Bugün 18 Mart 2026 Çarşamba
  • Antalya9 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    7104.43
    %-0.05
  • Dolar
    44.2029
    %0
  • Euro
    51.154
    %0.32

NİNA ŞAHİN / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
NİNA ŞAHİN / KONUK YAZAR

MODERN İNSANIN VİCDAN EŞİĞİ

18 Mart 2026 Çarşamba 00:55

Tuhaf Anılar

''Hiç tanımadığın biri olarak gelsem, kapını açsan; hoş geldin Raskalnikov desen... Başlasa hikâye...'' 


Veysel Çolak'ın 'Tuhaf Anılar' başlıklı, şiir ile öykü arasında bir ara kesinti olarak tanımlayabileceğimiz bu yazı, ilk bakışta kapıyı çalan bir yabancının gelişi gibi görünür; oysa aslında insan ruhunun derinliklerine açılan bir eşiğe dönüşür.
Yazı  Fyodor Dostoyevski'nin "Suç ve Ceza"sından bugüne kadar uzanan o bitmeyen iç hesaplaşmayı işaret eder. "Hiç tanımadığın biri", aslında çok iyi tanıdığımız ama yüzleşmekten kaçtığımız o yabancıyı hatırlatır. Rodion Raskolnikov, sadece 19. yüzyıl Petersburg'unun yoksul bir hukuk öğrencisi değil; her insanın içinde var olan, iyilik ve kötülük arasında sıkışmış, ahlaki sınırları sorgulayan ve bazen de aşan ikili doğamızın sembolüdür.
İnsan, çoğu zaman içindeki Raskolnikov’u görmezden gelir. Onu “yabancı” olarak tanımlamak, sorumluluktan kaçmanın en kolay yollarından biridir. Kapıyı çalanın kendisi olmadığını düşünmek ise benliğin geliştirdiği bir savunmadır.
Modern dünyanın Raskolnikov'u artık dar, karanlık odalarda yaşayan yoksul bir öğrenci değildir. O, kalabalıklar içinde görünmezleşen, ekranların ardına saklanan, kendi vicdanını susturmayı öğrenmiş modern insanın ta kendisidir. Artık baltalar değil, düşünceler keskindir; cinayetler sadece sokak aralarında değil, zihnin en kuytu köşelerinde vahşice işlenmektedir. İnsan, kendi doğrularını mutlaklaştırırken başkalarının varlığını sessizce siler. Kendi çıkarını haklılaştırmak için kurduğu her gerekçe, onu biraz daha kendi içindeki yabancıya yaklaştırır.
Modern Raskolnikov’un baltası artık dijitaldir; vuruşları ise sessiz ve derinden gelir. Ekranların ardına saklanan bu yeni tip fail, sosyal medyanın anonim kalabalığında başkalarını pervasızca linç ederek kendi vicdan azabını bastırır. Kendi kusurlarını görmemek için başkasının hayatını 'dijital bir suikastla' yok etmek, bugünün en masrafsız günahlardan biridir. 
Bu çağın suçlusu suçunu kolay kolay fark etmez, veya kabul etmez, çünkü modern dünya, insanın kendi karanlığını aklamak için sonsuz bahaneler üretir. Gürültü, hız ve kalabalık, vicdanın o ince sesini acımasızca bastırır. Ama gerçek değişmez: O, hâlâ kapının ardındadır ve çalmaya devam eder. Ta ki insan ona cesaretle, "Hoş geldin Raskolnikov," diyerek kapıyı açana kadar. İşte o an, asıl hikaye başlar.
Onu  içeri aldığımızda, anlatı artık bir suçun anatomisi olmaktan çıkar; bir yeniden doğuşun sessiz tragedyasına dönüşür. Zira o kapıyı açmak, düşmekten korkmayı bırakıp kendi dipsiz kuyusuna bakma cesaretini göstermektir. İnsan ancak içindeki o "yabancı"yı bağrına bastığında, sürgün edildiği ruhsal yurduna geri dönebilir. Gerçek hikaye, suçun işlendiği yerde değil; suçun ve suçlunun kendi ismini bir aynanın karşısındaymışçasına kabullendiği o kutsal eşikte başlar.

whatsapp-image-2026-03-17-at-19-15-01.jpeg

Bu yazı toplam 244 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim