını imzaladı.


Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim






































