- IMKB
% - Altın
7134.94
%0 - Dolar
44.1623
%0 - Euro
50.4857
%0
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 14:43 - DEVRİLEN TANKERDEN LİTRELERCE AKARYAKIT PORTAKAL BAHÇESİNE AKTI
- 14:13 - MERSİN’DEKİ İHALE YOLSUZLUĞU OPERASYONUNDA 2. DALGA: 20 GÖZALTI
- 13:33 - SOBADAN SIÇRAYAN KIVILCIMLAR EVİ VE ÇADIRI ALEVLERE TESLİM ETTİ
- 13:23 - SARIÇAM’DA 1 MİLYON 200 BİN FİDAN TOPRAKLA BULUŞTURULDU
- 13:13 - AESOB BAŞKANI ADLIHAN DERE: "BAYRAM SEVİNCİMİZİ ESNAFIMIZLA BÜYÜTELİM"
- 12:58 - SENTETİK HAPLARLA YAKALANAN ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
- 12:53 - TARSUS’TA AHIRA YILDIRIM DÜŞTÜ: 5 KÜÇÜKBAŞ HAYVAN TELEF OLDU
- 12:33 - ANTALYA’DA BAHAR HAZIRLIĞI: 4 MİLYON ÇİÇEK TOPRAKLA BULUŞUYOR
- 12:18 - BAYRAM ÖNCESİ BERBER ESNAFININ YOĞUNLUĞU BAŞLADI
- 11:23 - MERSİN’DE ÇOCUKLARA EŞİT GELECEK İÇİN GÜÇLÜ DESTEK
- 11:03 - MURATPAŞA BELEDİYESİ’NDEN ÖZEL BİREYLERE AFET FARKINDALIK EĞİTİMİ
- 11:03 - KEPEZ BELEDİYE BAŞKANI KOCAGÖZ’DEN ŞEHİT ANNESİNE ZİYARET
- 10:43 - İŞ YERİNDEN FIRLAYAN 5 YAŞINDAKİ ÇOCUĞUN ÖLÜMDEN DÖNDÜĞÜ KAZA ANLARI GÜVENLİK KAMERASINA YANSIDI
- 10:18 - BALIKÇILARIN KABUSU OLDULAR : ATTIKLARI AĞLARA YÜZLERCE DEV DENİZANASI TAKILDI
- 10:03 - OTOMOBİLLE ÇARPIŞAN MOTOSİKLETTEKİ 2 KİŞİNİN YERE SAVRULDUĞU ANLAR KAMERADA

CEM ARÜV / KONUK YAZAR/ÇEVRENİN SESİ


ANTALYA: TURİZMİN PARLAYAN YÜZÜ, DOĞANIN SESSİZ ÇIĞLIĞI
1970’li yıllarda Antalya, Akdeniz’in sıcak rüzgârları arasında sessizce var olan küçük bir kentti. Nüfusu yüz binin altındaydı. Portakal bahçeleri, seralar ve balıkçı tekneleriyle geçinen halk, sahillerin bir gün dünyanın dört bir yanından gelen turistlerle dolacağını tahmin edemezdi. O yıllarda şehir, Toroslar’ın eteklerinden denize uzanan doğasıyla, kendi halinde, huzurlu bir yaşam sürüyordu.
Ne var ki 1980’lerle birlikte başlayan turizm atağı, Antalya’nın kaderini kökten değiştirdi. Devletin turizmi kalkınmanın lokomotifi haline getirme politikasıyla birlikte, Antalya kıyıları adeta bir inşaat şantiyesine dönüştü. Lara’dan Belek’e, Kemer’den Alanya’ya kadar sahil şeridinde oteller, tatil köyleri, dev turizm kompleksleri yükseldi. Antalya artık yalnızca bir şehir değil, Türkiye’nin dünyaya açılan vitrinlerinden biri olmuştu.
Bu dönüşüm, elbette ekonomik anlamda büyük bir başarı hikâyesiydi. Turizm, hem istihdam hem döviz girdisi sağladı; bölgeye refah getirdi. Ancak aynı dönemde kıyı ekosistemleri tahrip oldu, tarım arazileri imara açıldı, doğal alanlar betonla kaplandı. Kent, hızla büyürken doğa sessizce geri çekilmeye başladı.
1990’lara gelindiğinde Antalya artık göç alan bir kentti. İş ve yaşam umuduyla gelen binlerce insan yeni mahalleler kurdu. Kepez, Muratpaşa, Varsak ve Aksu bölgelerinde hızlı bir yapılaşma başladı. Ancak bu büyüme, çoğu zaman plansız ve kontrolsüz şekilde gerçekleşti. Altyapı yetersiz kaldı, yollar trafikle boğuldu, su ve enerji tüketimi katlanarak arttı. Antalya’nın doğusundan batısına uzanan sahil hattı artık bir “turizm koridoru”na dönüşürken, iç kesimlerde sosyal dengesizlikler ve yaşam kalitesi farkları belirginleşti.
2000’li yıllar Antalya’ya modern bir görünüm kazandırdı. Havalimanı büyüdü, ulaşım ağları gelişti, yeni konut bölgeleri ve alışveriş merkezleri açıldı. Kentsel dönüşümle birlikte Lara, Konyaaltı ve Kepez’de modern konut projeleri yükseldi. Fakat modernleşmenin parıltısı altında, yerel kültür ve ekolojik denge her geçen gün biraz daha silinmeye başladı.
Antalya’nın şehir kimliği, bir yandan Akdeniz’in sıcak insan ilişkileri ve tarihsel dokusuyla var olurken, diğer yandan hızla “marka kent” anlayışına sıkıştırıldı. Şehrin ruhu, küresel turizmin talepleriyle yeniden biçimlendirildi. Gelen turistin beklentisine göre düzenlenen yaşam, kimi zaman Antalyalıların kendi kentlerine yabancılaşmasına da yol açtı.
Bugün Antalya, bir yandan dünya turizminin gözbebeği olmayı sürdürürken, diğer yandan iklim değişikliğinin ön cephesinde yer alıyor. Sıcaklıklar her yıl daha da artıyor, yağış rejimi bozuluyor. Eskiden bereketli geçen kış yağmurları, artık kısa süreli şiddetli sağanaklara dönüşmüş durumda. Bu da kentte taşkın riskini artırıyor. Yaz aylarında ise kavurucu sıcaklıklarla birlikte kuraklık ve su stresi başlıca sorun haline geliyor.
Son yıllarda yaşanan orman yangınları, Antalya’nın kırılgan ekosistemini bir kez daha gözler önüne serdi. 2021’deki Manavgat yangını, yalnızca ağaçları değil, bölge halkının belleğini de küle çevirdi. Yangın sonrası yapılan hızlı yapılaşma, doğanın kendini yenilemesine fırsat tanımadan sürdü. Oysa ormanlar sadece turizmin arka fonu değil, bu kentin nefes alan akciğerleridir.
Deniz tarafında da tablo kaygı verici. Kıyı erozyonu, artan deniz seviyesi ve düzensiz yapılaşma, sahil şeridini tehdit ediyor. Konyaaltı sahilinde son yıllarda gözlenen kıyı daralması, bunun somut göstergesi. Belek’teki otel yoğunluğu, kaplumbağa üreme alanlarını daraltıyor. Bu, doğanın sessiz ama derin bir çığlığı.
Antalya’nın geleceğini belirleyecek temel soru artık şu: Turizmi, doğayla barışık bir şekilde sürdürebilecek miyiz? Çünkü sürdürülebilir olmayan hiçbir büyüme kalıcı değildir. Artık şehirlerin geleceği, sadece ekonomik göstergelerle değil; ekolojik dayanıklılık ve yaşanabilirlik kriterleriyle ölçülüyor.
Bugün Antalya’nın önünde iki yol var. İlki, geçmişte olduğu gibi kısa vadeli kazanç uğruna sahilleri, ormanları ve su kaynaklarını tüketmeye devam etmek. Bu yol, doğayı yok ederek kendi ekonomik temelini de tehlikeye atacak bir çıkmazdır. İkinci yol ise daha zorlu ama umut verici: Sürdürülebilir kentleşme ve yeşil dönüşüm politikalarıyla geleceği yeniden inşa etmek.
Bu, yerel yönetimlerden turizm sektörüne, halktan yatırımcılara kadar herkesin sorumluluğunu paylaştığı bir süreç olmalıdır. Yenilenebilir enerji kullanımının artırılması, gri su geri dönüşüm sistemlerinin yaygınlaştırılması, atık yönetiminde geri dönüşüm oranlarının yükseltilmesi, yeşil alanların korunması ve kent merkezinde yaya öncelikli yaşam alanlarının genişletilmesi… Bunların hepsi Antalya’yı yeniden “yaşanabilir şehir” kimliğine kavuşturabilir.
Antalya, aslında Türkiye’nin geleceğine dair bir laboratuvar gibi. Burada yapılacak doğru planlamalar, diğer kıyı kentleri için de model olabilir. Doğayla çatışan değil, onunla uyum içinde gelişen bir kent vizyonu, artık bir tercih değil zorunluluktur.
Antalya’nın hikâyesi, sadece bir kentin hikâyesi değildir; Türkiye’nin kalkınma serüveninin aynasıdır. Biz büyürken doğayı unuttuk, şimdi onu hatırlamanın zamanı. Çünkü doğa, kendini affettirmeyi değil, kendini hatırlatmayı seçer. Antalya bugün hâlâ güzelliğini koruyorsa, bu onun sabrındandır. Ama sabrın da bir sınırı var.
Antalya’nın geleceği daha fazla otel odasında, daha çok beton metrekarede değil; doğanın, suyun ve toprağın hakkını gözeten bir anlayışta saklı. Turizmin parlayan yüzü, ancak doğanın sessiz çığlığını duyabildiğimiz ölçüde var olabilir.
Ve belki de artık büyümenin değil, dengeyi bulmanın zamanı gelmiştir.
YÜREĞİN HAFIZASIBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
FATMANUR ÇELİKLERE NE ZAMAN DUYARLI OLURUZ?TARIK ÇELENK
ŞİMDİ YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIMIŞIK YARGIN
SON SAHURLARŞENER METE
SANA BİR MEKTUP YAZDIMYUNUS YAŞAR
MEKANIN CENNET OLSUN / İLBER ORTAYLI'NIN ANISINA...MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
BİR TATLI UYKU SONRASI HÜZÜNŞEBNEM YAPA ÖZTOPRAK
ÜNİVERSİTELER KAPATILMALIDIR!CEM ARÜV
ÇOCUK EĞİTİMİ Mİ, DİNİ PROPAGANDA MI?MUHARREM YELLİCE
BİR RESSAM POTRESİ: CEMALETTİN TİMURHALİL ERDEM
PAZARIN ÇATISINDA NE VAR?VEDAT GÜRHAN
DOĞRUYU BİLİP YANLIŞI SEÇMEKNİNA ŞAHİN
GÖNÜLLÜ SADELİKAHMET İLBARS
KADIN OLMANIN SESSİZ HİKAYESİGÜLŞEN ARAS GÜLMEZ
ANTALYASPOR YAYIN GELİR PAYI ARTAR MI?KAHRAMAN KÖKTÜRK
ÇANAKKALE SAVAŞI'NDA EDEBİYATÇILARHAKAN ERCAN
SAYIN MANSUR YAVAŞ’A AÇIK MEKTUPHASAN YAKUP CANGÜVEN
ARKA PLAN OKUMALARIGAZANFER ERYÜKSEL
MOBİLİTE ÇAĞINDA KİTLE TURİZMİNİZAMETTİN ŞEN
DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜOYA BOYSAN
KADINLARIN GÜNÜ MÜ, KADINLARIN MÜCADELESİ Mİ?ERDOĞAN KAHYA
TÜRKLERDE İSLAM KÜLTÜRÜNURİ SEZEN
BİR KÜTÜPHANE NEDEN KAPALI TUTULUR Kİ?GÜRSEL KAYA
FATMA NUR ÇELİK KIZIMIZ (TAZİYEMİZ VAR)PROF DR RAMAZAN DEMİR
KOLON KANSERİNDE YAŞ SINIRI GİDEREK DÜŞÜYOR
KEMER, DÜNYA SUP ŞAMPİYONASI TAKVİMİNE GİRDİ
CAN SUYU PROJESİ İLE 10 TON SU ÜCRETSİZ
KILIÇ: "EMEKLİYE BAYRAMDA EN AZ BİR MAAŞ İKRAMİYE VERİLMELİ"
'GRİ BOŞANMA' YÜZDE 56 ARTTI
ERCAN YAVAŞ: "KADINLAR OLMASAYDI, DÜNYA KARANLIK OLURDU"
BİRİ OTİZMLİ 2 ÇOCUĞUYLA HAYATA TUTUNMAYA ÇALIŞIYOR
ÖZDAĞ: "HERKESİN YASALAR ÖNÜNDE EŞİT OLDUĞU BİR TÜRKİYE İSTİYORUZ"
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





