

ANSAN'DA AHMET TURAN KUL ŞİİRİ KONUŞULDU
Antalya Sanatçılar Derneği'nde gerçekleştirilen etkinlikte konuşan ANSAN Başkanı Cahit Çakcıl, şiirin en önemli özelliklerinden birinin okurun zihninde yer eden, ezberlenebilen dizeler üretmek olduğunu vurgulayarak,Türk şiirinin farklı dönemlerinden örnekler verdi ve bellekte iz bırakan mısraların şiirin kalıcılığını artırdığını ifade etti. Gülten Akın, Attila İlhan, Nazım Hikmet, Cahit Sıtkı ve diğer Cumhuriyet dönemi şairlerinden alıntılarla, şiirin insan belleğinde bıraktığı izlerin, edebi değerin önemli göstergelerinden biri olduğunu belirtti.
Çakcıl, Ahmet Turan Kul'un şiirlerinden de çeşitli dizeler okuyarak, şairin imgelerle kurduğu ilişki ve dilde oluşturduğu özgün söyleyişin önemine değindi. Kul'un şiirlerinde hem halk şiiri geleneğinin hem de modern şiirin izlerinin görüldüğünü, şiirlerin özellikle güçlü metaforlar ve yoğun imgelerle okurda derin bir etki bıraktığını ifade etti.
Cahit Çakcıl, Ahmet Turan Kul'un şiirlerinin dikkatle okunması gerektiğini belirterek, dizelerindeki anlam katmanlarının okurda düşünsel bir yolculuk başlattığını dile getirdi.

“Ahmet Turan Kul, Kendi Üslubunu İnşa Etmiş Bir Şairdir”
ANSAN'da gerçekleştirilen söyleşide, Şair Ahmet Turan Kul'un, Türk Edebiyatı geleneğini yakından tanıyan ve bu birikimden beslenen özgün bir şair olduğu vurgulandı.
Söyleşiye katılan konuklar, Ahmet Turan Kul'un Halk Edebiyatı, Tekke Edebiyatı ve Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri'nin farkında olan bir isim olduğunu belirterek, bu geniş kaynaklardan beslenmesine rağmen, şiirde kendi üslubunu oluşturmayı başardığını ifade etti. Şairin ayrıca Attila İlhan, Nazım Hikmet ve Necip Fazıl gibi önemli isimlerin yanı sıra, halk şiiri ve tasavvuf geleneğinden de beslendiği dile getirildi.
Tasavvufun şiir dünyasındaki yerini anlatan Ahmet Turan Kul, diyalektik düşünceyi tekke kültüründen öğrendiğini söyledi. Yunus Emre, Karacaoğlan ve klasik Doğu anlatılarının kendisi için önemli bir kaynak olduğunu belirten Kul, Şehname’yi ve Manas Destanı’nı 11’li hece ölçüsüyle çevirdiğini ifade ederek, Doğu Edebiyatı'nın sunduğu zengin verilerin, şiirine büyük katkı sağladığını dile getirdi.
Şairin dil anlayışı da söyleşinin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Arapça ve Farsça ile kurduğu ilişkiye değinen Ahmet Turan Kul, Türkçe'nin anlatım gücünün eşsiz olduğunu vurguladı. Kul, Arapça'nın kök temelli yapısının kelime üretme açısından geniş bir imkân sunduğunu belirterek, bu durumun şiir dilini beslediğini ve anlam ufkunu genişlettiğini söyledi. Mevlânâ’nın “Bir sözün anlamı, denize atılan taşın oluşturduğu dalgalar gibidir” sözünü hatırlatan şair, kelimeler arasındaki anlam ilişkilerinin şiirde derinlik kazandırdığını ifade etti.
Ahmet Turan Kul, şiirlerinin belirli bir edebi akım içerisinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceği sorusuna ise, temkinli yaklaştı. Kendini herhangi bir akımın içine yerleştirmediğini söyleyen Kul, şiirini bir mimari anlayışa benzeterek, kelimelerin bir duvardaki tuğlalar gibi birbiriyle anlam ilişkisi kurarak yerleştirildiğini belirtti. “Akımlar mimarların işidir; benim yaptığım, duvarı örmek ve o duvarın perspektifini kurmaktır” sözleriyle şiir anlayışını özetledi.
Söyleşi, Ahmet Turan Kul'un edebiyata ve dile yaklaşımına dair bu değerlendirmelerin ardından, programa katılan konukların soruları ve katkılarıyla sona erdi.


Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





































