Bugün 12 Eylül 2026 Cumartesi
  • Antalya22 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6784.1
    %0
  • Dolar
    48.3907
    %0
  • Euro
    56.495
    %0

TUGAY TOYDEMİR / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
TUGAY TOYDEMİR / KONUK YAZAR

SEYAHATİNİZİ ARTIK SİZ Mİ SEÇECEKSİNİZ, ALGORİTMA MI?

12 Eylül 2026 Cumartesi 00:17

Yapay zekâ turizmi özgürleştirecek mi, yoksa yeni bir dijital tekel mi yaratacak?

Booking, Expedia ve benzeri OTA’ların turizm sektöründe yarattığı dönüşümü daha yeni tartışmaya başlamışken kapıda çok daha büyük bir değişim var:

Yapay zekâ tabanlı seyahat platformları.

Bugün yapay zekâya “Eşimle birlikte ekim ayında 2.000 Euro bütçeyle beş günlük romantik bir Avrupa seyahati yapmak istiyorum” dediğinizde birkaç saniye içerisinde size destinasyon, uçuş, otel, restoran, müze ve günlük gezi programı hazırlayabiliyor.

Yakın gelecekte bunun bir adım ötesine geçerek rezervasyonları da sizin adınıza yapması şaşırtıcı olmayacak.

Harika değil mi?

Evet.

Ama aynı zamanda turizm tarihinin en büyük algoritmik güç yoğunlaşmalarından birinin başlangıcı olabilir.

Çünkü dün tüketicinin önünde yüzlerce internet sitesi vardı.

Yarın tüketici yalnızca şunu söyleyebilir:

“Bana en uygun tatili bul.”

Gerisini algoritma yapacak.

İşte asıl mesele burada başlıyor.

“En uygun” kime göre uygun?

Yapay zekâ size İstanbul’daki “en iyi on restoranı” önerdiğinde on birinci restoran neden listede değildir?

Gerçekten daha mı kötüdür?

Yoksa hakkında yeterli dijital veri olmadığı için mi görünmezdir?

Platformla ticari ilişkisi bulunmadığı için mi?

Daha fazla reklam veren, daha yüksek komisyon ödeyen veya algoritmanın önem verdiği kriterlerde daha başarılı olan işletmeler öne çıkabilir mi?

Bugün OTA sistemlerinde tartıştığımız komisyon, sıralama, sponsorlu görünürlük ve platform bağımlılığı, yapay zekâ çağında çok daha büyük bir probleme dönüşebilir.

Çünkü OTA size yüzlerce otel gösterir.

Yapay zekâ ise sizin yerinize düşünüp yalnızca üç otel önerebilir.

Bu durumda tüketicinin seçim özgürlüğü teorik olarak artarken pratikte azalabilir.

Yeni turizm ekonomisinin en değerli gayrimenkulü artık şehrin en güzel köşesi değil, algoritmanın ilk üç tavsiyesi olabilir.

Peki yapay zekâ gerçekten seyahat ediyor mu?

Hayır.

Yapay zekâ Kapadokya’yı anlatabilir ama gün doğumunda yüzüne vuran soğuğu hissetmemiştir.

Boğaz’ı tarif edebilir ama vapurdan yükselen çay kokusunu bilmez.

Napoli pizzasının yüzlerce tarifini analiz edebilir ama hayatında pizza yememiştir.

Burada başka bir yanılgıyı da ortadan kaldıralım.

Yapay zekânın arkasında yüzlerce mühendis oturup sürekli internette bilgi arayarak cevaplarımızı hazırlamıyor. Mühendisler modelleri, veri altyapısını ve sistemleri geliştiriyor. Büyük dil modelleri ise devasa miktardaki insan üretimi içerikten öğrendikleri örüntüler üzerinden cevap oluşturuyor; bazı sistemler ayrıca güncel arama, harita, fiyat ve rezervasyon verilerine bağlanabiliyor.

Dolayısıyla yapay zekânın gücü inanılmaz olabilir.

Ama beslendiği dünyanın büyük bölümü hâlâ bizim ürettiğimiz dünyadır.

Bu yüzden “Yapay zekâ ne kadar zeki?” sorusundan önce belki şunu sormalıyız:

Yapay zekâ ne kadar bağımsız?

Gerçek gezgin algoritmaya sığmaz

Turizmin özü optimizasyon değildir.

Gerçek seyahatin en güzel tarafı bazen yanlış sokağa sapmaktır.

Programınızda olmayan bir köyde durmak, turist rehberinde bulunmayan lokantada yemek yemek, hiç tanımadığınız biriyle sohbet etmek, planladığınız müzeye gidemeyip yerine hayatınız boyunca unutamayacağınız başka bir şey keşfetmektir.

Algoritma size istatistiksel olarak en doğru seçeneği gösterebilir.

Ama seyahat bazen yanlış seçeneğin doğru hatıraya dönüşmesidir.

İnsan tecrübesini veri setine indirgediğimiz anda turizmin ruhundan bir şeyler kaybetmeye başlayabiliriz.

VR seyahatin yerini alabilir mi?

Yapay zekâ ile birleşen sanal gerçeklik önümüzdeki yıllarda olağanüstü bir turizm ürünü yaratabilir.

Antik Efes’i iki bin yıl önceki haliyle dolaşabilir, 16. yüzyıl İstanbul’una gidebilir, piramitlerin yapıldığı dönemi deneyimleyebiliriz.

Bu müthiş bir eğitim, tanıtım ve pazarlama aracıdır.

Ama VR gözlüğüyle Maldivler’i görmek Maldivler’e gitmek değildir.

Çünkü seyahat sadece görmek değildir.

Sıcaklığı hissetmektir.

Koklamaktır.

Tatmaktır.

Yorulmaktır.

Kaybolmaktır.

Başka insanlara dokunmaktır.

Ve en önemlisi, kendi dünyanızdan fiziksel olarak çıkmaktır.

VR seyahatin yerine geçmekten çok, geleceğin en güçlü “seyahat fragmanı” olabilir.

Daha büyük soru: Kontrol kimde olacak?

Bugünkü yapay zekânın insanlardan nefret eden bağımsız bir iradesi yok.

Ancak yarının çok daha otonom sistemleri için tartışılması gereken mesele “robotlar insanları sevecek mi?” gibi bilimkurgu soruları değildir.

Asıl soru şudur:

Karar verme yetkisinin ne kadarını algoritmalara devredeceğiz?

Turizm bunun küçük ama öğretici bir laboratuvarıdır.

Bugün algoritma otelinizi seçer.

Yarın ulaşımınızı, restoranınızı, sigortanızı, harcamanızı ve seyahat rotanızı belirler.

Sonra başka algoritmalar enerjimizi, şehirlerimizi, ekonomimizi ve kaynaklarımızı optimize etmeye başlayabilir.

Bir gün insanı çevreye zarar veren verimsiz bir biyolojik unsur olarak değerlendiren son derece güçlü bir optimizasyon sistemi ortaya çıkarsa sorun onun “kötü” olması değildir.

Sorun, insanı merkeze koymayan bir hedefi kusursuz biçimde yerine getirmesidir.

Bu nedenle yapay zekâ çağının temel meselesi teknoloji değil, yönetişimdir.

Turizm sektörünün şimdiden sorması gereken soru:

Yapay zekâ turizme inanılmaz faydalar sağlayacaktır.

Kişiselleştirilmiş seyahat, anlık tercüme, dinamik fiyat karşılaştırması, erişilebilir turizm, yoğunluk yönetimi, alternatif destinasyonların geliştirilmesi ve sürdürülebilirlik açısından devrim yaratabilir.

Buna karşı çıkmak anlamsızdır.

Ama bugünden bazı soruların cevabını istemek zorundayız:

Algoritma neden belirli bir oteli öneriyor? Ticari ilişki varsa tüketici bunu bilecek mi? Sponsorlu tavsiye açıkça belirtilecek mi? Küçük işletmeler algoritmik görünmezliğe mahkûm olacak mı? Tüketicinin verileri kime ait olacak? Ve birkaç küresel yapay zekâ platformu turizmin yeni kapı bekçilerine dönüşürse onları kim denetleyecek?

Çünkü dün seyahat acentesine güveniyorduk.

Sonra arama motorlarına ve OTA’lara güvendik.

Şimdi yapay zekâya güvenmeye hazırlanıyoruz.

Belki geleceğin turizminde en önemli soru “Nereye gideceğiz?” olmayacak.

“Oraya gitmeye gerçekten biz mi karar verdik?” olacak.

Bu yazı toplam 82 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim