- IMKB
% - Altın
6555.38
%0 - Dolar
50.1424
%0 - Euro
55.9074
%0
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 22:03 - THOMAS REİS: "BUGÜN SAVAŞAN BİR TAKIM GÖRDÜM"
- 21:58 - JOAO PEREİRA: "MAĞLUBİYETE RAĞMEN TAKIMIMIN PERFORMANSINDAN MUTLUYUM"
- 21:42 - ALANYASPOR-TRABZONSPOR: 0-2
- 20:38 - TRENDYOL SÜPER LİG: CORENDON ALANYASPOR: 0 - TRABZONSPOR: 2 (MAÇ SONUCU)
- 19:38 - TRENDYOL SÜPER LİG: CORENDON ALANYASPOR: 0 - TRABZONSPOR: 2 (İLK YARI)
- 19:23 - TFF 2. LİG: ISPARTA 32 SPOR: 0 - ERBAASPOR: 1
- 18:18 - YÜREĞİR ZİRAAT ODASI BAŞKANI DOĞAN: "ÇİFTÇİ KAYIT DIŞI KAYITLARINA BAKILARAK YERİNDE TESPİTLER YAPILMALI"
- 18:08 - DALGALARIN ARASINDA KALAN KADINI SAHİL GÜVENLİK EKİPLERİ KURTARDI
- 17:33 - BÜYÜKŞEHİR’DEN FİKRİYE NİNENİN İNEKLERİNE TIRNAK BAKIMI
- 17:16 - KEPEZ'DE OTODRAG ŞAMPİYONASI SÜRÜYOR
- 17:08 - TARSUS’TA ÇATIDAN DÜŞEN 2 İŞÇİ HAYATINI KAYBETTİ
- 17:08 - NAİME İSMİNİ TAŞIYAN BABAANNE VE TORUNU AYNI GÜN VEFAT ETTİ
- 16:52 - SOLAK KÖYÜ, COP31 YOLUNDA ÖRNEK OLUYOR
- 16:33 - BAKAN KURUM’DAN COP31 ZİYARETÇİLERİNE ÇAĞRI: "SOLAK KÖYÜNÜ GÖRMEDEN GİTMEYİN"
- 16:18 - TARSUS’TA FESTİVAL COŞKUSU SON GÜNDE DE DEVAM ETTİ
EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR


ANADOLU İÇİN YOL HARİTASI NE OLMALI?
Bir önceki yazımızı “Anadolu’nun bir bütün halinde ve medeni bir hukuk üzere kardeşçe yaşamasının yol haritası ne olmalıdır?” diye sormuş ve bunu da bir sonraki yazımızda tartışalım diye bitirmiştik. O halde buradan devam edelim ve evvelâ ülkemizin sosyo-kültürel yapısının kabaca bir fotoğrafını çekelim. Şu sosyolojik gerçeğin altını çizerek başlayabiliriz; Türkiye’den Ege-Balkan kültürüne mensup toplum kesimlerini ve Alevi-Bektaşi toplum kesimlerini çıkartın, geri kalan sosyal yapı kültürel olarak büyük oranda Doğulu-Ortadoğulu’dur. Yani bu bağlamda, örneğin Malatya ile Tebriz’in, Bingöl ile Kabil’in, Konya ile Tahran’ın, Antep ile Kerkük’ün pek de farklı olmadığı görülecektir. Denilebilir ki, Ege-Balkan kültürüne mensup nüfus ve tek başına Alevi inanç sosyolojisi, Anadolu’yu dengeleyen bir tarihsel misyon üstlenmiş durumdadırlar.
Ve öte yandan, yukarıda tanımlamaya çalıştığım kültürel haritada Aleviler ve Ege-Balkan kültürüne mensup toplum kesimleri daha ziyade laik/seküler bir yaşam biçimini temsil ederken, Anadolu’nun geri kalan sosyal kesimleri dindar/muhafazakar bir yaşam formunu temsil ediyorlar. Hatta, o kadar öyle ki, bu muhafazakar coğrafyada Türk ve İslam kelimeleri eş anlamlıdır. Buralarda bir insan ancak “İslam” ise Türk’tür. Yanılmıyorsam ünlü İngiliz tarihçi B. Lewis’in bir tespiti idi; “tarihte hiçbir millet, kendi öz benliğini din anlayışı içinde eritmekte Türkler kadar ileri gitmemiştir”. Bu tespit bana göre de yerli yerindedir ve bilhassa Anadolu coğrafyasında kesinlikle böyledir.
Bir başka hususun daha altını çizmeliyim, şudur; Ege-Balkan kültürüne mensup kitleler ile Anadolu muhafazakar kesimleri, yüzlerce yıldır birbirlerini hâlâ anlayabilmiş ve tanıyabilmiş değildirler. Ve bu karşılaştırmaya Aleviler ile muhafazakarları da ekleyebiliriz. Çok ilginçtir, bu iletişim ve teknoloji çağında bile bu kültürel mahalleler birbirlerine karşı hâlâ önyargılı, mesafeli ve temkinlidir.
İşin aslı bu mevzu siyasi/kültürel bir tercihten ziyade, coğrafi bir hakikattir. Ne derseniz deyin, Makedonya’da, Selanik’te yahut Trakya’da doğmuş bir çocuk, Erzurum’da, Van’da, Bitlis’te doğmuş bir çocuğu anlayamaz, bu iki çocuk neredeyse iki ayrı dünyaya aittir. Ve aynı şekilde, Batman’da doğmuş bir çocuk da Edirne’de, İzmir’de doğmuş bir çocuğu anlayamaz. Coğrafya bilmeden ve coğrafi gerçeklere bakmadan hiçbir kültür diğerini anlayamaz ve tanıyamaz.
Demem o ki kıymetli okur, adına Türkiye dediğimiz bu güzel ülkede üç ayrı toplum kesimi, üstelik aynı tarihi, aynı coğrafyayı ve aynı kaderi paylaştıkları halde, doğru dürüst birbirlerini anlamadan, dinlemeden ve tanımadan birlikte yaşamaya çabalamaktadırlar. Nereden baksan çok acayip bir manzaradır, hazindir ve dahi vahimdir. Peki bu tarihi realite karşısında ne yapılmalıdır? Aslında belki de diğer sorunlarımızı bir kenara bırakıp sadece bu soruya odaklanmalıyız.
Son yıllarda zaman zaman “açılım” kavramı ortaya atılıyor ve somut ifadelerle içi doldurulmaya çalışılıyor. Kürt açılımı, Alevî açılımı falan. Ve elbette bu topraklarda her girişim, reform, açılım ya da “saçılım”, hep yukarıdan ve sadece “yukarıdan” geldiği için, bütün toplum kendisini “yukarının” hassasiyetlerine göre konumlandırıyor. Yani “yukarısı” ne olmasını istiyorsa, toplumun kahir ekseriyatı onu “oluyor”. “Bundan böyle modern oluna!” denilirse modernleşme başlıyor, “bundan gayrı laik olunacak” denilirse öyle olunuyor, “bundan kelli daha fazla Müslüman olunacak!” diye fetva gelirse, toplum tarafından gereği yapılıyor. Eh, evet, bu da bizim başka bir tarihi gerçeğimiz. Her yeni strateji “en yukarıda” kararlaştırılır ve bütün ülkeye tebliğ edilir. O kadar.
Bana göre eğer bu ülkede bir “açılım” süreci başlayacaksa, bu süreç mümkünse devlet işin içine katılmadan, doğrudan toplum kesimleri arasında olmalı. Örneğin muhafazakar kitle, “seküler açılımı” başlatmalı. Yani bu insanlar benimle aynı ülkede yaşadıkları halde neden benim gibi düşünmüyor, benim gibi hissetmiyor, benim gibi giyinmiyor… Niçin siyasi görüşü benimkine uymuyor, niçin bana yabancı görünüyorlar, yaşam biçimi bana benzemiyor, toplumsal ilişkileri benden farklı? Bu ve buna benzer pek çok soruyu muhafazakar kitleler kendilerine sormaya ve seküler kesimleri anlamaya çalışmalı.
Ve aynı şekilde, seküler toplum kesimleri de “muhafazakar açılımı” ilan etmeli ve aynı soruları onlar da kendilerine sormalılar. Eğer bu süreç realize edilebilirse, görülecektir ki aralarında zannettikleri kadar büyük bir uçurum yoktur! Anlaşılacaktır ki birbirlerini “öteki” olarak görmüş olmaları sadece bir önyargıdan ibarettir! Fark edilecektir ki bu tablo siyasi elitlerinin bu ülkeye yüzlerce yıl önce kurdukları berbat bir tuzaktan ibarettir!
Hülâsâ; toplum olarak “yukarıdan” gelecek fetvalara kulak kabartmak yerine, kendi göbeğimizi kendimiz kesmenin çarelerini üretmek zorundayız. Yoksa daha çok imtihana girer çıkarız. Ve gün gelir, gireriz, ama çıkamayız. Hepsi bu kadar.
57 YILLIK BİR ÖMRE SIĞAN BİR CUMHURİYET…MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
BİR KADININ HAYATINDA İŞ, AİLE VE KENDİSİSİBEL ARSLAN
CUMHURİYETİ İNGİLİZLER Mİ KURDU?EŞREF URAL
UTANÇOYA ÖZGÜR
YAN YATMIŞ SEKİZİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
COP 31/2 TARIM VE TURİZM: AYNI GELECEĞİN İKİ TEMELİIŞIK YARGIN
BAŞARIYA KOŞANLAR: FEYZA DAĞALYA ŞAHİN
İNUİT MOĞOL TÜRK YURDU GRÖNLAND'DA BİR GÜNHÜSEYİN KARABULUT
SEZON BİTTİ, KİRAYI DA ASKIYA ALABİLİR MİYİZ?TUGAY TOYDEMİR
VEYSEL EFENDİ KAHVECİSİGAZANFER ERYÜKSEL
“KIRKMERDİVEN” EDEBİYAT DERGİSİ VE “ANSAN” 4YUNUS YAŞAR
YENİDEN ÇORUM’A GELDİMMERAL KILINÇ
STOKTA YOKSA SATMA! TÜKETİCİNİN PARASINI KASANDA TUTAMAZSIN!AV İBRAHİM GÜLLÜ
FİBONACCİ’DEN DOĞAL DENGEYEAHMET İLBARS
SUSMAK TARAFSIZLIK MI?DERYA DALMAZ
ANTALYASPOR KAYBETMEDİKAHRAMAN KÖKTÜRK
DİKKAT ÇAĞINDA DEĞERİNİ KAYBEDEN BİLGİMELTEM YUVARLAK
EKOLOJİK ADALET: ÇEVRE KRİZİNİN BEDELİNİ NEDEN EN AZ KİRLETENLER ÖDÜYORCEM ARÜV
EMLAK VE GAYRİMENKUL OFİSLERİ CAN ÇEKİŞİYORAHMET DİKİCİ
ÖLMEYE YATMAK ROMAN KAHRAMANI AYSEL, USTA ROMANCININ KENDİSİ MİYDİ?YALÇIN DUMAN
AZERBAYCAN-BAŞÖRTÜSÜ-OTORİTERLİK / BİR TUTUM OLARAK ÖZGÜRLÜKÇÜLÜKALİ İHSAN DİLMEN
ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER-12NİZAMETTİN ŞEN
ÖMÜR HANIM'IN SONBAHAR RİTÜELLERİBİHTER GÖRDÜ
BATI'DA MERAK, BİZDE MASLAHATTARIK ÇELENK
ANTALYA, AVUSTURYALILARIN SONBAHAR TERCİHİNDE İLK SIRADA
COP31'DE SIFIR ATIK SEFERBERLİĞİ
3. ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI FESTİVALİ BAŞLIYOR
SERALARI SEL VURMASINA RAĞMEN SEBZE FİYATLARI DÜŞTÜ
KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ'NDE SANAT DOLU BEŞİNCİ GÜN
ÖZDEMİR, KADIN MUHTARLARA ANITKABİR GEZİSİ SÖZÜNÜ TUTTU
19 İLÇENİN PEYNİRLERİ ENVANTER ALTINA ALINIYOR
KIRMIZI HALIDA ŞIKLIK YARIŞI
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





