Bugün 01 Eylül 2026 Salı
  • Antalya32 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6771.75
    %-1.87
  • Dolar
    48.2771
    %0.01
  • Euro
    55.994
    %-0.24

RAZİYE GÖK AKTAŞ / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
RAZİYE GÖK AKTAŞ / KONUK YAZAR

HIZLANAN ZAMANLAR VE BİTMEYEN SINAVIMIZ

01 Eylül 2026 Salı 18:38

Dünya genelinde dumanlı fabrikaların karbon emisyonlarından,  yapay zeka fabrikalarının emisyonlarına evrilen sektörlerin dijital entegrasyonun küresel boyutlarını konuştuğumuz çağdan geçiyoruz.

Simsiyah dumanlar püsküren bacaların bıraktığı hava kirliliği, denizlere dökülen atıkların yarattığı deniz kirliliğinin kimden çıktığını, doğanın düşmanının kim olduğunu bulmak  zor değildir. Kirliliğe neden olan gözle görülen  kimyasal atıkların faturasının kime kesileceği de bellidir.

Aslında evimize gelen su faturalarına baktığımızda tıkır tıkır ödenen çevre temizlik vergisi faturalarımız  olduğunu görürüz.

Eskiden çevre kirliliği ile mücadele etmek nispeten daha düz bir mantıkla yürütülürdü. Bacaya filtre tak, fabrikaya ceza kes, denize çöp atma, .. gibi uyarılarla çevreyi koruduğunu düşünen sayısı oldukça çoktu.

Bir de teşvik edici ödüller var mavi bayrak gibi. Mavi bayraklı deniz olunca sanki denize hiç atık düşmemiş hiç kirlilik yok muş gibi algılanır. Oysa, acaba diyerek düşününce sadece mavi bayraklı olmanın da artık yeterli olmadığı anlaşılacaktır.

            Neyse, bacasından çıkan dumanı gördüklerimizin yarattığı çevresel kirlilikten çok  dijitalleşmenin getirdiği kirliliği konuşsak geleceğe biraz katkı sağlamış olacağız.

            Fabrikaları tütmeyen bacaların dijital çöplüğünde boğulduğumuzu fark etmekte geç kalıyoruz.

            Gözümüzü açıyoruz akıllı telefon kapatıyoruz akıllı telefon. Eskiden fabrika bacasından çıkan duman ciğerimizi soldurdu, yeşili öldürdü diye dertlenenler şimdi attığı adımı 4 tur dönerek çekip 4 kere bulut depoya gönderir oldular.

İsi pası gözle görünene dertlendiğimiz kadar isi pası gözle görünmeyen bulut teknoloji ve dijital ayak izinin yarattığı  kirliliğe de dertlenmeliyiz.

Bu gün küresel veri trafiğinin neredeyse tamamı birkaç teknoloji devinin tekelinde. Bu devler, karbon nötr olma vaatleriyle milyarlarca dolarlık yeşil imaj yatırımlar yaparken, veri merkezlerini soğutmak için az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerin ucuz enerji ve su kaynaklarını tüketiyor.

            Dijital dünya ile hızlanan zamanlar akıcı ve hızlı erişimler sağlarken diğer yandan Dijital kirlilik gelişmekte olan ülkelerin enerjisini sömürerek refahını yükselten gelişmiş ülkeler ile yeni nesil bir jeopolitik güç savaşına dönüşmüş durumda 

            Geleceğe gerçekten bir katkı sağlamak istiyorsak dünyayı gizliden gizliye ısıtan dijital canavarın yaydığı karbondioksit yağmuruna çözüm bulmalıyız.

            Çoğumuzun aklına  “dosyayı buluta yükledim” denince ilk olarak pamuk gibi beyaz doğa dostu bir yer geliyor olabilir. Maalesef bulut dediğimiz yer devasa enerji tüketen, binlerce sunucunun harıl harıl çalıştığı veri merkezleri/datacenterlardır. Bu merkezler o kadar çok ısınıyor ki onları soğutmak için harcanan elektrikle muhtemelen küçük bir ülkenin  tüm nüfusunun bir çok gideri karşılanabilir.

            Mesela basit küçük bir  şeymiş gibi görünse de, gönderdiğiniz gereksiz bir e-posta o sunucuları biraz daha terletiyor, biraz daha ısındırıyor.  

            Rahat edebilmek için minicik ellere bıraktığınız akıllı telefonlarda çocuğunuz hala saatlerce zaman geçiriyorsa, sonra siz de dönük ağaç sulama videonuzu paylaşıyorsanız bir taraftan ektiğinizi bir taraftan yok ediyor olduğunuzun farkında değilsiniz.

İşyerlerinizin fiziki mekanlarında küçük küçük odalar ve her odada çalışan klimalar ne denli dışarıya ısı adası bırakıyorsa, evinizin, dükkanınızın, işyerinizin aşırı sıcaklardan bunaldıkça yüklenilen klimaların yarattığı enerji sarfiyatını önlemek için gerekli adımları atmadıysanız, dışarıya karbondioksit salınımının azaltılmasına hala bir katkınız yok demektir.

Klimaların doğrudan bir egzoz gazı salınımı olmasa da, tükettikleri yüksek elektrik enerjisi nedeniyle küresel karbon ayak izini en çok artıran cihazların başında geldikleri bir gerçek.

            Neyse, 

Devam edelim ne diyorduk; Dijital oburluk bilançomuz,

Elimizden düşürmediğimiz akıllı telefonlarımızla,  çiçeği böceği, kediyi, kuşu, dağı bayırı,  denizi kumu, aynı günde kendimizi merdivenin başın ortasında sonunda inerken çıkaran çekip döndüre döndüre sosyal medyamızda paylaşıyor muyuz?

Sırf evde ses olsun diye içerik kanallarını açık arka planda çalıştırıyor muyuz?

Aynı açıdan çekilmiş 45 adet selfie’yi “belki bir gün lazım olur” diye bulutta saklıyor muyuz?

Gereksiz e-postaları hala silmediniz mi?

Yapay zekaya “ bana komik bir kedi çiz “ demeyi bırakmadınız mı?

Ghatgpt ye istediğiniz cevap gelinceye kadar bunu nasıl yapsam diye soruyor musunuz?

O zaman dünyayı ısıtan küçük bir kömür tanesi de siz siniz.

Doğaya zarar verilmesin diye kağıtsız temiz bir dünya vadeden dijitalleşme arkasında devasa bir enerji tüketimi/bacasız sanayi kirliliği veatık dağları yarattı. 

            Gelecek nesillere daha yaşanır bir dünya için silmediğimiz / dijital detoks yapmadığımız sürece  her gereksiz veri, yarın nefes alacağımız temiz havadan çalınan bir nefes demektir.

            Unutmayalım, dijitallik bize sunduğu kolaylıklarla hızlı erişimler sağlasa da gereksiz kullanımlar dahilinde  yarattığı kirlilikle her gün doğaya karşı yeni bir sorumluluk yüklüyor.

 

Bu yazı toplam 118 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim