- IMKB
% - Altın
6491.52
%-0.01 - Dolar
47.5851
%0.03 - Euro
54.9866
%-0.12
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 20:47 - ÜVEY BABA İLE DEDE TUTUKLANDI
- 20:26 - 2 ŞÜPHELİ SERBEST BIRAKILDI
- 19:38 - ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SORUŞTURMASINDA 2 ŞÜPHELİ SERBEST BIRAKILDI
- 18:48 - ALANYA’DA MİKROPLASTİK KİRLİLİĞİNE KARŞI MÜCADELENİN STARTI VERİLDİ
- 18:38 - MERSİN ERDEMLİ ‘DE 3,4 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM
- 18:03 - PASAJDA ÖLÜ BULUNAN EYÜP CAN DAVASI SÜRÜYOR
- 17:47 - YOĞUN BAKIMDAYKEN EŞİ TERK ETTİ
- 17:21 - EŞYALARI GÖTÜREN EŞE TAZMİNAT CEZASI
- 17:09 - SICAK VE NEM BUNALTTI
- 16:58 - MANAVGAT BELEDİYESİ’NDEN YAYLALARA KÜTÜPHANE DESTEĞİ
- 16:47 - DANIŞTAY'DAN KIRCAMİ KARARI
- 16:38 - MERSİN’DE PATLAYAN DOMATES KONSERVESİ 9 AYLIK BEBEĞİ YAKTI
- 16:38 - TÜRKİYE MUHTARLAR KONFEDERASYONU’NDAN BAŞKAN BAŞDEĞİRMEN’E ‘YILIN EN BAŞARILI BELEDİYE BAŞKANI’ ÖDÜLÜ
- 16:33 - KAHRAMANMARAŞ’TA YANGIN VE KURTARMA TATBİKATI
- 16:22 - KIYILARDA MİKROPLASTİK ALARMI
EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR


ANADOLU İÇİN YOL HARİTASI NE OLMALI?
Bir önceki yazımızı “Anadolu’nun bir bütün halinde ve medeni bir hukuk üzere kardeşçe yaşamasının yol haritası ne olmalıdır?” diye sormuş ve bunu da bir sonraki yazımızda tartışalım diye bitirmiştik. O halde buradan devam edelim ve evvelâ ülkemizin sosyo-kültürel yapısının kabaca bir fotoğrafını çekelim. Şu sosyolojik gerçeğin altını çizerek başlayabiliriz; Türkiye’den Ege-Balkan kültürüne mensup toplum kesimlerini ve Alevi-Bektaşi toplum kesimlerini çıkartın, geri kalan sosyal yapı kültürel olarak büyük oranda Doğulu-Ortadoğulu’dur. Yani bu bağlamda, örneğin Malatya ile Tebriz’in, Bingöl ile Kabil’in, Konya ile Tahran’ın, Antep ile Kerkük’ün pek de farklı olmadığı görülecektir. Denilebilir ki, Ege-Balkan kültürüne mensup nüfus ve tek başına Alevi inanç sosyolojisi, Anadolu’yu dengeleyen bir tarihsel misyon üstlenmiş durumdadırlar.
Ve öte yandan, yukarıda tanımlamaya çalıştığım kültürel haritada Aleviler ve Ege-Balkan kültürüne mensup toplum kesimleri daha ziyade laik/seküler bir yaşam biçimini temsil ederken, Anadolu’nun geri kalan sosyal kesimleri dindar/muhafazakar bir yaşam formunu temsil ediyorlar. Hatta, o kadar öyle ki, bu muhafazakar coğrafyada Türk ve İslam kelimeleri eş anlamlıdır. Buralarda bir insan ancak “İslam” ise Türk’tür. Yanılmıyorsam ünlü İngiliz tarihçi B. Lewis’in bir tespiti idi; “tarihte hiçbir millet, kendi öz benliğini din anlayışı içinde eritmekte Türkler kadar ileri gitmemiştir”. Bu tespit bana göre de yerli yerindedir ve bilhassa Anadolu coğrafyasında kesinlikle böyledir.
Bir başka hususun daha altını çizmeliyim, şudur; Ege-Balkan kültürüne mensup kitleler ile Anadolu muhafazakar kesimleri, yüzlerce yıldır birbirlerini hâlâ anlayabilmiş ve tanıyabilmiş değildirler. Ve bu karşılaştırmaya Aleviler ile muhafazakarları da ekleyebiliriz. Çok ilginçtir, bu iletişim ve teknoloji çağında bile bu kültürel mahalleler birbirlerine karşı hâlâ önyargılı, mesafeli ve temkinlidir.
İşin aslı bu mevzu siyasi/kültürel bir tercihten ziyade, coğrafi bir hakikattir. Ne derseniz deyin, Makedonya’da, Selanik’te yahut Trakya’da doğmuş bir çocuk, Erzurum’da, Van’da, Bitlis’te doğmuş bir çocuğu anlayamaz, bu iki çocuk neredeyse iki ayrı dünyaya aittir. Ve aynı şekilde, Batman’da doğmuş bir çocuk da Edirne’de, İzmir’de doğmuş bir çocuğu anlayamaz. Coğrafya bilmeden ve coğrafi gerçeklere bakmadan hiçbir kültür diğerini anlayamaz ve tanıyamaz.
Demem o ki kıymetli okur, adına Türkiye dediğimiz bu güzel ülkede üç ayrı toplum kesimi, üstelik aynı tarihi, aynı coğrafyayı ve aynı kaderi paylaştıkları halde, doğru dürüst birbirlerini anlamadan, dinlemeden ve tanımadan birlikte yaşamaya çabalamaktadırlar. Nereden baksan çok acayip bir manzaradır, hazindir ve dahi vahimdir. Peki bu tarihi realite karşısında ne yapılmalıdır? Aslında belki de diğer sorunlarımızı bir kenara bırakıp sadece bu soruya odaklanmalıyız.
Son yıllarda zaman zaman “açılım” kavramı ortaya atılıyor ve somut ifadelerle içi doldurulmaya çalışılıyor. Kürt açılımı, Alevî açılımı falan. Ve elbette bu topraklarda her girişim, reform, açılım ya da “saçılım”, hep yukarıdan ve sadece “yukarıdan” geldiği için, bütün toplum kendisini “yukarının” hassasiyetlerine göre konumlandırıyor. Yani “yukarısı” ne olmasını istiyorsa, toplumun kahir ekseriyatı onu “oluyor”. “Bundan böyle modern oluna!” denilirse modernleşme başlıyor, “bundan gayrı laik olunacak” denilirse öyle olunuyor, “bundan kelli daha fazla Müslüman olunacak!” diye fetva gelirse, toplum tarafından gereği yapılıyor. Eh, evet, bu da bizim başka bir tarihi gerçeğimiz. Her yeni strateji “en yukarıda” kararlaştırılır ve bütün ülkeye tebliğ edilir. O kadar.
Bana göre eğer bu ülkede bir “açılım” süreci başlayacaksa, bu süreç mümkünse devlet işin içine katılmadan, doğrudan toplum kesimleri arasında olmalı. Örneğin muhafazakar kitle, “seküler açılımı” başlatmalı. Yani bu insanlar benimle aynı ülkede yaşadıkları halde neden benim gibi düşünmüyor, benim gibi hissetmiyor, benim gibi giyinmiyor… Niçin siyasi görüşü benimkine uymuyor, niçin bana yabancı görünüyorlar, yaşam biçimi bana benzemiyor, toplumsal ilişkileri benden farklı? Bu ve buna benzer pek çok soruyu muhafazakar kitleler kendilerine sormaya ve seküler kesimleri anlamaya çalışmalı.
Ve aynı şekilde, seküler toplum kesimleri de “muhafazakar açılımı” ilan etmeli ve aynı soruları onlar da kendilerine sormalılar. Eğer bu süreç realize edilebilirse, görülecektir ki aralarında zannettikleri kadar büyük bir uçurum yoktur! Anlaşılacaktır ki birbirlerini “öteki” olarak görmüş olmaları sadece bir önyargıdan ibarettir! Fark edilecektir ki bu tablo siyasi elitlerinin bu ülkeye yüzlerce yıl önce kurdukları berbat bir tuzaktan ibarettir!
Hülâsâ; toplum olarak “yukarıdan” gelecek fetvalara kulak kabartmak yerine, kendi göbeğimizi kendimiz kesmenin çarelerini üretmek zorundayız. Yoksa daha çok imtihana girer çıkarız. Ve gün gelir, gireriz, ama çıkamayız. Hepsi bu kadar.
GAZÂLÎ’DEN AYDINLATMAYA: NEDENSELLİKMUHARREM YELLİCE
TARİH BİLGİSİ VE TÜRKİYE SOLUEŞREF URAL
YENİ ARAYIŞLAR ve SORUMLULUKLARALİ İHSAN DİLMEN
YENİLENMİŞ ÜRÜNLER HAKKINDA YENİ YÖNETMELİK ve ESKİ DÜZENLEME İLE KARŞILAV CÜNEYT KARASU
TÜKETİCİNİN PAZARDA ÜRÜNLERİ SEÇME HAKKI VAR MI?AV İBRAHİM GÜLLÜ
CAZİBE YA DA SOSYAL ZARAFETAHMET İLBARS
ANTALYA'NIN İHTİYACI, BİR DENİZCİLİK MASTER PLANIDIRCEM ARÜV
MÜCEVHERİN GÜCÜ VE ÖNEMİSERDAR YILMAZ
TOPLUMSAL DUYARSIZLIĞIN SESSİZ SEMBOLÜ: YERE ATILAN İZMARİTMUSTAFA YALÇIN YALÇINKAYA
NİŞAN SADECE YÜZÜK TAKILAN GÜN DEĞİLDİR…HASAN YAKUP CANGÜVEN
NEYZEN TEVFİK (1879-1953)GAZANFER ERYÜKSEL
TEVAZU:HARCI TER, GÖZYAŞI, EMEK, BİLGİ, ZAMAN, SABIR, DİRENÇ VE İNANÇTANBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
MÜTEDEYYİN MAHALLE VE DAVUTOĞLUTARIK ÇELENK
“HER DERGİ BİR GÜN BATMAK İÇİN ÇIKAR”YUNUS YAŞAR
ATATÜRK’ÜN İZİNDE OTELLERNİZAMETTİN ŞEN
HAYAT ŞİMDİ BAŞLIYOR: ERTELEME, YAŞA!DİLEK DEMİRKAN
ŞEYTANIN EN ŞIK ELBİSESİ: MAKYAVELİZMNADİRE SÖNMEZ
ORMANLARA DİKKAT!IŞIK YARGIN
DUMAN ÇÖKMEDEN ÖNCEGÖZDE SARI
TEŞEKKÜRLER LENOVO VE KOYUNCU ELEKTRONİKBİHTER GÖRDÜ
BAŞAKŞEHİR'İN AVRUPA KARNESİ: İMKÂN ÇOK, BAŞARI NEDEN YOK?KAHRAMAN KÖKTÜRK
ATSO SANKİ BALLI BÖREK!..VEDAT GÜRHAN
VİRAJDAKİ ÜLKE VE DİREKSİYONDAKİ GENÇLİKMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
IŞIĞIN RESSAMI: CLAUDE MONET'İ YENİDEN DÜŞÜNMEKPROF DR RAMAZAN DEMİR
YOĞUN BAKIMDAYKEN EŞİ TERK ETTİ
ANTALYA DENİZCİLEŞME PLATFORMU'NDAN DRON SALDIRISINA KINAMA
ÖZDEMİR, GÖKBEL GÜREŞLERİNE KATILDI
YAZIN BÖBREK TAŞINA KARŞI 4 ETKİLİ ÖNLEM!
ATB, TEMMUZ AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
PİNE BEACH BELEK, TURQUALITY DESTEK PROGRAMI KAPSAMINA ALINDI
5 DÖNÜM ORMAN ZARAR GÖRDÜ
ATATÜRK DEVLET HASTANESİ 300 YATAKLI OLACAK
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim






