- IMKB
% - Altın
6233.23
%-0.7 - Dolar
46.8158
%-0.07 - Euro
53.4577
%-0.26
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 17:43 - ISPARTA’DA 14 YIL 7 AY HAPİS CEZASIYLA ARANAN FİRARİ HÜKÜMLÜ YAKALANDI
- 17:38 - POZANTI-ADANA İSTİKAMETİ TIR DEVRİLMESİ NEDENİYLE TRAFİĞE KAPANDI
- 16:43 - KKTC 5. CUMHURBAŞKANI TATAR, ANAMUR ADALET SARAYINI ZİYARET ETTİ
- 16:43 - KEMER’DE "MOR TURİZM" BAŞLIYOR
- 16:38 - KAHRAMANMARAŞ, ULUSLARARASI BİSİKLET ŞAMPİYONASI’NA EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
- 16:38 - ADANA’DA TEMMUZDA SAĞANAK YAĞIŞ ETKİLİ OLDU
- 16:33 - ANTALYASPOR’DA SONER DİKMEN VE ERDOĞAN YEŞİLYURT, 2 YILLIK SÖZLEŞME İMZALADI
- 16:33 - MUT DEVLET HASTANESİNE YENİ BAŞHEKİM ATANDI
- 16:33 - KAHRAMANMARAŞ’TA SEVGİ ENGEL TANIMADI: GÖRME ENGELLİ İKİ ÖĞRETMEN DÜNYAEVİNE GİRDİ
- 16:23 - TARSUS CUMHURİYET BAŞSAVCISI GÜRKAN ÖZKAYNAK GÖREVİNE BAŞLADI
- 16:21 - ALACAK BORÇ TARTIŞMASINDA BIÇAKLANDI, HASTANEDE KURTARILAMADI
- 16:12 - TARLALAR YANGINDA KÜL OLDU
- 16:08 - MEZİTLİ BELEDİYESİ SU PARKI YAZ SEZONUNA KAPILARINI AÇTI
- 16:04 - EVİN DUVARI MÜŞTEMİLATIN ÜZERİNE GÖÇTÜ
- 16:03 - KOZAN’DA BİR HAFTALIK DENETİMLERDE 4 HÜKÜMLÜ YAKALANDI
CEM ARÜV / KONUK YAZAR/ÇEVRENİN SESİ


ANTALYA: TURİZMİN PARLAYAN YÜZÜ, DOĞANIN SESSİZ ÇIĞLIĞI
1970’li yıllarda Antalya, Akdeniz’in sıcak rüzgârları arasında sessizce var olan küçük bir kentti. Nüfusu yüz binin altındaydı. Portakal bahçeleri, seralar ve balıkçı tekneleriyle geçinen halk, sahillerin bir gün dünyanın dört bir yanından gelen turistlerle dolacağını tahmin edemezdi. O yıllarda şehir, Toroslar’ın eteklerinden denize uzanan doğasıyla, kendi halinde, huzurlu bir yaşam sürüyordu.
Ne var ki 1980’lerle birlikte başlayan turizm atağı, Antalya’nın kaderini kökten değiştirdi. Devletin turizmi kalkınmanın lokomotifi haline getirme politikasıyla birlikte, Antalya kıyıları adeta bir inşaat şantiyesine dönüştü. Lara’dan Belek’e, Kemer’den Alanya’ya kadar sahil şeridinde oteller, tatil köyleri, dev turizm kompleksleri yükseldi. Antalya artık yalnızca bir şehir değil, Türkiye’nin dünyaya açılan vitrinlerinden biri olmuştu.
Bu dönüşüm, elbette ekonomik anlamda büyük bir başarı hikâyesiydi. Turizm, hem istihdam hem döviz girdisi sağladı; bölgeye refah getirdi. Ancak aynı dönemde kıyı ekosistemleri tahrip oldu, tarım arazileri imara açıldı, doğal alanlar betonla kaplandı. Kent, hızla büyürken doğa sessizce geri çekilmeye başladı.
1990’lara gelindiğinde Antalya artık göç alan bir kentti. İş ve yaşam umuduyla gelen binlerce insan yeni mahalleler kurdu. Kepez, Muratpaşa, Varsak ve Aksu bölgelerinde hızlı bir yapılaşma başladı. Ancak bu büyüme, çoğu zaman plansız ve kontrolsüz şekilde gerçekleşti. Altyapı yetersiz kaldı, yollar trafikle boğuldu, su ve enerji tüketimi katlanarak arttı. Antalya’nın doğusundan batısına uzanan sahil hattı artık bir “turizm koridoru”na dönüşürken, iç kesimlerde sosyal dengesizlikler ve yaşam kalitesi farkları belirginleşti.
2000’li yıllar Antalya’ya modern bir görünüm kazandırdı. Havalimanı büyüdü, ulaşım ağları gelişti, yeni konut bölgeleri ve alışveriş merkezleri açıldı. Kentsel dönüşümle birlikte Lara, Konyaaltı ve Kepez’de modern konut projeleri yükseldi. Fakat modernleşmenin parıltısı altında, yerel kültür ve ekolojik denge her geçen gün biraz daha silinmeye başladı.
Antalya’nın şehir kimliği, bir yandan Akdeniz’in sıcak insan ilişkileri ve tarihsel dokusuyla var olurken, diğer yandan hızla “marka kent” anlayışına sıkıştırıldı. Şehrin ruhu, küresel turizmin talepleriyle yeniden biçimlendirildi. Gelen turistin beklentisine göre düzenlenen yaşam, kimi zaman Antalyalıların kendi kentlerine yabancılaşmasına da yol açtı.
Bugün Antalya, bir yandan dünya turizminin gözbebeği olmayı sürdürürken, diğer yandan iklim değişikliğinin ön cephesinde yer alıyor. Sıcaklıklar her yıl daha da artıyor, yağış rejimi bozuluyor. Eskiden bereketli geçen kış yağmurları, artık kısa süreli şiddetli sağanaklara dönüşmüş durumda. Bu da kentte taşkın riskini artırıyor. Yaz aylarında ise kavurucu sıcaklıklarla birlikte kuraklık ve su stresi başlıca sorun haline geliyor.
Son yıllarda yaşanan orman yangınları, Antalya’nın kırılgan ekosistemini bir kez daha gözler önüne serdi. 2021’deki Manavgat yangını, yalnızca ağaçları değil, bölge halkının belleğini de küle çevirdi. Yangın sonrası yapılan hızlı yapılaşma, doğanın kendini yenilemesine fırsat tanımadan sürdü. Oysa ormanlar sadece turizmin arka fonu değil, bu kentin nefes alan akciğerleridir.
Deniz tarafında da tablo kaygı verici. Kıyı erozyonu, artan deniz seviyesi ve düzensiz yapılaşma, sahil şeridini tehdit ediyor. Konyaaltı sahilinde son yıllarda gözlenen kıyı daralması, bunun somut göstergesi. Belek’teki otel yoğunluğu, kaplumbağa üreme alanlarını daraltıyor. Bu, doğanın sessiz ama derin bir çığlığı.
Antalya’nın geleceğini belirleyecek temel soru artık şu: Turizmi, doğayla barışık bir şekilde sürdürebilecek miyiz? Çünkü sürdürülebilir olmayan hiçbir büyüme kalıcı değildir. Artık şehirlerin geleceği, sadece ekonomik göstergelerle değil; ekolojik dayanıklılık ve yaşanabilirlik kriterleriyle ölçülüyor.
Bugün Antalya’nın önünde iki yol var. İlki, geçmişte olduğu gibi kısa vadeli kazanç uğruna sahilleri, ormanları ve su kaynaklarını tüketmeye devam etmek. Bu yol, doğayı yok ederek kendi ekonomik temelini de tehlikeye atacak bir çıkmazdır. İkinci yol ise daha zorlu ama umut verici: Sürdürülebilir kentleşme ve yeşil dönüşüm politikalarıyla geleceği yeniden inşa etmek.
Bu, yerel yönetimlerden turizm sektörüne, halktan yatırımcılara kadar herkesin sorumluluğunu paylaştığı bir süreç olmalıdır. Yenilenebilir enerji kullanımının artırılması, gri su geri dönüşüm sistemlerinin yaygınlaştırılması, atık yönetiminde geri dönüşüm oranlarının yükseltilmesi, yeşil alanların korunması ve kent merkezinde yaya öncelikli yaşam alanlarının genişletilmesi… Bunların hepsi Antalya’yı yeniden “yaşanabilir şehir” kimliğine kavuşturabilir.
Antalya, aslında Türkiye’nin geleceğine dair bir laboratuvar gibi. Burada yapılacak doğru planlamalar, diğer kıyı kentleri için de model olabilir. Doğayla çatışan değil, onunla uyum içinde gelişen bir kent vizyonu, artık bir tercih değil zorunluluktur.
Antalya’nın hikâyesi, sadece bir kentin hikâyesi değildir; Türkiye’nin kalkınma serüveninin aynasıdır. Biz büyürken doğayı unuttuk, şimdi onu hatırlamanın zamanı. Çünkü doğa, kendini affettirmeyi değil, kendini hatırlatmayı seçer. Antalya bugün hâlâ güzelliğini koruyorsa, bu onun sabrındandır. Ama sabrın da bir sınırı var.
Antalya’nın geleceği daha fazla otel odasında, daha çok beton metrekarede değil; doğanın, suyun ve toprağın hakkını gözeten bir anlayışta saklı. Turizmin parlayan yüzü, ancak doğanın sessiz çığlığını duyabildiğimiz ölçüde var olabilir.
Ve belki de artık büyümenin değil, dengeyi bulmanın zamanı gelmiştir.
GÖRMEK Mİ, BİLMEK Mİ? İŞTE BÜTÜN MESELE BU!BAHAR UYSAL HAMALOĞLU
HATAP UN FABRİKASI MÜZESİ’NDE ZAMAN YOLCULUĞUAHMET İLBARS
ROZETGAZANFER ERYÜKSEL
TÜRKİYE SOLU’NUN BAŞARISIZLIĞIEŞREF URAL
DENİZ GÖKTAŞ: KİMLİĞİN MİZAH EŞİĞİTARIK ÇELENK
CENGİZ GÜNDOĞDU’NUN ARDINDAN (1943 – 1 Temmuz 2026)YUNUS YAŞAR
HAYAT HİKAYELERİ VE İÇİMİZDEKİ ROTAIŞIK YARGIN
NEŞEMİZİ ÇALAMAYACAKLARNİZAMETTİN ŞEN
DİKKAT EKONOMİMİZİ DİKKATLİ KULLANALIMRAZİYE GÖK AKTAŞ
HEP İLE HİÇ ARASINDA BİR ŞİİRMUHARREM YELLİCE
KANT’IN TERAZİSİ, HUME’UN DAMAĞIGÖZDE SARI
ÜÇ ÇEYREK ÖMÜRDE SON DÜZLÜKYALÇIN DUMAN
KONFOR ALANI TUZAĞIMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
DİKİZ AYNASI, HAYAT, GEÇMİŞ VE GELECEKHASAN YAKUP CANGÜVEN
MUSTAFA ERGÜN ANTALYASPOR'A NE VERDİ?VEDAT GÜRHAN
TÜRKLÜK ÜZERİNENURİ SEZEN
MEZUNİYETLERDEKİ GÖSTERİŞ YARIŞI VE GÖRÜNMEYEN TEHLİKELERDİLEK DEMİRKAN
TONGUÇ’U ANARKENYAVUZ ALİ SAKARYA
ANTALYA TURİZMİ BÜYÜYOR; AMA AYNI ANDA TÜKENİYORCEM ARÜV
KADIN VE GÖÇ: BAVULA SIĞMAYAN HAYATLARGÜLŞEN ARAS GÜLMEZ
GÖZYAŞI VAR, UMUT DA VARSÜLEYMAN EKİN
5N 1K KURALINI UNUTAN GAZETECİLER!ALİ İHSAN DİLMEN
TÜRK-ALMAN TURİZMİNDE STRATEJİK BULUŞMAHÜSEYİN BARANER
MUHTARLIKLAR MESELESİAHMET GEDİKAĞAOĞLU
TARIM GÜNDEMİ'NDE TARIMIN GELECEĞİ KONUŞULDU
ÖNCE AVLADILAR SONRA TADINA BAKTILAR
80 YAŞINDA YARIM ASIRLIK YORGANCI
YEŞİL GEÇİŞ İÇİN ORTAK AKIL ÇALIŞTAYI
ATB, HAZİRAN AYI HAL ENDEKSİ'Nİ AÇIKLADI
HALK EKMEK 4 YILDA 30 MİLYON EKMEK ÜRETTİ
SAĞLIĞINA KAVUŞTU, ÇAY HASRETİ SON BULDU
MPS HASTASI EZGİ, BOZUK TOPRAK YOL NEDENİYLE EVE HAPSOLDU
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim






