- IMKB
% - Altın
6817.14
%0.07 - Dolar
48.8155
%0.02 - Euro
55.964
%0.02
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 23:00 - MÜZE İÇİN KARAYOLLARI ARAZİSİNE 'PLAN' TALEBİ
- 22:38 - ANTALYA’DA SAĞANAK TAŞKINLARA NEDEN OLDU
- 22:04 - HALI DOKUMA GELENEĞİNİ GELECEK NESİLLERE AKTARIYOR
- 21:43 - 'TARIM MALİYETİ TEMMUZ'DA REKOR DÜŞÜŞ GÖSTERDİ'
- 21:33 - GÜRCİSTAN UYRUKLU ADAM EVİNDE ÖLÜ BULUNDU
- 21:31 - MARKET ÇALIŞANININ BIÇAKLANMASI OLAYINDA 2 KARDEŞ TUTUKLANDI
- 21:25 - ANTALYA'DA SAĞANAK, TAŞKINA NEDEN OLDU
- 21:03 - AYŞEGÜL YAŞAR CİNAYETİ SORUŞTURMASINDA KATİL ZANLISI VE AİLESİ ADLİYEYE SEVK EDİLDİ
- 20:00 - ÖZ, TOPTANCI HALİ'NDE PROJELERİNİ ANLATTI
- 19:13 - TIRLA ÇARPIŞAN MOTOSİKLET ARDINDAN KAMYONETE ÇARPTI: 1 ÖLÜ, 1 YARALI
- 19:02 - BARO SEÇİMİNDE İKİNCİ ADAY
- 18:51 - CİNAYET ŞÜPHELİSİ: "YİNE OLSA YİNE YAPARIM"
- 18:44 - KUNDAKLAMA İDDİASIYLA GÖZALTINA ALINAN ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
- 18:38 - KAHRAMANMARAŞ’TA UYUŞTURUCU OPERASYONU: 10 GÖZALTI
- 18:37 - KIYAFETLERİ, KİMLİĞİ VE KEMİK PARÇALARI BULUNDU
EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR


SUYU ARAYAN ÜLKE
Ne kadar yakıcı, ne kadar sarsıcı, ne denli muhteşem ve ne kadar umut verici bir kitaptır. Suyu Arayan Adam! Şevket Süreyya Aydemir’in bu eşsiz otobiyografik eseri niçin okullarda ders kitabı olarak okutulmaz, hiçbir zaman anlayamamışımdır. Yolunu, tarihini, imkânını, devletini ve ülkesini kaybetmiş bir genç adamın gördükleri, yaşadıkları, hissettikleri, hayalleri, acıları ve sevinçleri, her biri bir zehirli ok gibi kalbinize çakılır kitabı okurken. Aslında yolunu kaybeden kişi sadece Şevket Süreyya Bey değildir tarihin o diliminde, bütün Türkiye ülkesi, bütün Anadolu ve Rumeli Türk coğrafyası hem yolunu, hem ülkesini, hem de geleceğini kaybetmiştir. Ve böyle dramatik bir dönemde, genç bir adam, yol bulmaya, kendi deyimiyle, “suyu aramaya” çıkar. Epey sağa sola savrulduktan sonra, aradığı “suyun”, yoksul, bakımsız, unutulmuş Anadolu topraklarında olduğunu fark eder ve ömrünün bundan sonrasını Anadolu’nun aydınlanması mücadelesine vakfeder.
Aslında Türkiye tam iki yüz senedir “suyu arıyor”. İki yüz sene evvel dünyada çok büyük değişiklikler yaşanmaya başlamıştı ve Osmanlı Türkiyesi, bu değişimlere uyum sağlaması gerektiğini nihayet anlamıştı. İlk akla gelen devletin ve ordunun islah edilmesi, yani modernizasyonu oldu. Ama devlet bürokrasisinin aldığı bu radikal kararlar, geleneksel bürokrasi ve askeri kadrolar tarafından hiç hoş karşılanmadı. İsyanlar çıktı, iç savaş yaşandı, devlet kendi ordusunu darmadağın etmek zorunda kaldı, ülke parçalanma ve işgal edilmenin eşiğine geldi. 1830’lu yıllardı. Sonra idari ve kamusal düzenlemeler, Batı normlarında bazı özerk kurumlar, kanunlar yayımlandı ve uygulanmaya çalışıldı. Ama bu çabaları hayata geçirmek elbette kolay değildi, çünkü küçük bir ulus-devletten değil, pek çok milli ve dini unsurun birlikte yaşadığı koca bir imparatorluktan söz ediyoruz burada.
Bunca çabaya rağmen, 1878 yılında imparatorluk çok büyük bir coğrafyayı terk etmek zorunda kaldı, çünkü Çarlık Rusyası’na çok fena yenilmiştik. Elimizde kalan topraklarda Müslüman nüfus daha yoğun görünüyordu, bu nedenle devlet yetkilileri, bu tarihten itibaren “İslamcılık” programına geçti. Bu sayede elde kalan toprakları ve devleti koruyabileceğini düşünüyorlardı, fakat olmadı. 1900’lü yıllara girdiğimizde İslamcılık reçetesinin de çare olamayacağı anlaşılmış görünüyordu. Belli ki bu doğrultuda gidilerek “aranan su” bulunamayacaktı.
Ama ülkenin aydınları suyu aramaya devam edeceklerdi, çünkü başka çareleri yoktu. Gözleri ve kulakları Avrupa’da olduğu için, “meşrutiyet” diye bir devlet modelini takibe aldılar ve bu modeli Türkiye’ye getirmek için mücadeleye giriştiler. Sanıyorlardı ki, meşruti bir anayasa yürürlüğe girerse bütün dertler sona erecek, aranan su bulunacaktı. Ne var ki tarih başka bir kanala girmişti ve yeryüzünde yaşayan herkesi, her devleti, her ulusu, bu yeni kanala doğru sürükleyecekti. Evet, meşrutiyet ilan edildi, ama onun kurumsallaşması için ne zaman vardı ne de zemin. Dünya büyük bir boğazlaşmaya doğru gidiyordu ve böyle bir iklimde anayasa, meşrutiyet, hak, hukuk vs. gibi kavramlara yer yoktu.
1920’lere geldiğimizde ise elimizde sadece Anadolu coğrafyası ile Trakya’da küçük bir toprak parçası kalmıştı. Sarsıcı idi, moral bozucu idi, yıkıcı idi, ama realite buydu. Şimdi yapılması gereken tek şey, Cumhuriyet modeline geçmek ve Anadolu coğrafyasını baştan imar etmekti. Tıpkı Şevket Süreyya’nın yaptığı gibi, mecburen “suyu” Anadolu’da arayacaklardı, buna giriştiler. Yeni bir anayasa, yeni bir ulus-devlet modeli, yeni kurumlar, modern bir eğitim-öğretim seferberliği, yeni yollar, yeni fabrikalar, yeni okullar… Nihayet “aranan su” bulunmuş gibi görünüyordu.
Taa 2000’li yıllara kadar, düşe kalka, kör topal da olsa demokratik bir cumhuriyet modeline bağlı kaldı Türkiye. Bazı tersliklere, olumsuzluklara ve yanlışlarına rağmen, yine de, “laik-demokratik Türkiye Cumhuriyeti” mottosu, aranan su olarak kabul görüyor gibiydi. Artık suyu aramaya gerek kalmamıştı, aranan su bulunmuştu!
Fakat 2015-16 yıllarından başlayarak Türkiye yeniden “suyu aramaya” başlayacaktı. Yeni bir rejim, başkanlık sistemi, yeni bir anayasa, yeni bir devlet-kamu modeli arayışı falan. Halen de bu sürecin içindeyiz ve bu ülkede yaşayan milyonlarca insan bu yeni sürecin nerelere evrileceğini merak ediyor.
Hülâsâ, baştan da söylediğim gibi, Türkiye tam iki yüz senedir “suyu arıyor”. Bazen arıyor bulamıyor, bazen de buluyor, ama bulduğunu fark etmiyor. Bir tuhaf tarih, bir acayip kader.
Peki bu ülke, iki yüz senede bulamadığı suyu tarihin bu kaotik zamanlarında bulabilir mi?
Cevabını size bırakıyorum, benden bu kadar.
ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER-6NİZAMETTİN ŞEN
BANA GÖRE DEĞİL, HAYATA GÖREMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
ŞAİRİN ÖLÜMÜ VE SONRASI: TEVFİK FİKRETGAZANFER ERYÜKSEL
BİLE BİLE GÖRMEZDEN GELMEKALİ İHSAN DİLMEN
DİZÜSTÜ BİLGİSAYAR SİPARİŞ ETTİ, KUTUDAN MERMER ÇIKTI!AV İBRAHİM GÜLLÜ
ANTALYA'NIN TELEFERİĞİ NEREDE?VEDAT GÜRHAN
BEN BİR KIZ ÇOCUĞUYUM!MERAL KILINÇ
KURTLAR VADİSİ KOMÜNİTESİTARIK ÇELENK
12 EYLÜL’DEN BİR GÜN ÖNCEMUHARREM YELLİCE
GİRİŞİMCİ RUHLU KADINLARALYA ŞAHİN
ZAMAN VE TOPRAĞIN RİTMİIŞIK YARGIN
RESSAM MUSTAFA AYAZ VE ANSAN ÜZERİNEYUNUS YAŞAR
BEN Mİ HÜLYALI BİR ÇOCUKTUM YOKSA...OYA ÖZGÜR
BAŞARI KAÇ PUAN?PINAR TEYİN
EMEKLİ MAAŞLARINDAKİ ADALETSİZLİKAHMET DİKİCİ
SORUN BELLİ , ÇÖZÜM İÇİN BEKLEMEYELİMMEHMET YENİKAYNAK
ÇULYEDİEŞREF URAL
GÖKKUŞAĞININ SEKİZİNCİ RENGİ EVLATBİHTER GÖRDÜ
YAPAY ZEKÂ UYANIKKEN KANUN KOYUCU UYUYAMAZTUGAY TOYDEMİR
EKONOMİDE HEDEFLERE ULAŞILABİLİR Mİ?PROF DR MUSTAFA YILDIRAN
ULUS DEVLETNURİ SEZEN
YENİ BİR EĞİTİM ÖĞRETİM YILINA BAŞLARKENHASAN YAKUP CANGÜVEN
ESENLİĞE GİDEN YOL BAKTIĞIMIZ PENCEREDEBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
OSMAN ÖZKÖYLÜ ANTALYASPOR İÇİN DOĞRU HOCA MI?KAHRAMAN KÖKTÜRK
'TARIM MALİYETİ TEMMUZ'DA REKOR DÜŞÜŞ GÖSTERDİ'
ANTALYA'DA SAĞANAK, TAŞKINA NEDEN OLDU
HIDIRLIK KULESI’NDE GÜN BATIMI KONSERİ
BOZANER YENİDEN ADAY
BERKAY BAHAR, KADIN İŞİ DÜNYASININ BEKLENTİLERİNİ DİNLEDİ
OPERA VE BALE FESTİVALİ VERDİ’NİN GÖRKEMLİ OPERASI “ATTİLA” İLE BAŞLADI
GAZANFER ERYÜKSEL'İN GRAVÜRLER ŞİİR KİTABI ŞEY KİTAP'TA
MÜZİK TELİFİNDE 'TEK ÇATI, TEK FİYAT' TALEBİ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





