Bugün 02 Şubat 2026 Pazartesi
  • Antalya14 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6560.71
    %-3.34
  • Dolar
    43.4898
    %-0.02
  • Euro
    51.4422
    %-0.32

YAVUZ ALİ SAKARYA / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
YAVUZ ALİ SAKARYA / KONUK YAZAR

NEDİR BU ZORBALIKTAN ÇEKTİĞİMİZ! (1)

02 Şubat 2026 Pazartesi 14:59

AKRAN ZORBALIĞI

Önce “akran zorbalığı” nedir, tanımlayalım, ardından nasıl önlenebilir konusunda akıl yürütelim, çözüm üretmeye çalışalım:
Tanım:
Akran zorbalığı, bir çocuğun ya da gencin; yaşıtları tarafından kasıtlı, tekrarlayıcı ve güç dengesizliği içeren davranışlara maruz kalması, kesintili ya da sürekli tensel ve tinsel olarak biçimde mağdur edilmesidir. Bu olumsuz davranışlar, fiziksel, sözel, duygusal ya da dijital (siber) saldırılar biçimde karşımıza çıkmaktadır.
Akran zorbalığının temel belirtileri nelerdir?
Bir davranışın zorbalık sayılabilmesi için genellikle üç unsurun bir araya gelmesi, bir arada bulunması gerekir.
Kasıtlı yapılan zorbalıklarda bilerek ve isteyerek zarar verme amacı vardır. Bunun da temelinde acımasızlık ve zalimlik bulunmaktadır. Belirtilerden biri kasıtlı olma durumudur.  
Zorbalık, süreklilik arz eder, tek seferlik değil, tekrar eden bir durum söz konusudur. Süreklilik belirtilerden bir diğeridir.
Güç dengesizliği vardır. Fiziksel anlamda daha güçlü olan, sosyal statüsü daha yüksek olan, yaşı daha büyük olan, çete söz konusu ise sayısal üstünlüğü olan ya da yapay zekayı daha iyi kullanan, dijital bakımdan daha avantajlı olan ön plana çıkabilmektedir. Gücü gücü yetene durumu söz konusudur.
Kısaca, akran zorbalığının, kasıtlı yapıldığını, süreklilik arz ettiğini, güç dengesizliğinin zorbalığa nedeni olduğunu söyleyebiliriz.
Zorbalık türleri
Fiziksel anlamda akran zorbalığı, vurma, itme, kakma, tekmeleme, yumruklama, tokatlama, yol kesme ve kişisel eşyasına zarar verme şeklinde gerçekleşmektedir. Bu fiziksel zorbalıktır.
Sözel zorbalık, alay etme, hoş olmayan lakaplar takarak, söverek, hakaret ederek ya da tehdit ederek aşağılama, küçük düşürme biçiminde gerçekleşmektedir.
Duygusal ya da sosyal (toplumsal) zorbalık, grup dışına iterek, arkadaş grubundan çıkartıp dışlayarak, hakkında asılsız dedikodular yayarak, teşhir ederek, yapay zekayı araç olarak kullanarak yapılmaktadır.
Siber zorbalık, telefon ya da bilgisayarların olanakları zorlanarak, sosyal medyada küçük düşürerek, hakaret dolu iletiler yayınlayarak, izinsiz fotoğraf, ya da görüntüler yayınlayarak yapılmaktadır.
Akran zorbalığına uğrayan çocuklarda olumsuz gelişmeler nelerdir?
Zorbalığa uğrayan çocukta giderek artan kaygı ve özgüven kaybı söz konusudur.
Çocuğun okul başarısında sürekli düşüş görülür. Başarısızlık, ilgisizlik, umursamazlık, dalgınlık ve dağınıklık dikkat çekici durumdadır.   
Çocuk, zaman içerisinde depresyon ve içe kapanma gibi duygular geliştirmekte, bulunduğu ortama uyum sıkıntısı çekmektedir.  
Okula gitme konusunda isteksizlik, derslerden soğuma söz konusudur. İlgi kaybı giderek artmaktadır.
Akran zorbalığına uğrayan çocukta ani duygu değişimleri başlar. Bunlar davranışlarına yansır, önceleri sakin görünen çocuk, giderek huzursuz ve huysuz hal alır.  
Çocuğun okula ve arkadaşlarına yönelik yakınmaları artar. Dışlanma ya da çevresinde daralma gözlemlenir.   
Zaman ilerledikçe, psikolojik (ruhsal) sorunlar ortaya çıkar ve sorunların dozu artar.   
Topluma sağlıksız katkı, yaşama olumsuz katılım, isteksizlik, mutsuzluk, asıl suratlılık, yaşama sevincini kaybetme gibi durumlar söz konusudur.
Zorbalık yapan çocuklarda oluşan olumsuz etkiler nelerdir?
Zorbalık yapan çocuk ta huzursuz ve huysuzdur. Empati yapmadığı (kendini başkasının yerine koymadığı) için kendini rahat hissetmez, giderek suça yönelme eğilimi artar.
Başlangıçta basit, önemsiz, çocukça gibi görünen kimi zorbalıklar, ileriki yaşlarda şiddet eğilimine dönüşür,  giderek yoğunluk kazanır, vazgeçilemeyecek hale gelerek, zorbalık eğilimli çocuğu bir suç makinasına dönüştürür.
İş bir kere çığırından çıkmaya görsün, alınacak önlemler zamanında alınmasın, kurallara uymama, aykırı davranma gibi davranışlar giderek gelişir ve kural tanımamaya, kuralları çiğnemeye yöneltir. Suç bir kere işlendi mi arkası gelecek demektir.  
Kısacası okul ortamında zorbalığa işaret eden belirtiler, başarıda düşüşle, içe kapanma ya da ani öfke patlamaları ile devamsızlıkla, okuldan ve derslerden soğumakla, arkadaş ilişkilerinde kopma, kavga ve küsmelerle, yanlış arkadaşlara uyma olarak sıralanabilir. 
Akran zorbalığını önlemek mümkün müdür, mümkünse ne gibi önlemler almak gerekir?
Çocuk gelişiminden birinci derecede sorumlu aile, okul, öğretmen, zorbalığa yönelik birbirlerini haberdar ederse, dayanışma ve davranış tutarlılığı sağlanırsa, çocuğun ya da öğrencinin kendisi de işbirliğine sıcak bakarsa, hep birlikte el ele verilirse, büyük ölçüde akran zorbalığı önlenebilir ya da en aza indirgenebilir.
Aile (anne, baba, veli ve yakın akrabalar), çocuğu yargılamadan dinlemeyi öğrenirlerse, çocuğu konuşturur, duygu ve düşüncelerini açıklamasına izin verirlerse, yol gösterirlerse, sürekli yakınmak yerine konuşmanın, yardım istemenin normal bir yol olduğunu küçük yaştan başlayarak öğretirlerse, çocuğu rahatlatırlarsa, kendileri de empati yapar, evde saygı-sevgi ortamı oluştururlarsa, önemli bir aşama kat edilmiş olur. Zorbalığa yönelim azalır.  
Veliler, soruna küçümsemeden yaklaşırlarsa, Okul ile rehberlik servisi ile iletişim kurarlarsa, çocuğa yalnız olmadığını hissettirirlerse, evde saygı ve sevgi ortamı oluştururlarsa, Dijital dünyada sınırlamalar koyarak doğru rehberlik ederlerse, şiddeti olağanmış gibi göstermezlerse çözüme olumlu katkıda bulunurlar.
Gerçek bir eğitim kurumu olarak okul ve özelikle rehberlik servisleri, rehber öğretmenler ve sınıf ve ders öğretmenleri açık ve net bir biçimde küçük büyük demeden her tür zorbalığa karşı bir karşı tavır içinde olur ve olayları yakın gözleme alırlarsa, iş işten geçmeden olaylara anında müdahale eder, tarafları yumuşatır, farkındalık ve bilinç kazandırırlarsa, rehberlik servisi muhtemel olayları büyümeden, kronik hale gelmeden çözümlerse, okuldaki güvenlik birimleri gözlerini dört açar, olası olaylara anında engel olurlarsa, okulda görevini yapmış olur.  Çözümün kaba kuvvete değil, barışçıl anlayışa ve empati duygusuna dayalı olduğu bilinmelidir.  
Okul ve öğretmenler, tüm öğrencilere her fırsatta empati yapmayı öğütler, duygusal farkındalık eğitimleri verirlerse, çözümün kaba kuvvete değil, konuşmaya, anlaşmaya, anlayışlı davranmaya dayalı olduğunu telkin ederlerse, eğitim görevlerini de yerine getirmiş olurlar.  Okul içi olumsuz olaylara göz yummamak, ortak tavır geliştirmek de çözüme yardımcı olacaktır.  
Zorbalığa maruz kalan kişi, sessiz kalırsa, üstüne üstüne gelineceğini bilmeli, ona göre davranmalıdır.
Zorbalık gören kişinin seyirci kalmak yerine, yardım istemesi, kimden yardım isteyeceğini bilmesi, yardım isteniyorsa, destek çıkması, yanlış davranışa karşı ortak tavır alınmasına katkı koyması gerekir.  Birlikte karşı koyma sorunu büyütmez, küçültür, çözüme iter.
Telefonla, ya da internet aracılığıyla ortaya çıkabilecek siber zorbalıklara karşı da dijital okuryazarlık eğitimi verilerek, ulaşımı engelleyen gizlilik ayarları yapılarak, bilinçlendirerek, kullanımı sınırlandırarak, sadece eğitim amaçlı kullanımına izin vererek ve belirli aralıklarla denetleyerek sıkıntılar en aza indirgenebilir. 
Akran zorbalığına uğrayan çocuğun ne yapması gerekir?
Kendisine inanan, güvenen bir büyüğe açılarak durumunu anlatmayı denemeli. Haberdar edilen büyükler, zorbalığa maruz kalan çocuğa arka çıkmalı, destek vererek, yalnız olmadığını hissettirmeli. Çocuk sessiz kalırsa, üstünü kapatmaya kalkışırsa, üstüne üstüne gelineceğini bilmeli, ona göre davranmalıdır. Zorbalığa maruz kalan çocuk, sessiz kalmanın sorunu yok etmeyeceğini, tam tersine daha da büyütebileceğini bilmeli, ona göre tavır almalıdır. 
Zorbalık gören kişinin seyirci kalmak yerine, yardım istemesi, kimden yardım isteyeceğini bilmesi, yardım isteniyorsa, yardım istenen kişinin hemen destek çıkması, yanlış davranışa karşı ortak tavır alınmasına katkı koyması gerekir. Birlikte karşı koyma sorunu büyütmez, küçültür, çözüme iter.
Zorbalığı gösterecek ileti, yazı, ekran görüntüsü gibi kanıtların, yok edilmek yerine saklanması, gerektiğinde kullanılacak halde korunması gereklidir. Kanıtlamak, belgelemek açısından önemlidir.   
Sonuç olarak, akran zorbalığının bireysel olmaktan çok toplumsal bir sorun olduğunu, hafife alınmaması gerektiğini söyleyebiliriz.
Zorbalığın önlenmesi ya da en aza indirgenmesi, aile, okul ve toplumun tüm kesimlerinin birlikte hareket etmesi ile mümkün olabilir. Verilecek eğitim, empati, saygı, sevgi, anlayış ve hoşgörü üzerine olmalıdır. Toplum içinde nefret tohumları ekmek yerine olaylara barışçıl gözle bakma eğitimi verilmelidir. Kaba kuvvetin çözüm olmadığını, sorun varsa zorlukla değil, güzellikle çözümlemek gerektiğini öğretmek gerektiği bilinmelidir.    
Akran zorbalığı konusunda öğretmenlere özellikle rehber öğretmenlere ve sınıf öğretmenlerine daha fazla görev düşmektedir. Öğretmenin durumu daha erken fark etmesi, gecikmeden el koyması, sakin olması, tarafsız davranması gerekir. Konudan haberdar olan sınıf ya da ders öğretmeninin Rehberlik servisiyle, rehber öğretmenle iş birliği yapması, zorbalık yanlısı öğrenciyi anlayışlı davranmaya ikna edebilmesi önemlidir. Bu da okulun, güvenli bir eğitim-öğretim ortamı yaratması ve nitelikli eğitim için uygun ortam hazırlaması ile mümkündür. Gerisi havanda su dövmektir. Sorun üstüne sorun üretmektir.  
Akran zorbalığını önleyici stratejiler neler olabilir?
Toleransa (Anlayışa) dayalı bir ortam yaratmak, uyulacak kuralları yöneticisi, öğretmeni, öğrencisi hep birlikte saptamak, empati duygusu geliştirmek, değerler eğitim vermek, öğrencileri bilgilendirmek ve bilinçlendirmek zorbalığı önlemede işe yarayacaktır.  
Sorun çıkarma eğiliminde olan öğrencileri okulun çeşitli işlerinde görevlendirerek, dikkat ve enerjilerini başka konulara, daha olumlu konulara çekmek te, yararlı olduğunu göstermek te çözüme yardımcı olabilir. Zor görünmektedir ama sorumluluk üstlenmeden sonuca gitmek mümkün değildir. Toplumun tüm katmanları umursamazlığı bırakmalı, kolayına kaçmamalıdır.    
çok toplumsal bir sorun olduğunu, hafife alınmaması gerektiğini söyleyebiliriz.
Zorbalığın önlenmesi ya da en aza indirgenmesi, aile, okul ve toplumun tüm kesimlerinin birlikte hareket etmesi ile mümkün olabilir. Verilecek eğitim, empati, saygı, sevgi, anlayış ve hoşgörü üzerine olmalıdır. Toplum içinde nefret tohumları ekmek yerine olaylara barışçıl gözle bakma eğitimi verilmelidir. Kaba kuvvetin çözüm olmadığını, sorun varsa zorlukla değil, güzellikle çözümlemek gerektiğini öğretmek gerektiği bilinmelidir.    
Akran zorbalığı konusunda öğretmenlere özellikle rehber öğretmenlere ve sınıf öğretmenlerine daha fazla görev düşmektedir. Öğretmenin durumu daha erken fark etmesi, gecikmeden el koyması, sakin olması, tarafsız davranması gerekir. Konudan haberdar olan sınıf ya da ders öğretmeninin Rehberlik servisiyle, rehber öğretmenle iş birliği yapması, zorbalık yanlısı öğrenciyi anlayışlı davranmaya ikna edebilmesi önemlidir. Bu da okulun, güvenli bir eğitim-öğretim ortamı yaratması ve nitelikli eğitim için uygun ortam hazırlaması ile mümkündür. Gerisi havanda su dövmektir. Sorun üstüne sorun üretmektir.  
Akran zorbalığını önleyici stratejiler neler olabilir?
Toleransa (Anlayışa) dayalı bir ortam yaratmak, uyulacak kuralları yöneticisi, öğretmeni, öğrencisi hep birlikte saptamak, empati duygusu geliştirmek, değerler eğitim vermek, öğrencileri bilgilendirmek ve bilinçlendirmek zorbalığı önlemede işe yarayacaktır.  
Sorun çıkarma eğiliminde olan öğrencileri okulun çeşitli işlerinde görevlendirerek, dikkat ve enerjilerini başka konulara, daha olumlu konulara çekmek te, yararlı olduğunu göstermek te çözüme yardımcı olabilir. Zor görünmektedir ama sorumluluk üstlenmeden sonuca gitmek mümkün değildir. Toplumun tüm katmanları umursamazlığı bırakmalı, kolayına kaçmamalıdır.

Bu yazı toplam 175 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim