

GAZETECİ DENİZ ZEYREK VE TUNCAY ÖZKAN'DAN YEREL VE ULUSAL MEDYA AÇIKLAMASI
Gazeteci Deniz Zeyrek: “Yerel medya bugün bir hayatta kalma mücadelesi veriyor”
Antalya’da Cumhuriyet Halk Partisi tarafından düzenlenen ve yerel basının sorunlarının ele alındığı programa konuk olarak katılan Gazeteci Deniz Zeyrek, antalyasonhaber.com gazetesine yaptığı özel açıklamada, yerel ve ulusal medyanın içinde bulunduğu ekonomik, hukuki ve yapısal sorunlara dikkat çekti.
Zeyrek, yerel medyanın mevcut durumunu “hayatta kalma çabası” olarak tanımlayarak, bu sorunun yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığını, dünya genelinde gazeteciliğin ekonomik açıdan zorlu bir dönemden geçtiğini söyledi. Gazeteciliğin artık kârlı bir sektör olmaktan çıktığını belirten Zeyrek, bu nedenle medya kuruluşlarının işverenler açısından cazibesini yitirdiğini, bazı kurum ve şirketlerin ise farklı amaçlarla medya organlarını ayakta tutmaya çalıştığını ifade etti. Bu durumun gazetecilik ilkeleri açısından ciddi bir çelişki yarattığını vurguladı.
Program kapsamında yerel gazetecilerle yaptığı görüşmelerden de örnekler veren Zeyrek, gazetecilerin en temel sorununun ekonomik bağımsızlık eksikliği olduğunu belirtti. Ulusal medyada çalışan gazetecilerin maaşlarının dahi çoğu zaman asgari ücret seviyesine yakın olduğunu dile getiren Zeyrek, ekonomik bağımsızlığı olmayan bir gazetecinin basın özgürlüğü açısından da güçlü bir pozisyon alamayacağını söyledi.
Gazetecileri koruyan yasal düzenlemelerin zayıfladığını ve bazı yeni düzenlemelerin ise gazeteciler üzerinde baskı yarattığını belirten Zeyrek, özellikle dezenformasyonla mücadele yasasının ardından gazetecilere yönelik suç duyurularında artış yaşandığını ifade etti. Kendi deneyiminden örnek veren Zeyrek, haftada bir ya da iki kez ifade vermek zorunda kaldıklarını ve bunun gazeteciler için ciddi bir yük oluşturduğunu dile getirdi.
Yerel medyada ayrıca güvenlik sorununun da önemli bir başlık olduğunu söyleyen Zeyrek, haberlerden rahatsız olan odakların yerel gazetecileri doğrudan hedef alabildiğini, ulusal medyada ise tehditlerin daha farklı ve daha üst düzeyde gerçekleştiğini belirtti. Bu durumun gazeteciliği riskli bir meslek haline getirdiğini ifade etti.
Teknolojinin medyaya etkisi konusunda ise Zeyrek, dijital dönüşümün hem avantaj hem de dezavantajlar barındırdığını söyledi. Dijital ortamda yanlış bilginin hızla yayılmasının gazetecilere ek bir doğrulama sorumluluğu yüklediğini belirten Zeyrek, geçmişte gazetecilerin daha çok kendi ürettikleri haberlerle ilgilendiğini, bugün ise dolaşıma giren bilgilerin doğruluğunu sürekli kontrol etmek zorunda kaldıklarını dile getirdi.
Reklam gelirleri konusundaki adaletsizliğe de dikkat çeken Zeyrek, medya kuruluşlarının yayınlarında yer alan büyük şirket reklamlarının gelirlerinin büyük bölümünün küresel dijital platformlara gittiğini, yerel ve ulusal medya kuruluşlarının ise çok küçük bir pay alabildiğini söyledi.
Devletlerin geçmişte gazetecilerin haklarını koruma yönünde daha aktif rol üstlendiğini ifade eden Zeyrek, son dönemde ise gazetecilere yönelik olumsuz düzenlemelerin arttığını belirtti. İktidarların gazeteciliği eleştirel bir faaliyet yerine propaganda aracı olarak görmek istediğini dile getiren Zeyrek, bu yaklaşımın mesleğin doğasına aykırı olduğunu vurguladı.
Gazetecilikte objektifliğin zayıfladığını da belirten Zeyrek, medya ortamında “yankı odaları” oluştuğunu ve gazetecilerin yalnızca kendi görüşlerine yakın kesimlere hitap etmeye başladığını söyledi. Gazeteciliğin temel görevinin hak ve özgürlükler temelinde herkese eşit mesafede durmak olduğunu ifade eden Zeyrek, mevcut atmosferin bu ilkeyi zedelediğini dile getirdi.
Medya sektörünün zor bir süreçten geçtiğini vurgulayan Zeyrek, ancak gazetecilerin mesleğin niteliğini korumak için çaba göstermeye devam ettiğini belirtti.
CHP Milletvekili Gazeteci Tuncay Özkan: “Demokrasilerde denetimin birinci unsuru medyadır”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili ve Gazeteci Tuncay Özkan da, moderatör olarak katıldığı programda yerel medya ve demokrasi ilişkisine dair antalyasonhaber.com gazetesine özel değerlendirmelerde bulundu. Özkan, demokrasilerde “çek-balans” ve denetim mekanizmalarının hayati önem taşıdığını vurgulayarak, bu süreçte medyanın temel rol üstlendiğini söyledi.
Özkan, “Demokrasinin denetim organı medyadır. Halk adına yapılan parlamentodışı denetimde birinci unsurdur” ifadelerini kullanarak, özgür bir medya olmadan sağlıklı bir denetim mekanizmasının işletilemeyeceğini belirtti. Özgürlüğün olmadığı ortamlarda kurumsal yapının zayıflayacağını dile getiren Özkan, “Ya özgürlüğünüz ve kurumlarınız olacak ya da mafyalaşma ortaya çıkar” dedi.
Medyanın mevcut koşullarda yeterince direnç gösterip gösteremediği yönündeki soruya ise Özkan, tüm sorumluluğun yalnızca medyaya yüklenmesinin doğru olmadığını ifade etti. “Medyanın her şeyin battığı yerde kahramanlık yapmasını beklemek yanlış olur. Demokrasiyi herkesin savunması gerekir. Demokrasi halk tarafından korunmazsa onu koruyacak başka bir unsur yoktur” diye konuştu.
Türkiye’de medyanın sorunlarıyla ilgili Meclis’te mücadele ettiklerini belirten Özkan, mevcut siyasi ortamın medya üzerindeki etkisine dikkat çekerek, iktidarın hegemonya kurma sürecinde medyanın eşit ve demokratik bir paylaşım sistemi içinde olmadığını savundu. Özkan, “Bizim aradığımız birinci şey adalettir. Adaletin olmadığı yerde çürüme olur” değerlendirmesinde bulundu.
Geleceğe ilişkin umutsuz olmadıklarını da dile getiren Özkan, “Karanlığın en koyu olduğu an, şafağa en yakın olduğumuz andır” ifadeleriyle demokratik mücadeleye devam edeceklerini sözlerine ekledi.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





































