- IMKB
% - Altın
6814.25
%0 - Dolar
44.982
%0 - Euro
52.7587
%0
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 19:40 - EDEBİYAT DOSTLARI TOPLUMCU GERÇEKÇİLİĞİ TARTIŞTI
- 19:32 - HÜLYA AVŞAR CUP, 25'İNCİ KEZ DÜZENLENDİ
- 18:08 - YÖRÜKLER 27'NCİ KEZ GELENEKLERİNİ CANLANDIRDI
- 18:00 - EĞİRDİR ULTRA TRAİL HEYECANI DOĞAYLA BULUŞTU
- 17:53 - DENİZDEN 5 TON ATIK ÇIKARILDI
- 17:45 - SICAK HAVAYI FIRSAT BİLENLER SAHİLE AKIN ETTİ
- 17:36 - SINIRLI MİKTARDA ÜRETİLEN BEYAZ ÇAYIN KİLOSU 40 BİN LİRA
- 17:26 - HAYALET AĞLARLA 1,5 MİLYON DENİZ CANLISI KURTARILDI
- 17:08 - ANTALYA’DA MOTOSİKLETLER ÇARPIŞTI: 3 YARALI
- 17:08 - DEVRİM KILIÇ: "KONTROLSÜZ DEPOLAR, YANGIN RİSKİ SAÇIYOR"
- 16:58 - YÜZÜNCÜ YIL BULVARI’NDA ASFALTLAMA ÇALIŞMASI TAMAMLANDI
- 15:53 - BELEDİYE ÇALIŞANININ BAYRAK HASSASİYETİ
- 15:28 - OSMANİYE’DE KÖPEĞE ÇARPAN MOTOSİKLETLİ AĞIR YARALANDI
- 15:13 - GAZİPAŞA’DA TRAFİK KAZASI: 3 YARALI
- 14:53 - KAZA YAPAN MOTOSİKLETLİ KARŞI YÖNDEN GELEN MİNİBÜSÜN ALTINDA KALDI

MUHARREM YELLİCE / KONUK YAZAR


TOPLUMCU GERÇEKÇİ EDEBİYAT DÜNYADA NİÇİN TIKANDI?
Sanat, bir ideolojinin megafonu olduğu anda sanat olmaktan çıkar; kalıcı edebiyat, sloganla değil, insan ruhunun derinliğiyle yazılır.
Toplumcu gerçekçi edebiyatın dünyada niçin tıkandığı sorusu, yalnızca bir edebiyat meselesi değildir; aynı zamanda sanatın mahiyetiyle ilgili temel bir sorudur. Çünkü burada tartışılan şey, sadece bir edebî akımın başarı veya başarısızlığı değil, sanatın ne olduğu ve ne olmadığıdır.
Benim kanaatime göre toplumcu gerçekçi edebiyatın tıkanmasının temel sebebi, edebiyatı sanat olmaktan çıkarıp bir araca dönüştürmesidir. Sanatın yerine amacı, estetiğin yerine görevi, insanın yerine ideolojiyi koyan her anlayış, ne kadar gür sesle konuşursa konuşsun, bir süre sonra kendi sınırlarına çarpar. Çünkü sanat, herhangi bir siyasî, ideolojik, dinî ya da pedagojik öğretinin hizmetine girdiği anda kendi ruhunu kaybetmeye başlar.
Edebiyat, her şeyden önce insanı anlatır. Fakat toplumcu gerçekçi anlayışın önemli bir kısmı, insanı bütün karmaşıklığı içinde ele almak yerine onu bir sosyal tezin taşıyıcısına dönüştürmüştür. Böyle olunca roman kahramanı insan olmaktan çıkmış, fikrin memuru hâline gelmiştir. Şair, hakikatin peşindeki yaratıcı kişi olmaktan uzaklaşmış; sloganın, bildirinin ve ideolojik çağrının sözcüsüne dönüşmüştür. İşte tıkanma tam da burada başlamıştır. Çünkü edebiyat, insanın derinliğini kaybettiği yerde gücünü de kaybeder.
Sanat eserinin ömrünü belirleyen şey, bağlı olduğu günlük siyasal heyecanlar değildir. Onun ömrünü belirleyen şey, insan ruhuna ne ölçüde temas ettiği, ne kadar sahici olduğu ve ne kadar estetik yoğunluk taşıdığıdır. Toplumcu gerçekçi edebiyat ise çoğu zaman estetik yoğunluğu ikinci plana itmiş, mesajı öne çıkarmıştır. Bu da edebiyatı edebiyat yapan cevheri zayıflatmıştır. Bir eser, yalnızca ne söylediğiyle değil, nasıl söylediğiyle yaşar. Hatta çoğu zaman nasıl söylediği, ne söylediğinden daha önemlidir. Çünkü sanatın alanı bilgi vermek değil, duyarlık kurmak; nutuk atmak değil, insan ruhunda yankı uyandırmaktır.
Didaktik öğretinin edebiyatla ilişkisi elbette bütünüyle yok değildir; fakat didaktizmin egemen olduğu yerde sanat zayıflar. Çünkü öğretmek isteyen metin, çoğu zaman göstermeyi bırakır ve açıklamaya başlar. Oysa büyük edebiyat vaaz vermez; insanı, hayatı, trajediyi, sevinci, acıyı ve çelişkiyi duyurur. Sanatın vazifesi ders vermek değildir. Ders veren metinler bir dönemde alkış alabilir; fakat çağları aşan eserler, okuruna hükmeden değil, onu düşünmeye ve hissetmeye çağıran eserlerdir.
İdeolojik ve dinî söylemin sanat üzerindeki baskısı da benzer biçimde eseri daraltır. Çünkü bir ideoloji ya da bir inanç sistemi için üretilen metin, çoğu zaman kendi sınırları içinde anlam kazanır. O çevrenin dışında etkisini kaybetmeye başlar. Bir doktrinin doğruluğunu ispat etmeye çalışan metin, evrensel insanlık hâllerine açılmakta zorlanır. Bundan dolayı da ömrü, çoğu zaman dayandığı ideoloji, doktrin ya da inanç iklimi ile sınırlı kalır. O doktrin gerilediğinde, o metnin etkisi de geriler. Oysa gerçek sanat, bir çağın modasına değil, insanlığın kalıcı hâllerine yaslanır.
Bugün dünyada pek çok ideolojik edebiyat ürününün unutulmuş olması tesadüf değildir. Bir zamanlar çok etkili görünen nice metin, ait olduğu dönemin sloganlarıyla birlikte yaşlanmış, etkisini yitirmiştir. Çünkü moda fikirlerden doğan edebiyat, çoğu zaman modanın ömrü kadardır. Günü kurtarır; fakat geleceğe kalamaz. Bir dönemin politik ikliminde çok önemli gibi görünen pek çok ürün, o iklim değişince yalnızlaşır. Geriye estetik bakımdan güçlü olmayan, insanı bütün yönleriyle kavramayan, sadece bir fikri savunmakla yetinen metinler kalır. Bunlar da zamanın büyük eleğinden geçemez.
Toplumcu gerçekçi edebiyatın en büyük çıkmazlarından biri de hayatı tek cepheden okuma alışkanlığıdır. İnsanı sınıf, düzen, sömürü, emek ve çatışma gibi başlıklar içine sıkıştıran bir bakış, hayatın bütününü kuşatamaz. Oysa insan yalnızca ekonomik bir varlık değildir. O; âşık olan, yalnız kalan, korkan, ölen, dua eden, şüphe eden, pişmanlık duyan, güzellik arayan, acı çeken, bazen alçalan, bazen yücelen çok katmanlı bir varlıktır. Sanat bu çok katmanlı yapıyı kavradığı ölçüde büyür. Bir ideolojik çerçeveye hapsedildiğinde ise küçülür.
Bu yüzden toplumcu gerçekçi edebiyatın tıkanması, aslında hayatı dar yorumlamasının sonucudur. İnsanlığın tamamına hitap etmeyen bir sanatın yaşama şansı zaten sınırlıdır. Çünkü sanat, belirli bir zümrenin, belirli bir partinin, belirli bir ideolojik çevrenin değil; insan ruhunun müşterek alanında var olur. Bir köylüyü, işçiyi, yoksulu, ezileni anlatmak elbette değerlidir; ama bunu yalnızca bir ideolojik şemayı doğrulamak için yapmak, sanatı küçültür. Büyük eser, kahramanını savunmaz; onu bütün çelişkileriyle yaşatır. Büyük romancı, kişisini tezinin delili hâline getirmez. Onu bir insan olarak kurar. Bu nedenle estetik değeri olan eser kalır, sloganla kurulmuş eser ise eskir.
“Sanatın gayesi sanattır” sözü çoğu zaman yanlış anlaşılır. Bu söz, sanatın hayattan kopuk, steril ve soyut bir oyun olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, sanatın kendi iç yasalarıyla var olduğu anlamına gelir. Sanat; siyasetten, ahlâktan, dinden, pedagojiden ve günlük faydadan bağımsız bir estetik hakikate sahiptir. Edebiyatın gücü de buradan gelir. Bir şiiri şiir yapan şey, doğru fikri savunması değil; dilde kurduğu titreşimdir. Bir romanı büyük yapan şey, bir ideolojiyi desteklemesi değil; insanı derinliğiyle verebilmesidir. Bir tiyatro eserinin kalıcılığı, verdiği mesajdan çok kurduğu dramatik hakikatte gizlidir.
Sanat, propaganda değildir. Bildiri hiç değildir. Slogan ise zaten sanatın düşmanıdır. Çünkü slogan, hayatı tek cümleye indirir; sanat ise hayatın tek cümleye sığmadığını gösterir. İdeoloji kesinlik ister; sanat ise çoğu zaman belirsizlik, derinlik ve çağrışım içinde yaşar. İdeoloji “budur” der; sanat “acaba?” diye sorar. İdeoloji hüküm verir; sanat gösterir. Bu yüzden sanatın alanı ile doktrinin alanı birbirinden farklıdır. Doktrin taraftar ister, sanat ise insan ister.
Bir eserin toplumsal içeriğe sahip olması ile toplumcu gerçekçi kalıba girmesi aynı şey değildir. Shakespeare’den Dostoyevski’ye, Yunus Emre’den Tanpınar’a, Cervantes’ten Tolstoy’a kadar büyük yazarların hepsi topluma temas etmiş, çağlarının meselelerini görmüş, insanın trajedisini yaşamın içinden almıştır. Fakat onları büyük yapan şey, herhangi bir doktrinin sözcüsü olmaları değil; insanı ve hayatı sanatın süzgecinden geçirerek evrensel bir dile ulaştırmalarıdır. Kalıcı olan budur. Yoksa belli bir siyasî çizginin ya da ideolojik programın metinleştirilmesi değil.
Toplumcu gerçekçi edebiyat bir dönemde güçlü görünmüş olabilir; çünkü belli tarihsel şartlar onun lehine bir zemin üretmiştir. Fakat tarihî şartların sağladığı görünür güç ile estetik kalıcılık aynı şey değildir. Bir dönemin gürültüsü içinde yüksek sesle konuşan metinler, zaman sessizleştiğinde tek başına kalır. İşte o zaman geriye, dilin kudreti, kurgu gücü, insan derinliği ve estetik yapı kalır. Bunlar yoksa eser de uzun süre yaşayamaz.
Ben bu yüzden toplumcu gerçekçi edebiyatın tıkanmasını yalnızca tarihsel bir yorgunluk olarak görmüyorum. Bu tıkanma, onun kuruluşunda taşıdığı temel bir problemin sonucudur. O problem şudur: Edebiyatı bir amaç değil, bir araç olarak görmek. Sanatı insanlığın büyük estetik arayışı olmaktan çıkarıp ideolojik mücadelenin aparatı hâline getirmek. Oysa sanatın onuru, hiçbir gücün memuru olmamasındadır; ne siyasetin, ne ideolojinin, ne dinî telkinin, ne de pedagojik buyruğun.
Sonuç olarak şunu açıkça söylemek gerekir: İnsanlığın tamamına hitap etmeyen, insanı bütün derinliğiyle kavramayan, estetik değeri ikinci plana atan, didaktik ve ideolojik söylemi sanatın önüne geçiren hiçbir edebiyat anlayışı kalıcı olamaz. Toplumcu gerçekçi edebiyatın dünyada tıkanmasının asıl sebebi budur. Çünkü sanat, yalnızca bir düşüncenin taşıyıcısı olduğunda daralır; fakat insanın sonsuz hâllerine açıldığında büyür. Kalıcı olan eser, bir ideolojinin değil, insanlığın eseridir. Gerçek sanat, çağın modasına değil, insan ruhunun derinliğine yaslanır.
Fikir modadır, slogan geçicidir, doktrin yaşlanır; ama insanı estetik hakikat içinde anlatan gerçek sanat, çağları aşarak yaşamaya devam eder.

DENİZ TUTAR DA KARA TUTMAZ MI?GAZANFER ERYÜKSEL
ANNEM LEYLA… BUGÜN GÜNLERDEN ÖLÜMHASAN YAKUP CANGÜVEN
GÖRÜNMEZ PRANGALAR: MİRAS ALDIĞIMIZ KORKULARMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
TOPLUMCU GERÇEKÇİ EDEBİYAT DÜNYADA NİÇİN TIKANDI?MUHARREM YELLİCE
BAYATBADEMLER'E KIYMAYIN!..VEDAT GÜRHAN
BİR KUKLADAN ÇOCUĞA, BİR ÇOCUKTAN İNSANABAHAR UYSAL HAMALOĞLU
HIZ VE VİCDANAHMET İLBARS
2026’NIN HIZLI DÜNYASININ TEMEL TAŞI: ERKEN ÇOCUKLUK EĞİTİMİIŞIK YARGIN
BAZI VEDALAR ZORDURSÜLEYMAN EKİN
EVİMİZİN OĞLU RIZA KAYAALPKAHRAMAN KÖKTÜRK
KİMİN ÇOCUKLUĞU?GÖZDE SARI
BUGÜN 23 NİSAN, NEŞE DOLUYOR İNSANBİHTER GÖRDÜ
23 NİSAN: BİR BAYRAMDAN FAZLASI, BİR SORUMLULUKŞAFAK ÇELİK
23 NİSANŞEBNEM YAPA ÖZTOPRAK
BİR ÇOCUĞUN GÜLÜŞÜYLE BAŞLAR HER ŞEYDERYA DEMİR
OTOPARK ALANLARININ KULLANIMIAV İBRAHİM GÜLLÜ
OKULLAR NİÇİN ŞİDDET YUVASI?ALİ İHSAN DİLMEN
BİYOYAKIT: KAÇIRDIĞIMIZ FIRSATIN 90 YILLIK HİKAYESİALİ ALAKOÇ
GELECEKTEN TASARRUF EDİLMEZNİNA ŞAHİN
YÜZBAŞI SELAHATTİNNURİ SEZEN
KADININ SİYASETTEKİ YERİ: TEMSİL Mİ, DÖNÜŞÜM MÜ?GÜLŞEN ARAS GÜLMEZ
TÜKETİCİ HAKEM HEYETİ KARARLARININ İCRASIAV CÜNEYT KARASU
NİÇİN KÖYLÜLÜK?TARIK ÇELENK
BENİ LEYLEKLER GETİRMİŞ OLAMAZ ANNE!GÜRSEL KAYA
EDEBİYAT DOSTLARI TOPLUMCU GERÇEKÇİLİĞİ TARTIŞTI
SICAK HAVAYI FIRSAT BİLENLER SAHİLE AKIN ETTİ
CUMHURİYET SAVCISI TAŞ İÇİN CENAZE TÖRENİ
ALMAN TURİSTLER KRUVAZİYERLE GELDİ
10 ÜLKEDEN ÇOCUKLAR SEVGİ KORTEJİ'NDE BULUŞTU
ÇANDIR'DAN BELEDİYE BAŞKANLARINA YÖREX DAVETİ
MELİKE ÇAKIR, TÜRKİYE KUPASI ETABINDA BİRİNCİ
BAİB'DE YENİ YÖNETİM GÖREVE BAŞLADI
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim






