Bugün 10 Nisan 2026 Cuma
  • Antalya15 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6854.07
    %0.39
  • Dolar
    44.3489
    %0
  • Euro
    51.3612
    %-0.34

IŞIK YARGIN / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
IŞIK YARGIN / KONUK YAZAR

ZAMANIN ÇARKINDA YENİ BİR DÜNYA VE TÜRKİYE

10 Nisan 2026 Cuma 17:21

 “Einstein bize uzaklığın ve zamanın göreli olduğunu gösterdi göstermesine de; ben zamanı romantik bir kılıfın içine yerleştirmeyi seviyorum.” Fır fır dönen bir çarkın sesini hayal etmek, o çarkın önünde biriken kişisel tarihimizin izlerini duyumsamak... Zamanın yarattığı o müthiş oyun ve özgürlük alanı, 10. Nisan. 2026 sabahına uyandığımızda ne yazık ki romantizmini yitirmiş, çok daha sert ve gürültülü bir çarkın dişlileri arasında dönüyor.
Çarkın dişlileri  2025 yılı verilerinin içinden geçerken bize "başarı" kelimesinin içinin ne kadar boşaltıldığını gösteriyor. Zamanın çarkı bu kez sadece iz bırakmıyor; dünyayı kökünden sarsan “yeni emperyalizm” dalgaları karşısında bizi stratejik bir savrulmanın eşiğine bırakıyor.
 Çarkım Ekonominin çürüyen yanıyla bugünün acı gerçeğini önümüze bırakıyor, gerçekle yüzleşiyoruz: Bir ekonomiyi ayakta tutan şey sadece büyüme rakamları değil, o rakamların üzerine inşa edildiği hukuk zeminidir. Bugün hem toplumda hem de iş dünyasında derin bir güven kaybı yaşanıyorsa, bunun ana müsebbibi sadece yüksek enflasyon değil, hukukun üstünlüğündeki ağır zafiyettir.
Adaletin kişiye, güce veya dönemsel çıkarlara göre esnediği bir düzende, ne yerli yatırımcı geleceğini planlayabilir ne de dış dünya bize güvenli bir liman gözüyle bakabilir. Karar vericilerin "kararlılık" nutukları, bağımsız yargı ve şeffaf yönetim anlayışıyla desteklenmediği sürece, ekonomi sadece kâğıt üzerinde dönen bir rakamlar oyunundan ibaret kalacaktır. Hukuk güvenliğinin olmadığı bir yerde, serbest piyasa değil, sadece "belirsizlik piyasası" hüküm sürüyor.
2025 verileri, "enflasyonla mücadele" söylemleriyle süslense de; çarşıda, pazarda ve sanayicinin maliyet kalemlerinde bu kararlılığın karşılığını göremiyoruz. Karar vericilerin geleceği görme noktasındaki miyopluğu, ekonomiyi sadece teknik bir faiz-kur denklemi sanmalarından kaynaklanıyor. Onlarca yıl öncesinin%10’luk büyüme heyecanından, bugünün sığ rakamlarına savrulmamız; yapısal reformların ve hukuk devletinin bir kenara itilmesinin bedelidir. Enflasyon bugün, hukuka olan inancın zayıfladığı bir iklimde, toplumsal ahlakı ve geleceğe dair tüm planları eriten bir asit gibi çalışıyor.

2025 yılı, küresel ticaretin korumacı kale ekonomilerine dönüştüğü bir yıldı. ABD ve Çin’in teknoloji üzerinden kurduğu bu “yeni emperyalizm” dalgasında Türkiye, jeopolitik konumuyla aslında büyük bir "fırsatın" eşiğinde durabilirdi. Ancak içerde hukuk sistemini rehabilite edemeyen, dışarda ise öngörülebilir bir diplomasi yürütemeyen bir yönetim anlayışı, bizi krizlerin çözüm ortağı değil, sadece "yük taşıyıcısı" konumuna hapsetti.

Zamanın genişleyen evreninde küçük olmayı algılamak bir özgürlük alanı yaratır demiştik. Ancak bugün, liyakatsizliğin ve hukuksuzluğun yarattığı devasa sorumluluk altında ezilen kitleler için bu "özgürlük" bir lükse dönüşmüş durumda. 2026’nın ilk çeyreğini geride bırakırken ve bugünün gerçekçi ve sert tablosuna bakarken sormak zorundayız: Bu çark kimin için dönüyor?
Dünya sertleşiyor, emperyalizm yeni formlar kazanıyor. 2026’nın; artık sadece söylemde kalan "kararlılık" mesajlarının yerini, hukukun üstünlüğüne dayalı gerçek bir devlet aklının aldığı bir sürece evrilmesini dilemekten başka çaremiz yok.
Zaman akıyor, izler birikiyor ama tarih, sessizce izleyenleri değil; hukuku ve gerçeği savunanları kaydedecek.

Bu yazı toplam 119 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim