- IMKB
% - Altın
6817.14
%0.07 - Dolar
48.8155
%0.02 - Euro
55.964
%0.02
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 23:00 - MÜZE İÇİN KARAYOLLARI ARAZİSİNE 'PLAN' TALEBİ
- 22:38 - ANTALYA’DA SAĞANAK TAŞKINLARA NEDEN OLDU
- 22:04 - HALI DOKUMA GELENEĞİNİ GELECEK NESİLLERE AKTARIYOR
- 21:43 - 'TARIM MALİYETİ TEMMUZ'DA REKOR DÜŞÜŞ GÖSTERDİ'
- 21:33 - GÜRCİSTAN UYRUKLU ADAM EVİNDE ÖLÜ BULUNDU
- 21:31 - MARKET ÇALIŞANININ BIÇAKLANMASI OLAYINDA 2 KARDEŞ TUTUKLANDI
- 21:25 - ANTALYA'DA SAĞANAK, TAŞKINA NEDEN OLDU
- 21:03 - AYŞEGÜL YAŞAR CİNAYETİ SORUŞTURMASINDA KATİL ZANLISI VE AİLESİ ADLİYEYE SEVK EDİLDİ
- 20:00 - ÖZ, TOPTANCI HALİ'NDE PROJELERİNİ ANLATTI
- 19:13 - TIRLA ÇARPIŞAN MOTOSİKLET ARDINDAN KAMYONETE ÇARPTI: 1 ÖLÜ, 1 YARALI
- 19:02 - BARO SEÇİMİNDE İKİNCİ ADAY
- 18:51 - CİNAYET ŞÜPHELİSİ: "YİNE OLSA YİNE YAPARIM"
- 18:44 - KUNDAKLAMA İDDİASIYLA GÖZALTINA ALINAN ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
- 18:38 - KAHRAMANMARAŞ’TA UYUŞTURUCU OPERASYONU: 10 GÖZALTI
- 18:37 - KIYAFETLERİ, KİMLİĞİ VE KEMİK PARÇALARI BULUNDU
ŞENER METE / KONUK YAZAR


YASAMA – YÜRÜTME – YARGI – BASIN (MEDYA)
Yasama-Yürütme-Yargı. Geçmişte adı Ortaokul olan okulu bitirenler, bu kavramları iyi öğrenmişti. Çünkü ortaokulda Yurttaşlık Bilgisi dersi vardı. Yurttaşlık Bilgisi, bir vatandaşın sosyal yaşamında kamu kurumlarıyla ilişkilerinin pek çoğunu anlatan bir ders idi. Bu derste, muhtardan Cumhurbaşkanına kadar yöneticilerin o göreve nasıl geldikleri, görevleri, yasama, yürütme ve yargının temel organları ve bunlara ilişkin genel konular işlenirdi. Bu kavramlar, Anayasanın tanımında da yer alır. TDK sözlüğüne göre anayasa, “bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargı güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa”dır. Yasama, Osmanlı Devleti’nin yıkılmadan önceki 1921 Anayasasında ‘Teşri’ olarak geçer. 1921’de yasama ve yürütme yetkisinin, Büyük Millet Meclisinde toplandığı kayıt altına alınıyordu.
Bütün dünyada halk adına egemenlik yetkisini kullanan organlar oluşturulmuştur. Bunlar parlamentolar, devlet
başkanları, hükümetler ve mahkemelerdir. Bu yetki yasama, yürütme ve yargı olarak adlandırılan bir sistemler bütünü
tarafından paylaşılır. Bu bütünün tamamı, hüküm fiilinden doğan hükmetmeyi ifade eder. Geniş anlamda hükmetme
sistemlerini, egemenlik yetkisini kullanan devlet organları arasındaki işbirliği ve işbölümü olarak anlamak gerekir.
Ama yasama yani kanun yapma yetkisi, Meclise aittir. Meclis, halk adına egemenlik yetkisini kullanan bir organdır. Meclisteki Genel Kurul salonunda da ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diye yazar. Tek bir kelime ile belirtmek gerekirse, Yürütme organı deyince hükümet anlaşılır. Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Bey’in, oğlu
Orhan Bey’e vasiyetinden bir cümle, hükümeti yani yürütme organını şöyle niteler: “Hükümetinde ulema, fazıl kimseler, erbab-ı maarif çoğalsın, siyaset ve din işleri nizam bulsun!..” Günümüz Türkçesiyle: “Hükümetinde bilginler, erdemli kişiler, usta öğretmenler çoğalsın, siyaset ve din işleri düzgün gitsin.” Orhan Bey ise “Geciken adalet zulümdür” sözünün sahibidir.
Yargı denince ilk akla gelen, adalet ve mahkemelerdir. Mahkemenin muhakemesi kanunlara, kanunlar da hukuka
dayalı olmak durumundadır. Bu konuda medyayı ilgilendiren bir hükmü okuyalım: “Suçlu olduğu yargı kararı ile kesinleşmedikçe hiç kimse suçlu ilân edilemez veya suçluymuş gibi gösterilemez; yargıya intikal eden konularda yargılama süresince, haber niteliği dışındaki yayınlar, yargılama sürecini ve tarafsızlığı etkiler nitelikte olamaz.”
Yasama, yürütme ve yargıdan sonra basının dördüncü kuvvet oluşu, cumhuriyet dönemine dayanır ama Türkiye’de basın, ilk Türkçe gazete olan ve 1831'de yayımlanan Takvim-i Vekayi ile başlamıştır. Tabhanede yani matbaada basılan yazılı kâğıda matbu, tümünün basılmış haline matbuat denilmiştir. Çoğalan matbuat, basın dilini doğurdu. Gazetelerin yanı sıra dergilerin artışı basın kanununu, bu kanun basın hürriyetini, basın hürriyeti tekzibi yani düzeltme ve cevap hakkını, bu hak da hem hukuksal sorumluluğu hem de gazetecilerin yorumlama özgürlüğünü ortaya çıkardı. Basın Kanunu’nun 3. maddesi basının özgür ve bu özgürlüğün bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerdiğini kaydetmiştir.
1927’de radyo yayınlarının başlaması ve haberlerin Ajans adı altında radyodan verilmesinden sonra basın kavramı,
yazılı ve sözlü olarak değerlendirilir oldu. Böylece matbuat, basın yayın haline geldi. 1968 yılında televizyonun kuruluşu ise yazılı ve sözlü yayının yanına görsel yayını ekledi. Yazılı basının dili doğrudan yazıya, radyo dili söze, televizyon ise hem göze hem söze dayalıdır. Gazetelerin satış rekorları kırdığı o yıllarda, basın için dördüncü kuvvet deyimi paylaşıldı. Siyasi partiler gibi basın da demokratik rejimin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edildi. 1990’lı yıllarda özel radyo ve televizyonların yanı sıra internetin gelişmesi, İngilizcenin etkisiyle, basın-yayın kavramının dışında medya terimini ortaya çıkardı. Çünkü 8 gazetesi, 25 kanalı, 4 dergi ve kitap yayın şirketi, 7 adet kitap dergi dağıtım şirketi, 21 internet sitesi, Avrupa’da 5 yayın kuruluşu, basın yayın alanında 11 ortaklığı ve bir de banka ortaklığı bulunan grup için basın-yayın demek oldukça hafif kalıyordu. Ana haber sunucuları bile kendilerine anchorman dedi ama kadın sunucular ekranda çoğalınca bu kavram rafa kalktı.
Aynı yıllarda yazılı basının etkinliği ne yazık ki radyo ve televizyonların gerisinde kalmaya başladı ve medya sözü
yaygınlaşarak basını da içine aldı. Radyo, televizyon ve gazete yayınlarını birlikte yapan kuruluştur medya. Bu gücü
elinde bulunduran kuruluşlara hem ayrı ayrı hem de birlikte medya deniliyor. Medya aslında ‘iletişim araçları’ demektir, çoğuldur; bazen kullanımda tekilleşse de basınlar denilmeyeceği gibi medyalar da denilmemelidir.
Medyanın sahip olduğu stratejik nitelikler, hükümetlerin veya orduların gerçekleştiremeyeceği sosyal ve psikolojik
amaçlara ulaşmak için bire bir çözüm fırsatları sunar. Yurt dışına yapılan yayınlar, bunun en açık örneğidir. Bu yüzden de medya, dördüncü güçtür.
Türkiye’de bugün yaklaşık 4058 gazete ve dergi, 498 televizyon ve 952 radyo istasyonu bulunuyor. TGS’ye göre
sektörde 27 bin civarında gazeteci varken basın yayınla ilgili üniversitelerden her yıl 15 bin civarında öğrenci mezun oluyor. Bu durum, ortada muazzam bir beyin gücünün ve bunun yanında hazır kuvvet olarak genç beyinlerin de bulunduğunu gösterir. İletişim özgürlüğüne karşı sınırlamalar, Anayasanın 28. maddesine göre ancak yasayla getirilebilmektedir. Maddeye göre basın hürdür ve sansür edilemez. Aynı maddeye göre devlet, haber alma hürriyetini sağlayacak tedbirleri alır. Basının, görevini kanunlar çerçevesinde yapabilmesi, rejimin sağlıklı işlemesi için de gereklidir. Örneğin 10 Ekim 2015 günü Ankara Garında IŞİD adlı örgütün düzenlediği terör saldırısında 103 kişinin
katledilmesiyle ilgili olay görüntülerinin yayını, RTÜK tarafından kanunun verdiği yetkiye dayanarak yasaklanmıştı. Yasağın gerekçesinin, yaptığı eylemi başarı gibi gören ve göstermek isteyen bir terör örgütünün, amacına hizmet etmek olduğu belirtilmişti. Basın mensupları ise bu yasağın halkın haber alma hakkının kısıtlandığını kaydederek yoğun eleştiriler yöneltmiş, bazı yayın organları bu yasağa uymamıştı. Nitekim bir süre sonra bu yasak mahkeme kararıyla kaldırıldı. 1 Temmuz 2024 günü yapılan yargılamada suçlu bulunan 10 terörist, müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Görüldü ki basın bu haberi vermekle teröristlerin amacına hizmet etmediği gibi, terörün gerçek yüzünü göstermiş oluyordu.
Dünyanın bütün ülkelerinde, ruhunu satmamış, cesur ve ülkesini, halkını seven bir medya son derece gerekli bir güçtür. Medyanın özgürlüğünü Atatürk, tek cümleyle açıklamıştı: “Basın hürriyetinden doğan mahzurların giderilme vasıtası, yine basın hürriyetidir.”
ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER-6NİZAMETTİN ŞEN
BANA GÖRE DEĞİL, HAYATA GÖREMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
ŞAİRİN ÖLÜMÜ VE SONRASI: TEVFİK FİKRETGAZANFER ERYÜKSEL
BİLE BİLE GÖRMEZDEN GELMEKALİ İHSAN DİLMEN
DİZÜSTÜ BİLGİSAYAR SİPARİŞ ETTİ, KUTUDAN MERMER ÇIKTI!AV İBRAHİM GÜLLÜ
ANTALYA'NIN TELEFERİĞİ NEREDE?VEDAT GÜRHAN
BEN BİR KIZ ÇOCUĞUYUM!MERAL KILINÇ
KURTLAR VADİSİ KOMÜNİTESİTARIK ÇELENK
12 EYLÜL’DEN BİR GÜN ÖNCEMUHARREM YELLİCE
GİRİŞİMCİ RUHLU KADINLARALYA ŞAHİN
ZAMAN VE TOPRAĞIN RİTMİIŞIK YARGIN
RESSAM MUSTAFA AYAZ VE ANSAN ÜZERİNEYUNUS YAŞAR
BEN Mİ HÜLYALI BİR ÇOCUKTUM YOKSA...OYA ÖZGÜR
BAŞARI KAÇ PUAN?PINAR TEYİN
EMEKLİ MAAŞLARINDAKİ ADALETSİZLİKAHMET DİKİCİ
SORUN BELLİ , ÇÖZÜM İÇİN BEKLEMEYELİMMEHMET YENİKAYNAK
ÇULYEDİEŞREF URAL
GÖKKUŞAĞININ SEKİZİNCİ RENGİ EVLATBİHTER GÖRDÜ
YAPAY ZEKÂ UYANIKKEN KANUN KOYUCU UYUYAMAZTUGAY TOYDEMİR
EKONOMİDE HEDEFLERE ULAŞILABİLİR Mİ?PROF DR MUSTAFA YILDIRAN
ULUS DEVLETNURİ SEZEN
YENİ BİR EĞİTİM ÖĞRETİM YILINA BAŞLARKENHASAN YAKUP CANGÜVEN
ESENLİĞE GİDEN YOL BAKTIĞIMIZ PENCEREDEBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
OSMAN ÖZKÖYLÜ ANTALYASPOR İÇİN DOĞRU HOCA MI?KAHRAMAN KÖKTÜRK
'TARIM MALİYETİ TEMMUZ'DA REKOR DÜŞÜŞ GÖSTERDİ'
ANTALYA'DA SAĞANAK, TAŞKINA NEDEN OLDU
HIDIRLIK KULESI’NDE GÜN BATIMI KONSERİ
BOZANER YENİDEN ADAY
BERKAY BAHAR, KADIN İŞİ DÜNYASININ BEKLENTİLERİNİ DİNLEDİ
OPERA VE BALE FESTİVALİ VERDİ’NİN GÖRKEMLİ OPERASI “ATTİLA” İLE BAŞLADI
GAZANFER ERYÜKSEL'İN GRAVÜRLER ŞİİR KİTABI ŞEY KİTAP'TA
MÜZİK TELİFİNDE 'TEK ÇATI, TEK FİYAT' TALEBİ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





