- IMKB
% - Altın
6701.38
%1.11 - Dolar
44.3011
%0 - Euro
51.2143
%-0.1
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 08:58 - ANTALYA’DA YANGIN FACİASI: 5’İ ÇOCUK, 6 ÖLÜ
- 08:43 - ADANA’DA BAYRAM NAMAZI KILINDI
- 23:58 - ESKİ EŞİNİN YANINDAKİ ŞAHSI ÖLDÜRDÜ, EŞİNİ YARALADI
- 22:03 - BAYRAM YOLUNDA FECİ KAZA: OTOMOBİLLER KAFA KAFAYA ÇARPIŞTI, 7 KİŞİ YARALANDI
- 22:03 - HATAY’DA SAĞANAK ETKİLİ OLDU: YOLLAR GÖLE DÖNDÜ, OTELİN OTO PARKINI SU BASTI
- 21:53 - BAKAN GÜLER: "BU COĞRAFYADA BARIŞIN TEMİNATI, GÜVENLİĞİN DE EN SAĞLAM DAYANAKLARINDAN BİRİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ"
- 21:28 - EĞİRDİR’DE 3 ARACIN KARIŞTIĞI KAZADA 8 KİŞİ YARALANDI
- 18:18 - SEYİR HALİNDEKİ OTOMOBİL DEREYE UÇTU, SÜRÜCÜ YARALANDI
- 18:08 - ANTALYA’DAKİ RÜŞVET VE YOLSUZLUK DAVASINDA TAHLİYE EDİLEN 3 SANIK YENİDEN HAKİM KARŞISINDA
- 18:03 - BAKAN GÜLER: "TÜRKİYE BU SÜREÇTE ATEŞKESİN SAĞLANMASINI, DİPLOMASİNİN YENİDEN DEVREYE GİRMESİNİ SAVUNAN TUTUM ORTAYA KOYMAKTADIR"
- 17:18 - KIRIKHAN’DA EV YANGINI
- 17:03 - KAHRAMANMARAŞ’TA TEZGAHLAR ŞEKER VE ÇİKOLATALARLA SÜSLENDİ
- 16:53 - ISPARTA OTOGARI’NDA BİLETLER KISA SÜREDE TÜKENDİ
- 16:53 - AK PARTİ SÖZCÜSÜ ÇELİK: "BARIŞ MASASINI KURACAK LİDER ERDOĞAN’DIR"
- 16:28 - BURDUR’DA BIÇAKLI KAVGA: 5 YARALI

NİNA ŞAHİN / KONUK YAZAR


HIZLI YALNIZLAŞMA'NIN ONTOLOJİSİ
Hızlı Yalnızlaşma / VEYSEL ÇOLAK
Öfke diyen, isyan diyen sözcükleri düşündüm
bir de ihanet sözcüğünü.
Bir ünlem oldum hepsinin yanında.
Harflerin örgütüydü her sözcük
bazılarının sesi büyüktü, bazıları sessiz
her harf bir kapıydı, oradan girilirdi dünyaya
varlık sese dönüşürdü bir şey söylendiğinde
bir harfi düşse ağır yaralanırdı sözcük
ölürdü yaşamdaki anlamı.
Sözcüklerde bir harfiz her birimiz
bunu unutmamalı kimse
yoksa dönüp ardına baktığında
kendini bile göremez insan.
Dünya, Kaşıyaka 2026

Duygular yalnızca onları hissettiğimizde mi gerçektir, yoksa adlarını koyduğumuzda mı? Şair, “Öfke diyen, isyan diyen sözcükleri düşündüm / bir de ihanet sözcüğünü” derken bizi duyguların sıcak alanından çekip, kavramların soğuk ama berrak dünyasına davet eder. Ne var ki bu davet basit bir entelektüel alıştırma değildir; bastırılmış, zihinselleştirilmiş bir ruh hâlinin dışavurumudur.
Öfkeyi, isyanı ve ihaneti birer “düşünce” nesnesine dönüştürmesi, aslında onların yarattığı katlanılmaz acıyla arasına mesafe koyma çabasını ele verir. İnsan önce hisseder; fakat acı, sözcüklere dökülemeyecek kadar yoğunlaştığında, kendi içine kavramların o güvenli ama soğuk mesafesine çekilir. Toplumsal bağlarımız koptuğunda tutunduğumuz o son uçurum kenarları, kimi zaman tutunurken ellerimizi parçalayan sarp kayalıklara dönüşür.
“Bir ünlem oldum hepsinin yanında.” Şairin kendini bir ünlemle özdeşleştirmesi, ilk bakışta bir tepki gibi görünse de aslında derin bir trajediyi barındırır. Ünlem; konuşmaz, sadece haykırır. Bir cümle kurmaz; öznesi ve yüklemi yoktur. Bu yüzden ortada ne bir hikâye ne de bir süreklilik kalmıştır. Ünlem imgesi, aslında modern insanın yaşadığı büyük çelişkiyi simgeler; bireyi hızla derin bir yalnızlığa sürükleyen yolun hem başlangıcı hem de kabullenişidir.
''Her harf bir kapıydı, oradan girilirdi dünyaya / varlık sese dönüşürdü bir şey söylendiğinde.” Şair burada, Heidegger’in meşhur “Dil, varlığın evidir” düşüncesiyle sarsıcı bir bağ kurar. peki neden sarsıcı? Çünkü şairin dile yüklediği anlamın sadece bir "iletişim aracı" olmaktan çıkıp, doğrudan hayatta kalma meselesine dönüşmesidir. Şiirsel evrende dünya, ancak dil aracılığıyla inşa edilir; varlığın sese dönüşmesi ise insanın ancak "söz" alabildiği, kendini ifade edebildiği ölçüde bu dünyada gerçek bir yer işgal ettiğini söyler.
Bu bağlamda suskunluk; sanıldığı gibi bir erdem değil, aksine sessiz bir yok oluş riskidir. Harfin düşmesi ise tam bir kırılma anıdır. ''Bir harfi düşse ağır yaralanırdı sözcük'' çağrışımı; insanın kendini ifade yetisini kaybetmesinin, varoluşsal bir ölümle eşdeğer olduğunu gösterir. Elbette burada kastedilen fiziksel bir engel değil, ruhun ve anlamın harflerini yitirmesidir. Sözcükler yaralandığında, o sözcüklerin içine sığınan insan da ağır yaralar alır; çünkü dil yıkıldığında, varlığın sığınacağı o tek kale de çökmüş demektir.
“Sözcüklerde bir harfiz her birimiz.” Şair burada bireyin hem vazgeçilmezliğini hem de o ince kırılganlığını aynı anda hatırlatarak, her birimizin bir bütün içindeki hayati önemini vurgular. Bir harf tek başına bir anlam ifade etmiyor gibi görünse de, onun yokluğu koca bir sözcüğün anlamını sakatlar ve bütünü bozar. Şair, bir insanın ancak başkalarıyla bir araya geldiğinde ve büyük bir bütünün parçası olduğunda gerçek bir değer kazandığını hatırlatmak ister. Bu, sadece bireysel bir varoluş çabası değildir; insanın ancak diğer 'harflerle' yan yana gelerek ortak bir anlam, yani bir 'sözcük' oluşturabildiği o köklü ve sarsılmaz bağın ifadesidir.
Martin Heidegger’in "Dil, varlığın evidir" ontolojik tespiti; Jean-Paul Sartre’ın insanın özünü kendi eylem ve söylemleriyle inşa ettiğine dair varoluşçu tezi ve Albert Camus’nün evrenin sessizliği karşısında insanın anlam arayışını niteleyen "uyumsuz" (absürt) felsefesi, şiirin entelektüel zeminini tahkim eder. Şiirin son birimi, varoluşçu geleneğin en radikal uyarılarından birini örnekler: Sartre ve Camus’nün perspektifinden bakıldığında, bireyin kendi varlığını ancak dilsel ve eylemsel bir süreklilik içerisinde kurabildiği görülür. Dolayısıyla sözcükten, anlatıdan ve dilden kopuş; Birey için yalnızca toplumsal bir yabancılaşma değil; aynı zamanda kendi tarihsel sürekliliğini ve anlam dünyasını kökten yitirdiği varoluşsal bir yıkım niteliğindedir.
Nihayetinde Veysel Çolak; dilsel kopuşu varoluşsal bir bozgunla eşdeğer görerek, modern özneyi kendi anlam dünyasının harabeleri arasında sarsıcı bir yüzleşmeye davet eder. Şiir dilin sükûtu ve kelimelerin yaralanmasıyla başlayan bu süreç, birey için kaçınılmaz ve 'Hızlı Yalnızlaşma' ile mühürlenen bir yok oluşun ilanıdır.

TARİHSEL ÖRNEKLER IŞIĞINDA TÜRKİYE’DE GÖÇ, DİL VE KİMLİK MESELESİMUHARREM YELLİCE
BAYRAM VE EKSİLENLERMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
DÜNYA ŞİİR GÜNÜ BİLDİRİSİGAZANFER ERYÜKSEL
1 PUAN İYİ OLDUKAHRAMAN KÖKTÜRK
ADALET MÜLKÜN DEĞİL, TOPLUM DÜZENİNİN TEMELİDİR-1PROF DR SAMİ SELÇUK
ÂLİM ÇOKTU; BİLİM NEDEN YOKTU?TARIK ÇELENK
YOK FARKLARI!..VEDAT GÜRHAN
RESİMDE KONUNURİ SEZEN
AŞK YAKAR, SEVGİ ISITIRAHMET İLBARS
MODERN İNSANIN VİCDAN EŞİĞİNİNA ŞAHİN
KAVAK İFTAR PROGRAMI, ÖDÜL TÖRENİ VE DOÇ. DR. TEKİN AVANERHASAN YAKUP CANGÜVEN
ÇANAKKALE GÜNLÜĞÜŞENER METE
TÜKETİCİ HUKUKU KAPSAMINDA UYGULANAN İDARİ PARA CEZALARIAV CÜNEYT KARASU
GELDİLER, GÖRDÜLER, TATTILAR, GERİSİN GERİ GİTTİLERAV İBRAHİM GÜLLÜ
'BOMBALARIN KARBONU'CEM ARÜV
TAZİYEMİZ VARPROF DR RAMAZAN DEMİR
VATAN MİLLET SEVGİSİNE DAİRALİ İHSAN DİLMEN
YÜREĞİN HAFIZASIBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
ŞİMDİ YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIMIŞIK YARGIN
SANA BİR MEKTUP YAZDIMYUNUS YAŞAR
BİR TATLI UYKU SONRASI HÜZÜNŞEBNEM YAPA ÖZTOPRAK
BİR RESSAM POTRESİ: CEMALETTİN TİMURHALİL ERDEM
KADIN OLMANIN SESSİZ HİKAYESİGÜLŞEN ARAS GÜLMEZ
ÇANAKKALE SAVAŞI'NDA EDEBİYATÇILARHAKAN ERCAN
ANTALYA'DA KONUT PROJESİ MAĞDURİYETİ
BAYRAM ÖNCESİ MEZARLARA 'GÖRÜNTÜLÜ ZİYARET'
ANTEP FISTIKLI BAKLAVADA 'BEZELYE' HİLESİ
PROBİYOTİK ZENGİNİ BESLENME BEYNE İYİ GELİYOR
'AŞK İKSİRİ' YENİDEN SAHNEDE
LÖSEMİLİ ÇOCUKLAR VE AİLELERİ İFTARDA BULUŞTU
KOLON KANSERİNDE YAŞ SINIRI GİDEREK DÜŞÜYOR
KEMER, DÜNYA SUP ŞAMPİYONASI TAKVİMİNE GİRDİ

Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





