- IMKB
% - Altın
6490.01
%-0.03 - Dolar
47.5871
%0.02 - Euro
54.9357
%-0.14
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 20:47 - ÜVEY BABA İLE DEDE TUTUKLANDI
- 20:26 - 2 ŞÜPHELİ SERBEST BIRAKILDI
- 19:38 - ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SORUŞTURMASINDA 2 ŞÜPHELİ SERBEST BIRAKILDI
- 18:48 - ALANYA’DA MİKROPLASTİK KİRLİLİĞİNE KARŞI MÜCADELENİN STARTI VERİLDİ
- 18:38 - MERSİN ERDEMLİ ‘DE 3,4 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM
- 18:03 - PASAJDA ÖLÜ BULUNAN EYÜP CAN DAVASI SÜRÜYOR
- 17:47 - YOĞUN BAKIMDAYKEN EŞİ TERK ETTİ
- 17:21 - EŞYALARI GÖTÜREN EŞE TAZMİNAT CEZASI
- 17:09 - SICAK VE NEM BUNALTTI
- 16:58 - MANAVGAT BELEDİYESİ’NDEN YAYLALARA KÜTÜPHANE DESTEĞİ
- 16:47 - DANIŞTAY'DAN KIRCAMİ KARARI
- 16:38 - MERSİN’DE PATLAYAN DOMATES KONSERVESİ 9 AYLIK BEBEĞİ YAKTI
- 16:38 - TÜRKİYE MUHTARLAR KONFEDERASYONU’NDAN BAŞKAN BAŞDEĞİRMEN’E ‘YILIN EN BAŞARILI BELEDİYE BAŞKANI’ ÖDÜLÜ
- 16:33 - KAHRAMANMARAŞ’TA YANGIN VE KURTARMA TATBİKATI
- 16:22 - KIYILARDA MİKROPLASTİK ALARMI
EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR


SUYU ARAYAN ÜLKE
Ne kadar yakıcı, ne kadar sarsıcı, ne denli muhteşem ve ne kadar umut verici bir kitaptır. Suyu Arayan Adam! Şevket Süreyya Aydemir’in bu eşsiz otobiyografik eseri niçin okullarda ders kitabı olarak okutulmaz, hiçbir zaman anlayamamışımdır. Yolunu, tarihini, imkânını, devletini ve ülkesini kaybetmiş bir genç adamın gördükleri, yaşadıkları, hissettikleri, hayalleri, acıları ve sevinçleri, her biri bir zehirli ok gibi kalbinize çakılır kitabı okurken. Aslında yolunu kaybeden kişi sadece Şevket Süreyya Bey değildir tarihin o diliminde, bütün Türkiye ülkesi, bütün Anadolu ve Rumeli Türk coğrafyası hem yolunu, hem ülkesini, hem de geleceğini kaybetmiştir. Ve böyle dramatik bir dönemde, genç bir adam, yol bulmaya, kendi deyimiyle, “suyu aramaya” çıkar. Epey sağa sola savrulduktan sonra, aradığı “suyun”, yoksul, bakımsız, unutulmuş Anadolu topraklarında olduğunu fark eder ve ömrünün bundan sonrasını Anadolu’nun aydınlanması mücadelesine vakfeder.
Aslında Türkiye tam iki yüz senedir “suyu arıyor”. İki yüz sene evvel dünyada çok büyük değişiklikler yaşanmaya başlamıştı ve Osmanlı Türkiyesi, bu değişimlere uyum sağlaması gerektiğini nihayet anlamıştı. İlk akla gelen devletin ve ordunun islah edilmesi, yani modernizasyonu oldu. Ama devlet bürokrasisinin aldığı bu radikal kararlar, geleneksel bürokrasi ve askeri kadrolar tarafından hiç hoş karşılanmadı. İsyanlar çıktı, iç savaş yaşandı, devlet kendi ordusunu darmadağın etmek zorunda kaldı, ülke parçalanma ve işgal edilmenin eşiğine geldi. 1830’lu yıllardı. Sonra idari ve kamusal düzenlemeler, Batı normlarında bazı özerk kurumlar, kanunlar yayımlandı ve uygulanmaya çalışıldı. Ama bu çabaları hayata geçirmek elbette kolay değildi, çünkü küçük bir ulus-devletten değil, pek çok milli ve dini unsurun birlikte yaşadığı koca bir imparatorluktan söz ediyoruz burada.
Bunca çabaya rağmen, 1878 yılında imparatorluk çok büyük bir coğrafyayı terk etmek zorunda kaldı, çünkü Çarlık Rusyası’na çok fena yenilmiştik. Elimizde kalan topraklarda Müslüman nüfus daha yoğun görünüyordu, bu nedenle devlet yetkilileri, bu tarihten itibaren “İslamcılık” programına geçti. Bu sayede elde kalan toprakları ve devleti koruyabileceğini düşünüyorlardı, fakat olmadı. 1900’lü yıllara girdiğimizde İslamcılık reçetesinin de çare olamayacağı anlaşılmış görünüyordu. Belli ki bu doğrultuda gidilerek “aranan su” bulunamayacaktı.
Ama ülkenin aydınları suyu aramaya devam edeceklerdi, çünkü başka çareleri yoktu. Gözleri ve kulakları Avrupa’da olduğu için, “meşrutiyet” diye bir devlet modelini takibe aldılar ve bu modeli Türkiye’ye getirmek için mücadeleye giriştiler. Sanıyorlardı ki, meşruti bir anayasa yürürlüğe girerse bütün dertler sona erecek, aranan su bulunacaktı. Ne var ki tarih başka bir kanala girmişti ve yeryüzünde yaşayan herkesi, her devleti, her ulusu, bu yeni kanala doğru sürükleyecekti. Evet, meşrutiyet ilan edildi, ama onun kurumsallaşması için ne zaman vardı ne de zemin. Dünya büyük bir boğazlaşmaya doğru gidiyordu ve böyle bir iklimde anayasa, meşrutiyet, hak, hukuk vs. gibi kavramlara yer yoktu.
1920’lere geldiğimizde ise elimizde sadece Anadolu coğrafyası ile Trakya’da küçük bir toprak parçası kalmıştı. Sarsıcı idi, moral bozucu idi, yıkıcı idi, ama realite buydu. Şimdi yapılması gereken tek şey, Cumhuriyet modeline geçmek ve Anadolu coğrafyasını baştan imar etmekti. Tıpkı Şevket Süreyya’nın yaptığı gibi, mecburen “suyu” Anadolu’da arayacaklardı, buna giriştiler. Yeni bir anayasa, yeni bir ulus-devlet modeli, yeni kurumlar, modern bir eğitim-öğretim seferberliği, yeni yollar, yeni fabrikalar, yeni okullar… Nihayet “aranan su” bulunmuş gibi görünüyordu.
Taa 2000’li yıllara kadar, düşe kalka, kör topal da olsa demokratik bir cumhuriyet modeline bağlı kaldı Türkiye. Bazı tersliklere, olumsuzluklara ve yanlışlarına rağmen, yine de, “laik-demokratik Türkiye Cumhuriyeti” mottosu, aranan su olarak kabul görüyor gibiydi. Artık suyu aramaya gerek kalmamıştı, aranan su bulunmuştu!
Fakat 2015-16 yıllarından başlayarak Türkiye yeniden “suyu aramaya” başlayacaktı. Yeni bir rejim, başkanlık sistemi, yeni bir anayasa, yeni bir devlet-kamu modeli arayışı falan. Halen de bu sürecin içindeyiz ve bu ülkede yaşayan milyonlarca insan bu yeni sürecin nerelere evrileceğini merak ediyor.
Hülâsâ, baştan da söylediğim gibi, Türkiye tam iki yüz senedir “suyu arıyor”. Bazen arıyor bulamıyor, bazen de buluyor, ama bulduğunu fark etmiyor. Bir tuhaf tarih, bir acayip kader.
Peki bu ülke, iki yüz senede bulamadığı suyu tarihin bu kaotik zamanlarında bulabilir mi?
Cevabını size bırakıyorum, benden bu kadar.
GAZÂLÎ’DEN AYDINLATMAYA: NEDENSELLİKMUHARREM YELLİCE
TARİH BİLGİSİ VE TÜRKİYE SOLUEŞREF URAL
YENİ ARAYIŞLAR ve SORUMLULUKLARALİ İHSAN DİLMEN
YENİLENMİŞ ÜRÜNLER HAKKINDA YENİ YÖNETMELİK ve ESKİ DÜZENLEME İLE KARŞILAV CÜNEYT KARASU
TÜKETİCİNİN PAZARDA ÜRÜNLERİ SEÇME HAKKI VAR MI?AV İBRAHİM GÜLLÜ
CAZİBE YA DA SOSYAL ZARAFETAHMET İLBARS
ANTALYA'NIN İHTİYACI, BİR DENİZCİLİK MASTER PLANIDIRCEM ARÜV
MÜCEVHERİN GÜCÜ VE ÖNEMİSERDAR YILMAZ
TOPLUMSAL DUYARSIZLIĞIN SESSİZ SEMBOLÜ: YERE ATILAN İZMARİTMUSTAFA YALÇIN YALÇINKAYA
NİŞAN SADECE YÜZÜK TAKILAN GÜN DEĞİLDİR…HASAN YAKUP CANGÜVEN
NEYZEN TEVFİK (1879-1953)GAZANFER ERYÜKSEL
TEVAZU:HARCI TER, GÖZYAŞI, EMEK, BİLGİ, ZAMAN, SABIR, DİRENÇ VE İNANÇTANBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
MÜTEDEYYİN MAHALLE VE DAVUTOĞLUTARIK ÇELENK
“HER DERGİ BİR GÜN BATMAK İÇİN ÇIKAR”YUNUS YAŞAR
ATATÜRK’ÜN İZİNDE OTELLERNİZAMETTİN ŞEN
HAYAT ŞİMDİ BAŞLIYOR: ERTELEME, YAŞA!DİLEK DEMİRKAN
ŞEYTANIN EN ŞIK ELBİSESİ: MAKYAVELİZMNADİRE SÖNMEZ
ORMANLARA DİKKAT!IŞIK YARGIN
DUMAN ÇÖKMEDEN ÖNCEGÖZDE SARI
TEŞEKKÜRLER LENOVO VE KOYUNCU ELEKTRONİKBİHTER GÖRDÜ
BAŞAKŞEHİR'İN AVRUPA KARNESİ: İMKÂN ÇOK, BAŞARI NEDEN YOK?KAHRAMAN KÖKTÜRK
ATSO SANKİ BALLI BÖREK!..VEDAT GÜRHAN
VİRAJDAKİ ÜLKE VE DİREKSİYONDAKİ GENÇLİKMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
IŞIĞIN RESSAMI: CLAUDE MONET'İ YENİDEN DÜŞÜNMEKPROF DR RAMAZAN DEMİR
YOĞUN BAKIMDAYKEN EŞİ TERK ETTİ
ANTALYA DENİZCİLEŞME PLATFORMU'NDAN DRON SALDIRISINA KINAMA
ÖZDEMİR, GÖKBEL GÜREŞLERİNE KATILDI
YAZIN BÖBREK TAŞINA KARŞI 4 ETKİLİ ÖNLEM!
ATB, TEMMUZ AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
PİNE BEACH BELEK, TURQUALITY DESTEK PROGRAMI KAPSAMINA ALINDI
5 DÖNÜM ORMAN ZARAR GÖRDÜ
ATATÜRK DEVLET HASTANESİ 300 YATAKLI OLACAK
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim






