Bugün 15 Şubat 2026 Pazar
  • Antalya13 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    7075.06
    %0
  • Dolar
    43.7242
    %0
  • Euro
    51.9199
    %0

NİNA ŞAHİN / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
NİNA ŞAHİN / KONUK YAZAR

ŞİMDİYE UYANMAK

15 Şubat 2026 Pazar 20:47

 

 

 

Güne Geç Kalmak /Gazanfer Eryüksel 

Geçmişe doğru kaçan  
O harf  
Dil kuytusuna yazanın  
Hiyeroglif günlerine 
Ömrünün  

Güne geç kalmak hep  
Ne yeni pabuçlar
Yeni giysiler ne de
Çıkaramaz frapan hazzından   

Ne yana kaçsa da ah 
O giden gemi 
Yarıp geçen suları 
Dün gün sarkacındaki gelecek 
Hep ve hiç işte.   

Gazanfer Eryüksel, Hep ve Hiç, Sykitap Yayınları, s. 74.

Modern hayatın hengâmesinde hepimiz bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz. Saatler kuruluyor, randevular alınıyor, bildirimler ardı ardına ekrana düşüyor ve böylece  takvimler hızla yaprak döküyor. Fakat bütün bu koşuşturmanın ortasında insanın zihnine şu soru düşüyor: Gerçekten yetişebiliyor muyuz? Yoksa bedenimiz hızla ilerlerken ruhumuz geride mi kalıyor? Şair Gazanfer Eryüksel, “Güne Geç Kalmak” şiirinde tam da bu noktada bizi durduruyor. Şiirin başlığı ilk bakışta sıradan bir sabah telaşını çağrıştırsa da dizelerin derinliğine indikçe bunun zamana, hayata ve yüzleşmeye dair simgesel bir ifade olduğu anlaşılıyor. Buradaki “geç kalmak”, çalan alarmı duymamak değildir yalnızca; hayattaki hakikatlere, ertelenmiş yüzleşmelere ve kaçınılmış farkındalıklara vaktinde varamamaktır. Çünkü farkındalık kolay değildir. Sadece anlamayı değil, kabullenmeyi de gerektirir. Psikolojik açıdan bakıldığında bu, geçmişte yapılmamış seçimlerin, sümen altı edilmiş kararların ve susturulmuş iç seslerin bugünkü omuzlara çöken ağırlığıdır. Felsefi açıdan ise insanın zaman karşısındaki çaresizliğini fark ettiği o keskin andır.
“Geçmişe doğru kaçan o harf” unutulmuş bir isim, söylenememiş bir söz ya da yitirilmiş bir anlamdır. Dilin en kuytu köşesine itilmiştir. Şair, insanın geçmişini bir “hiyeroglif”e benzetir. Biliriz ki hiyeroglifler, özellikle Antik Mısır uygarlığının gizemli yazılarıdır; çözülmesi sabır ve uzmanlık ister. Hayat da böyledir. Yaşarken dağınık ve sıradan görünen anlar, yıllar sonra dönüp bakıldığında şifreli bir metne dönüşür. İnsan kendi hikâyesini çoğu zaman yaşarken değil, geç kaldığını hissettiğinde okumaya başlar.
Şiirde  “yeni pabuçlar” ve “yeni giysiler”, tüketim kültürünün sunduğu geçici tesellilerdir. İnsan, içindeki eksikliği nesnelerle kapatmaya çalışır. “Frapan haz” ise dış dünyanın gösterişli, göz alıcı ama yüzeysel mutluluğudur. Şairin işaret ettiği gerçek şudur: Maddi yenilikler ruhsal gecikmeyi telafi edemez. Parıltı artar; fakat içteki boşluk aynı kalır.
“Giden gemi” hayatın kendisidir. Denizi yararak ilerler; arkasında bir iz bırakır. Fakat dalgalar o izi kısa sürede siler. Zaman da böyledir: Yaşananları örter, izleri hafifletir, anıları dönüştürür. İnsan ne yana kaçarsa kaçsın, o geminin ilerleyişini durduramaz. Şiirdeki “sarkaç” imgesi ise zamanın zihnimizdeki salınımını anlatır. Bir an dünün pişmanlıklarında, bir an bugünün telaşında buluruz kendimizi. Gelecek ise bu iki uç arasında sallanan belirsiz bir noktadır. 
Ve en çarpıcı vurgu: “Hep ve hiç.” 
İnsan yaşarken her şeyi mutlak sanır; acı da sevinç de sonsuzmuş gibi gelir. Oysa zaman perspektifinden bakıldığında her şey geçicidir. Hem dolu hem boş, hem var hem yok. Şair, insanın bu paradoksal hâline işaret eder: Hayatın tam ortasında “hep” duygusuyla yaşarız; fakat sonunda geriye kalan şey, büyük bir “hiç”le yüzleşmedir.
Şiir ilk bakışta şairin zaman karşısındaki çaresizliğini hissettiriyor gibi görünse de, aslında okuru, bireyi, varoluşsal bir çelişki üzerine düşünmeye zorlayan derin bir sorgulamaya davet eder. Zamanın geri döndürülemez olduğu gerçeğini kabul etmek, insanı edilgen bir hüzne değil; bilinçli bir farkındalığa götürmelidir. Bu nedenle birey, elinde olan tek zamanın “şimdi” olduğunu kavramalı ve onu doğru değerlendirmek için çaba sarf etmelidir. Daha anlamlı bir kimlik inşa edebilmek; geçmişin pişmanlıklarına ya da geleceğin belirsizliğine takılı kalmakla değil, bugünü bilinçle yaşamakla mümkündür. Çünkü çoğu zaman güne geç kalmış olsak bile, kendimize geç kalmamak için bugünle sahici bir bağ kurmak zorundayız.

whatsapp-image-2026-02-15-at-20-49-48.jpeg

Bu yazı toplam 188 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim