Bugün 06 Şubat 2026 Cuma
  • Antalya14 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6716.53
    %-0.29
  • Dolar
    43.5323
    %0
  • Euro
    51.3756
    %-0.02

PROF DR RAMAZAN DEMİR / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
PROF DR RAMAZAN DEMİR / KONUK YAZAR

DİN, HAKİKAT VE MODERNLİK ÜZERİNE BİR İRDELEME

05 Şubat 2026 Perşembe 22:54

 

Giriş
Tek tanrıcılığın (monoteizm) ilkel toplumlarda zaten mevcut olup olmadığı antropolojinin tartışma alanına girmekle birlikte, burada savunulan düşünce, tek tanrı fikrinin özellikle Sami gelenek içerisinde ortaya çıkmış kültürel bir yapı olduğudur. Bu bağlamda peygamberlik kurumu da evrensel değil; belirli tarihî–kültürel koşullarda şekillenen bir kurum olarak değerlendirilmelidir. Nitekim antropolojik kayıtlar, “And” medeniyetlerinde Yahudi-Hristiyan-İslâmî anlamda bir “vahiy”, “peygamberlik” veya “Tanrı ile kişisel iletişim” fikrinin bulunmadığını gösterir (Eliade, 1959). Bunun nedeni, bu toplumların kültürel evrenlerinin böyle bir sembolik yapı üretmemiş olmasıdır.
Bu tespit, modern insanın din, hakikat, bilgelik ve kapitalist yaşam arasındaki gerilimli ilişkisinin incelenmesine imkân sağlamaktadır. Aşağıda bu ilişkinin farklı yönleri analiz edilecek, ardından dinin hakikat kavrayışına etkisi ile modern dünyanın din-kapitalizm sentezi tartışılacaktır.
*
Tek Tanrıcılık, Peygamberlik ve Kültürel Köken Problemi
Tek tanrıcılığın Sami halklarının dinî tecrübesi ile sınırlı bir fenomen (görüngü) olduğu fikri yalnızca tarihsel değil, aynı zamanda kültürel bir analizdir. Max Weber (1922), özellikle “çöl topluluklarında” ortaya çıkan karizmatik peygamberlik geleneğinin diğer coğrafyalarda neredeyse hiçbir karşılığının bulunmadığını vurgular. Bu anlamda peygamberlik: Evrensel bir dinî kategori değil, belirli bir tarihsel-toplumsal yapının ürünü ve esasen etik-teolojik bir dönüşüm projesidir.
Bu nedenle “İnka”, “Maya” veya “Aztek” dünyasında Musa, İsa ya da Hz. Muhammed’i hatırlatan figürlerin yokluğu bir “kayıp belge” meselesi değil; tamamen farklı dinî bilinç yapılarına sahip olmalarından kaynaklanır.
Mircea Eliade (1959) bu farkı, kutsal ile ilişki kurma biçimlerindeki radikal çeşitlilik üzerinden açıklar: Bazı kültürler vahyi kişisel bir aktarım olarak kavramış, bazıları ise kozmik düzenin sürekliliğiyle ilişkilendirmiştir. Dolayısıyla peygamberlik, evrensel bir kategori değil; “Sami bilincinin poetik-teolojik icadı” dır.
*
Modern İnsan, Kapitalizm ve ‘Gelişmişlik’ Yanılgısı
Modern insanın “gelişmiş” olduğunu varsayması, çoğu zaman kapitalist ilişkilerin dayattığı bir görünüşten ibarettir. Barthes’ın (1972) deyimiyle modernlik, kendi ideolojisini doğal ve kaçınılmaz gibi göstererek bir mitoloji üretir.
Bu bağlamda: Modern bireyin giyimi, ilişkileri ve yaşam tarzı modern görünür, fakat çalışma koşulları, yönetim biçimleri ve ekonomik bağımlılığı son derece ilkel ve sömürüye açıktır.
İlkel diye küçümsenen toplumların “zaman kullanımındaki özgürlük” leri (Sahlins, 1974), modern insanın neredeyse tamamen yitirdiği bir varoluş alanını temsil eder. Zira zaman, yalnızca çalışma-dinlenme döngüsüne indirgenmiştir. Bu nedenle modern insanın hakikat arayışı çoğu zaman dinî hakikatin modern biçimde yeniden üretilmiş sürümüne (versiyonlarına) sıkışır. Dinin bıraktığı boşluk, kapitalist anlatılarla doldurulur.
*
Din ve Felsefe İlişkisi: Hakikat Sorunsalı
Burada kritik soru şudur: Din, insanın felsefe ihtiyacını ortadan kaldırır mı? 
Dinin sunduğu hakikat, çoğu zaman bütüncül ve kapalı bir sistemdir. Bu anlamda din: Varlığı, ölümü, ahlakı, kozmosu, insanın dünyadaki yerini önceden belirlenmiş cevaplarla açıklayarak felsefenin soru alanını daraltabilir.
Heidegger (1927), hakikati bir “örtünün kaldırılması” (aletheia) olarak tanımlar; dinî hakikat ise çoğunlukla bir “örtünün konulması” ve dünyanın belirli bir yorumla sabitlenmesi şeklinde işler. Bu nedenle dindar birey “mutmain” olur; soru sorma ihtiyacı ortadan kalkar.
Burada sorun dindarlık değil, hakikatin sabitlenmesidir. Felsefe ise hakikatin sabitlenmesine değil, her seferinde yeniden sorulmasına dayanır. Bu nedenle: Dinin hakikat sorunsalı cevap üretir, felsefenin hakikat sorunsalı soru üretir. İkisi arasında yapısal bir gerilim vardır.
*
Din, Kitleleşme ve Muhafazakârlaşma
Din, ilk aşamalarında çoğu zaman devrimci ve eleştirel bir enerji taşır. Özgürlük Teolojisi bunun tipik örneğidir (Gutiérrez, 1973). Ancak Max Weber’in (1922) “rutinleşme” kavramının işaret ettiği gibi, karizmatik hareketler kitleselleştikçe: Bürokratikleşir, meşruiyet kazanmak için mevcut düzenle uyumlanır, eleştirel güçlerini kaybeder, muhafazakâr yapılara dönüşür.
Bu dönüşüm kaçınılmazdır; çünkü din artık bir toplumsal düzeni koruma aygıtına dönüşmüştür. Din güç kazandıkça: mevcut iktidar ilişkilerini yeniden üretme eğilimi gösterir, “koruyucu” bir ideolojiye bürünür, radikal dönüşümleri değil, düzenin devamını önceleyen bir konum alır. Dolayısıyla dinin “başlangıçtaki insancıl, özgürleştirici ve eleştirel niteliği” kitleselleştikçe zayıflar.
*
Sonuç
Tek tanrıcılık ve peygamberlik, evrensel fenomenler değil; belirli bir kültürel evrenin ürünleridir. Modern birey ise kapitalist ilişkiler içinde hem dini hem de modern yaşamı uzlaştırdığını düşünür, fakat bu uzlaşma çoğu zaman bir bilinç yanılsamasıdır.
Din, hakikati kapalı bir sistem halinde sunduğunda felsefî düşünceyi sınırlayabilir; felsefe ise hakikati sürekli sorgulayarak insanın varoluş alanını yeniden açar. Dinin kitleselleştikçe muhafazakârlaşması da bu çerçevede anlaşılabilir. Bu bağlamda dinin hakikati ile felsefenin hakikati arasındaki fark, cevaplanmış sorular ile yeniden sorulan sorular arasındaki farktır.
*
Kaynakça
Barthes, R. (1972). Mythologies. Hill and Wang.
Eliade, M. (1959). The Sacred and the Profane: The Nature of Religion. Harcourt.
Gutiérrez, G. (1973). A Theology of Liberation. Orbis Books.
Heidegger, M. (1927). Sein und Zeit. Niemeyer.
Sahlins, M. (1974). Stone Age Economics. Aldine.
Weber, M. (1922). The Sociology of Religion. Beacon Press

Bu yazı toplam 218 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim