- IMKB
% - Altın
6272.45
%1.09 - Dolar
46.4595
%-0.03 - Euro
53.2177
%-0.24
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 17:18 - KAYMAKAM ÖZAYDIN, ERZİN’E VEDA ETTİ
- 17:08 - OKKALI: "ANTALYA, HİZMETTE ÖRNEK KENT OLMALI"
- 16:48 - ÜST GEÇİTTE 4 ARAÇ BİRBİRİNE GİRDİ: 1 YARALI
- 16:43 - BURDUR’DA OTOMOBİL İLE HAFİF TİCARİ ARAÇ ÇARPIŞTI: 5 YARALI
- 16:43 - DEPREMİN ARDINDAN YENİDEN İNŞA EDİLEN ANTAKYA’NIN KALBİNDE TİCARET YENİDEN BAŞLADI
- 16:33 - ANTALYA’DA ELEKTRİK TRAFOSUNDA ÇIKAN YANGIN KOKUTTU
- 16:28 - MUT’TA DOĞA MÜZESİ AÇILDI
- 16:08 - POZANTI’DA DOĞAYA 300 KINALI KEKLİK SALINDI
- 15:48 - İŞ SANAT ANADOLU SERGİLERİ, EĞİRDİR’DE
- 15:43 - AKSU’DA ZABITA EKİPLERİNDEN DİLENCİ DENETİMİ
- 15:28 - ANTALYASPOR YÖNETİM KURULUNDA GÖREV DAĞILIMI BELİRLENDİ
- 15:23 - ’DUR’ İHTARINA UYMADI, YAŞANAN KOVALAMACININ ARDINDAN YAKALANDI
- 15:18 - ADANA DEMİRSPOR’A YEREL BASINDAN 100 BİN LİRALIK DESTEK
- 15:18 - MERSİN’DE SAĞLIK ÇALIŞANLARI MOTİVASYON ETKİNLİĞİNDE BULUŞTU
- 15:08 - DAİMFED AKADEMİK ÇALIŞMA KOMİSYONU BAŞKANLIĞINA DOÇ. DR. İLYAS SARIBAŞ ATANDI
EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR


ANADOLU İÇİN YOL HARİTASI NE OLMALI?
Bir önceki yazımızı “Anadolu’nun bir bütün halinde ve medeni bir hukuk üzere kardeşçe yaşamasının yol haritası ne olmalıdır?” diye sormuş ve bunu da bir sonraki yazımızda tartışalım diye bitirmiştik. O halde buradan devam edelim ve evvelâ ülkemizin sosyo-kültürel yapısının kabaca bir fotoğrafını çekelim. Şu sosyolojik gerçeğin altını çizerek başlayabiliriz; Türkiye’den Ege-Balkan kültürüne mensup toplum kesimlerini ve Alevi-Bektaşi toplum kesimlerini çıkartın, geri kalan sosyal yapı kültürel olarak büyük oranda Doğulu-Ortadoğulu’dur. Yani bu bağlamda, örneğin Malatya ile Tebriz’in, Bingöl ile Kabil’in, Konya ile Tahran’ın, Antep ile Kerkük’ün pek de farklı olmadığı görülecektir. Denilebilir ki, Ege-Balkan kültürüne mensup nüfus ve tek başına Alevi inanç sosyolojisi, Anadolu’yu dengeleyen bir tarihsel misyon üstlenmiş durumdadırlar.
Ve öte yandan, yukarıda tanımlamaya çalıştığım kültürel haritada Aleviler ve Ege-Balkan kültürüne mensup toplum kesimleri daha ziyade laik/seküler bir yaşam biçimini temsil ederken, Anadolu’nun geri kalan sosyal kesimleri dindar/muhafazakar bir yaşam formunu temsil ediyorlar. Hatta, o kadar öyle ki, bu muhafazakar coğrafyada Türk ve İslam kelimeleri eş anlamlıdır. Buralarda bir insan ancak “İslam” ise Türk’tür. Yanılmıyorsam ünlü İngiliz tarihçi B. Lewis’in bir tespiti idi; “tarihte hiçbir millet, kendi öz benliğini din anlayışı içinde eritmekte Türkler kadar ileri gitmemiştir”. Bu tespit bana göre de yerli yerindedir ve bilhassa Anadolu coğrafyasında kesinlikle böyledir.
Bir başka hususun daha altını çizmeliyim, şudur; Ege-Balkan kültürüne mensup kitleler ile Anadolu muhafazakar kesimleri, yüzlerce yıldır birbirlerini hâlâ anlayabilmiş ve tanıyabilmiş değildirler. Ve bu karşılaştırmaya Aleviler ile muhafazakarları da ekleyebiliriz. Çok ilginçtir, bu iletişim ve teknoloji çağında bile bu kültürel mahalleler birbirlerine karşı hâlâ önyargılı, mesafeli ve temkinlidir.
İşin aslı bu mevzu siyasi/kültürel bir tercihten ziyade, coğrafi bir hakikattir. Ne derseniz deyin, Makedonya’da, Selanik’te yahut Trakya’da doğmuş bir çocuk, Erzurum’da, Van’da, Bitlis’te doğmuş bir çocuğu anlayamaz, bu iki çocuk neredeyse iki ayrı dünyaya aittir. Ve aynı şekilde, Batman’da doğmuş bir çocuk da Edirne’de, İzmir’de doğmuş bir çocuğu anlayamaz. Coğrafya bilmeden ve coğrafi gerçeklere bakmadan hiçbir kültür diğerini anlayamaz ve tanıyamaz.
Demem o ki kıymetli okur, adına Türkiye dediğimiz bu güzel ülkede üç ayrı toplum kesimi, üstelik aynı tarihi, aynı coğrafyayı ve aynı kaderi paylaştıkları halde, doğru dürüst birbirlerini anlamadan, dinlemeden ve tanımadan birlikte yaşamaya çabalamaktadırlar. Nereden baksan çok acayip bir manzaradır, hazindir ve dahi vahimdir. Peki bu tarihi realite karşısında ne yapılmalıdır? Aslında belki de diğer sorunlarımızı bir kenara bırakıp sadece bu soruya odaklanmalıyız.
Son yıllarda zaman zaman “açılım” kavramı ortaya atılıyor ve somut ifadelerle içi doldurulmaya çalışılıyor. Kürt açılımı, Alevî açılımı falan. Ve elbette bu topraklarda her girişim, reform, açılım ya da “saçılım”, hep yukarıdan ve sadece “yukarıdan” geldiği için, bütün toplum kendisini “yukarının” hassasiyetlerine göre konumlandırıyor. Yani “yukarısı” ne olmasını istiyorsa, toplumun kahir ekseriyatı onu “oluyor”. “Bundan böyle modern oluna!” denilirse modernleşme başlıyor, “bundan gayrı laik olunacak” denilirse öyle olunuyor, “bundan kelli daha fazla Müslüman olunacak!” diye fetva gelirse, toplum tarafından gereği yapılıyor. Eh, evet, bu da bizim başka bir tarihi gerçeğimiz. Her yeni strateji “en yukarıda” kararlaştırılır ve bütün ülkeye tebliğ edilir. O kadar.
Bana göre eğer bu ülkede bir “açılım” süreci başlayacaksa, bu süreç mümkünse devlet işin içine katılmadan, doğrudan toplum kesimleri arasında olmalı. Örneğin muhafazakar kitle, “seküler açılımı” başlatmalı. Yani bu insanlar benimle aynı ülkede yaşadıkları halde neden benim gibi düşünmüyor, benim gibi hissetmiyor, benim gibi giyinmiyor… Niçin siyasi görüşü benimkine uymuyor, niçin bana yabancı görünüyorlar, yaşam biçimi bana benzemiyor, toplumsal ilişkileri benden farklı? Bu ve buna benzer pek çok soruyu muhafazakar kitleler kendilerine sormaya ve seküler kesimleri anlamaya çalışmalı.
Ve aynı şekilde, seküler toplum kesimleri de “muhafazakar açılımı” ilan etmeli ve aynı soruları onlar da kendilerine sormalılar. Eğer bu süreç realize edilebilirse, görülecektir ki aralarında zannettikleri kadar büyük bir uçurum yoktur! Anlaşılacaktır ki birbirlerini “öteki” olarak görmüş olmaları sadece bir önyargıdan ibarettir! Fark edilecektir ki bu tablo siyasi elitlerinin bu ülkeye yüzlerce yıl önce kurdukları berbat bir tuzaktan ibarettir!
Hülâsâ; toplum olarak “yukarıdan” gelecek fetvalara kulak kabartmak yerine, kendi göbeğimizi kendimiz kesmenin çarelerini üretmek zorundayız. Yoksa daha çok imtihana girer çıkarız. Ve gün gelir, gireriz, ama çıkamayız. Hepsi bu kadar.
AZİZ'İ NEDEN YÖNETİME ALMADIN?VEDAT GÜRHAN
HAYAT KISA, MUTLU OLMAYI İHMAL ETMEAHMET İLBARS
CHP’Yİ İŞLEVSİZLEŞTİRMENİN BEDELİ?TARIK ÇELENK
TAHSİN KURTBEYOĞLU-BİR KAYMAKAMIN OBJEKTİFİNDEN ANADOLUHASAN YAKUP CANGÜVEN
YELKOVANIN UCUNDA MI ASILI ZAMANSIZ ZAMANBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
DEVRİDAİMGAZANFER ERYÜKSEL
OĞUZ UYKUSUEŞREF URAL
DİJİTAL RAF ETİKET SİSTEMİAV İBRAHİM GÜLLÜ
BİR FABRİKADAN FAZLASISÜLEYMAN EKİN
MEVLİD’E DEĞİL, DEVLETİN MEZHEP TERCİHİNE İTİRAZMUHARREM YELLİCE
DERİNLİKSİZ SANAT ÇAĞINDA KAYDIR BEĞEN VE TÜKETGÖZDE SARI
BABALAR GÜNÜ: SESSİZ KAHRAMANLARIN GÜNÜGÜLŞEN ARAS GÜLMEZ
MEYVEYİ DALINDAN YEMEKŞEBNEM YAPA ÖZTOPRAK
GELECEĞİN MİMARLARIIŞIK YARGIN
FAKİR BAYKURT 97 YAŞINDA (15 Haziran1929- 11 Ekim 1999)YUNUS YAŞAR
GÖBEKLİTEPE'Yİ 20 YIL ÖNCE BULDUK; DÜNYAYA ANLATABİLDİK Mİ?NİZAMETTİN ŞEN
DELİLER GEMİSİ YENİDEN YOLA ÇIKARKENMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
YAŞAR EVCEN İLE ENİNE BOYUNA: YAŞAR EVCEN KÜLTÜR EVİYUSUF YILDIRIM
DİL POLİTİKALARI BAĞLAMINDA MUHAKEMET'ÜL-LUGATEYN VE DİL ŞUURUMUZDOÇ DR BEKİR DİREKCİ
BARIŞIN GÜCÜ VE TURİZMHÜSEYİN BARANER
YARGININ DİLİ NEREYE DAYANMALI?PROF DR RAMAZAN DEMİR
NADİA COMANECİ HEP 10 TAM PUAN ALIYOROYA ÖZGÜR
TÜRK MUHAFAZAKARLIĞI ve NURETTİN TOPÇU ÜZERİNEALİ İHSAN DİLMEN
YA, YAPAY ZEKÂ SİZİ YANILTIRSA…ŞENER METE
ADİLE TEYZE MERKEZ YUVADA YIL SONU COŞKUSU
MUSTAFA ERGÜN, ANTALYASPOR A.Ş. BAŞKANLIĞINA SEÇİLDİ
AKRA CAZ'DA GENÇ PİYANİST SU YAVUZ RÜZGARI ESTİ
ÖZBEK: 'KALICI ÇÖZÜM YAPISAL REFORMLARDA'
DOKTOR HATASINI KANITLAYIP TAZMİNAT DAVASI AÇTI
ATSO'DA HATİCE ÖZ ADAYLIĞINI AÇIKLADI
16.ŞİİR ve KOMPOZİSYON YARIŞMASININ ÖDÜL TÖRENİ EĞİTİM FAKÜLTESİNDE YAPILDI
EBER GÖLÜ'NÜ KAYIKLA GEZDİLER
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





