Bugün 16 Nisan 2026 Perşembe
  • Antalya18 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6811.86
    %0
  • Dolar
    44.5989
    %0
  • Euro
    52.3513
    %0

GÖZDE SARI / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
GÖZDE SARI / KONUK YAZAR

KUTSAL KALENİN ÇÖKÜŞÜ: AİLE, OKUL VE SİLAH

16 Nisan 2026 Perşembe 20:38

Nisan ayı, bu topraklarda baharın değil, biriken o çiğ öfkenin patlama mevsimiymiş meğer. Sabah kahvemin dumanı, masamdaki Şanlıurfa ve Kahramanmaraş haberlerinin soğukluğuyla dağılıyor. Üniversite koridorlarında "şiddet tekelini" kuramsal düzlemde tartıştığımız o steril günlerden; bir ortaokul öğrencisinin evdeki zula silahlara ulaşıp sınıf arkadaşlarını hedef aldığı bir gerçekliğe uyandık. Camus okurken "saçma"yı bir varoluş sancısı sanırdım; oysa 14 yaşındaki bir çocuğun, Elliot Rodger gibi küresel nefret ikonlarına öykünerek gerçekleştirdiği bu eylem "saçma" değil; sistemin kılcal damarlarına sızan o yapısal çözülmenin bir sonucudur.

Siverek’te başlayan o ilk kıvılcım, dijital evrende yankılanırken kurumsal mekanizmaların refleks hızı, bu yeni nesil şiddet dalgasının gerisinde kaldı. Maraş’ta yaşananlar ise şiddetin artık mahrem odalardan çıkıp kamusal alanın en korumasız noktasına, okula sızdığını gösteriyor. Bu durum sadece bir güvenlik açığı olarak tanımlanamaz; bu, modern toplumun en güvenli limanları sayılan "aile" ve "okul" yapılarının içten içe nasıl bir erozyona uğradığının somut bir göstergesidir.

Yeni Nesil Bir Yıkım

Foucault, Disiplin ve Ceza’da okulları bedenlerin terbiye edildiği mekanlar olarak betimler. Ancak bugünün dijital çağında okullar, dışarıdaki kontrolsüz öfkenin filtre edilemeden sızdığı savunmasız alanlara dönüşmüş durumda. Maraş saldırganının izini sürdüğü karanlık "C31K" grupları ve "hızlandırmacılık" (accelerationism) ideolojisi, bize şunu söylüyor: Bu çocuklar artık sadece birbirlerine değil, toplumsal düzenin işleyişine, kurumlara ve yerleşik değerlerin tümüne karşı bir nihilizm besliyorlar.

Dijital radikalleşme, Telegram dehlizlerinde bir "infaz ayini" estetiğiyle birleşiyor. Gramsci’nin işaret ettiği o kültürel hegemonya, bugün televizyon ekranlarında parlatılan "silahlı adalet" figürleriyle yeniden inşa ediliyor. Genç zihinler, şiddeti bir sorun çözme aracı, silahı ise bir varoluş ispatı olarak kodlayan bu baskın dili devralıyor.

Teşhis ve Hafıza

Resmi reflekslerin yayın yasakları ve karartmalarla sınırlı kalması, gerçeğin ağırlığını azaltmıyor; aksine, sorunun kökleşmesine neden oluyor. Çocukların kanı sınıfların zeminine akarken, bu vakaları "münferit" parantezine almak, yapısal krizi görmezden gelmektir. Bir evin içindeki silah, bir katliam aracına dönüşebiliyorsa; burada artık bireysel tedbirlerle birlikte, toplumsal bir cinnet ikliminden ve kurumsal bir işlev kaybından bahsetmek gerekir.

Tanpınar, Huzur’da içsel bir nizamın izini sürerdi. Bugün o nizam, aile yapısındaki çarpıklıkların, denetimsiz silahlanmanın ve dijital başıboşluğun ortasında kurban edilmiş durumda. Kemal Tahir’in Bozkırdaki Çekirdek’i artık yeşermiyor; o çekirdek artık bir barut fıçısı. Okul yöneticilerini değiştirmek ya da bilgi akışını kesmek bu yangını söndürmeye yetmez. Yaşananlar, basit bir asayiş sorunu değil; eğitim sisteminin ve toplumsal denetim mekanizmalarının bu yeni nesil "sessiz çığlık" karşısında yaşadığı bir tıkanmadır.

Siverek ve Maraş bize bir aynadır. O aynada gördüğümüz; evlatlarını korumakta güçlük çeken, onlara gelecek vaatleri yerine öfke biriktiren bir iklim sunan bu kaskatı gerçekliktir. Eğitim ve güvenlik dokusu, bu şiddet sarmalı altında ağır bir sınav vermektedir.

Türkiye, bu yapısal sarsıntıları sadece birer 'vaka' olarak kaydedip geçemez; tarih, biriken bu tortuları temizlemeden yoluna devam etmez, sadece onları geleceğin dokusuna işler. Sayılar arşivlere, dosyalar tozlu raflara devrolsa da, yaşananların bıraktığı gölge toplumsal hafızanın derinliklerinde asılı kalacaktır. Belki de asıl sorgulanması gereken, o silahların menşei değil; şiddetin bu denli sıradanlaştığı bir vasatı, kendi sessizliğimizin boşluklarıyla nasıl inşa ettiğimizdir

Bu yazı toplam 387 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim